Kronik Stresin Beyne Etkisi

Sinirbilimciler, kronik stresin ve kortizolün beyne nasıl zarar verdiğini keşfettiler. Bu yeni çalışma, sağlıklı bir beyin yapısının kronik stresin azaltılmasıyla bağlantılı olduğunu doğruladı.

Kalifoniya Üniversitesi’nde çalışan sinirbilimciler, kronik stresin beynin yapısı ve fonksiyonu üzerinde uzun süreli değişiklikleri tetiklediğini gösterdi. Elde ettikleri bulgular, yaşamlarının erken evrelerinde kronik strese maruz kalan genç bireylerin, sonraki yıllarda öğrenme güçlüklerinin yanısıra kaygı bozukluğu gibi mental sorunlara neden daha yatkın olduğunu açıklayabilir.
Travma sonrası stres bozukluğu gibi stres ile ilişkili hastalıkların; amigdalanın boyutu ve bağlantısı, beyindeki gri maddenin beyaz maddeye oranının değişmesi de dahil beyindeki yapısal bozuklukları tetiklediği biliniyordu. Fakat araştırmacılar, kronik stresin beynin yapısında uzun süreli değişikliklere nasıl sebep olduğunu anlamaya henüz başladılar.

UC Berkeley’den Daniela Kaufer ve meslektaşları, kronik stresin ve bunun sonucunda artmış kortizol hormonu seviyesinin, fazla miktarda miyelin (sinir hücrelerinin yapısında bulunan akson isimli uzantıların çevresindeki koruyucu kılıf) üreten hücrelerin artmasına ve normalden daha az nöronun üretilmesine neden olduklarını keşfettiler.

Kronik Stresin Nöral Ağlara Etkisi

Beynin gri maddesi, sinir hücrelerinin gövde kısımlarıyla sıkı bir şekilde paketlenmiştir ve düşünme, hesaplama, karar verme gibi beyin fonksiyonlarından sorumludurlar. Fakat gri madde beynin sadece yarısını oluşturur ve beynin diğer yarısı beyaz madde adını alır.

Beyaz madde, nöronlar arasında bağlantı kurmayı sağlayan uzantılar olan ve beynin bölgeleri arasında bağlantıyı sağlayan aksonlardan oluşur. Beyaz madde ismini; aksonları çevreleyen, beyaz renkli ve yağ içeriği yüksek olan miyelin kılıftan alır. Miyelin, nöronlar ve beyin bölgeleri arasında elektrik sinyal akışını hızlandırır.

Yapılan çalışma, beynin sadece hipokampüs isimli bölgesi üzerinedir. Fakat elde edilen bulgular, beyaz maddenin, şizofreni, otizm, depresyon gibi hastalıklarda nasıl değişiklik gösterdiği konusunda bir bakış açısı sağlayabilir. Hipokampüs duyguları ve hafızayı kontrol eder ve akut stres altında küçüldüğü bilinmektedir.

Araştırmacılar sertleşmiş bağlantıların, uzun süreli stresle ilişkili olan hiper bağlantılı ağların merkezinde olabileceğini buldular. Bunun sonucunda daha fazla miyelin ve artan oranda beyaz madde ortaya çıkar.

Kortizol ve Kök Hücre Bağlantısı

Kronik stresin kök hücrelerin, prefrontal korteksteki (öğrenme ve hafıza ile ilgili bölge) bağlantıları baskılayacak türde hücrelere dönüşmesini sağlar. Bu değişim de, kaygı bozukluğu ve depresyon ile ilişkilidir.

Kaufer’in laboratuvarı, akut ya da kronik stres altındaki yetişkin sıçanların beynindeki hipokampüste bulunan nöral kök hücrelere odaklandı. Bu kök hücrelerin sadece, nöronlara ve astrositlere (beyinde nöronları destekleyen hücreler) farklılaşabildiği düşünülüyordu. Buna rağmen araştırmacılar, kronik stresin hipokampüste kök hücrelerin oligodendrosit (beyinde miyelin sentezleyen hücre tipi) isimli hücrelere dönüşmesini teşvik ettiğini buldular.

Bu bulgular, oligodendrositlerin uzun dönemde anahtar bir rolü olduğunu ve bozukların kalıcı olup yaşamın ilerleyen dönemlerinde metal bozukluklara neden olabileceğini gösterdi. Kronik stres, nöronlara dönüşen kök hücre sayısını azaltır ve araştırmacılara göre bu durum stresin hafıza ve öğrenme üzerindeki etkisini açıklayabilir.

Normal koşullarda, yetişkinlerde nöral kök hücrelerden fazla miktarda oligodendrosit üretilmez. Yüksek sevide kortizole ve kronik strese maruz kalmış sıçanlarda normale göre daha az nöron üretilirken, oligodendrosit üretiminde büyük artış olmuştur. Araştırmacılar, kortizol reseptörlerini bloke ederek, bu sürecin stres hormonuna bağlı kısmını keşfettiler.

Stresin hücrelerin yanı sıra, gen aktivitesi üzerine etkisi olduğu da tespit edilmiştir. Araştırmacılar, yaşamın erken evrelerinde maruz kalınan stresin, hayatın sonraki evrelerinde strese duyarlılığı arttıran genetik değişikliklere neden olduğunu gösterdi. Hayvan deneylerinde stres ile ilişkili bir gen olan Otx2’nin baskılanması, yetişkinlikte de devam eden gen aktivitelerinde kalıcı değişikliklere ve bunun sonucunda beynin yapısında değişikliklere neden olabilir. Bu değişikliklerde depresyon gibi hastalıklara yakalanma riskini arttırır.

İnsan beyninde miyelinin hayati bir rolü olmasına rağmen, miyelin zamana ve yere göre iyi ya da kötü olabilir. Artan miyelin, hipokampüs ve amigdala arasındaki bağlantıyı güçlendirerek tehdite karşı savaşma ve kaçma içgüdüsünü kuvvetlendirmek için evrimleşmiş olabilir. Fakat ne yazık ki modern dünyada kronik stres, fiziksel olarak tehlikede olmadığımızda günlük yaşamda ters teper.
Düzenli egzersiz ve zihinsel meditasyon stresi azaltmanın ve kortizol seviyesini düşürmenin iki etkili yoludur. Yapılan çok sayıda çalışmaya göre, stresi azaltmaya yönelik yapılan yaşam tarzı değişikliklerinin beyin yapısı ve bağlantısını geliştirebilir.

Bir sınava çok çalışmak ya da bir spor müsabakasına hazırlanmak gibi durumlarda orta düzeyde etki eden stres ise beyinde güçlü nöral ağlar oluşturur. Fakat akut ve kronik stresin etkisi bunun tam tersidir. Sonuç olarak kişi, yaşamının erken evresinde stres sonucu beyaz maddede meydana gelen değişikliklere göre akıl hastalıklarına daha dirençli ya da daha yatkın bir beyin oluşturabilir.

Kaynakça:
1) https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-athletes-way/201402/chronic-stress-can-damage-brain-structure-and-connectivity

2) https://sciencing.com/how-does-stress-affect-your-brain-13400296.html

Yazar: Ayça Olcay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :