Zihin kontrolü,İnsanlık üzerinde yapılan korkunç deneyler.
İnsanların düşünme, davranış, duygu ve karar verme mekanizmaları üzerinde tahrip edici etkide bulanabilen, varlığı tam olarak ispat edilememiş beyin yıkama operasyonlarına verilen addır. Bir gurup çıkar odakları tarafından düzenlendiği iddia edilen, başka bireylerin üzerinde beyin yıkamak ve zihin kontrolü sağlamak amacıyla yapılan bir dizi işlemdir.İlk kez despot rejimlerde, özellikle savaş sırasında, esir alınmış düşman askerlerine karşı yapılan bir tür propaganda aracı olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Bunun yanı sıra dini hareketlerde de kullanıldığı görülmüştür.

1950 yılında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Rusya tarafından da kullanıldığı ileri sürülen yöntemde, insanlar, bir amaca hizmet etmek maksadıyla yönlendirilmiş, adeta her isteği yerine getiren çok tehlikeli bir silah haline getirilmiştir.
İstihbarat örgütlerinin üzerinde çok titizlikle ve büyük bütçeler ayırarak durduğu zihin kontrol yöntemi, açıklanamayan birçok olayda anılmıştır. Bunlardan en çok bilineni Kennedy suikastıdır.
Savaş karşıtlığı ile nam salmış John F. Kennedy, bu yönüyle derin devlet ve karanlık güçlere karşı bir tehdit oluşturuyordu. 1963 yılında, yanında eşiyle beraber üstü açık bir arabada, halkın içindeyken suikasta kurban gitmiş, olayın faili Lee Harvey Oswald’ın bu cinayeti kendisine zihin kontrolü yapılması suretiyle işlediği öne sürülmüştür. John F. Kennedy cinayeti hiçbir zaman çözülemediği gibi olayın delilleri tamamen yok edilmiştir.

KÖKENLERİ
Zihin kontrolünün kökleri, Antik Mısır’a kadar gitmektedir. Bu konuyla ilgili ilk yazılı belgenin Mısır Ölüler kitabı olduğu öne sürülmektedir. Travmatik ritüelleri barındıran bu kitap, kişiyi köleleştirmek için zihin işkencelerini içeren gizli bir bölümden müteşekkildir. Günümüzde zihin kontrolü, bir sisteme bağlanmış ve bu sistemle beraber tutulan dosyalar, kayıtlarla neredeyse modern, karanlık bir bilime evrilmiş bulunmaktadır.
Nazi fizikçi ve biyolog Joseph Mengele Nazi kamplarında binlerce masum üzerinde deneyler yapmıştır. Yaptığı ölümcül deneyler sebebiyle Joseph Mengele, ölüm meleği lakabını almıştır. Yaptığı zihin kontrolü deneylerinin yazılı bulunduğu deney dokümanlarına Ruslar ve Amerikalılar tarafından el konulmuştur.
Bu dokümanların ve bazı üst rütbeli nazilerin, buna Mengele de dâhil, Amerika ve Güney Amerika’ya getirildiği, zihin kontrolü üzerine çalışmalarda CIA’ye yardım etmeleri, projeyi geliştirmeleri karşılığında, savaş suçlarının sumen altı edildiği ancak günümüzde konuşulmaktadır. Naziler, zihin kontrolü çalışmalarına, çok gizli, yer altı askeri üslerde devam etmiş, bugüne dek geliştirilen zihin kontrolü projesinin adeta baş mimarı olmuşlardır.


