Kitaplar, temelde üç ana malzemeden oluşur: kağıt, mürekkep ve yapıştırıcı. Kağıt, bitki liflerinden çoğunlukla selüloz ve ligninden yapılır. Zamanla bu bileşenler, oksijen ve nemle etkileşime girer. Bu etkileşim, uçucu organik bileşiklerin (VOC) ortaya çıkmasına neden olur.
İşte o tanıdık eski kitap kokusu bu bileşiklerin karışımıdır. Lignin, ağaçlara sertlik kazandıran doğal bir polimerdir. Aynı zamanda kağıdın yaşlandıkça sararmasının da sebebidir.
Lignin parçalandığında vanilin adlı bir madde ortaya çıkar. Evet, vanilyanın kokusunu andıran o tatlı notaların nedeni bu!
Yani eski kitap kokusunun içinde bir tutam vanilya, bir parça toz, biraz da tarih kokar. Yıllar geçtikçe kitaplar, çevresel faktörlere maruz kalır: sıcaklık değişimleri, nem, hava kirliliği…
Bu etkenler kağıttaki kimyasal bağları yavaşça çözer. Ortaya çıkan aldehitler, ketonlar ve asitler özellikle benzaldehit, etil benzoat ve toluen burnumuza ulaşan o kütüphane kokusunu yaratır.
Bilim insanları, bu kokuları analiz ederek bir kitabın yaşını bile tahmin edebiliyor. Yeni kitaplarda bu doğal bozunma henüz yaşanmadığından, kokunun kaynağı farklıdır.
Matbaa mürekkepleri, ciltteki yapıştırıcılar, baskı makinelerinden kalan kimyasallar gibi sebeplerle yeni kitaplar daha çok baskı veya plastik kokarken, eski kitaplarda nostaljik ve yumuşak bir aroma oluşur.
Kaynakça:
Türkiye Kütüphaneler Derneği
American Chemical Society.
Yazar: Özge NUR