Masal

Yazı öncesi dönemde var olan, ulusların hayal gücüyle yaratılmış, sözlü edebiyat dönemlerinde kuşaktan kuşağa aktarılarak yaygınlaşan ve varlığını günümüzde de sürdüren anonim halk edebiyatı ürünlerinin en yaygınlarındandır.
Masal sözcüğünün Türkçeye Arap halk dilinde adap ve öğüt anlamında kullanılan “mesel” sözcüğünden geçtiği sanılmaktadır.
Sözlü bir gelenek hâlinde sürdürülen masallarda genellikle olağanüstü kişi, olay ile maceralara yer verilir ve olayların geçtiği yer ile zaman belli değildir.
Masalın kısa bir tanımı yapıldıktan sonra masalların genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
• Masallar, genellikle bir tekerleme ile başlar. Tekerlemelerde de genellikle ikilemelerden faydalanılır.
• Masallarda olağanüstü kişi, kişilik, yer ve varlıklar yer alır. Dev, cüce, Kaf Dağı, anka kuşu gibi.
• Masallar giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
• Masallarda iyiler daima kazanır ve kötüler daima yenilgiye uğrar.
• Merak unsuru masallarda daima canlı tutulur.
• Masallar gökten üç elma düştü, onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine gibi sözlerle bitirilir.
NOT: Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; dereler tellal iken, pireler berber iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… gibi ifadeler masalın giriş bölümlerinde okuyucuyu âdeta olağanüstülüklere hazırlayan bir nitelik taşır.

Psikoloji, sosyoloji, eğitim bilimi gibi bilim dallarınca araştırma konusu olan masalların gizemli yönü çocuğun düş gücünün gelişmesine yardımcı olmaktadır. Günümüzde bazı araştırmacılar, masalın, çocukları gerçeklerden uzaklaştırıp yanlış inançlara sürüklediği ve çocukların mantıklı ve gerçekçi düşünmelerini engellediği gerekçesiyle zararlı olduğunu dile getirmektedir. Oysa çocuğa okutulacak, anlatılacak masallar çocuğun yaşına, seviyesine uygun olarak bilinçli seçilirse çocukların gerçekleri görebilme açısından hiçbir sorun yaşayacağı düşünülemez.

Dikkat!
Masallar ele aldıkları konular bakımından çocuğun ruhsal gelişimine, düş gücünü geliştirmesine, kendi iç dünyasını tanımasına, erdemli bir insan olmanın ne kadar önemli olduğu bilinci kazanmasına ve okuma alışkanlığı edinmesine katkıda bulunmaktadır.
Çocuklar için hazırlanan masalların aynı zamanda iyi bir eğitim öğretim aracı olduğu gerçeği unutulmamalı ve çocuk masallarında bir takım özelliklere dikkat edilmelidir. Bu özellikler:
• Çocuk masallarının dili yalın, anlaşılır olmalıdır.
• Masallar çocukların yaş düzeylerine göre belirlenmelidir.
• Masal kahramanları çocukların üzerinde olumlu etki bırakacak şekilde olmalıdır.
• Masallarda konular çocuğun ilgisini çeken, onun düş gücünü geliştiren, ırk, dil, din, cinsiyet ayrımından uzak olmalıdır.
Çocukta ana dili inceliklerinin kavranmasına, hayal gücünün gelişmesine katkı sağlayan masallardan eğitim ve öğretim aracı olarak yararlanılmaktadır. Pertev Naili Boratav’ın çocukların ana dilini geliştirmede masalların rolünü açıklarken masalın çocuğun ana dilini öğrenmede çok önemli etkisi olduğunu söyler. (Boratav 1992: 14-15)

NOT: Keloğlan masalları, Binbir Gece Masalları, Sinbad gibi masallar geleneğimizde yer etmiş önemli masallardandır.

Bilmece

Türk halk edebiyatı için önemli bir yere sahip olan bilmeceler bir şeyin adını söylemeden, bazı özelliklerinden yola çıkarak üstü kapalı onun ne olduğunu bulmayı dinleyene ve okuyana bırakan eğlenceli bir oyundur. Bilmece eğlenceli oyun olmasının yanında keskin bir zekâ ürünü ve dikkat gerektiren özelliğiyle dil ve becerilerin geliştirilmesinde çocuklara önemli katkılar sağlayabilir.

BİLMECE BİLDİRMECE
Masal masal mani masal
Oturmuş baklava keser
Baklavanın kilosu kaça dedim
Mes mes yüzüme bakar.
Yukarıdaki dörtlükte olduğu gibi bilmeceler kimi zor çağrışımları ve halkın kullandığı kelimeleri içerir. Bu bilmecenin cevabı kurbağadır. Mes mes ikilemesi burada kurbağanın anlamsız bakışlarını ifade eden bir kelime grubudur. Bilmecelerden çocuk edebiyatında yararlanılmalıdır çünkü bilmeceler çocukların yalnızca dil becerisini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda problem çözme becerilerini de geliştirmede eğlenceli ve etkin bir rol oynayabilir. Bilmeceler; kaynak kişilere göre, anonim ve ferdî bilmeceler olmak üzere ikiye ayrılır. Yapılarına göre ise; şiir ve düz yazı hâlinde yazılmış bilmeceler olmak üzere ayrılabilir.

N0T: Bilmecelerin çocuklarda matematiksel zekâyı kullanma becerilerini geliştirmesi bakımından yola çıkmak bilinmeyene yönelme, çağrışımlardan yararlanma ve dil becerilerini geliştirme gibi yararları dikkate değerdir.

Destan

Bir milletin bilinen en eski çağlarından başlayarak o milleti yakından ilgilendiren savaş, göç, doğal afetler gibi olayların ve bir milletin yaratılışının anlatıldığı manzum öykülere destan denir.
Bir milletin olduğu kadar insanlık tarihi hakkında da bilgi ve kültür birikimi sunan destanlar oluşumlarına göre “doğal destanlar” ve “yapma destanlar” olmak üzere ikiye ayrılır.
Doğal destanlar bir milletin yaşamında önemli yere sahip, tarihsel ya da toplumsal kişilerin yiğitlik yönü vurgulanarak kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan ve yaratıcısı belli olmayan destanlardır. Doğal destanlar millî destan adı ile de anılır. Örneğin, Rusların İgor, Finlerin Kalevela, Hintlerin Ramayana, Farsların Şehname, Türklerin Türeyiş ve Alp Er Tunga destanları doğal millî destanlardandır.
Yapma destanlar herhangi bir tarihi olayın bir şair, bir yazar tarafından destan özelliklerine uygun olarak yazılmış biçimine denir. Örneğin, İtalyan şair Tasso tarafından kaleme alınmış Kurtarılmış Kudüs adlı eser, bu türdeki destanlara örnektir.
Destanlar, çocukların hayal gücünü zenginleştirmenin yanında onlara yaşadığı topraklara ait nitelikleri, kendine özgü kimliğini anlatması ve ulusal kimliğine ait ortak duygu, düşünce birikimi oluşturması için önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayıdır ki millet olma bilincini en iyi şekilde yansıtan destanlar çocuğa uygun şekilde düzenlenmeli ve çocuk edebiyatı türü hâline getirilmelidir.

NOT: Türk halkının hafızasında yer edinmiş önemli destanlardan bazıları şunlardır: Köroğlu Destanı, Battal Gazi Destanı, Danişment Gazi Destanı.

Efsane

Efsane (söylence), tarih, toplum ve doğa olaylarının olağanüstü yorumlamalarla anlatıldığı öykülerdir. Efsanelerin, masal ve destanlardan ayrılan yönü gerçekleşmiş olaylardan ortaya çıktığına inanılmasıdır. Efsane pozitif bilimlerin gelişmediği dönemlerde ilkel insanların yeryüzünü, yeryüzündeki varlıkları anlamlandırma çabası sonucunda ortaya çıkmıştır ancak, bugün bile pek çok bölgede, yerleşim birimlerinde efsane ile ilgili inanışlar hâlen geçerliliğini sürdürmektedir.
Çocukların hayal gücünü geliştirmelerine ve verdikleri mesajlarla ahlaki kavramlar oluşturmasına yardımcı olan efsaneler çocukların seviyesine uygun hâle getirilerek çocuk edebiyatında kullanılmalıdır.

Fabl

İnsanlara ders vermek, insanların zayıf yönlerini gözler önüne sermek amacıyla anlatılan kahramanları genellikle insan gibi davranan ve konuşan hayvanlar ve bitkilerden oluşan, çoğu zaman soyut bir düşünceyi belirten çoğunluğu manzum, bir kısmı mensur olan eserlerdir.
Hayvanların, bitkilerin insan gibi konuşturulması çocuğun dikkatini çeker. Bu nedenledir ki çocuk edebiyatında fablın yeri ve önemi büyüktür.
Fablda ruh ve gövde olmak üzere iki önemli öge vardır. Ruh fabldan çıkarılan derstir. Gövde ise dört bölümden oluşur. Bunlar:
• Kahramanların ve olayların tanıtıldığı giriş bölümü.
• Olayların çeşitli entrikalarla düğümlendiği gelişme bölümü.
• Düğümün çözüldüğü sonuç bölümü.
• Olay ve olayların arkasında yatan ana fikrin açıklandığı öğüt olarak da adlandırılan ders bölümü.
Fablların daha çok on yaşından sonraki dönemde çocuklara sunulması uygundur. Daha önce karşılaşmadığı ve yaşamadığı soyut kavramları algılayamayan çocuklar fabldan hoşlanmayabilir. Fabllarda ele alınan düşüncelerin basitten karmaşığa sınıflandırılarak verilmesi gerekir.

NOT: Edebiyatımızda ilk fabl örneğini Hârnâme isimli mesnevisiyle Şeyhî vermiştir. Dünya edebiyatında ise La Fontaine fabllarıyla ün yapmıştır. Şeyhî’nin eseri La Fontaine’nin eserlerinde daha önce kaleme alınmıştır.

Fıkra

Genellikle gerçek olaylardan hareketle ders vermeyi amaç edinen, temelinde mizah, nükte, eleştiri gibi unsurları bulunduran, hoş vakit geçirmek, gülüp eğlenmek amacıyla söylenen ve sözlü gelenekte yaşayan kısa hikâyelerdir.
Fıkrada sosyal hayattaki aksaklıkların, günlük kötü ve gülünç olayların, bireyler arasındaki çatışmaların konu edinildiği, nesir diliyle ifade edilen fıkralara önce kahramanın adıyla başlanır. Daha sonra söylenen söze inandırıcı bir delil olarak geçmişteki bir olay konu edinilir ve fıkranın içinde cümle ya da sözcük olarak yer alan veya dinleyicinin anlayışına bırakılan bir sonla fıkra biter. Fıkralardan çocuk edebiyatında kullanılması dil eğitiminde özellikle dinleme, konuşma eğitimi alanlarında yararlı olabileceği gibi kültürümüzün gülmece anlayışının gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir.
NOT: Nasreddin Hoca fıkraları, Karadeniz fıkraları halkımızın benliğinde yer edinmiş önemli güldürü unsurları arasında yer alır.

Ninni

Annenin çocuğunu kolay ve çabuk bir biçimde uyutmak ve çocuğunun ağlamasını susturmak için bir ezgi eşliğinde söylediği, dörtlüklerden oluşan anonim halk şiiri ürünüdür.
Bebeklik çağından itibaren bir ezgi eşliğinde söylenen ninniler anne ve çocuk birlikteliğini olumlu yönde etkilediği gibi müziğin ritmi eşliğinde çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimine de olumlu katkıda bulunmaktadır.
Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar anne karnından başlatılarak dinletilen müziğin çocuğun gelişimi için olumlu katkıda bulunduğu gerçeğini gözler önüne sermiştir. Bu nedenledir ki ninninin çocuk gelişimi için ne kadar önemli bir edebî tür olduğu söylenebilmektedir ve çocuk edebiyatında ninnilerin yeri önemlidir.

Roman

Roman yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayların anlatıldığı, kişilerin ve olayların üzerinde geniş olarak durulduğu, tasvir edildiği gerçekçi bir anlatım ile yazılan uzun yazılardır.
19. yüzyılda başlangıçta büyükler için kaleme alınan gerçekçi romanlar zamanla gençler ve çocuklar tarafından da ilgiyle okunmaya başlanmış ve çocuk romanları 19. yüzyılın ikinci yarısında başlayarak ayrı bir alan haline gelerek günümüze kadar gelmiştir. Örneğin, dünya edebiyatından Monte Kristo, Pal Sokağı’nın Çocukları, Alis Harikalar Diyarında; Türk edebiyatında Aziz Nesin’in Şimdiki Çocuklar Harika, Kemalettin Tuğcu’nun Küçük Mirasyedi, Gülten Dayıoğlu’nun Fadiş, Rıfat Ilgaz’ın Öksüz, Fakir Baykurt’un Topal Arkadaş romanları günümüzde zevkle okunan çocuk romanları arasında yer almaktadır.
Çocuk romanı içerdiği kurgulanmış dünyaların paralelliğinde ayrıntılı bir şekilde tasvir edilen kahramanlarıyla çocuğun dikkati çekmekte, masaldan gerçekçi anlatıma geçişe ev sahipliği yapan romanla birlikte masalda gördüğü olağanüstü durumları bir mantık çerçevesine rahatça oturtabilmektedir. Romanlar gerçek yaşamdan bilgilere de yer vererek çocukları yaşama hazırlar.
Çocuk romanları gelişigüzel bir biçimde kaleme alınmamalıdır. Bu romanların dili, üslubu çocuğun ruh ve beden gelişimiyle yaşına uygun olmalıdır. Çocuğun pedagojik gelişimi göz önünde bulundurularak uzun ve detaylı tasvirlerden kaçınılmalı, diyaloglara bol bol yer verilmelidir. Çocuk romanları sağlam bir mantığa oturturularak planlı bir şekilde yazılmalı, romanlarda yer alan karakterler gerçek hayatla uyumlu ve herhangi bir ırkı, cinsiyeti, dili, dini aşağılayacak şekilde oluşturulmamalıdır.

Hikâye

Yaşanmış ya da yaşanabilecek türden olayların anlatıldığı, yapı bakımından romandan kısa, kahraman sayısının az olduğu, hayatın yalnız bir yönünün anlatıldığı, olay ve kahramanların ayrıntılı bir şekilde verilmediği vakaya dayalı bir edebî türdür.
Klasik olay öyküsünün temsilcisi Guy de Maupassant ve modern (durum ya da an) öykünün temsilcisi Anton Çehov olmak üzere dünya edebiyatında öykü türünün iki seçkin ustası vardır. Edebiyatımızda öykü türünün önemli temsilcileri arasında Sait Faik ve Ömer Seyfettin gelir.
Romanın kısası olarak da adlandırılabileceğimiz öyküler özellikle kısalığı nedeniyle kolay okunabildikleri için çocukların dikkatini çeken bir türdür. Çocuk edebiyatında önemli bir yere sahip olan öyküler kaleme alınırken çocuğun ruh ve beden gelişimine uygun ve onun hayal gücünü geliştirmeye yönelik sözcük seçimiyle yazılmalı, öyküdeki konular çocuğa uygun, onun dünyasını olumsuz yönde etkilemeyen konular olmalıdır. Bu doğrultuda kaleme alınmış birkaç çocuk öyküsüne örnek verecek olursak: Gülten Dayıoğlu Uçan Motor, Mevlüt Kaplan Bücür Osman, Necati Güngör İstanbul’da Bir Hasan, Işıl Özgentürk Hayat Okulu.

Biyografi

Toplumun bilgi, beceri, davranışları ve eserleriyle insanlığın dünyasında belli yere sahip kişilerin yaşamlarını konu edinen edebiyat türüne biyografi denir. Tanınmış kişilerin yaşamını konu edinen bu eserler bilgilere dayalı olarak yazılmaktadır.
Biyografi türünden çocuk eğitiminde yararlanılmaktadır. Çocukların gelecek yaşamlarıyla ilgili yönlendirmede, toplum tarafından kabul görmüş, beğenilen saygı duyulan kişileri örnek alarak özdeşim kurarlar. Çocuklar için oluşturulacak biyografilerde çocuğun görelik ilkesi göz önünde bulundurularak yazılmalıdır. Anlatım tekniği, biyografinin etkili olmasında önemlidir. Biyografide yaşamı anlatılan kişi olağanüstü niteliklerle anlatılmamalı ve o kişiyle ilgili bilgiler doğru olmalıdır.

NOT: Eski Türk Edebiyatı ürünleri arasında yer alan tezkireler, biyografiden önceki biyografi niteliği taşıyan eserler olarak Türk edebiyatında yer edinmiştir.
Çocuklara yönelik biyografilerde ilk çalışmalar çevirilerdir. Edebiyatımızda çocuklara yönelik biyografiler arasında Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk; Şükrü Enis Regü, Onlar da Çocuktu gibi eserler sayılabilir.

Gezi Gözlem Yazıları

Gezilip görülen yerler üzerine yazılan yazıdır. Başka ülkelerdeki insanların yaşantısı çocukların ilgisini çeker. Çocuk yakın çevresini tanıdıktan sonra uzak yerleri, bilinmeyen ülkeleri merak eder ve tanıma isteği duyar. Gezi yazıları çocuklara yönelik oluşturulurken çocuğun mantığına, bilimsel gerçeklere aykırı olmamalıdır. Bu tür yazılarda ele alınan yöre doğal tarihî, coğrafi, ekonomik, kültürel boyutlarıyla tanıtılmalıdır. Ayrıca, bu yöre ve yöre insanlarıyla ilgili ilginç görsellere yer verilmeli ve bu görseller metinlerle uyumlu olmalıdır. İçerikle ilgili bir biçimde çocuğun ilgisini çekecek güldürü öğelerine, resim ve motiflere yer verilmesi gezi yazılarının çekiciliğini arttırır.
NOT: Edebiyatımızda bilinen en ünlü gezi yazısı Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme isimli eseridir. Bu eserde, gerçek ve hayal birbiri ile sentezlenerek ilgi çekici bir metin oluşturulmuştur. Bu açıdan Seyahatnâme, çocuklara anlatılabilecek bir eser niteliği taşır.
Edebiyatımızda Refik Durbaş’ın, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinden hareketle ‘‘Yedi İklim Dört Bucak’’ N. Rüştü Efe’nin ‘‘Can’ın Bir Köy Gezisi’’ çocuklar için yazılmış gezi yazısı alanındaki dikkate değer çalışmalardandır.
Edebiyatımız gezi gözlem yazıları bakımından oldukça zengindir. Bu eserlerden çocuklara yönelik hazırlanacak metinler çocuk edebiyatı örneklerine dönüştürülebilir.

Deneme, Köşe Yazısı ve Sohbet

Deneme, köşe yazısı ve sohbet doğrudan düşünce geliştirmeye, başka durumlarla karşılaştırma yaparak ve çıkan durumları yorumlayarak doğruyu bulmaya dayanan edebî türlerdir.
Çocuğun farklı fikirleri rahatlıkla karşılaştıracağı deneme, köşe yazısı ve sohbet çocuğu zaman zaman ele alınan konuyla ilgili araştırma yapmasına yöneltmelidir. Bu yazılarda çocuğun ilgi ve gelişimini üst seviyelere taşıyacak konular dikkate alınmalıdır. Ele alınan konuların güncel olmasına dikkat edilmeli; metinlerin dili ve anlatımı açık, karmaşık cümle yapılarından uzak, çocuğun anlama düzeyine uygun olmalıdır. Metinde geçen kelime sayısının ortalama 500 kelimeyi geçmemesine dikkat edilmeli, metinde geçen anlaşılması güç kelimeleri, düşünceleri, atasözleri ve deyimleri açıklayıcı bilgiler yazının altına yerleştirilmelidir.
Belirtilen ölçütler eşliğinde hazırlanan deneme, köşe yazısı ve sohbettin çocuğun kendi benliğini sağlıklı bir şekilde geliştirmesine yardımcı olabilecektir.

Anı

Bir kişinin kendi yaşamında veya kendi döneminde tanık olduğu ya da duyduğu olayların anlatıldığı edebî türe anı denir.
Yazarın kendi gözlem ve izlenimlerine yer verdiği, zaman zaman kendi kişisel bilgi, duygu ve düşüncelerini aktardığı anı türü, çeşitli alanlarda önemli işlere imza atmış bireylerin hatıralarını
-özellikle çocukluk anılarını- kapsadığı için çocuğun ilgisini çekmekte ve çocuğun zevkle okuyacağı bir tür hâline gelmektedir. Çocuklar, hayranlık duyduğu bu kişilerin yaşam kesitlerine ilişkin anıları okurken, etkilenir ve anlatılan yaşantılarla özdeşim kurarlar.
Anı türü, samimi ve yalın diliyle ve tarafsız bir şekilde ele alınan ilgi çekici konularla çocukta hayranlık uyandırır. Sıkıcı boyutta tasvir ve ruh çözümlemelerine yer verilmeyen anı türü çocuğun kişisel gelişimine önemli katkıda bulduğu için çocuk edebiyatında önemli bir yere sahiptir.
Türk edebiyatında en eski anı türü örneği olarak Babur Şah’ın Baburnâmesi gösterilmektedir. Bunun dışında birkaç anı türüne örnek verirsek: Abdülhak Hamit Hatıralar, Yahya Kemal Beyatlı Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Anamın Kitabı, Halit Rıfkı Atay Zeytin Dağı, Mahir İz Yılanların İzi. Bunların dışında İtalyan yazar Edmando Amicis’in Çocuk Kalbi birçok dile çevrilen ülkemizde ve dünyada büyük ilgi gören anı türündeki çocuk romanını saymak gerekir.

Şiir

Sözün ölçülü ve ahenkli söylenmiş şekline nazım, güzel söylenmiş olanına şiir denir. Şiir ahenk, duygu, düşünce, hayal, dil ve şekilden oluşur.
Şiir bireyin duygularına, hayal dünyasına, benliğine hitap eden, bireyin bedeninde rahatlıkla kök salıp büyüyebilen bir edebî türdür. Şiirin yeri yetişkinler kadar çocuklar için de önemlidir çünkü şiir yaratmış olduğu coşkuyla özellikle çocuklarda tatlı bir heyecan, güzel duygular uyandırır. Ayrıca, içerdiği güzellikler ve yüce erdemler ile çocuğun dünyaya karşı farklı bir bakış açısı kazanmasına olanak sağlar. Örneğin, pastoral şiirler çocukta doğaya karşı bir ilgi uyandırırken, didaktik şiirler çocuğa hayata karşı farklı öğretiler aşılar. Çocuklara şiir ilgisi aşılayan birkaç şairimizden örnek verecek olursak bunlar: Tevfik Fikret Şermin, Mehmet Fuat Köprülü Mektep Şiirleri, Hasan Ali Yücel Sizin İçin, Ülkü Tamer Masal Şiirleri ve çocuk edebiyatı alanında ilk önemli çalışmaları ve yapan İ. Alâattin Gövsa’nın Çocuk Şiirleri adlı kitabı.
Çocuk için önemli bir yere sahip olan şiirler çocuk için kaleme alındığında ölçü ve kafiye göz ardı edilmemeli, serbest ölçü niteliği taşıtan çocuk şiirlerine eğitim ve öğretimin birinci basamağında 4. sınıftan itibaren yer verilmelidir. Çocuk şiirlerinde ele alınan konular açık ve net olmalı, çocuğu derin, felsefi düşüncelere yöneltecek imgelerden kaçınılmalıdır. Mısralar kısa olmalı, cümleler devrik yapıda olmamalıdır.
NOT: Ziya Gökalp’in küçüktüm ufacıktım dizeleriyle başlayan Alageyik Şiiri çocukların zevkle okuyacağı bir nitelik taşımaktadır.

Tiyatro ve Dramatizasyon

Sahne düzeni, dekor, kostüm, aydınlatma, müzik ve dans gibi öğelerden yararlanılarak, olayların oluş hâlinde gösterildiği, olayların yazarın ağzından değil de karakterlerin ağzından anlatıldığı, bir öykünün izleyiciler önünde sahnede oyuncular tarafından canlandırıldığı sanata verilen addır.
Tiyatroyu yazan kişiye oyun yazarı, oyunu canlandıranlara “oyuncu” ya da “tiyatrocu” denir. Ayrıca, eserin sahneye koyan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör görevliler de vardır.

Müziksiz Tiyatro Çeşitleri
• Trajedi
• Komedi
• Dram
Müzikli Tiyatro Çeşitleri
• Opera
• Operet
• Müzikal
• Pandomima
• Bale
• Revü
• Skeç

Kaynakça:

Çocuk Edebiyatı, Alemdar Yalçın-Gıyasettin Aktaş, Akçağ Yayınları
Çocuk Edebiyatı, Ferhan Oğuzkan, Anı Yayıncılık

Yazar: Serpil Altunyay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here