Warner Von Braun İngiltere’yi bombaladıktan sonra Amerika tarafından esir alınmış ve sözde, sadece füze yapımıyla ilgilenmiş, hatta Nasa’nın başına bile geçmiştir. Oysa bütün bunlar buzdağının görünen küçük bir parçasıdır. Gerçekte eski nazi savaş suçluları zihin kontrolü üzerinde çalışmaktaydı ve bu projeyi geliştirmek için masum küçük çocuklar üzerinde korkunç deneyler yapmaktan çekinmemişlerdi. Bu korkunç deneyler, gizli yer altı askeri üstlerinde aman vermeden yıllarca devam etmiştir. Denek çocuklardan sağ kalanlar gelecekte zihin kontrolü yapılabilen ve böylece manipüle edilebilen zavallı köleler olmuştur. Hatta edinilen bilgilere göre, bazı denek çocuklar sırf diğerlerinin üzerinde travma yaratmak ve böylece üzerlerinde daha kolay zihinsel yönlendirmeler yapılsın diye diğer çocukları tüm denek çocukların önünde bıçak kullanarak kesmiştir. Bu bilgi, Ken Adachi tarafından yazılan Mind control the Ultimate Teror adlı kitabından daha detaylı okunabilir.
Bu korkunç deneyler bugün CIA elinde bulunan Zihin kontrolü programının miladı olmuştur.

Zihin kontrolü projesi 1960 yılına kadar uygulanmış, birçok masum insan bu proje kapsamında denek olarak kullanılmıştır. Uygulanan metotlar başlıca şunlardır: Deneği manipüle etmek ve mental olarak zayıf düşürmek için sözlü ve fiziksel tacizde bulunmak, uyuşturucu ve kimyasallar kullanılarak duyusal algılara travma yaşatmak, izolasyon teknikleri ile deneğin akli dengesini zafiyete uğratmak.Zihin kontrolü deneylerinde kullanılan bir başka şey ise: LSD adlı güçlü halüsinasyon etki yaratan maddedir. Lsd adlı madde, genelde bu deneyden hiç haberi olmayan kişiler üzerinde kullanılmıştır. Bu kişiler: hayat kadınları, askeri personel olabildiği gibi, hükümet görevlileri hatta CIA personelleridir. Ayrıca yüksek elektroşok, mental ve fiziksel işkencelerde zihinsel kontrol için göz kırpmadan yapılan işkence türleridir. Zihin kontrolü projesinin asıl amacı: Ülkeye zarar vermek isteyen düşman ülkelerin askerleri ve halkı üzerinde bir tür sorgu ve çözümleme metodu olarak gösterilmeye çalışılsa da, adını vermek istemeyen ve bu projelerde üst düzeylerde görev almış bazı yetkililer, asıl amacın, ortadan kaldırılmak istenen kişilere yönelik suikast operasyonları için yapıldığını, bununla beraber bu projenin, birçok gizli görev için hazırlanmış olduğunu itiraf etmiştir. Amaç bir çok -Mançuryalı aday- oluşturmaktır aslında.


Mançuryalı aday, bir insanı, beynini yıkayarak, aklına nakşedilen bir emir verildiğinde, adeta bir silaha çevirmektir. Kişiye bir söz söylendiğinde, örneğin, -gözlüğünü çıkar- gibi alakasız bir şey denildiğinde, o kelimeyle kişinin aklına işlenen neyse, bunun bir anda eyleme geçirilmesi halidir. Kişi o özel kelimeyi veya cümleyi duyduğunda, kendisinden istenen şeyi yapacaktır. Mesela karşısındaki kişiyi gözünü kırpmadan öldürecektir.
The New Federalist gazetesi yazarı Anton Chaitkin’in, emekli bir CIA yöneticisini köşeye sıkıştırması sonucu aldığı cevap ilginçtir. Emekli CIA yetkilisi Anton Chaitkin’in ısrarlı soruları karşısında, Bu işlere 1970’lerde son verdik demiştir. Bu sözün sahibi William Colby’den başkası değildir. Konuyla ilgili daha fazla detay öğrenmek isteyenler için Anton Chaitkin, tarafından yazılan ”Franklin Witnesses Implicate FBI and U.S. Elites in Torture and Murder of Chidren”, The New Federalist- yazısını tavsiye edebiliriz.
Zihin kontrolü deneyleri, kurulan birçok komisyonda sorgulanmış, CIA programları sona erdirdiğini açıklamışta olsa zihin kontrolü deneyleri yeraltında faaliyetlerine devam etmiştir.

MONARCH PROGRAMI

Zihin kontrolü projesi olan Monarch programı, resmi makamlar tarafından hiçbir zaman kabul edilmese de, araştırmacı kişiler, insanlar üzerinde zihin kontrolü deneylerini belgelemeyi başarmışlardır. Bazı kurbanlar, bir şekilde, bu travmatik deneylerden yakayı sıyırıp, olan biteni bütün ayrıntılarıyla açıklamışlardır.
Monarch kurbanları, kendi haberleri bile olmadan işledikleri suçlar sonrası intihar etmeye programlanır, suikastlardan, köleliğe hatta fahişeliğe kadar tam bir kukla olarak kullanılırlar.

Monarch projesinde kullanılan denekler ya da kölelere çeşitli işkenceler yaşatılarak onların gerçeklikten tamamen kopması sağlanır. Bu gerçeklikten kopuş, kurbanın zihninde bir programlama alanı yaratır. Böylelikle denek kendisine söylenen şeyi adeta bir robot gibi otomatik bir biçimde yerine getirir.
Elen P. Lacter, konuyla ilgili detayları yazmış olduğu, The Relationship Between Mind Control Programing and Ritual Abuse adlı eserinde açıklamıştır.

Projenin kökeni ve adı nereden geliyor?

Monarch zihin kontrol projesi adını Monarch diye adlandırılan kelebekten almaktadır. Bilindiği gibi kelebek önce bir koza içinde yaşayan tırtıldır. Daha sonra Çeşitli değişimler geçirdiği kozasından çıkarak kelebek olur ve yaşamına bu şekilde devam eder. Yani eski tırtıl haliyle ölür ve kelebek haliyle, dünyaya bambaşka bir formda geri döner Monorch kelebek özellikleri zihin kontrolü için geçerli özellikler ve metaforlar barındırır. Monarch kelebeği kendi kökleri ile alakalı bilgiyi gelecek nesillere biyolojik anlamda geçirir. Monarch kelebeği genler vasıtasıyla bilginin gelecek nesillere aktarılması konusunda bilim insanlarına ilham olmuştur. Naziler üstün ırk yaratma amacını, ari bir ırkın üstün özelliklerinin nesilden nesile aktarılması fikriyle oluşturmuşlardır. Monarch isminin seçilmesindeki nedenler kısaca bunlardır.

Korkunç elektroşoklara maruz kalan denek, tıpkı bir kelebeğe benzer şekilde uçuyormuş hissiyle dolar.
Monrch kelebeği bu anlamda sembolik özelliklerle değişim fikrini ortaya atar. Kozadaki hareketsiz halinden yeni bir yaşama dönüş şekli. Bu muazzam transformasyon tam da projeye uygun bir tanımlama oluşturur.

Monarch zihin kontrolü uygulamaları:
Denek, adına ‘master’ yahut ‘tanrı’ denilen bir uygulayıcı vasıtasıyla çeşitli işkencelere maruz kalmaktadır. Acı eşiği erkeklere oranla daha yüksek olan ve gerçeklikten daha kolay kopabilen yapılarıyla kadınlar; en çok kullanılan deneklerdir. Kurbanlara travmalar yaşatılarak onların akılları manipüle edilir ve bu sayede kurbanın aklı ayrı kişiliklere bölünmeye başlar. Kurban üzerinde; Taciz, bir yere gömülme, neredeyse boğulmak üzere, özellikle buzlu suya terkedilip, son anda kurtarılma, döndürme, göze güçlü ışık tutma, ayak bileklerinden asılarak kafa üstü sallandırma, çevreden izole etme, uyuşturucu verilerek kişinin akli dengesini bozma, aç bırakma, korku ve tiksinti hislerini uyandırma, ölüme yakın deneyimler yaşatma, başka canlıların ölümünü seyrettirme, bedensiz varlıklar tarafından ele geçirildiğine inandırma,(iblis veya cinler gibi), köle olduğuna inandırma, sevdiklerini ölümle tehdit etme, gibi korkunç ve insanlık dışı işkenceler uygulanır.
Bu işkenceler, kişide birbirinden habersiz kişilikler oluşturmak için kullanılır. Çok iyi huylu, sıradan görünen bir insanın alt kişilikleri birbirinden bihaber, korkunç canavar kişilikler olabilir. Başarısızlıkla sonuçlanan deneylerin kurbanları derhal öldürülür. Bu insanlık dışı deneyler ayrıca bir insanın ölmeden işkenceye ne kadar dayanıklı olduğunu da ortaya koymak adına alt bir çalışma yapmıştır.


Monarch zihin kontrolü deneyin temeli: Bir kişinin alt kişiliklerini ortaya çıkarmak ya da alt kişiliklerini kurmak üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle alt kişilik istenildiği gibi programlanarak, kurban istenilen vazifeyi yapacak bir kuklaya dönüştürülür. Kurban yukarıda saydığımız işkencelere maruz bırakılarak(taciz, aç bırakma, uyuşturucu verilmesi vb) zihni kısıtlanır ve şartlandırılır.
Kişilik bölünmesi sağlanan kurbanda içsel suni bir dünya yaratılır. Bu içsel suni dünya, çeşitli müzik ya da film replikleri yahut bir şiir den alıntı kullanılarak programlanabilir. Programlanan bu kurban daha sonra programcının kendisine yüklediği tetikleyici sözlerden ya da repliklerden birini duyduğunda, o repliğe ne komut yüklendiyse, örneğin, öldür emri, derhal o emri uygular.

Zihin kontrolü seviyeleri.
Kurbanın beyin dalgalarını sınıflar, sağ ve sol beyin ayrıştırılarak alt kişiliklerin ortaya çıkarılması, güçlü hafıza ve fiziksel gücün ortaya çıktığı Alpha diye adlandırılan program, Ahlaki değerlerin yozlaştırılması hatta yok edilmesi vasıtasıyla adeta bir seks kölesi haline getirilen kurban yani Beta programı,
Özel ajan ve asker timi yaratmak için kullanılan, sadece savaşı kazanmak için programlanan, korku nedir bilmeyen, oldukça cesur, gerektiğinde kendini amaç uğruna yok edebilecek deneklerin yaratıldığı Delta programlama,

Bir adı da psişik programlama olan, diğer insanlardan yüksek algılara sahip, telepatik güçleri yetkinleşme yolunda, beyinlerinde özel çipler takılan kurbanların yaratıldığı Theta programlama, zihin kontrol seviyeleridir.

Netice olarak; 1947 yılından beri Amerika Bileşik Devletlerinde 3 milyon kişi bu tarz zihin programlama durumlarına maruz kalmış, çoğu sakat kalırken azımsanmayacak kısmı da ölmüştür. Ayrıca, adam öldürmek, suikast yapmak neticesi yıllarını akıl hastaneleri ve yüksek korunaklı hapishanelerde geçirenlerin sayısı da hiç az değildir. Candy Jones, Sirhan Sirhan, Celia Imrie gibi, toplum tarafından bilinen ünlü kişiler, zihin kontrolü deneylerinde kullanıldıklarını, yaptıkları eylemlerin bu deneyler neticesi olduğunu beyan etmişlerdir. Yetkililer ister, bu işlemleri 1970’lerde bıraktıklarını söylesinler yahut böyle bir şeyin asla olmadığını, hepsinin birer komplo teorisi olduğunu söylesinler, yaşanılan suikastlar, hiçbir sebebi olmadan, akla mantığa sığmayacak cinayetler işleyip, yaptıklarından hiç haberi olmayan insanlar, onların yalan söylediğini ve insanlar üzerinde korkunç deneyler yapıldığını göstermektedir.

Kaynakça:
https://gizliilimler.tr.gg/Uzaktan-Zihin-Kontrol.ue..htm
http://www.nevzattarhan.com/zihin-kontrolu.html

Yazar:Arzu Gökyolcu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here