Astrobiyoloji basitçe; Dünya dışında yaşamı ya da yaşamın ortaya çıkmasına elverişli koşulları arayan bilim dalıdır ve diğer gezegenlerde yaşamla ilgili kalıntıları bulmaya odaklanır. Bu alanda gerçekleşen keşifler, Dünya’ya ve evrene bakış açımızı değiştirdi.

1) Plüton’da Gömülmüş Okyanus

Bilim insanları termal modelleri ve tektonik kanıtları, Plüton’un buzlu yüzeyinin altındaki 100 km uzunluğunda sıvı fazda bulunan suyla ilgili sonuç çıkarmak için kullandılar. Ayrıca araştırma, suyun tuz oranının Ölü Deniz’le benzer olduğunu gösterdi. Dünya’dan çok uzak bir gezegende bulunan su, bilinen evrenin farklı parçalarında da biyolojik yaşamın var olma ihtimali olduğunu akla getirdi.

2) Günümüzde Mars’ın Yüzeyinde Akan Su

Mars’ın uydu görüntüsü, daha sıcak mevsimlerde Mars’ın yüzeyinde akan bir su olduğunu gösterdi. Yüzeydeki tuz nedeniyle bu suyun, tuzlu olma ihtimali vardır. Mars’ın yüzeyindeki suyun varlığı doğrulanırsa, Dünya popülasyonu Mars’ta bir yerleşim yeri oluşturabilir.

3) Mars’ın Yüzeyindeki Metan ve Organik Moleküller

2014 yılında, Mars’daki metan seviyesinin aniden yükseldiği ve daha sonra normal seviyeye döndüğü gösterildi. Bilim insanları, bu artışın nedenini hala bilmiyorlar. Fakat bu artışın, Dünya’dakine benzer şekilde yaşayan organizmalardan kaynaklı olup olmadığını araştırmaktadırlar. Eğer Mars’ın üzerinde yaşayan organizmalar bulunursa, bu durum Mars gibi Dünya’ya benzer sıcaklık ve atmosferik koşullara sahip gezegenlerin yaşamı barındırmasının mümkün olduğunu gösterir.

Curiosity adlı aracın Mars’ın yüzeyinden aldığı toprak örneklerinde karbon ve hidrojen içeren moleküller tespit edildi. Dünya’da protein, karbonhidrat ve lipitler gibi canlılık için çok önemli moleküllerin yapısı da karbon bağları üzerine kurulduğu için, Mars’ın yüzeyinde de karbon içerikli moleküllerin bulunması heyecan verici bir gelişmedir. Fakat bu moleküllerin canlı ya da cansız bir kaynaktan gelip gelmediği henüz bilinmiyor. Ayrıca Mars’ta bulunan manganaz oksit bileşiği Mars’ın, eskiden atmosferinde daha fazla oksijen içerdiğini gösterir. Mars’taki manyetik alan zayıfladığında iyonize radyasyon su molekülünü hidrojen ve oksijene ayırdı. Mars’ın yerçekimi de göreceli olarak daha düşük olduğu için hidrojeni tutamadı ama daha ayır olan oksijen Mars’taki kayalara hapsoldu ve manganaz oksit bileşiklerinin oluşturdu.

4) NASA Tarafından Keşfedilen Üç Ötegezegen (Güneş sistemimiz dışındaki gezegenler)

2013’te Kepler uzay teleskobu tarafından; bizim güneş sistemimiz dışında, boyut olarak Dünya’dan büyük ve bir yıldızın çevresinde dönen üç gezegen keşfedildi. Bu gezegenlerin koşulları ve yaşam ile ilgili bir işaret taşıyıp taşımadıkları hala araştırılmaktadır. Bunun gibi daha fazla gezegen keşfedildikçe, başka bir gezegende yaşam ile ilgili bir ipucu bulma ihtimali artacaktır.

5) Güneş Sistemimiz Dışında Tespit Edilen Radyo Sinyali

2015 yılında UC Berkeley radyo dinleme ekibi, radyo teleskop kullanarak bizim güneş sistemimiz dışında bulunan bir gezegenden sıradışı şekilde güçlü bir radyo frekansı gözlemledi. Sinyal geçişliydi ve sürekli değildi fakat, sinyalin kaynağını belirlemeye yönelik çalışmalar sürüyor. Bu sinyal Dünya dışından ise; bir karadelikten, nötron yıldızından ya da Dünya dışı zeki bir yaşamın varlığından kaynaklı olabilir.

Özetle; şu an hala Dünya dışı yaşama dair elimizde kesin bir kanıt yoktur. Elde edilen bulgular, Dünya dışında da yaşama elverişli koşulların olabileceğini gösteriyor.

Kaynakça:
https://www.astrobio.net/mars/astrobiology-top-10-nasa-rover-findings-point-earth-like-martian-past/
https://ecurrent.fit.edu/blog/research/5-incredible-breakthroughs-astrobiology/

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here