Bayağı Poyrazkuşu Nasıl Bir Canlıdır?

Yaygın adı: Bayağı poyrazkuşu

Bilimsel adı: Haematopus ostralegus

Familya: Haematopodidae

Takım: Charadrıiformes

Fiziksel özellikleri: Kısa bacaklı, kırmızı gör çerçeveli iri, başı, göğsü ve sırtı siyah, alt kısmı beyazbenekli tüylü uzun, kalın, portakal-kırmızı gagalı bir sahil kuşudur.

Alışkanlıkları: Hantal yürüyüşlüdür, yiyecek için gagasını sık sık toprağa daldırır.

Yaşam çizgisi: Değişik yaşam alanlarında hem sahil hem iç karada toprak üzerinde yuva yapmak için sığ çukur kazar. Yılda bir kere 2-4 yumurtlar. Kuluçka 24-35 gündür. Yavrular 33 gün sonra uçmaya başlar.
Sesi: Çeşitli yüksek ince tiz ötüşler.

Beslenme tarzı: Çoğunlukla yumuşakçalar ile sahil kenarındaki kabuklular; solucanlar ile iç karadaki toprak omurgasızları.

Yaşam alanı: Çoğunlukla alçak sahiller; iç karada nehir kenarları ile tarlalar.

Yeryüzünde dağılımı: Doğu Avrupa ile Kuzey sahil bölgeleri. Kuzey Batı Asya, Kore Kamçatka; aynı zamanda Güney Avrupa, Kuzey Batı ve Doğu Afrika, Arap Körfezi. Hindistan ile Güney doğu Çin; Yeni Zelanda’da izole olmuş popülasyon.

Türün durumu: Yaygın ve olağan; Avrupa ile Yeni Zelanda popülasyonlarının özellikle karanın ıç kesimlerinde arttığı düşünülmektedir.

Boyutları: Uzunluk, 40-48 cm; kanat açıklığı, 80-86 cm; ağırlık, 425-822 g

Görünüşte bayağı poyrazkuşu garip bir kuştur. Kuşun tuhaflığını görünce şaşıran bir çocuk, onu “havuç burunlu penguen” olarak tasvir etmiştir. Bayağı poyrazkuşu asla zarif bir ‘suda yürüyen’ olarak tasvir edilemez. Bacakları nispeten kısadır, gövdesi göreceli olarak m yapılıdır, hantal bir şekilde paytak yürür. Onun belirgin siyah ve beyaz tüyler, şüphesiz ona diğer ismi olan deniz saksağanı adını verir çünkü renkleri kesinlikle saksağanınkine benzer. Suda yürüme biçimi hemen tanınmasını sağlayan, çok belirgin bir özelliğidir. Çok büyük, canlı, portakal- kırmızı gagası hem karada hem de suda beslenmesinde etkin bir rol oynar.

Çoğu sahil kuşuyla karşılaştırılınca bayağı poyrazkuşu, olağandışı geniş bir yaşam alanındaki yiyecekleri tüketebilir. Sahillerde yumuşakçaların çok olduğu haliç ve körfezler civarında çok bulunur. Bu kuşlar aynı zamanda deniz kayalıklarına, tuz bataklıklarına ve çayır tarlalarına yuva yapar. Kara içindeki yaşam alanları çok daha değişkendir.
Toprak omurgasızlarıyla beslenmesi bataklık arazileri, çiftlik arazisi, nehir vadileri ve hatta golf sahalarında beslendiği anlamına gelir. Çok sayıda sahil ile iç kara arasında mevsimsel göç yapmalarına rağmen bazı doğu Avrupa popülasyonları sahilden yüzlerce mil uzakta yaşar.

