Mavi Işık (Blue Beam) Projesi Hakkında Genel Bilgiler

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

Mavi Işık -Blue Beam Projesi

İnsanların toplu olarak algılarıyla oynanması oyunu Mavı ışık/ Blue beam projesi, olarak karşımıza çıkıyor bu kez. Toplumların manupule edilerek, tek bir kurşun bile atılmadan idare altına alınması için harcanan bütçe ve zaman öyle küçümsenecek bir ölçüde değil. Bu haliyle, insanı derinden düşündüren bir proje Mavi Işık -Blue Beam Projesidir.İnandığınız bir dinin imajinatif görünümü, ya da bir melek yahut dini motifler taşıyan bir tasvir, bir gün gökyüzünde görünse ne yapardınız? Ya da sizi toplumsal olarak etkileyecek başka bir görüntü?

İnsanlara tek bir inanış benimsetmek ve onları kendi çıkarları için kullanmak üzere tasarlanmış bu proje, prensipte, gökyüzünü, uzaya dayalı lazer üreten uydular için bir holografik projeksiyon ekranı olarak kullanır. Bu projektörler eşzamanlı görüntüleri gezegenin dört köşesine, bölgelere göre her dilde projelendirecek şekilde dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Bu tasarımın gerçek gibi görünmesi ve her dilde her algıda yerini bulabilmesi için ne kadar insan gücüne ve bütçeye ihtiyaç duyduğunun hesabını gelin siz yapın. Sonuçta: Bu kadar harcamanın öylesine yapılmadığını elbette takdir edersiniz.
Bu arada bu oldukça gizli olarak yürütülen projelerden sadece biridir. Kısmen de olsa deşifre edilmesi araştırmacı gazeteci yazar Serge Monast sayesinde olmuştur. Monast 1994 senesinde bu projeyi basına sızdırmıştır. İki yıl sonra ulusal güvenlik ihlali sebebiyle tutuklanarak cezaevine gönderilen Monast’ın, hapse gönderildikten sadece bir gün sonra kalp krizi geçirerek ölmesi bir tesadüf müdür?

Nasa’ya ait HAARP projelerinden sadece biri olan Mavi Işık -Blue Beam Projesi hologram teknolojisinin son aşaması kullanılarak, gösterilmek istenen figürleri insanlara göstermektir. İngilizlerin çok ünlü bir sözü vardır: SEEING IS BELIVING. Yani: görmek ve inanmaktır.Zaten çok uzun bir zamandır, büyük bütçeli filmler, diziler, animasyonlar ve benzeri medyatik sunumlar sayesinde, beynimize kazınan subliminal mesajlarla onların istediği şeylere inandırılmaya çalışılmıyor muyuz?

Bu proje sadece görüntü yaratarak algılarımızla oynamayı hedeflemiyor. Yaratılan görüntüler, bir çeşit sinyaller vasıtasıyla telepatik işlevler yaparak, sürekli beynimizde yankılanacak emirleri seslendirecek. O emirlerin neler olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Sizlerin hayal gücüne bırakıyorum.
Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere, işlem, uzaydaki uydular sayesinde gerçekleştirilmek suretiyle yaratılacak. Uzayda ne amaçla gezindiği bilinmeyen ne çok uydu var değil mi?

Aslında hiç olmayacak bir iş değil. Daha basite indirgersek, lazer gösterilerini hepimiz bir şekilde görmüşüzdür. Gerçekten iyi olan lazer gösterilerin bizi nasılda etkiliyor öyle değil mi? Birde bunun kat be kat yüksek bütçeli, konusunun uzmanı kişiler tarafından ve uzaydan gönderilen görüntülerle olanını hayal edelim. Gerçekten dehşete düşürücü öyle değil mi?

Track beam olan ve Blue beam projesinin kapsamındaki projeyi de es geçmeyelim. Bu projeyle insanlar göğe yükseltiliyormuş gibi algılanacak şekilde işleniyor.Sistem zaten test edilmiştir. Mavi ışık Blue beam projesinin denemelerini dünya üzerinde görebiliriz. Ortadoğu da, iç karışıklığın en had safhada olduğu zamanları hatırlayalım. Hani şu mahşerin dört atlısı dünyaya indi diye internette viral olan görüntüler. İnternetten küçük bir araştırma yapılırsa bu görüntüler bulunabilir. Buna benzer melek görüntüleri de bu holografik çalışmaların sadece diğer test görüntülerini oluşturmaktadır.

Mesih’in gökyüzünden inişi de holografik projeksiyonlarla daha şimdiden bazı uzak çöl alanlarında görüldü. Bunlar yalnızca tabloid diye tabir edilen, bulvar gazetelerinde yazıldı. Bu yüzden anında tartışma konusu yapıldılar. Bilgisayarlar, uzaydaki uyduları koordine ederek programı gösteri tadında yayınlanmaya hazır etmek üzere gizlilikle sürdürülmektedir. Holografi, derinlik algısı üretmek, görüntü veya hologram oluşturmak için birleştirilen neredeyse aynı sinyaller üzerine kuruludur. Bu, optik fenomenlere olduğu gibi akustik (ELF, VLF, LF) dalgalara eşit derecede uygulanabilir bir teknikte buluşur.

Özellikle “gösteri”, gezegenin farklı bölümlerinde, birden fazla hologram imajının lazerle yansımalarını içermekte ve her biri hâkim olan bölgesel dini inanca göre farklı görüntüler almaktadır. Tek bir alan hariç tutulmayacaktır. Bilgisayar animasyonu ve ses efektleri, uzayın derinliklerinden gelerek, inandırıcı gözüktüğünde, çeşitli inançların şaşkın izleyicilerin gördüklerine ikna edici şekilde inanmaları, planın en önemli parçasıdır.

Birinci adım : Doğal olarak, bu mükemmel hazırlanmış, devasa bütçeli proje, büyük ölçekte toplumsal bir bozukluk ve kargaşayla sonuçlanacaktır. O gün televizyon yayıncıları ne yapacaklar acaba?
Ancak tüm bunlardan önce, Blue Blue Projesine ulaşmak için dört farklı adımdan geçmeleri gerekiyor.Tüm arkeolojik bilgilerin dağılımıyla ilgilidir.

Gezegen çevresinde, dünyanın büyük dinlerinin ve toplumsal hayatın temel doktrinlerinin anlamlarının yanlış olduğu yeni keşiflerin bulunduğu anlatılacak ve suni olarak yaratılan bir depremle insanlar bunlara inansın diye sözlerin altı çizilecektir. Bu sahtekârlık, halkın tüm dini doktrinlerin, toplumsal normların yanlış anlaşıldığına ve yanlış yorumlandığına inanmasını sağlamak için kullanılacaktır. Sahtekarlıkların zaten bazı medyatik unsurlarla subliminal mesaj olarak verildiğinden daha önce bahsetmiştik

ikinci adım, Devasa uzay şovları

3D optik hologramlar ve sesler, dünyanın çeşitli yerlerinde birden fazla hologram görüntüsünün lazer projeksiyonları, önceden belirlenmiş orijinal ulusal dini inancına göre farklı bir görüntü alacaktır. Bu yeni imaj(artık bu imajın ne ya da kim olacağını seçmek onların ‘’insafına’’kalmış) resmi tüm dillerde konuşacak.

Üçüncü adım, telepatik elektronik iki yönlü iletişimle ilgilidir
ELF: Extra Low frequency (Ekstra Düşük Frekans), VLF: Very Low frequency (Çok Düşük Frekans) ve LF : Low frequency (Düşük Frekans) dalgaları, insanların beyinlerinin içinden, her insanın kendi Tanrısının, ruhu vasıtasıyla onunla konuştuğuna inanmasını sağlar.Bu tür ışınlar, uydudan insan ve dilleriyle ilgili çok miktarda veri depolayan bilgisayarların hafızasından beslenir. Bu ışınlar daha sonra, Artificial Talk (yapay (zekâ) konuşması dediğimiz şeyi oluşturmak için doğal düşünme süreçleriyle birbirleriyle iççice geçen günümüzde de kullanılan teknolojidir.Dördüncü adım, elektronik araçlar kullanarak evrensel doğaüstü tezahürleri içerir.

Bu adım üç farklı yön içerir:

Birincisi: İnsanoğlunu yeryüzündeki her büyük şehirde bir uzaylı istilasının yaşanmak üzere olduğuna inandırmaktır. Bu, her büyük ülkeyi geri çekilmek ve nükleer kapasitesini kullanmaya itmek içindir. Bu şekilde, bu ulusların her biri, sahte saldırı sonrasında Birleşmiş Milletlere karşı tam silahsızlanma durumunda kalırdı.
İkincisi: iyi insanları acımasız bir şeytani saldırıdan kurtarmak için gelen “iyi” bir yabancı güce inandırmaktır. İlahi bir müdahaleyle kurtulacağına ikna edilir insanlar. Amaç: Yenidünya düzenine karşı oluşabilecek her türlü muhalefeti ve direnişi kırmaktır.Üçüncüsü :
Görülen o ki: İnsanları, tüm toplumları manipüle ederek, kendi fikirlerini empoze etmeye ve onları bir kukla gibi kullanmaya yönelik çalışmalar hızla sürdürülmektedir. Belki de artık, ‘’görmek inanmaktır.’’ sözünü tekrardan gözden geçirmeliyiz.

Kaynakça:
https://www.shiftfrequency.com/new-world-order-blue-beam-project/
http://www.ufointernationalproject.com/frequently-asked-questions/uss-secret-plan-fake-alien-invasion-project-blue-beam-become-real/
http://skepticproject.com/articles/project-blue-beam/

Yazar: Arzu Gökyolcu

 

Editör : Suna Korkmaz