Uçaklar artık yaşamımızın vazgeçilmez parçalarından olmuştur. Bunun nedeni, sağladıkları konfor ve zamandan tasarruftur. Bu iki parametrenin haricinde ayrıca uçaklar son yıllarda en çok tercih edilen ulaşım araçları arasında olması sebebiyle ekonomik olarak daha düşük bir maliyet anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca uçaklar artık lüks birer ulaşım aracı olmaları şöyle dursun en rutin ulaşım araçlarından biri haline gelmiştir. Uçaklar ki, burada bahsi geçen ticari yolcu uçaklarıdır. İnsanoğlunun normal şartlar altında dayanamayacağı irtifalarda uçuş gerçekleştirir. Bu uçuşlarda 40 bin fite kadar ulaşabilir ki, burada insanın nefes alması son derece imkansızdır. Peki ama nasıl oluyor da, yerden 11km’lik bir yükseklikte herhangi bir sorun yaşamadan seyahat edebiliyoruz. İşte bunun yanıtı uçakların sahip olduğu kabinlerde gizlidir. Modern uçaklar, son derece teknolojik makinelerdir. Hatta son yıllarda geliştirilen yeni modellerle beraber mürettebatsız uçuşun dahi gerçekleştirilebileceği ortaya konmuştur. Ancak yine de acil durumlarda mürettebat daima, bilgisayardan daha iyi sonuçlar alabilecek potansiyele sahiptir. Gelelim uçakların kabinlerine, uçakların kabinlere, tarih boyunca çok sayıda uçağın havada bilinmedik bir şekilde infilak etmesine neden oluyordu. Her ne kadar yapılan araştırmalar sonucu bunun nedeni tespit edilse de, o dönemlerde yürütülen çalışmalar çok zaman alıyor ve kesin netice vermiyordu.

Uçakların gövdesi olarak da adlandırılan kabinler, bir şişe benzeri yapıya sahiptir. Başka bir ifadeyle uçaklar, silindirik tüp şeklinde tasarlanmışlardır. Bunun nedeni, basınç değişiminde iç ve dış basıncın sahip olduğu fark nedeniyle uçakların zarar görmemesidir. Öncelikle, en yüksek basınç deniz seviyesindendir. Başka bir ifadeyle, insanların soludukları havada var olan oksijen miktarı en yoğun deniz seviyesindedir. Bu da deniz seviyesinden yukarı doğru çıkıldıkça, oksijen miktarının doğal olarak seyrelmesi anlamına gelir. Bu gazların sıkışması prensibinden kaynaklanır. Gaz, üzerinde içinde daha fazla gazla birleşirse bu takdire gaz doğal olarak sıkışır. Yer çekimi gazları etkiler, soluduğumuz hava her ne kadar gaz olsa da en yoğun halini yeryüzünde yakalar. Başka bir değişle, uzaya doğru alınırsa, atmosfer basıncı azalacağından oksijen miktarı da buna paralel olarak azalacaktır. Uçaklar ise, bu iki basınç farkını dengelemek üzere tasarlanmış bir gövdeye sahiptir. Uçakların motorlarında bulunan özel bir düzenek, motora ve kabine giden oksijeni ayarlar ve bu da uçağın yüksek irtifalarda az oksijenle dahi uçabilmesini ve yolcuların bundan etkilenmemesini sağlar. Kabin içine motorlar vasıtasıyla pompalanan hava, iç basıncın 2 bin metreler seviyesinde olmasını sağlar. Bu da bizlerin rahat bir uçuş gerçekleştirmesine olanak verir.

Ancak bazı durumlarda motor arızası yaşanabilir, bu da uçağın kabin içi basıncını etkileyebilir bu tür durumlarda uçak alçalır ve kabin basıncı dengelenmeye çalışılır. Ayrıca oksijen maskesi olarak da bilenen ve acil durumlarda tepenizde sallanacak olan bir de oksijen kaynağınız bulunur. Uçaklar halen dünyanın en güvenilir ulaşım araçlarındandır. Bu da onların her yıl neden bu kadar çok sayıda yolcu taşıdığı ortaya çıkaran en önemli parametredir.

Kaynakça:
http://www.uteddergi.com/tr/menu/teknik/ucaklar-neden-basinclandirilirlar.htm

Yazar:Emir Karasu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here