Değişen Gagalar

Deniz saksağanın gagasının şekli mevsimsel olarak beslenme biçimlerini değiştirmesiyle hayret edilecek şekilde değişir. Iskarpela gagalı, sahilde beslenen bir kuş ilkbahar ve yaz için kara içine doğru yöneldiği zaman yiyecekleri sert kabuklu deniz yumuşakçalarından yumuşak yaz menüsü olan solucanlara ve kurtçuklara dönük olarak değişir.
Toprağa iskarpela biçimli bir gagadan daha az direnç gösteren, ince uçlu gaga ile toprak içinde daha etkili biçimde yiyecek arar. Böylece kuş iç karada yaşadığı sırada farklı bir gaga oluşturur. Üç haftadan daha kısa bir zamanda, inanılmaz bir hızla sivri uçlu, mükemmel bir gaga büyür. Bu kuş sahile döndüğü zaman gaga tekrar hızla yassılaşır ve son kısmı sert yiyeceklerle uğraşırken kalınlaşır.

Benekli Kavalcılar

Avrasya deniz saksağanları, kışın geç vakitlerde üreme bölgelerine döner. Kuşlar hala sürüler halindeyken kur yapma erken başlar. Sağlam eş bağları kuruluncaya kadar kuşlar birkaç defa deneme eşleşmeleri yapar fakat sonunda tek eşli olur. Eş bağları uzun sürelidir. Bir çiftin aynı yerde 20 yıl ürediği kaydedilmiştir.

Deniz saksağanlarının sergilediği en yaygın gösteri tipi de çok olağandışıdır. “Kaval çalma gösterisi” olarak adlandırılan bir gösteri çok değişik durumlarda icra edilir. Bu gösteri tek başına da yapılır. Fakat çoğunlukla yaşam alanına sahip çıkma karşılaşmalarında veya kur yapma esnasında saldırganlık sık şekilde kullanılır. Kuş, gagasını toprağa doğru büker ve öne doğru kambur bir pozisyonda eğilir. Gagasını hafifçe açarak düzgün ve ar darda yinelenen, yüksek sesli kaval şeklinde ses çıkartır. Şayet kuşlar bölge sınırları içinde kaval çalar gibi öterse paralel bir şekilde yan yana, gaga gagaya sınır boyunca yürürler. Erkek, bir kuşa kur yapma gösterisi olarak, benzer bir kaval çalma gösterisi sergiler. Sonra erkek, dişi kuşa doğru çömelmiş şekilde koşar ve gagasını aşağıya doğru tutar. Eğer dişi kuş çiftleşmeyi kabul ederse hareketsiz şekilde ayakta durur ve arka kısmını yukarıya doğru kaldırır. Erkek kanatlarını çırparak ve acı çığlıklar atarak dişinin üzerine çıkar. Deniz saksağanları bir bölgeyi yaşam alanı olarak benimsedikleri zaman orayı komşu çiftlere ve izinsiz girenlere karşı saldırganca savunur. Bir kaval çalma gösterisi veya duruşu genellikle, gerilimleri çözmeye yeterli olur. Kuşlar aynı zamanda “kelebek gösterisi” de yapar. Bu gösteri belki de kuşların bölgelerini işaretlemelerine ve eş bağlarını güçlendirmelerine hizmet eder. Gösteri yapan kuş kanatlarını kaldırır ve sonra havalanır. Kendi yaşam alanı etrafında kanatlarını yavaş yavaş çırparak uçar. Israrlı bir şekilde ve bazen acı acı çığlıklar atar.

İki Ayrı Yaşam Alanı

Bazı yerlerde Avrasya Deniz Saksağanı iki ayrı yaşam alanında hayatlarını sürdürmeye zorlanır. Üreme alanların yuva yaparken yetişkinleri beslemeye yetecek kadar yiyecek olmadığı zaman, çift yakınlardaki bir beslenme alanına yerleşir. Yuvalarının yakınında çok yiyecek olan bölgeler için kuşlar arasında çok daha büyük rekabet vardır. O bölgede yerleşik, o anda üremeyen kuşlarla birlikte “sıra sistemi” seçmiş gibi görünmektedirler. Genellikle sadece ölüm veya üremede başarısızlık böyle alanlarda olumsuz sonuçlar yaratabilir. Üremeden önce bir erkek kuşun yumurtaların üzerine yatması olağandır.

Kuşlar yuva yapma yerlerini seçtikleri zaman yuva dansı ritüeli yapar. Bu ritüel sırasında kuş gövdesinin ön tarafını toprağa bastırır, kanatlarını kaldırır ve ayaklarıyla toprağı geriye atarak bir çukur kazar. Taşları, otları veya deniz kabuğu parçalarını toplayıp onları başının üstünden atarak performansını süsler. Sonra yuva için açılan çukur, dişi yumurtlamadan önce deniz kabukları veya taşlardan oluşan bir tabakayla kaplanır. Dişi ile erkek kuşun nöbetleşe kuluçkaya yatması sonunda yavruların yumurtadan çıkması şaşırtıcı derecede uzun zaman alır. Yavruların yumurtanın kabuğunu kırıp çıkması 4 gün sürebilir. Genellikle anne-babalar yavrularını korumak için içinden yavru çıkan boş yumurta kabuklarını yuvanın olduğu yerden uzaklaştırır. İç karada yaşayan deniz saksağanlarının yavruları yumurtadan çıktıktan iki hafta sonra yumuşak topraklar üzerinde kendi başlarına bağımsız bir şekilde beslenebilir. Sahilde yaşayan yavruların anne- babalarının görevi daha zordur çünkü yavruları deniz yumuşakçalarının sert kabuklarını kırıp açacak kadar kuvvetli değildir. Bu nedenle birkaç ay süre ile anneleri onlara yiyecek verir.

Savaşan Kuşlar

Deniz saksağanları yumurtalarını ve yavrularını vahşice korur. Havada uçan yırtıcılar ve izinsiz yaşam alanlarına girenlere karşı deniz saksağanlarının iri gagaları çok etkili savunma silahlarıdır. Bir karga, martı hatta üreme alanı üzerinde uçan bir yırtıcı kuşa bile aynı şekilde tepki verir. Deniz saksağanı gökyüzünde yükselir ve izinsiz kendi alanlarına giren kuşa altından yaklaşarak gagasını karnına saplar. İnsanlar gibi daha büyük saldırganlara karşı gagasıyla kanadının altını gagalayarak ve sanki uyuyormuş gibi oturarak, ya da benzeri davranışlarla saldırganın dikkatini kendisine çekmek için bir dizi gösteri sergiler.

İş Gereçleri

Deniz saksağanları bir çatal veya bıçağın sunduğu beceriye sahip olmayabilir fakat uzun gagaları besin elde etmek için çok etkili teknikler geliştirmelerine olanak verir. İnce, iskarpela gibi gagalarıyla kuşlar çift kabuklu yumuşakçaların kabuklarını tutan kaslarını tekrar tekrar gagalayarak keser ve midye benzeri kabukluları açılmaya zorlar. Daha kalın ve küt gagalı kuşlar gagalarını bir çekiç gibi kullanarak kabuklu yumuşakçaları kırar.

Tüm Avrasya deniz saksağanları gagalayanlar ve gagalarını çekiç gibi kullananlar olmak üzere ikiye ayrılır. Yavruları da ebeveynleri gibi aynı yöntemi öğrenir. Bir haliç veya nehir ağzında genellikle farklı stratejiler kullanan her iki şekilde beslenenlerden oluşan kuş sürüsü sanki bir türmüş gibi görünür. Örneğin; yükselen gel-git geriye çekilirken midyeleri gagalayarak beslenenler, suyun çekildiği yerlere gelir. Midyeleri kırmak için gagalarını çekiç gibi kullanan türler suyu tamamen çekilip kalan midyelerin bataklık içinde ortaya çıkmasını ve kuruyan toprağın sertleşmesini bekler.

Kaynakça:

National Geoghraphic

Yazar: Tuncay Bayraktar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :