Yüksek Renin Nedenleri, Belirtileri ve Genetiği

Yüksek tansiyon yaygın sağlık sorunudur ve anormal renin göstermektedir. Böbrekler tarafından üretilen bu enzim, kan basıncını ve sıvı dengesini kontrol etmeye yardımcı olmaktadır. Renin olmadığında, tuz kaybını ve kan basıncını korumak imkansızdır. Bununla birlikte hem yüksek hem de düşük renin seviyeleri yüksek tansiyon vakalarının altında kalmaktadır.

Renin Nedir?

Vücut, her hücreye uygun miktarda oksijen ve besin sağlamak için kan basıncı ile hassas dengeyi korumaktadır. Bu kontrol sürekli dinamiktir çünkü kan düzenli olarak bu dengeyi değiştiren kimyasallarla doldurulur. Vücudun bu kontrolü gerçekleştirmesinin bir yolu, düşük kan basıncına yanıt olarak bir dizi olayı başlatmaktan sorumlu olan bir enzim olan renindir. Bu olaylar toplu olarak renin-anjiyotensin sistemi (RAS) tarafından kontrol edilmektedir.

Kan Testi

Renin en yaygın olarak plazma renin aktivitesi (PRA) veya aktif renindir. Plazma renin aktivitesi, renin anjiyotensin I (anjiyotensin II öncüsü) üretme kapasitesinin bir ölçüsüdür. Başka bir yöntem plazma renin konsantrasyonunu (PRC, pg/ml) ölçmektir. PRA ile karşılaştırıldığında, PRC daha hızlı, daha kolay gerçekleşmektedir ve tekrar üretmektedir. Bununla birlikte, PRA’nın aksine, düşük renin seviyelerini ölçmede duyarlı değildir.

Yüksek Seviyeler

Laboratuvar sonuçları genellikle referans aralık olarak bilinen ve bazen normal aralık olarak adlandırılan bir değerler kümesi olarak gösterilmektedir. Referans aralığı, sağlıklı kişilerin değerlerini göstermek için belirlenen laboratuvar testinin üst ve alt sınırlarını içermektedir. Sağlık uzmanı, kişinin sonuçlarından herhangi birinin beklenen değerler aralığının dışında olup olmadığını görmek için laboratuvar test sonuçlarını referans değerlerle karşılaştırmaktadır. Bunu yaparak, kişiyi ve sağlık uzmanın olası durumları veya hastalıkları tanımlanmasına yardımcı olacak ipuçları elde etmelerini sağlamaktadır. Normal plazma renin aktivite seviyeleri 0.25-5.82 ng/ml/saat arasındadır. Bu aralığın üzerindeki değerler yüksek olarak kabul edilmektedir.
Normal aralıklar farklı laboratuvarlar arasında değişiklik göstermektedir. Laboratuvardan laboratuvara değişkenlik, kullanılan ekipman, teknik ve kimyasallardaki farklılıklar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Ayrıca sonuçlar biraz aralık dışındaysa endişe edilmemelidir testi yapan laboratuvara dayalı normal aralıkta olduğu sürece, değerler normal olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, normal testin belirli bir tıbbi durumun olmadığı anlamına gelmediğini hatırlamak önemlidir. Doktor sonuçları tıbbi geçmişi ve diğer test sonuçlarıyla birlikte yorumlamaktadır. Tek bir testin tanı koymak için yeterli olmadığı unutulmamalıdır. Doktor tıbbi geçmişi ve diğer testleri dikkate alarak bu testi yorumlamaktadır. Biraz düşük veya yüksek bir sonuç tıbbi önem taşımamaktadır, çünkü bu test genellikle günden güne ve kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.

