Avrupa’daki Türk Toplumu

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Avrupa,

II. Dünya Savaşı sırasında kazananı kim olursa olsun adeta yerle bir olmuş bir kıta haline gelmişti. Japonya’da yaşanan iki atom bombası faciası bir kenara koyulursa, savaş bir bakıma Avrupa üzerinde en ciddi sonuçları doğurmuştur. Özellikle de Almanya, Müttefikler tarafından düzenli bir şekilde her gece bombalanmış ve de ülkede adeta sağlam binaya rast gelmek zor karşılaşılan bir duruma dönüşmüştür. Duruma müdahale eden Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa‘ya kendi federal yapısına benzer bir yapıyı empoze etmiştir. Bu uğurda bir araya gelen 6 ülke Avrupa Birliği’ni kurmuştur.

Bu ülkeler Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda’dır. Bu ülkeler her ne kadar bir araya gelseler de bu birliktelik ilk başlarda sadece ekonomik bazlı olmuştur. Ancak sonrasında elde edilen başarı, bugünlere dek uzanan Avrupa Birliği’nin temellerini oluşturmuştur. 1960’lı yıllara gelindiğinde Avrupa çok sayıda göçmene ihtiyaç duymaya başlamıştır. Aslında çalışana ihtiyaç duyan Avrupa bunu bir şekilde kendi içinde sağlayamadığından öncelikle Balkan coğrafyasına sonrasında ise, ileride ne olacağını hesaba katamadığı Türkiye’ye yönelmiştir. Avrupa Birliği‘nin en büyük ülkesi hiç şüphe yok ki Almanya’dır. Aslında Almanya 1800’lü yıllarla beraber küresel bir güç olacağını fazlasıyla hissettirmiştir. I. ve II. Dünya Savaşlarından yenik ayrılmasına ve de korkunç bir yıkıma maruz kalmasına karşın Almanya, çok hızlı bir toparlanma yaşamış ve Avrupa’ya yön veren ülke olmuştur.

Bir dönemin ”üzerinde güneş batmayan ülke”si Birleşik Krallık da Almanya’nın durdurulamaz yükselişini görünce Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusu yapmıştır. İki kez ret yiyen Birleşik Krallık nihayetinde 1973 tarihinde üye olmuştur. Bu üyelik dahi Almanya’yı durdurulamaz yükselişinden alıkoyamamıştır. Bu dönemde Almanya çok ciddi bir istihdam açığı yaşadığı için Türkiye’den geçici işçi almıştır. Bu yolu sonrasında Avusturya, Fransa gibi ülkeler de benimsemiştir. Ancak en çok alım Almanya cephesinde yaşanmıştır.

Türkler geçici olarak gitseler de bu ülkeden bir daha ayrılmak istemediklerinden oraya yerleşmişlerdir. Bu durum Fransa ve Avusturya için de geçerlidir. Aslında 1960’larla başlayan Almanya serüveni, 1970’li ve de 1980’li yıllara gelindiğinde İsveç, Hollanda, Fransa, İsviçre, Avusturya, Belçika gibi ülkelere de sıçramıştır. Bu anlamda Türk işçiler adeta Avrupa‘yı istila etmişlerdir. Bunların birçoğu sonrasında ülkelerine geri dönmemiş ve de orada kalmış ve de günümüzde vatandaş dahi olmuşlardır. Her ne kadar vatandaşlık alanlar olsa da, çoğunluğu ya alamamış ya da almak istememiştir. Ancak günümüz Avrupa‘sında legal ve illegal toplam 5 milyon Türkün yaşadığı sanılmaktadır.

Türklerin en yoğun yaşadığı ülkeler ise şunlardır: Almanya (2,1 milyon), Fransa (300 bin), Hollanda (300 bin), Yunanistan (155 bin), Avusturya (135 bin), Belçika (131 bin), İsviçre (81 bin), İngiltere (73 bin), İsveç (40 bin), Danimarka (37 bin), İtalya (17 bin), İspanya (1,6 bin).

Yukarıda sayılan ülkelerde yaşayanlar sadece Türk vatandaşları olarak ele alınmıştır. Bu rakamlara vatandaşlıktan çıkıp sadece yabancı pasaport taşıyan Türk kökenliler dahil değildir.

Yazar: Emir Karasu

 

Editör : Suna Korkmaz