Bitkisel ve Hayvansal Dokuların Yapısı ve Özellikleri

Okuma Süresi: 17 Dakika  | Yazdır

Belirli görevleri yapmak üzere bir araya gelen hücre topluluğuna doku denir. Örneğin sinir hücreleri sinir dokuyu meydana getirir. Dokuyu meydana getiren hücrelerin görevleri, şekilleri, yapısı, DNA miktarı, aktif gen çeşitleri, enzim çeşitleri, embriyonik kökenleri aynı olmasına rağmen büyüklükleri ve sitoplazma miktarları farklıdır.

Dokuları inceleyen bilim dalına histoloji denir. Dokular; hücreler ve hücreler arası maddeden meydana gelmiştir. Ara madde inorganik ve organik maddelerden meydana gelmiştir. Ara maddeler bazı dokularda az, bazı dokularda fazladır. Yine ara maddeler kan dokusunda sıvı iken kemik dokusunda katıdır.

BİTKİSEL DOKULAR
Bitkisel dokular bölünür ve bölünmez olmak üzere ikiye ayrılır.

A)BÖLÜNÜR DOKU
Bölünür dokuların genel özellikleri:
*Kök, gövde ve dal uçlarında bulunur.
*Boyuna uzama ve enine kalınlaşmayı sağlar.
*Mitoz bölünmeyle çoğalırlar.
*Metabolizmaları hızlıdır.
*Hücreleri küçüktür.
*Kofulları küçük ve az sayıdadır.
*Sitoplazmaları boldur.
*Çekirdekleri büyüktür.
*İnce çeperlidir.
*Hücre arası boşlukları azdır.

1)BİRİNCİL BÖLÜNÜR DOKU
Birincil bölünür dokunun genel özellikleri:
*Embriyodan itibaren hayat boyu bölünebilme kabiliyetinde olan bir dokudur.
*Bitkinin kök, gövde ve dal uçlarında bulunur.
*Bitkinin boyca büyümesini, uzamasını sağlarken; bitkinin diğer dokularının da oluşmasını sağlar.
*Bölünür dokunun bulunduğu kısma büyüme konisi yani büyüme noktası denir.
*Büyüme dokusu kökte kaliptra, gövde de genç yapraklar (tomurcuk yapraklar) tarafından korunur.
*Bu dokunun bazı hücreleri hormon üretir.
Primer meristem hücrelerinin bölünmesiyle dıştan içe doğru dermotojen, perimblem ve plerom tabakaları oluşur.

2)İKİNCİL BÖLÜNÜR DOKU
Bölünmez dokuların sonradan bölünebilir özellik kazanmasıyla oluşan dokudur. İkincil bölünür dokunun özellikleri:
*Çift çenekli (dikotil) ve kozalaklı bitkilerde bulunur.
*Bitkilerde kök ve gövde de enine büyümeyi sağlar.
*Kök ve gövde de ilkbaharda büyük hücreler sonbaharda küçük hücreler meydana getirerek bitkilerde yaş halkalarını oluşturur.
*Bu dokudan kambiyum ve mantar kambiyumu meydana gelir.
Kambiyumun diğer adı iç kambiyum, mantar kambiyumunun diğer adı ise dış kambiyum ya da fellogen adını alır. Kambiyum ilkbaharda ve sonbaharda farklı hücreler meydana getirerek hem bitkinin enine büyümesini sağlar hemde yeni iletim demetlerini oluşturur. Dış kambiyum bitkiyi dış tkilerden koruyan mantar dokuyu meydana getirir.

B)BÖLÜNMEZ DOKU (DAİMİ DOKU)
Bölünür dokuların farklılaşmasıyla meydana gelen dokulardır. Bölünmez dokuların genel özellikleri:
*Bölünebilirlik özelliği yoktur.
*Hücreleri büyük, hücre çekirdekleri küçüktür.
*Metabolizmaları yavaştır.
*Kofulları küçüktür.
*Hücreler arası boşluk fazladır.
*Bazı hücreleri canlı, bazıları ölüdür, cansızdır.

1)TEMEL DOKU (PARANKİMA)
Diğer adı parankima dokudur. Diğer dokuların etrafını saran ve bitkide kök, gövde korteksinde ve yaprağın mezofil tabakasında diğer dokularında etrafında bulunan dokudur.
Temel doku hücrelerinin özellikleri:
*Hücreleri ince zarlı, bol sitoplazmalıdır.
*Hücrelerinde hücre arası boşluk fazladır.
*Hücrelerinde kloroplast, kromoplast, lökoplast bulunur.
*Kofulları küçük ve az sayıdadır.
*Hücreleri canlıdır.

a)ÖZÜMLEME PARANKİMASI
*Bitkinin genç dallarıyla yaprakta bulunur.
*Bitkinin özümleme işini gerçekleştirir.
*Hücrelerinde kloroplast bulunur, fotosentezi geliştirir.
*Yaprakta özümleme parankiması mezofil tabakasında bulunur.

b)İLETİM PARANKİMASI
Özümleme parankiması ile iletim demetleri arasında bulunur ve madde iletiminden sorumludur.

c)DEPO PARANKİMASI
*Bitkinin türüne göre kök, gövde, yaprak, tohum gibi kısımlarda madde depolanmasında görevlidir.
*Hücrelerinde lökoplast bulunur.

Patates yumrusunda (gövde) nişasta, fasulye tohumunda protein, cevizde yağ, kaktüste su depolanması örnek olarak verilebilir.

d)HAVALANDIRMA PARANKİMASI
*Gaz alışverişi açısından zor koşullarda yaşayan bataklık ve su bitkilerinde görülür.
*Nilüfer ve edodea bitkilerinde görülür.
*Hücreler arası boşluk çok fazladır. Bu boşluklarda bitki hava depolayarak gerektiğinde kullanıyor.
*Kara bitkilerinde sünger parankimasında aynı işlevi görür.

2)KORUYUCU DOKU
Koruyucu dokunun özellikleri:
*Bitkileri dış ortam şartlarına karşı koruyan dokudur.
*Hücreler arası madde azdır.
*Hücrelerinde kloroplast yoktur.

a)EPİDERMİS
*Genellikle bitkilerde tek hücre sırasından meydana gelir.
*Otsu ve odunsu bitkilerin yapraklarında bulunur.
*Hücrelerin bazıları farklılaşarak tüy ve stomaları meydana getirir. Tüyler örtü, salgı, tırmanma, emme ve koruma görevi yapar. Tek bir epidermis hücresi farklılaşarak basit tüyleri, birden fazla epidermis hücresi farklılaşarak bileşik tüyleri meydana getirir.
*Epidermis hücrelerin hava ile temas eden kısımlarına kutin adı verilen bir madde salgılanır. Bu madde kütikula tabakasını meydana getirir. Kütikula bitkiyi su kaybına karşı korur.
*Epidermisten türevlenen stomalar bitkide terleme ve gaz alışverişini sağlar. Kurak bitkilerde stomalar bitkinin yapraklarının altında nemli bölgelerde yaprağın üst kısmında bulunur.

b)MANTAR DOKU
*Bölünür dokulardan oluşan seconder meristemin bir türü olan mantar kambiyumundan meydana gelir.
*Hücreleri ölüdür.
*Çekirdek ve sitoplazmaları kaybolmuştur.
*Otsu bitkiler ile odunsu bitkilerin yapraklarında bulunmaz.
*Periderm dokusunda gaz alışverişini sağlayan stomaların yerine geçen lentisel (kovucuk) vardır. Uzun, yarık veya kabartı şeklindedir.
*Yaprak sapıyla gövde arasında mantar doku meydana gelirse yaprak beslenemeyip dökülür.

C)KAS DOKU3)DESTEK DOKU
Destek dokunun özellikleri:
*Bitkinin kök, gövde, yaprak, tohum, meyve gibi kısımlarında bulunur.
*Bitkinin ağırlığını taşıyan ve desteklik sağlayan dokudur.
*Otsu bitkilerde desteklik turgor basıncıyla sağlanır.

a)PEK DOKU (KOLLENKİMA)
*Hücreleri canlıdır.
*Genç bitki gövdeleri ile odunsu bitkilerin yaprak sapıyla çiçek sapında bulunur.
*Hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikimi görülür.
*Bu maddelerin birikimi hücrelerin köşelerinde oluyorsa köşe kollenkiması, hücre çeperinin her yerindeyse levha kollenkiması adını alır.

b)SERT DOKU (SKLERENKİMA)
*Hücreleri ölüdür.
*Hücreleri uzun lif şeklinde olanlarına sklerenkima lifleri denir. Keten ve kenevir bitkisinde gösterilir.
*Hücrelerin enleri boylarına eşit olanlara ise taş hücreleri denir.
*Ceviz, fındık, ayva, armut gibi bitkilerde görülür.

4)İLETİM DOKU
Bitkilerde madde taşınmasının gerçekleştiği dokudur. Odun (ksilem) ve soymuk (flöem) boruları olmak üzere ikiye ayrılır.

a)ODUN BORULARI
Bölünür doku hücrelerinin üst üste gelerek zamanla sitoplazma ve çekirdeklerini kaybetmesiyle meydana gelir.
Odun borularının genel özellikleri:
*Hücreleri ölüdür.
*Taşıma kökten gövdeye doğrudur.
*Hücreleri enine çeperleri eriyerek uzun boru şeklini almıştır.
*Hücrelerin kenarlarındaki çeperlerde kalınlaşma olmuştur.
*Çapları dar olanlara trakeid, çapları geniş olanlara trake denir.
*Taşıma hızlıdır.
*Etraflarında parankima ve sklerenkima hücreleri bulunur.

b)SOYMUK BORULARI
Soymuk borularının genel özellikleri:
*Üst üste gelen hücrelerin uzaması, sitoplazma ve çekirdeğin kenara çekilmesiyle meydana gelir.
*Bu hücrelerin enine çeperlerinde kısmen erimeler meydana gelir. O yüzden bu borulara kalburlu borular denir.
*Taşıma iki yönlüdür. Yani kökten gövdeye gövden köke doğrudur.
*Yapraklarda fotosentezle üretilen glikoz ihtiyaç duyulan organlara ve depo organlarına taşınır.
*Kökte üretilen bazı aminoasitler ihtiyaç duyulan gövdedeki organlara taşınır.
*Taşıma yavaştır.
*Hücreleri canlıdır.
*Kalburlu boruların yanında canlı, bol sitoplazmalı, uzun hücreler bulunur.

5)SALGI DOKU
Diğer dokuların arasında tek tek veya grup halinde bulunan dokudur. Bitkilerde metabolizma sonucu artık madde oluşturulmalarına rağmen çok önemli görevleri vardır.
Salgı dokunun özellikleri:
*Hücreleri canlı, bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli ve küçük kofulludur.
*Selüloz ve odun özü bitkilerde desteklik sağlar.
*Reçine ve taneli salgılar bitkileri mikroorganizmalara karşı korur.
*Bitkilerde salgılanan bal özü ve çiçek tozu çiçeklerin tozlaşmasında kullanılır.
*Kauçuk ağacı ve haşhaş gibi bitkilerden salgılanan süt salgısı yaraların çabuk iyileşmesinde kullanılır.
*Böcekçil bitkilerin yapraklarından salgılanan salgılar böceklerin sindirilmesinde kullanılır.
Hücre içinde salgılanan maddeler, hücre içinde kalıyor ise hücre içi salgılar denir. Defne yaprağındaki gibi tek bir hücre alabileceği gibi kauçuk ağacında olduğu gibi bir veya birkaç hücrede bir arada bulunabilir.
Hücre içinde üretilen salgı hücre dışına veriliyor ise hücre dışı salgılar denir. Portakalda olduğu gibi salgı cebinde biriktirdiği gibi, çamda, reçine kanallarında da birikebilir.

HAYVANSAL DOKULAR
Hayvansal dokular epitel doku, bağ ve destek doku, kas doku ve sinir doku olmak üzere başlıca dört gruba ayrılır.

A)EPİTEL DOKU
Vücudun iç ve dış boşluklarını örten ve kan damarlarının iç kısmını döşeyen ve salgı yapısını oluşturan dokudur. Epitel dokunun genel özellikleri:
*Hücreler arası maddeler azdır.
*Kan damarı bulunmaz.
*Alt tarafta bağ doku vardır. Epitel dokunun bağ dokusuna taban zarı ya da bazal lamina denir.
*Koruma, emme, salgılama ve duyu alma özellikleri vardır. Bu yüzden epitel doku üçe ayrılır.

1)ÖRTÜ EPİTELİ
Örtü epiteli vücudu fiziksel ve kimyasal etkilere karşı koruyan ve madde alışverişinden sorumlu olan dokudur. Örtü epiteli ikiye ayrılır.

a)TEK KATLI ÖRTÜ EPİTELİ
Tek katlı örtü epiteli kendi arasında tek katlı yassı örtü epiteli, tek katlı kübik örtü epiteli, tek katlı silindirik örtü epiteli olmak üzere üçe ayrılır.
TEK KATLI YASSI ÖRTÜ EPİTELİ: Epitel hücreleri tek sıra, yassı hücrelerden meydana gelmiştir. Akciğerde alveollerde ve kılcal damarların iç yüzeyinde bulunur.
TEK KATLI KÜBİK ÖRTÜ EPİTELİ: Epitel hücreleri tek katlı, yan yana gelmiş kübik hücrelerden meydana gelmiştir. Böbrek alveollerinde, tiroid bezinde ve salgı bezlerinde bulunur.
TEK KATLI SİLİNDİRİK ÖRTÜ EPİTELİ: Hücreler tek sıra silindirik hücrelerden meydana gelir. Bağırsaklarda, soluk borularında bulunur. Bunların üst kısımlarında siller olabilir.

b)ÇOK KATLI ÖRTÜ EPİTELİ
Çok sayıdaki epitel hücrelerin tabaka halinde dizilmesiyle meydana gelir. Deri, sindirim sistemi organlarının iç yüzeyi, anüs ve idrar torbasının iç yüzeyinde bulunur.
Deride en üst kısımda bulunan hücreler hem yassıdır hemde iç kısımlarında keratin adı verilen bir protein birikir. Keratin tabakası deriyi fiziksel ve kimyasal etkilere karşı korur. Derinin epidermis denilen kısmında çok katlı örtü epiteli vardır.
Epidermisin en alt kısmındaki hücrelerde deriye renk veren hücreler bulunur. Bu hücreler melonin adı verilen renk maddesi üretirler.
İdrar kesesinin iç yüzeyindeki çok katlı örtü epitelinin iç yüzeyindeki hücreler prizmatiktir. Bu prizmatik hücreler basınca karşı dayanıklıdır. İdrarın oluşturmuş olduğu basınç sonucunda bu hücreler yassılaşarak bu basınca bir müddet dayanabilir. Bu yüzden bu epitele çok katlı örtü epiteli denir.

2)SALGI (BEZ) EPİTELİ
Epitel hücreleri salgı yapma özelliğine sahip ise bu epitele salgı ya da bez epiteli denir. Hücre sayısına ve salgılarını döktükleri yere göre isimlendirilirler.

a)BİR HÜCRELİ BEZLER
Silindirik epitelden meydana gelir. Salgılarına mukus denir. Ağız, burun, kurbağa derisi yani sindirim kanalıyla solunum organının iç yüzeyinde bulunur. Bu hücrelere goblet hücresi denir.

b)ÇOK HÜCRELİ BEZLER
Bir grup halindeki hücrelerin ürettiği salgı epitelidir. Bu salgılarını döktükleri yere göre üçe ayrılırlar.
KANALLI BEZLER (ENZOKRİN): Bu salgı bezleri salgılarını bir kanal ile vücut dışına veya bir organa verirler. Süt, ter, yağ bezleri vücut dışına pankreas salgısını bir kanalla on iki parmak bağırsağına bırakır.
KANALSIZ BEZLER (ENDOKRİN): Bu bezlerin salgılarına hormon denir. Salgılarını direk kana verirler. Tiroid, paratiroid, böbrek üstü bezi, hipofiz bezi, endokrin bezleridir.
KARMA BEZLER: Hem iç hemde dış salgı yapabilme özelliğindedir. Yani hem enzim hem hormon üretebilirler. Pankreas tipik bir örnektir.

3)DUYU EPİTELİ
Epitel hücrelerinin aralarına yerleşmiş dış ortamdan gelen fiziksel ve kimyasal uyarıları alan epiteldir. Bu epitellerin dışa bakan kısmında duyuları almaya yarayan almaç (reseptör) adı verilen bir kısım bulunur. Dildeki tat almaya yarayan, geniz boşluğunda koku almaya yarayan, gözde retina tabakası duyu epiteline örnek olarak verilebilir.

B)BAĞ VE DESTEK DOKU
Mezoderm tabakasından meydana gelir. Bu dokuların hücreler arası maddesi çok fazladır.

1)TEMEL BAĞ DOKU
Organları birbirine bağlayan ve organların etrafını kaplayan bir dokudur. Hücreler ve hücreler arası madde vardır. Hücreleri üç grupta inceleyebiliriz.

a)FİBROBLAST
Temel bağ dokunun ana hücreleridir ve bağ dokunun liflerini oluştururlar.
b)MAKROFJLAR
Vücuda giden mikroorganizmaları yok ederler.
c)MAST HÜCRELERİ
Heparin ve histamin salgılarlar. Heparin kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler. Histamin kılcal damarların geçirgenliğini sağlar.
Temel bağ dokunun hücreler arası maddesi yarı sıvı olan matriks ve liflerden meydana gelir. Lifler ise üçe ayrılır.
KOLLOGEN LİFLER: Demet halinde bulunur. Bağırsak gibi yumuşak yapılı organlarda ince kasların kemiklere bağlandığı tendonlarda bulunur.
ELASTİK LİFLER: Yay gibi esneyebilme özelliği vardır. İnce liflerden meydana gelmiştir. Bunlar damarlarda ve alveollerde bulunur.
AĞSI LİFLER: Lenf düğümlerinde, kemik iliğinde, karaciğerde ve dalakta bulunur.

2)KIKIRDAK DOKU
Omurgalıların embriyonik dönemde kıkırdaktır. Daha sonra kıkırdak doku yerini kemik dokuya bırakır. Ancak burun, kulak ve kaburga uçlarında kıkırdak doku devamlılığını sürdürür. Köpekbalıklarının iskelet sisteminin tamamı kıkırdak dokudan meydana gelmiştir.
*Kıkırdak dokunun hücresine kondrosit, ara maddesine de kondrin denir.
*Elastik yapıdadır.
*Kıkırdak dokuda kan damarı ve sinirler bulunmaz.
*Alt taraftaki bağ dokudan difüzyonla beslenir.
*Kıkırdak doku ara maddesinde bulunan liflerin özelliğine göre üçe ayrılır.
Kıkırdak doku hücreleri lakün adı verilen boşluklarda bulunurlar. Lakünlerde ikili veya dörtlü hücreler bulunabilir.

a)HİYALİN KIKIRDAK
Embriyonik dönemdeki kıkırdaktır. Ergin bireyde burun iç kısımlarında, kaburga uçlarında ve soluk borusunda bulunur. Ara maddesinde bol miktarda kollogen lifler bulunur.

b)ELASTİK LİFLER
Ara maddesinde kollogen liflerin yanında bol miktarda elastik lifler bulunur. Kulak kepçesinde, burun ucunda ve östaki borusunda bulunur.

c)FİBRÖZ KIKIRDAK
Ara maddesinde kollogen lifler çok miktarda bulunur. Omurlar arasındaki disklerde, diz kapağında ve uzun kemiklerde bulunur.

3)KEMİK DOKU
Köpekbalığı dışında bütün omurgalıların iskeletini oluşturur. Hücrelerinde osteosit, ara maddesinde osein bulunur.
Ara maddesinde organik ve inorganik maddeler bulunur. Organik olanlar protein ve kollogen liflerdir. İnorganik olanlar kalsiyum karbonat, kalsiyum fosfat, kalsiyum klorür gibi tuzlardır. Kalsiyum tuzları kemiğin sertleşmesini sağlarken organik olan protein ve kollogen lifler ise kemiğin esnek olmasını ve kırılmasını önler. Kemikler yaşlandıkça ara madde de kalsiyum tuzları artarken organik madde azalır. O yüzden yaşlı insanların kemikleri çabuk kırılır, geç iyileşir. Kalsiyum tuzları ara madde de azalırsa kemik yumuşar ve eğilmeler meydana gelir. Bu olaya raşitizm denir. C ve D vitaminleri ile tedavi edilebilir.

Kemik dokusunun en dış kısmında periost bulunur. Periost kemiğin beslenmesini ve onarılmasını sağlar. Kemik hücreleri sitoplazmik uzantılara sahiptir. Bu sitoplazmik uzantılar ile hücreler birbirleriyle bağlantı kurar. Kemik dokular sert (sıkı) kemik ve süngerimsi kemik olmak üzere ikiye ayrılır.

a)SERT (SIKI) KEMİK
Uzun kemiklerin gövdesi ile yassı ve kısa kemiklerin dış kısmında bulunur. Bu dokuda bol miktarda kan damarı ve sinirler bulunur. Hücreler bir kanal etrafında dairesel şekilde dizilirler. Bu kanala havers kanalı denir.

b)SÜNGERİMSİ KEMİK
Uzun kemiklerin baş kısımlarıyla kısa ve yassı kemiklerin iç kısımlarında bulunur. Hücreler sıkı kemikteki gibi düzenli değildirler. Aralarında çok fazla miktarda boşluklar bulunur. Bu boşluklarda ise kırmızı kemik iliği bulunur. Süngerimsi kemik dokuda alyuvar ve akyuvar hücreleri üretilir.

4)YAĞ DOKU
yağ doku hücrelerine lipoblast denir. Lipoblast hücreleri başlangıçta yıldız şeklindedir. Daha sonra içinde yağ damarcıklarının birikmesiyle yuvarlak şekil olur.
Yağ dokunun üç önemli görevi vardır:
*Yağ depolaması yapar ve diğer hücrelerin gereksinim duyduğu enerji ham maddesini sağlar. Bu yüzden kış uykusuna yatan hayvanlar, uzun mesafelere uçan kuşlar ve böcekler önceden yağ depolaması yapar.
*Derinin altındaki yağ tabakası ısı kaybını önler ve hayvanı soğuğa karşı korur. Bu yönüyle adeta bir yalıtım maddesi gibi görev yapar.
*İç organların çevresinde sürtünmeyi azaltarak onların çalışmalarını kolaylaştırır ve herhangi bir çarpmada ezilmekten korur.

5)KAN DOKU
Kan dokusu hücreler ve hücreler arası maddelerden meydana gelmiştir. Hücreler arası maddeye plazma denir. Plazma kanın %55’ini, hücreler ise %45’ini oluşturur.
Kanın görevleri şunlardır:
*Kan hücrelere oksijen ve besin taşır. Hücrelerde oluşan artık maddeleri de vücuttan atılmak üzere ilgili organlara taşır.
*Vücut savunmasında görevlidir.
*Düzenleme görevi vardır. Kanın pH’ının 7.4’te sabit kalmasını ve hücreler arası sıvının dengelenmesinde görev alır.

a)PLAZMA
Plazmanın büyük bir bölümü sudur (yaklaşık %92). Geri kalan kısmında ise plazma protein, aminoasitler, karbonhidratlar, oksijen gazları, artık maddeler (üre, ürik asit) gibi maddelerden meydana gelmiştir. Plazmada bulunan en önemli karbonhidrat glikozdur. 100 ml kanda 80-100 mg glikoz bulunur. Kan proteinleri fibrinojen, albumin, globulin (globin) olmak üzere üçe ayrılır. Karaciğerde, makrofaj hücrelerde ve kemik iliğinde üretilip kana verilirler.
FİBRİNOJEN: Kanın pıhtılaşmasını sağlar.
ALBUMİN: Kanın ozmotik basıncını dengeler.
GLOBULİN (GLOBİN): Antikorların yapısını oluşturur
Kan dokusu hücreler e fibrinojenden ayrıldığında üstte sarı bir kısım kalır. Bu kısma serum adı verilir.

b)KAN HÜCRELERİ
Kan hücreleri alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları olmak üzere üçe ayrılır.
ALYUVAR (ERİTROSİT): Hücrelere oksijen taşıyan önemli kan hücreleridir. Hücrelerde oluşan karbondioksiti de akciğerlere taşır. Yapısında hemoglobin adı verilen kana kırmızı rengini veren molekül bulunur. Hemoglobin ”hem” adı verilen demir molekülünden ve ”globin” adı verilen proteinden meydana gelmiştir. Bütün canlıların ”hem” kısmı aynı olmasına karşın ”globin” kısmı farklıdır.
AKYUVAR (LÖKOSİTLER): Vücut savunmasında görevli hücrelerdir. Aktif hareket ederler. Çekirdeklidir, kendini yenileyebilirler. Dolaşıma katılan akyuvarlar bölünme yeteneğini kaybeder. Amip gibi şekil değiştirmelerle kılcallardan çıkabilirler. Kemik iliği ve lenf düğümlerinden üretilirler. Vücudun savunmasında görevlidir ve mikrobik hastalıklar karşısında sayısı artar.
KAN GRUPLARI: İnsanda 0, A, B ve AB olarak bilinen başlıca dört tip kan grubu tanımlanmıştır. Kan gruplarını belirleyen, kan plazmasındaki antikor ve alyuvarların yüzeyindeki antijen denilen protein ve glikoproteinlerdir. Bu maddeler insandaki belirli genler tarafından oluşturulur.Bu yüzden bir insanın doğumundan ölümüne kadar kan grubu değişmez. Kan grubu A olan bir insanın alyuvarında A antijeni, plazmasında anti-B antikoru bulunur. Kan grubu B olan bir insanın alyuvarında B antijeni, plazmasında anti-A antikoru bulunur. Kan grubu AB olan insanın alyuvarında ise hem A hem B antijenleri bulunur. Plazmasında antikor yoktur. Kan grubu 0 olan insanın alyuvarlarında ise antijen bulunmaz, kan plazmasında anti-A ve anti-B antikoru bulunur.

Birçok hayvanda hareket, dolaşım, boşaltım, sindirim gibi olayların gerçekleşmesinde görevlidir. Kas hücreleri iğ (mekik) ve iplik (silindirik) şeklindedir. Kas hücrelerinde miyofibril adı verilen telcikler bulunur. Miyofibriller aktin ve miyozin proteinlerinden meydana gelmiştir. Kas plazmasına sarkoplazma, hücre zarına sarkolemma, endoplazmik retikuluma sarkoplazmik retikulum denir. Bütün omurgalılarda düz, çizgili ve kalp kası olmak üzere üç tip kas dokusu vardır.

1)DÜZ KAS
Düz kasların genel özellikleri:
*Hücreleri mekik şeklindedir.
*Hücrelerinde bir tane çekirdek bulunur.
*Düz kasların çalışması yavaştır ve ritmiktir.
*İsteğimiz dışı kasılır ve gevşer.
*İç organların yapısında bulunur. (Sindirim kanalı, rahim, yutak)
*Otonom sinir sistemi kontrolündedir.
*Parasempatik ve sempatik olmak üzere iki sinir tarafından kontrol edilir. Bunlardan biri kasılmayı sağlarken diğeri gevşemeyi sağlar.
*Renksizdirler.
*Uzun süre kasılı kalabilrler.

2)ÇİZGİLİ KAS
Çizgili kasların genel özellikleri:
*Hücreleri silindir şeklindedir.
*Birden fazla çekirdekleri vardır ve hücre zarının altındadır.
*Çizgili kasların çalışması hızlıdır.
*İsteğimizle kasılır ve gevşer.
*Uzun süre kasılı kalamazlar.
*İskeletimizde bulunur.
*Beynin kontrolünde çalışır.
*Çizgili kaslar çabuk kasılır ve çabuk yorulurlar.
*Kasılmaları motor sinir kontrolünde olur.
*Hücrelerine tek bir sinir gelir, oda kasılmayı sağlar.
*En önemli birim kan telidir.
*Bantlı yapı gösterir.

3)KALP KASI
Kalp kasının genel özellikleri:
*Kalp kası düz kas ile çizgili kas arasında bir özellik gösterir.
*Çalışması bakımından düz kasa, görünümü bakımından çizgili kasa benzer.
*Çalışması otonom sinir sistemi dahilindedir.
*Hücreleri silindir şeklinde, paralel dallanma görülür.
*Kalp kasının en önemli özelliği, hücrelerin uç uca geldiği yerlerdeki özel yapılardır. Bu yapılar bağlantı yerleridir ve ara diskler adını alır.

D)SİNİR DOKU
Uyarı alma, iletme ve cevap verme görevi yapar. Sinir hücresine nöron denir. Hücredeki en uzun ve tek olan uzantıya akson, kısa uzantılara da dentrit denir. Sinir hücrelerinde uyarı dentrit, hücre gövdesi ve akson yönündedir. Sinir hücrelerinin bazı aksonlarında miyelin kılıf bulunur. Bunlarda iletim daha hızlıdır. Reseptörlerle alınan uyarılar duyu sinirleriyle beyin ya da omurilikteki merkezi nöronlara iletilir. Merkezde oluşturulan tepki motor nöronlarla efektöre taşınır. Bu iletimde sinir hücreleri birbirine değmez ve uyarılar sinaps denilen boşluklardan nörotransmitter maddelerle aktarılır. Sinir hücrelerinde farklılaşma çok olduğundan, sentrozomlar kaybolur, bu nedenle bölünemezler.

Yazar: Doğan Can ÜLKER