Yeryüzündeki çeşitli kommünitelerin kendi aralarındaki ve çevreleriyle olan ilişkileri karmaşık ve geniş kapsamlıdır. Gerçekte, dünyanın kendisi, biyosfer diye adlandırılan bir ekosistemdir. İç içe geçmiş biyolojik, kimyasal ve fiziksel güçlerin karşılıklı ilişkileri ile birarada bağlanmış, kommüniteler dizisi ve çevrelerinin oluşturduğu kompleksdir. Fiziksel güçlerin iklimde nasıl bölgesel farklılıklar yarattığını ve bu yolla türlerin ve kommünitelerin yeryüzündeki dağılımını nasıl belirgin olarak etkilediğini göreceğiz.

İklim ve Güneş

Güneş yaşam için en büyük enerji kaynağı olup, güneş enerjisinin dağılımı, büyük ölçüde canlıların dağılımını belirler. Güneş dünyayı ısıtıcı radyasyonla yıkasa da, dünyanın yüzeyi kavisli olduğundan, farklı enlemlerdeki bölgeler, farklı yoğunlukta ışın alır ve bunun sonucunda farklı sıcaklık aralıklarına sahip olurlar. Örneğin, tropikler, birim alan başına, orta-kutup enleminden neredeyse beş kat fazla enerji alır. Bunun ötesinde, dünya dönme ekseninin eğimi nedeniyle, orta ılıman enlemler, kış başlangıcına göre, yaz başlangıcında iki kat daha fazla güneş enerjisi alır.
Sıcaklığın enlemsel değişikliğine ek olarak, güneş ışınlarının düzgün olmayan dağılımının, başka sonuçları da vardır. Tropiklerde sıcak hava, ılıman zondan, yüzey boyunca serin havayı çekerek yükselme eğilimindedir. Bu durum, çarpıcı olarak yağış dağılımını etkiler.
Havanın su tutma kapasitesi, sıcaklık düştükçe azalır ve atmosfer sıcaklığı yüksekliğin artmasıyla düşer. Bunun bir sonucu olarak, yükselen tropikal havadaki nem yoğunlaşır ve tropikleri yağmurla yıkar. Bu hava soğudukça ve nemini kaybettikçe, ekvatordan yukarı doğru yükselir ve uzaklaşır, sonunda yengeç ve oğlak dönenceleri yakınında alçalır. Bunun sonucunda Avustralya, Suudi Arabistan, Güney Afrika Bozkırları, Kuzey Afrika’da Sahara’yı kapsayan alanlar aşırı derecede kurak olma eğilimindedir.
Dağların varlığı, iklimde benzer temel değişikliklere neden olabilir. Tropikal havadaki nemin, daha serin enlemlere geçerken yoğunlaşmasında olduğu gibi, eserek dağı aşan rüzgardaki nem yükseklerde yoğunlaşma eğilimindedir. Sonuç olarak, hakim rüzgarlara maruz kalan taraf, alçalan kuru hava ile süpürülen taraftan çok daha fazla bereketlidir.

Biyomlar

Sıcaklık, rüzgar, nemlilik, enlem, yükseklik ve topoğrafya arasındaki pek çok ilişki genellikle, biyom olarak adlandırılan geniş biyotik bölgeleri oluşturur. Her bir biyom tipi, farklı iklim, bitki ve hayvanlarla karakterize edilir. Dünyanın ana biyomlarına kısaca bir göz atalım.

Tundra

Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’nın uzak-kuzey kısımları , tundradır. Tundra sadece Kuzey Atlantik ve Bering denizi ile kesilen, kutupların etrafında bir bant oluşturan, dünyanın süreklilik gösteren bir biyomudur. Bu biyom, altındaki toprağın yüzeyi sürekli donmuş olduğu bir bölgeye karşı gelir. Kara, pek çok göl, gölet ve bataklıklarla hafifçe dalgalı bir görünüme sahiptir.
Rusça’da tundra kelimesi Kuzey orman sınırı anlamına geliyorsa da, aslında tundrada az da olsa, ağaç bulunur; ancak bunlar küçük ve çok seyrek olup lokal dominant bitki örtüsü değildir. Toprağın çoğu yosunlarla (özellikle sphagnum) likenlerle (özellikle Rengeyiği yosunları) ve otlarla kaplıdır. Donmaya dayanıklı, kısa ve serin yazlarda hızla gelişerek tundrayı parlak renkli çiçeklerle örten, çok sayıda, çok yıllık küçük otsu bitkiler vardır.
Böcekler (sivrisinekler dahil), özellikle sinekler aşırı derecede boldur. Bu besinin teminine bağlı olarak, çok sayıda kuş, özellikle kıyı kuşları (beyaz karınlı yeşil bacak, yağmurkuşu vb.), su kuşları (ördekler, kazlar vb.) yazın tundralarda yuvalanırken, kış için güneye göçerler. Rengeyiği, kutup kurtları, kutup tilkileri, kutup tavşanlar, lemmingler başlıca memelilerden olup, kutup ayıları kıyı yakınındaki tundra kesimlerinde yaygındı r. Kısaca, tundra pek çok kişinin düşündüğü gibi yaşamın olmadığı kısır bir bölge olmayıp yaz süresince yaşamla doludur. Tundradaki bireylerin sayısı genelde çok fazla ise de türlerin sayısı çok sınırlıdır.

Tayga

Hem Kuzey Amerika hem de Avrasya’da, tundranın güneyi, her dem yeşil iğne yapraklı ormanların baskın olduğu geniş bir zondur. Burası tayga olup, Boreal orman da denir. Tundradaki gibi, göller, göletler ve bataklıklar serpilmiştir. Taygada yine tundra gibi, kışları çok soğuktur, ancak ağır kar örtüsü, toprağın çok derin olarak donmasını önler. Toprak altı buzların çözüldüğü ve bitki örtüsünün bol olarak geliştiği, uzun yazlara sahiptir.
Taygada yaşayan canlı türlerinin sayısı, tundradan daha fazla olsa da, güneydeki biyomlardan önemli ölçüde azdır. iğne yapraklılar (ladin, köknar ve lariks) taygadaki büyük bitkilerin en tanınmışları olup huş ağacı gibi yaprak döken bazı ağaçlarda yaygındır. Geyik (çok iri ve yassı boynuzlu bir tür), boz ayı, kurt, vaşak, sansar, zerdeva, oklukirpi ve daha birçok küçük kemirgen, tayga kommünitesinin önemli memelileridir. Uçan böcekler ve kuşlar yazın boldur.

Yaprak Döken Ormanlar

Tayganın güneyindeki biyomlar, tundra ve tayga gibi dünyayı çevreleyen belirgin kuşaklar oluşturmazlar. Bu enlemlerde yağış miktarında daha fazla çeşitlilik vardır ve bunun sonucunda, baskın kommünite tiplerinde daha fazla yatay varyasyonlar bulunur.
Amerika Birleşik Devletlerinin doğu bölgeleri, orta Avrupa’nın çoğu, doğu Asya’nın bir bölilmündeki gibi, yağmurun bol ve yazların nisbeten uzun ve ılık olduğu ihmali kuşağın bu kısımlarında ana kommünitelerde, genellikle geniş yapraklı ağaçlar hakimdir. Yaprakları n sonbaharda renk değiştirdiği ve döküldüğü böyle alanlar, yaprak döken orman biyomlarını oluşturur. Bunlar karakteristik olarak kuzeydeki taygadan çok daha fazla bitki türü içerir ve hem bitki hem de hayvanlarda daha fazla dikey tabakalaşma gösterir.
Bu biyomun en yaygın memelileri arasında sincaplar, geyikler, tilkiler ve ayılar bulunur.

Tropikal Yağmur Ormanları

Bol yağışlı tropikal alanlar genelde yeryüzündeki en kompleks komrnmüniteleri içeren yağmur ormanları ile kaplıdır. Tür çeşitliliği çok fazladır; ‘liman bir orman iki veya üç, nadiren 10 ağaç türünden oluşurken tropikal yağmur ormanı 400 veya daha fazla tür içerebilir. Hektarlarca bir alan içinde, herhangi bir türden, iki ağacı bulabilmek gerçekten zor olabilir. Costa Rica’da 13 km2 lik bir yağmur ormanında, biyologlar şimdiye kadar, 450 ağaç türü, 1000 bitki türü, 400 kuş türü, 58 yarasa, 130 amfibi ve sürüngen türü kaydetmişlerdir. Bir zamanlar çok geniş olan yağmur ormanlarında kaybın hızlanması, binlerce türün yok olmasına neden olmaktadır.
Yağmur ormanlarında dominant ağaçlar genelde çok uzun olup, güneş ışığının çoğunu keserek, orman tabanını gün ortasında bile loş bırakan yoğun bir gölgelik oluştururlar. Aynı şekilde taç kısmı direk yağmur düşüşünü kırar; ancak, buralardan orman tabanına yağmurun yağmadığı zaman bile, su damlar. Aynı zamanda, alt düzeyleri rüzgardan koruyarak, evaporasyon oranını büyük ölçüde azaltır. Bu nedenle ormanın alt tabakaları çok nemlidir. Orman tabanında sıcaklıklar hemen hemen sabittir. Böyle bir ormanda farklı düzeylerde mikroklima koşullarındaki belirgin farklılıklar ilginç bir dikey tabakalaşma oluşturur. Birçok hayvan türü ve epifitik (büyük ağaçların üstünde büyüyen bitkiler) bitkiler sadece taç bölgesinde, diğerleri sadece orta bölgede ve bir kısmı da sadece orman tabanında bulunur. Herhangi bir kommünite özellikle orman kommünitesinde, biraz dikey tabakalaşma bulunsa bile, tropikal yağmur ormanlarındaki kadar gelişmiş değildir.

Otlaklar

Dünyanın hem ılıman hem de tropikal bölgelerindeki çok geniş alanlar otlak biyomlarıyla kaplanmıştır. Bu alanlar, tipik olarak, yıllık toplam yağış miktarının nisbeten düşük olduğu (25-30 cm) veya yağışın mevsimsel durumunun, ormanlar için elverişsiz ancak otların bolca gelişimi için uygun olduğu alanlardır. Ilıman bölgelerin otlakları karakteristik olarak, yıllık sıcak-soğuk dönemlerine girerken, tropiklerdeki otlaklar bir nemli-kurak döngüye girerler. Farklı yağış özellikleri, rüzgar, çalı yangınları ve diğer lokal koşullar böyle habitatlarda bodur ağaçlı ormanların gelişmesine yol açabilir.
Yerleşmiş olan belirli türler çok farklı olsa da, ılıman ve tropik otlaklar, görünüm olarak birbirine çok benzer. Her ikisi de, genellikle Amerika Birleşik Devletlerin’de bizon ve antilop veya Afrika’da antilop ve ceylan gibi toynaklıları kapsayan, çok sayıda büyük otçul hayvan içerir. Birleşik Devletlerin batısında çayır köpekleri gibi kemirgenler veya kemirgen benzeri hayvanlar da yaygındır.

Çöller

Yıllık yağışın genelde 25 cm’den az olduğu, baskın bitki örtüsü olarak, otların bile yetişemediği yerlerde, çöl biyomları ortaya çıkar. Çöller, en aşırı sıcaklık dalgalanmalarına maruz kalan biyom tipidir. Günboyu yoğun güneş ışığına maruz kalırlar ve hem hava sıcaklığı hem de toprak sıcaklığı yükselebilir (hava sıcaklığı 40°C veya üstü, yüzey sıcaklığı 70°C veya üstü. Fakat bol bitki örtüsünün hafifletici etkisi olmadığından, ısı süratle düşer ve gece güneş batımından kısa bir süre sonra, yakıcı sıcaklık genellikle şaşırtıcı bir soğuğa neden olur.
Sahara’nın bazı bölümlerinde olduğu gibi, bazı çöller, nerdeyse tamamen çıplaktır; ancak daha yaygın olarak, kuraklığa dirençli çalılar (sagebrush denilen ABD’ye özgü bir çeşit kokulu çalı, kreozot, mesquit denilen Kuzey Amerika’ya mahsus baklagillerden bir çeşit ağaç veya çalı gibi) ve kaktüs gibi dokularında fazla su depolayabilen sukkulent bitkiler bulunur. Ayrıca, tohumları sadece sert bir yağmur olduğunda açılacak olan, tohumlu, hızlı gelişen, çok küçük tek yıllı k bitkiler bulunur. Bir kez filizlendiklerinde, genç bitkilerin hepsi birkaç gün içinde, sürgün verir, çiçeklenir, tohumları bırakır ve ölür.
Çöl hayvanlarının çoğu, sıcaklığın çok şiddetli olmadığı sabahın erken saatlerinde ve akşam üzerine doğru kısa peryodlarda aktiftirler. Gün boyunca, serin yeraltı tünellerinde veya oyuklarda, bitki oyuklarında veya bazı örümcek ve böceklerde olduğu gibi bitkilerin gölgelerinde kalırlar. Çöllerde sık görülen hayvanlar kemirgen benzeri kanguru sıçanları, yılanlar, kertenkeleler, birkaç kuş, örümcekler ve böceklerdir. Çoğu, yaşadıkları ortamlarında, yaşam için ilginç fizyolojik ve davranış adaptasyonları gösterirler.

Yükseklik Biyomları

Kuzey yarımkürede, kuzeyden güneye doğru gittikçe, büyük ölçüde sıcaklık değişmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir seri farklı biyom olduğunu gördük. Yüksek enlemlerdeki gibi, yüksek irtifalar, alçak seviyelere göre daha serin olma eğilimindedir. Eğer birbirine karşılık gelen enlemlerde ve yükseltilerde yağış ve nemlilik eşit ise, yükseklik arttıkça görülen bitki örtüsü değişimleri, yüksek enlemlere gidildikçe gözlenen değişimlerle benzerlik gösterir. Bunun sonucu, Amerika Birleşik Devletlerinde, tayganın kolları veya izole olmuş küçük grupları, doğuda Apalaş Dağlarının, batıda Rockies ve Coast Ranges dağlarının tepelerine kadar yayılmaktadır. En yüksek zirvelerde, tundra benzeri noktalar bile vardır. Kabaca, yükseltideki 100 m. artış, enlemde 50 km. artışa denktir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here