Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Bazı Çocukların Okumakta Zorlanmasının Nedeni: Gelişimsel Disleksi

0 34

Bazı çocuklar okumayı öğrenmekte çok zorlanırlar. Normal zekâya, sahip olmalarına rağmen, yine de çok yavaş ve birçok hatayla okurlar ve bu sorunlar yetişkin olduktan sonra bile devam eder. Okumaları pratikle gelişir, ancak akranlarınınkinden daha azdır. Bu kalıcı okuma zorluğuna gelişimsel disleksi denir ve disleksiye neyin neden olduğu hala net olarak belli değildir. Bunun birlikte disleksi hastalarının seslerin tekrarından disleksi olmayanlara göre daha az fayda sağladığını, ortak hecelere ve kelime yapılarına daha az aşina gibi davrandıklarını tespit edilmiştir. Beyin tarama ekipmanını kullanarak, disleksi hastalarının beyinlerinin daha hızlı unuttuğu da tespit edilmiştir. Bu yazıda gelişimsel disleksi ve okuma güçlüğü nedenleri hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Okumayı Öğrenme Süreci

Bazı Çocukların Okumakta Zorlanmasının Nedeni: Gelişimsel DisleksiOkuma, yazılı sembolleri (İngilizce harfler gibi) anlamlı kelimeler olan bir dizi sese çevirme işlemidir. Çocuklar okumaya ilk başladıklarında, kelimeleri okumak için harflerin seslerini sıralı olarak öğrenmeleri gerekir ve daha sonra deneyim kazandıktan sonra, kelimelerin tamamını tanımlamaya başlarlar. Sözlü kelimelerin temsilleri ve anlamları, daha okumaya başlamadan çocukların zihninde mevcuttur. Bunu bilinmektedir çünkü çocuklar okumayı öğrenmeden çok önce konuşulan dili anlayabilir ve konuşabilirler. Çoğu çocuk 6-7 yaşlarında okumayı öğrenir, ancak bu beceri çocuklar büyüdükçe gelişmeye ve daha verimli olmaya devam eder.

Disleksi Hastaları ve Okuma Çabaları

Bazı çocuklar için okumayı öğrenmek kolay değildir ve hatta çok sinir bozucu olabilir. Normal okullardaki çocukların yaklaşık % 7’si, özel görme veya işitme sorunları olmamasına ve normal zekâya sahip olmalarına rağmen okumayı öğrenmekte çok zorlanmaktadırlar. Bu çocuklar bu zorlukla doğarlar ve yetişkin olduklarında bile onlarla birlikte kalırlar. Okuma ile ilgili bu zorluk, gelişimsel disleksi adı verilen bir öğrenme bozukluğudur. Gelişimsel disleksi olan insanlar, disleksi olmayanlara göre daha yavaş ve daha fazla hata ile okurlar. Genellikle, disleksi olan insanlar da birçok yazım hatası yaparlar, ancak okuma ve heceleme ile ilgili problemler dışında, diğer alanlardaki (matematik gibi) yetenekleri genellikle tamamen normaldir (başka bir bozukluğu yoksa).
Okuma, görme, işitme, hafıza ve göz hareketlerini içeren karmaşık bir süreçtir. Tüm bunların disleksi hastalarında zarar görmediği düşünülürse, okuma konusunda hala bu kadar güçlük çekmeleri tuhaftır. Öyle görünüyor ki, disleksinin spesifik karakterizasyonuna rağmen, disleksi olan insanlar okuma ve yazmadan ve hatta dil kullanımında sınırlarını aşan ek zorluklar yaşamaktadırlar.
Okumayı öğrenirken (veya tanıdık olmayan kelimeleri okurken), harflerin temsil ettiği sesler bir kelimede birleştirilir. Duyulan bir kelimeyi yazmak gerektiğinde, o konuşma seslerine bölünür ve harflere çevrilir. Temel konuşma seslerine fonem adı verilir. Disleksisi olan kişiler, fonemleri ayırma ve birleştirme sürecinde zorluklar yaşadıklarından, birçok araştırmacı disleksi hastalığında temel dil seslerinin zihinsel temsilinin bozulduğu varsayılır. Yaklaşık 40 yıl önce araştırmacılar, disleksideki zorluğun sesleri işleme yeteneğinde yattığını ve dile özgü olmadığını öne sürmüşlerdir. Deneyler bu kavramı daha iyi anlamak için tasarlanmıştır.
Disleksi Eski Bilgilerin Daha Hızlı Unutulmasına Sebep Olur mu?
Son 15 yılda disleksi olan çocuklar, ergenler ve yetişkinlerle ilgili bir dizi deney yapılmıştır. Tipik bir deney, onlarca adımdan oluşmaktadır ve her adımda, katılımcıya aralarında kısa bir zaman aralığı (yaklaşık bir saniye) olan iki sesi dinletilir. Katılımcıdan hangi sesin daha yüksek, birinci veya ikinci bir ses perdesine sahip olduğuna karar vermesi istenir. Bu tür deneylerde, katılımcılar iki sesi karşılaştırdıklarını hissederler ve bu şekilde karar verirler. Bununla birlikte, önceki adımlardan gelen seslerin de kararı etkilediği ortaya çıkmıştır: mevcut adımdaki ilk sesin perdesinin iç temsili, önceki adımlarda duyulan önceki seslere benzer hale gelmektedir. Örneğin, yüksek perdeli bir ses duyulursa, önceki seslerin çoğu düşük perdelidir, bu sesin temsili biraz daha düşük olur, aşağı çekilir.
Disleksi olan katılımcılar için bu etkinin daha küçük olduğunu tespit edilmiştir. Bunu takiben, disleksi hastalarının işittikleri sesleri bellekte doğru bir şekilde saklamakta zorlandıklarını varsayılmaktadır. Bu tür bir saklama, verimli okuma için çok önemlidir. Disleksi hastalarının beyninde ses anılarının daha hızlı çürüdüğü hipotezini test etmek ve bu daha hızlı çürümenin hangi beyin bölgelerinde gerçekleştiğini anlamak için bir deney daha yapılmıştır. Bu deneyde, katılımcılar fonksiyonel bir manyetik rezonans görüntüleme tarayıcısı (fMRI tarayıcı) adı verilen bir cihazda taranmışlardır.
Genel olarak, aynı ses, aralarında kısa bir boşluk bırakılarak iki kez sunulduğunda, beynin ikinci sunuma tepkisi daha küçüktür. Bu fenomene nöral adaptasyon denir. İkinci sese verilen daha küçük yanıt, beynin bir şekilde ilk sesi hala hatırladığını göstermektedir, çünkü ilk ses hala ikinci sesin işlenmesini etkilemektedir. Disleksi olan kişilerde, ilk sesin bu bilinçaltı hafıza döneminin daha kısa olduğunu görmüşlerdir. Sesler arasındaki boşluk 10 saniye olduğunda, disleksi olmayan kişilerin beyinlerinde ölçülen ikinci sese verilen yanıt daha küçüktür ve ilk sesin hafızasının hala beyinlerinde depolandığını göstermektedir. Aksine, disleksi olan kişiler, sesler 10 saniye aralıklıysa, ikinci ses için tam yoğunlukta bir tepki vermektedir Bu beyinlerinin artık ilk sesin hafızasına sahip olmadığını göstermektedir ve hafıza süresindeki bu fark, korteks’tendir.

Disleksi Hastaları Tekrarları Daha Yavaş Öğrenirler

Bazı Çocukların Okumakta Zorlanmasının Nedeni: Gelişimsel DisleksiDisleksili çoğu insanın karşılaştığı temel sorun sözcükleri okumaktır. Disleksi hastaları için hızlı hafıza kaybının bilgi birikimini yavaşlatması mümkündür. Genel olarak, bir şeye ne kadar çok maruz kalınırsa, bu maruziyetle ilgili görevlerdeki performansı o kadar iyileştirilir. Ancak, disleksi olan insanlar için, daha önce maruz kaldıkları şeylerin öğrenme eğrisi daha yavaştır.

Disleksi Hastalarında Morfolojinin Etkileri

Dil hayat boyunca kullanılır ve çoğu kişi dil kurallarını ve yapısını otomatik ve bilinçsiz olarak öğrenir. Yapılan deneylerde, dilin yapısını ve kelime parçalarının nasıl bir araya getirildiğine dair kurallar kullanılmış ve buna morfoloji denmiştir. İbranice’de, tüm fiiller birkaç belirli yapıdan birine sahiptir ve diğer tüm biçimler dilde kuraldışıdır, bu nedenle okuyucular bu var olmayan biçimlerle asla karşılaşmazlar. Örneğin, lagadnu kelimesi İbranice’de gerçek bir kelime değildir, ancak yapı olarak katavnu, pagashnu ve kalatnu gerçek kelimelerine çok benzemektedir. Diğer yandan, hukshimti kelimesi İbranice’de de gerçek bir kelime değildir, ancak lagadnu’nun aksine, yapısını paylaşan İbranice kelimeler yoktur, bu nedenle yerel İbranice okuyucular daha az aşinadır.
Okuma hızının kelime morfolojisine aşinalıktan etkilenip etkilenmediğini incelendiğinde disleksisi olmayan öğrenciler, gerçek kelimelere benzer bir yapıya sahip uydurma kelimeleri, tanıdık bir yapıya sahip olmayan kelimeleri okuduklarından daha hızlı ve daha doğru okudukları tespit edilmiştir. Bu beklenen bir durumdur, çünkü tanıdık yapıya sahip kelimeler beyinde daha az çalışma gerektirir.( harf harf işlenmeleri gerekmez.) Bununla birlikte, disleksi olan öğrenciler için, tanıdık bir yapıya sahip olmayan kelimelere kıyasla İbranice morfolojiyle uydurma kelimeleri okuma hızında veya doğruluğunda önemli bir gelişme olmaz. Bu sonuçlar morfolojinin disleksi olmayan insanlara yardımcı olduğu kadar,okuma konusunda disleksili insanlara yardımcı olmadığını göstermektedir.
Bazı Çocukların Okumakta Zorlanmasının Nedeni: Gelişimsel DisleksiKelimeler daha küçük birimler halinde kullandığında benzer sonuçlar elde edilmektedir. Kelimeler hecelerden inşa edilmiştir. Katılımcılardan kendilerine sunulan hece dizisini tekrar etmeleri istendiğinde hece frekansının başarı oranı üzerinde büyük etkisi olduğu bilinmektedir. Buna uygun olarak, deneylere katılan katılımcılar sık hece dizilerini daha az sıklıkta olan hecelerden daha doğru bir şekilde tekrarlamışlar, ancak hece frekansının bu avantajı disleksi olan katılımcılar için önemli ölçüde daha az olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar hece frekansının disleksi olmayan kişilerin hafızasını güçlendirdiği kadar disleksi olan kişilerin hafızasını da geliştirmediğini göstermektedir. Bu nedenle, disleksi olan insanlar, basit seslerin tekrarından daha az yarar görmelerine benzer şekilde, hecelerin ve kelime yapılarının tekrarından daha az fayda görürler. Ve sonuç olarak performansları, disleksi olmayan insanlar kadar iyi değildir. Disleksi olan katılımcıların hecelere ve kelimelere maruz kalması, disleksi olmayan katılımcıların maruz kalmasına benzer, ancak disleksi olan katılımcılar, bu uzun süreli maruziyetten daha az kazanç sağlamaktadırlar.
Gelişimsel disleksi, okuma becerilerinin kazanılmasını engelleyen özel bir öğrenme bozukluğudur. Araştırmacılar yıllardır disleksinin nedenini araştırmaktadırlar ve disleksideki ana zorluğun, bu uyaranlardan dolayı daha hızlı bellek bozulması nedeniyle, daha önce sunulan uyaranlar hakkındaki önceki bilgilerin daha az verimli kullanılması olduğunu öne sürülmektedir. Bu fikir, basit sesler ve beyin aktivitesi ile yapılan deneylerin sonuçlarına dayandırılmaktadır. Ayrıca, tanıdık bir yapıya sahip olan ve olmayan sözcükleri okumanın doğruluğu; hızını, sık ve seyrek hecelerin hafızası ile karşılaştırılmalıdır. Bu veriler, disleksinin nedenini anlamaya yardımcı olur ve nedeni anlamak, sonunda tedaviye yardımcı olabilir.

Kaynakça:
https://www.understood.org/en/learning-thinking-differences/child-learning-disabilities/reading-i
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6430503/

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.