Yüksek Renin Nedenleri

Burada gösterilen nedenler genellikle yüksek renin ile ilişkilidir. Doğru teşhis için kişi doktoruyla veya başka sağlık uzmanıyla görüşmelidir. Renin değerlerinin yükselmesinin bazı nedenleri bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
1) Adet döngüsü aşaması: Renin aktivite düzeyleri kadınlarda adet döngüsünün luteal fazında artmaktadır.
2) Dehidrasyon: 10 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, dehidrasyona bağlı kan hacminde azalma ile plazma renin aktivitesinin arttığı bulunmuştur.
3) Dik vücut duruşu: Dik vücut duruşu, renin üretimini uyarmaktadır ve kan basıncını biraz azaltmaktadır. 10 kişide yapılan bir çalışmada dik duruş varsayıldığında plazma renin aktivitesinin arttığı bulunmuştur.
4) Hamilelik: Renin-anjiyotensin sistemi (RAS) hamilelik sırasında daha aktiftir. Erken gebelikte, böbrekler daha fazla renin, yumurtalıklar ve uterus astarı aktif olmayan bir renin öncüsü (prorenin) üretmektedir. Ayrıca plasenta büyüdükçe, karaciğer tarafından anjiyotensinojen üretimini artıran ve artmış kan anjiyotensin II’ye yol açan östrojen üretmektedir. Aldosteron ve diğer hormonal değişikliklerin artması nedeniyle, hamile kadınların kan hacmi daha yüksek olmaktadır.
5) Stres: Stres, renin üretimini uyaran sempatik aktiviteyi arttırmaktadır. 20 kişilik bir çalışmada (10’u yüksek tansiyonlu, 10’u sağlıklı), zihinsel stres her iki grupta da plazma renin aktivitesini arttırdığı bulunmuştur.
6) Yorucu egzersiz: 33 koşucu üzerinde yapılan bir çalışmada, maraton koşusu sonrasında plazma renin aktivitesinin 3 kat arttığı bulunmuştur.
7) Hipertiroidizm: Hipertiroidizm olan 24 kişide plazma renin aktivite düzeyleri yükselmiştir (muhtemelen sempatik aktivitenin artması nedeniyle).
8) Addison hastalığı: Yeteri kadar aldosteron ve diğer hormonlar üretmeyen adrenal bezler örneğin, Addison hastalığı veya diğer adrenal bez yetmezlikleri yüksek renin aktivite seviyelerine neden olmaktadır. Bunun nedeni aldosteron eksikliğinin artmış sodyum atılımına yol açmasıdır, bu da kan sodyum seviyelerini, ardından kan hacmini ve basıncını düşürmektedir. Kan sodyum düzeylerindeki bu düşüş böbrekte renin üretimini aktive etmektedir.
9) Düşük kan hacmi: Düşük kan hacmi renin üretimini aktive etmektedir. Düşük kan hacmine yol açan durumlar bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Kanama
• Kalp yetmezliği
• Nefrotik sendrom (idrarda fazla proteine neden olan bir böbrek hastalığı)
10) Renal arter darlığı: Renal arter stenozu, böbreklere kan taşıyan arterlerden birinin veya her ikisinin daralması böbrek kan akışını azaltmaktadır. Kan akışındaki bu düşüş renin üretimini uyarmaktadır. Arterlerin sertleşmesi (ateroskleroz) renal arter darlığının en sık nedenidir.
11) Malign hipertansiyon: Malign hipertansiyon, organ hasarına neden olan ani ve çok yüksek tansiyon olarak tanımlanmaktadır. Malign hipertansiyonu (n = 18) ve şiddetli hipertansiyonu (n = 12) olan 30 kişide üzerinde yapılan bir çalışmada, plazma renin aktivitesi ve aldosteron seviyeleri, malign hipertansiyonu olanlarda anlamlı derecede yüksek çıkmıştır, ancak kan basıncında minimum farklılıklara rağmen ciddi hipertansif kişilerde önemli ölçüde artmamıştır. Bu, ciddi hipertansiyonun neden olduğu küçük böbrek kan damarlarının hasar görmesi nedeniyle oluşmaktadır ve bu da böbreklerdeki kan akışının azalmasına neden olmaktadır. Bu renin üretimini aktive etmektedir ve bu da daha fazla kan damarı hasarına neden olmaktadır.
12) Reninoma: Reninomlar, renin (jukstaglomerüler hücre tümörleri) üreten böbrek hücrelerinin nadir görülen tümörleridir. Aşırı miktarda renin üreterek ciddi hipertansiyon, yüksek aldosteron seviyeleri ve düşük kan potasyum seviyeleri ile sonuçlanmaktadır.
13) Karaciğer skarlaşması: Karaciğer skarlaşması (siroz), karın (asit) içinde sıvı birikmesini desteklemektedir. Bu, renin üretimini uyaran dolaşımdaki kan hacminin azalmasına neden olmaktadır.
14) Feokromositoma: Feokromositoma, adrenal bezde gelişen nadir, genellikle iyi huylu bir tümördür. Adrenal bezin çok fazla hormon üretmesine neden olmaktadır (katekolaminler). Feokromositoma olan 7 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, 4 kişide salin ile supresyondan sonra plazma renin aktivitesi yüksek kaldığı ve feokromositoma cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra 4 hastanın hepsinde normal aralığa düşürdüğü bulunmuştur.
15) Bazı ilaçlar: Plazma renin aktivite seviyelerini artırabilecek ilaçlar bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Diüretikler
• Dihidropiridin kalsiyum kanal blokerleri
• Hidralazin
• Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri
• Anjiyotensin reseptör antagonistleri

İştirak Eden Faktörler

Bazı hastalıklar daha yüksek renin seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte, yüksek renin seviyelerinin doğrudan bu hastalıklara neden olacağını gösteren bir kanıt bulunmamaktadır. Bir çalışma, yüksek reninin hastalığa veya sağlık sonucuna katkıda bulunabileceğini bulsa bile örneğin kalp hastalığı veya ölmek yüksek renin, tek neden olma olasılığı düşüktür. Kalp hastalığı gibi karmaşık kronik bozukluklar her zaman kişiden kişiye değişebilen beyin kimyası, çevre, sağlık durumu ve genetik gibi birçok olası faktörü içermektedir. Bu faktörler aşağıdaki gibidir:
1) Ölüm riski: 3200 kişinin (1413’ü yüksek tansiyonlu) gözlemsel bir çalışmada daha yüksek plazma renin düzeyleri, tüm nedenlerden ölme riski ile ilişkili olduğu bulunmuştur.
2) Kalp hastalığı: 1717 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada daha yüksek plazma renin aktivite seviyeleri, hafif ila orta derece de hipertansiyonu olan daha yüksek kalp krizi riski (kan basıncından bağımsız olarak) ile ilişkilendirilmiştir. Plazma renin konsantrasyonu, koroner anjiyografiye (kalbin kan damarlarını incelemek için x-ışını görüntüleme) başvuran 3303 hastada kalp hastalığına bağlı uzun süreli mortalite ile ilişkili bulunmuştur.
3) Obezite: Plazma renin aktivitesi ve anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) obez kişilerde BMI ile birlikte korelasyon göstermektedir.
4) Kronik böbrek hastalığı (KBH): Daha yüksek PRA seviyeleri 9500 kişide daha yüksek CKD oranları ile ilişkili olduğu bildirilmiştir ve bun kişilerin çoğu yüksek tansiyona sahiptirler.

Yüksek Renin Seviyelerinin Yönetimi

Temel sağlık koşullarının ele alınması
Kişi yüksek renin seviyelerine sahipse, doktoru altta yatan nedenlere göre tedavi ve izleme önerecektir. Renin aktivite seviyelerini düşüren belirli altta yatan sağlık koşullarını tedavi etmek için kullanılan ilaçlar bulunmaktadır ve bu ilaçlar aşağıdaki gibidir:
• Yüksek tansiyonu tedavi eden bazı ilaçlar örneğin Beta-blokerler, klonidin, alfa-metildopa
• Steroid olmayan antienflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ve COX-2 inhibitörleri
• Kan pıhtılarını tedavi eden bir ilaç Heparin
• Vazopressin
Doktor yüksek renin seviyelerini ve diğer semptomların altında yatan nedene göre uygun ilaç tedavisini reçete etmektedir. Renin seviyelerini normalleştirmek için bazı koşulların çözülmesi gerekmektedir. Bu koşullar aşağıdaki gibidir:
a) Hipertiroidizm: Hipertirodizmin bazı tedavi seçenekleri bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Tiroit hücrelerini yok eden ve bu nedenle tiroit hormonlarını azaltan radyoiyot ablasyonu
• Tiroidektomi (tiroidin cerrahi olarak çıkarılması)
• Tapazole (metimazol) ve propiltiyourasil (tiroid hormon sentezini durduran) veya kolestiramin gibi Antitiroid ilaçlar (aşırı tiroit hormonlarının atılmasını desteklemektedir)
• Hipertiroidi semptomlarını hafifletmek için propranolol, atenolol ve nadolol gibi beta blokerler
b) Addison hastalığı: Hormon replasman tedavisi, yetersiz kortizol ve aldosteron seviyelerini düzeltmek için kullanılmaktadır.
c) Renal arter darlığı: Tedavi esas olarak yüksek tansiyonun ilaçlarını ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol edilmesini içermektedir. Arterlerin sertleşmesi (ateroskleroz) altta yatan nedense, kolesterolü düşüren ilaçlar reçete edilmektedir. Daha şiddetli vakalarda, böbreklere kan akışını düzeltmek için cerrahi işlem kullanılmaktadır.
d) Reninoma: Semptomları azaltmak için kan basıncını düşüren ilaçlar reçete edilmektedir. Tümörü cerrahi olarak çıkarmak reninomlu hastaların çoğunda normal kan basıncını eski haline getirmektedir.
e) Feokromositoma: Feokromositoma için ana tedavi, genellikle iyileşme ile sonuçlanan tümörü çıkarmak için yapılan cerrahidir.
f) Karaciğer skarlaşması (Siroz): İlaç tedavisinin yanı sıra, karaciğer skarlaşması (siroz) olan kişiler, doktorlarıyla karaciğer sağlığını desteklemek için tamamlayıcı yaklaşımları konuşmalıdırlar ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Alkol alımını sınırlamak, aşırı alkol karaciğer hücrelerine zarar vermektedir ve mevcut karaciğer koşullarını kötüleştirmektedir
• Dengeli diyet yemek
• Düzenli olarak orta ila yüksek (> 3 bardak) miktarda kahve (kafein içeriğinden bağımsız olarak) içmek
• Daha kaliteli uyku almak
• Karaciğeri ve böbrekleri detoks etmeye yardımcı olduğu düşünülen kuşkonmaz, lahana ve brokoli gibi daha fazla yiyecek yemek
• Daha fazla su içmek
• Kimyasal katkı maddeleri ve böcek ilaçlarından kaçınmak için organik et ve sebze yemek
Bununla birlikte, bu yaklaşımların çoğunun etkinliği tam olarak bilinmemektedir. Bazı ilaçlar veya takviyeler karaciğere zarar vermektedir. Karaciğere zararlı olup olmadığını öğrenmek için uzman bir doktora veya eczacıya danışılmalıdır.
Şikayetlerin Yönetimi İçin Bazı Yaklaşımlar
Düşük seviyelerin altında yatan neden kontrol altına alındıktan sonra, sağlık uzmanıyla yaşam tarzı değişiklikleri ve yardımcı olabilecek tamamlayıcı yaklaşımlar hakkında konuşulmalıdır. Aşağıda tipik olarak düşük renin ve yüksek tansiyonu olan kişilere önerilen yaklaşımlar bulunmaktadır:
Susuz kalmamak: Yeterli su içilmelidir ve iyi hidratlı olduğundan emin olunmalıdır, bu da kan hacmini artırmaya yardımcı olmaktadır ve sonuç olarak renin miktarını azaltmaktadır.
Stres seviyelerini yönetmek: Stres renin seviyelerini yükseltebileceğinden, stres seviyelerini yönetmek yardımcı olmaktadır. Stresi azaltmaya yardımcı olduğu önerilen teknikler bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Egzersiz yapmak
• Yoga
• Meditasyon
• Bir arkadaşla konuşmak
• Doğanın tadını çıkarmak
• Gülmek

Gen Mutasyonları ve Yüksek Renin

Bazı genetik koşullar yüksek renin seviyeleri ile ilişkilidir. Bazı genotiplerin bir hastalık ile ilişkili olması nedeniyle, bu genotipli herkesin aslında hastalığı geliştireceği anlamına gelmemektedir. Diğer genetik ve çevresel faktörler de dahil olmak üzere birçok farklı faktör, anormal renin seviyesi riskini etkilemektedir.

İlişkili Koşullar

1) Bartter sendromu: Bartter sendromu, böbreğin elektrolitleri (Henle döngüsü) yeniden emen ve böbrek ile karakterize nadir görülen kalıtsal bir kusurdur. Bazı nedenleri görülmektedir ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Yüksek kan renin seviyeleri
• Potasyum kaybı
• Düşük kan klorür seviyeleri
• Metabolik alkaloz (yüksek kan pH’ı)
• Yüksek aldosteron sekresyonu
• Normal kan basıncı
• Yüksek idrar prostaglandin seviyeleri
• Sık içme ve idrar yapma ihtiyacı
Sendroma Na +/K +/2Cl- cotransporter 2 (NKCC2) ve ilgili proteinlerdeki mutasyonlar neden olmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• ROMK, potasyumu hücrelerden uzaklaştıran protein
• ClC-Kb, klorürü hücrelerden uzaklaştıran protein
• CaSR, kalsiyum seviyelerini tespit eden ve bunları elektrolit taşıyıcılarını aktive etmek için sinyal olarak kullanan protein
2) Gitelman sendromu: Gitelman sendromu, Bartter’in (düşük potasyum, düşük klorür, yüksek renin ve kandaki yüksek aldosteron seviyeleri ile metabolik alkaloz) benzemektedir ve semptomlara sahip kalıtsal bir hastalıktır, ancak farklı bir bölgedeki böbrek hücrelerindeki kusurlar nedeniyle oluşmaktadır. Bu duruma Na + / Cl- cotransporter’daki (NCCT) mutasyonlara neden olmaktadır.

Kaynakça:
nih.gov
bmj.com
nature.com
degruyter.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :