Antidepresan Ne Demektir ? Kullanım Alanları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Ülkemizde 30–40 yıldır daha çok kişi tarafından kullanılan antidepresanlar depresyon ve başka psikiyatrik sorunların belirtilerini hafifleten, tedavi sürecinin en zararsız biçimde sürdürülmesini, başarılı olmasını sağlayan, doktor tarafından reçete edilerek verilen medikal ilaçlardır. Ülkemizde antidepresan ilaçların bu kadar fazla kullanılmaya başlamasının sebebi toplum içinde yalnızlaşma, bireysellikte artış, sosyal, ekonomik ve ikili ilişkilerde artan problemlerdir. Güvenle ilgili sorunları bulunan sağlık ve ilaç sektörünün de bu işle ilgisi olduğu düşünülmektedir. Kişiler gerek iş yaşamlarında gerekse aile hayatlarında büyük bir memnuniyetsizlik halinde olup ruhsal sorunlara açıktır. Sorunları yalnız başına çözmeye çalışmak, iletişim kuramamak yükleri artırır ve kişiler depresyona girer. Antidepresan ilaçlar depresyona girenlerin hissettiği kötü duyguları geçici olarak bertaraf eder.

Antidepresanlar Nasıl Etki Eder?

Antidepresan ilaçlar davranışlar ve ruh hallerindeki değişikliklerin sebebi olan sinir hücrelerinden salgılanan nörotransmitterlerdeki dengesizliği giderir. Depresyondan başka stres, anksiyete bozuklukları, sosyal anksiyete gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda da kullanılan antidepresanlar sinir hücrelerinde iletişimi sağlayan nörotransmitter adı verilen serotonin, norepinefrin, dopamin gibi bazı kimyasal maddelerin miktarında değişmelere neden olarak etkili olur. Antidepresan ilaçlar alındıktan sonra mideye ve ince bağırsaklara geçer ve emilir. İlacın kana geçen kimyasalları karaciğere giderek değişime uğrar, yapıları farklılaşır ve kanla beyine kadar taşınır. Beyin bariyerinden geçen kimyasallar etkilerini sinir hücrelerinde gösterir. Kısacası ilaçların hedef hücreleri nöron denilen sinir hücreleridir. İlaçlar kişinin hayatında var olan durumları değiştirmez ama durumların farklı hissedilmesini sağlar.

Antidepresan İhtiyacının Olduğu Durumlar

Antidepresanların reçetesiz alınması mümkün değildir. Psikiyatrik hastalıklar konusunda uzman olan hekimler önce hastaları muayene eder ve tanı koyar, hastalığa uygun ilacı reçeteye yazar. Antidepresanlar depresyon başta olmak üzere sosyal fobilerde, takıntılarda, panik atak, uykusuzluk ve anksiyete gibi sorunlarda da kullanılır.

Antidepresanlar Ne Kadar Süre Kullanılmalı?

Psikolojik sorun saptanan kişilere psikiyatristler tarafından reçete edilen ve bazıları bağımlılık yapabilen antidepresan ilaçların etki göstermeleri 3 haftayı bulur. Bazı ağır hastalıklar için kullanım süresi 1 ya da 2 yılı bulabilir. Genellikle sabahları tok iken alınması gereken ilaçlar düzenli ve doktorun önerdiği biçimde kullanılmalı, tedavi sona ermeden bırakılmamalıdır. Aksi halde hastalık tekrarlayabilir. İlaç bırakılacaksa yine doktorun bilgisi ve kontrolü dâhilinde olmalı, doz azaltılarak bırakılmalıdır. Bu tarz ilaçlar doğrudan beyin üzerinde etkili olduğundan hatalı, gelişigüzel kullanımın yarardan çok zarar vereceği unutulmamalı ve doktor kontrole çağırmışsa mutlaka zamanında gidilmelidir.

Antidepresanların Yan Etkisi Var Mıdır?

Her ilaçta olduğu gibi antidepresanların da yan etkileri mevcuttur. Yan etkiler ya ilaca devam edildiği sürede ya da bırakıldıktan sonra ortaya çıkar ve her hastada farklıdır. Başka hastalıklarla ilgili ilaçlar alınıyorsa psikiyatristler reçetelerine hasta için en uygun ilacı yazacaktır. Antidepresan ilaçların yan etkilerinden bazıları şunlardır:
*İştahsızlık
*Uykusuzluk ya da aşırı uyku
*Kaygıda artış
*Kilo alımı
*Bağırsak bozuklukları, ishal veya kabızlık
*Midede bulantı
*Cinsel isteksizlik, orgazm olamama
*Sersemlik duygusu
*Dikkat dağınıklığı
*Neşeli olma, sarhoşluğa benzer hisler
Antidepresanlar alkolle birlikte alındığında kusma, baş dönmesi gibi yan etkilere sebep olur. Kişilere göre farklı olabilen yan etkilerin uzun sürmesi durumunda yeniden doktora gitmek gerekir. Doktor ilacı ve dozunu değiştirdiğinde yan etkiler azalacaktır. Tedavinin başarılı olabilmesi için doktor ve hasta işbirliği önemlidir. Ayrıca hastaların yakın çevresindeki kişiler de dikkatli ve bilinçli olmalıdır. Travmatik olaylara maruz kalınması tedaviyi sekteye uğratabilir. Hastayı motive edecek imkânlar hazırlanmak yararlı olacaktır. Antidepresanlar kişilikte değişiklik yapmaz ve antidepresan kullanan kişiler korkulması gereken tehlikeli kişiler değildir. Tam aksine antidepresanların sakinleştirme özelliği vardır.

Antidepresanlar Tek Başına Yeterli Olur Mu?

Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilk etapta ilaç tedavisi düzenlenir. Antidepresanlarla beyinde eksik olan serotonin yerine koyulur ve kötü hisler baskılanır. İyi hissetmenin sebebi ilaçların bazı hastalarda uykuyu artırması ve sakinlik kazandırmasıdır. Ağır depresyon vakalarında antidepresanlarla intihara meyil engellenebilir. Antidepresanlar da kendi içinde çeşitli olduğundan hastalığa uygun olanı verilecektir. Ancak tedavilerin sürdürülebilir değişikliklere dönüşmesi için davranış terapileriyle desteklenmeye ihtiyacı vardır.

Çocuklarda Antidepresan Kullanılabilir Mi?

Yetişkinlerin psikiyatrik sorunlarında olduğu gibi çocukların ve ergenlik çağında olan gençlerin sorunlarında da psikiyatrik muayeneden geçtikten sonra antidepresanlar kullanılabilir. Tedavi bir psikoloğun yürüttüğü terapilerle de güçlendirilmelidir. Çocukların antidepresan kullanımında aileler intihar girişimlerine karşı dikkatli olmalıdır. İlaç kullanan çocuklar aşağıdaki belirtiler görülüyor ve durumları iyileşmek yerine ilerliyorsa fazla zaman kaybedilmeden tekrar doktorlarına götürülmelidir. Bu belirtiler şunlardır:
*Panik ataklar
*Uyku bozuklukları
*Ölümle ilgili düşünceler
*İntihara meyletme
*Kendini yaralama ya da başka şekilde zarar vermeye çalışma
*Huzursuzluk, aşırı telaş
*Konuşmalarda ve davranışlarda abartılı artış
*Giderek daha da artan üzüntü halleri
*Şiddet, düşmanlık, saldırganlık
*Devamlı yalnız kalmaya çalışma
*Kötüleyen bunalım halleri
*Okuldaki problemlerinde artış
Günümüz yaşam koşullarında insanların birbiriyle sosyal ilişkileri, birbirlerine verdikleri destek ve dostluklar azalmıştır. Tüketim çılgınlığı ve akıllı telefon gibi dijital aletlerin daha çok kullanılır olması insanları toplumun gerçeklerinden daha da uzaklaştırmakta ve yalnızlaştırmaktadır. Ailelerin de çocuklarına ayırdıkları kaliteli zamanlar ve iletişim azalmıştır. Bu yalnızlaşma ve kopukluklar kişilerin sorunlarla karşılaştığında tek başlarına mücadele vermelerini gerektirmekte ve depresyona yatkınlıklarını artırmaktadır.

Psikiyatriste Gitmek Korkutmamalı

Bugün artık bilinmektedir ki birçok hastalığın temelinde depresyon ve stres yatmakta ve bu sorunlarla başa çıkabilmek için psikiyatristlere eskiden olduğundan daha çok gidilmektedir. Hasta sayısı giderek arttığından hekim sayısı da artmaktadır. Sorunlarla boğuşmak ve yorgun düşmek yerine rahatlıkla ulaşılabilecek bir psikiyatriste gitmek daha mantıklıdır. Psikiyatriste gidiyor ve antidepresan kullanıyor olmak utanılması ve o kişinin çevresindekilerin korkması gereken bir durum değildir.

Kaynakça:
http://www.pisipsikoloji.com
http://www.hastalopedi.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :