Cafestol ve Sağlık Üzerindeki Etkileri

Sabah kahvaltısının günün en önemli öğünü olduğu hep söylenir. Yapılan yeni bir araştırma kahvenin ve sabah kahvaltısının Tip 2 diyabet riskini % 24 oranında azalttığını gösteriyor. Bu etkiyi gösteren maddenin kahvede bulunan cafestol (kafestol) adlı bileşik olduğu saptanmış durumda.

Cafestol aynı zamanda iltihabı önlüyor, sindirimi ve metabolizmayı olumlu etkiliyor. Almanya’da yapılmış olan araştırma sonucunda günde 4 fincan ( 600 ml ve daha fazlası) kahve tüketen kişilerin, günde 1 fincandan daha az kahve içen kişilere göre Tip 2 diyabete % 23 daha az yakalandığı saptandı. Araştırmalar şunu da gösteriyor ki kahvaltı etmeden güne başlayanlar acıktığı zaman genellikle tatlı şeyler atıştırıyor ve çoğu da sigara içiyor. Sağlıkla ilgili veriler incelendiğinde bu gruba giren kişilerin azımsanmayacak bir kısmının zamanla Tip 2 diyabete yani şeker hastalığına yakalandığı, kilosu fazla olanların da çoğunun kahvaltı etmeyen kişiler olduğu görülmüş, vücudun yağ bağlamasıyla ikinci tipte şeker hastalığına yakalanmayı kolaylaştırdığı kanıtlanmıştır.

Kahvaltıda Ne İçelim?

Kahvaltı edenlerin değil etmeyenlerin şişman olduğu göze bir çelişki gibi gelebilir ama araştırmalar durumun öyle olmadığı gösteriyor. Uzmanlar düzenli olarak kahvaltı yapmanın sağlıklı olduğunu ifade ediyor. Peki, kahvaltıda ne içelim? Çay mı, portakal suyu mu, kahve mi? Bu yöndeki araştırmalar kahvaltıda içilmesi en uygun içeceğin kahve olduğunu ortaya çıkarmış. Acaba kahveyi bu denli önemli yapan nedir? Kahvenin birçok konuda faydalı olduğu zaten biliniyordu. Tip 2 diyabeti önleme konusunda da etkili olduğunu duymak hiç de şaşırtıcı değil. Tip 2 diyabeti önleyen madde cafestol adlı bir çeşit antioksidan. Olumlu etkisinden yararlanılması için günde 3–4 fincan kahve içilmesi öneriliyor. Bu miktarda kahve erken ölümleri de azaltıyor.

Cafestol Nedir? Tip 2 Diyabeti Nasıl Önler?

Cafestol C20H28O3 formülüne sahiptir ve pankreastan insülin salgılanmasını artıran, açlık şekerini azaltan bir biyoaktif bileşiktir. Bilim insanları kahvede bu biyoaktif bileşikten başka kahweol adlı etkin bir madde daha bulunduğunu saptamış durumda. Cafestol ve kahweol kahve çekirdeklerinde bulunan ve Tip 2 diyabete ( şeker hastalığına) yakalanma oranını düşüren iki özel diterpenoidtir. İçeriklerinden dolayı antikarsinojen ( kanserin oluşumunu ya da tümör büyümesini önleyici ) etkiye sahip olan kahve karaciğer hastalıklarını, depresyonu, Parkinson’u da önlüyor. Ayrıca kahve sıcak içildiğinde bağırsak florasını zenginleştiriyor ve metabolizmayı artırıyor.

Şimdi tekrar cafestolün diyabetle ilişkisine dönelim.

İnsülin hormonu kandaki şekerin dokulara gitmesini sağlar. Bunun sonucunda kan şekeri yükselmeden normal seviyede kalabilir. Tip 2 diyabeti olanların vücudunda pankreas yeterince insülin üretemez ya da hormon etkili bir biçimde kullanılamaz. Bu sebeple kandaki glikoz şekeri seviyesi yükselir. Kan şekerin yüksek olması sinir hasarlarına ve körlük gibi başka sağlık problemlerine sebep olabilir. Çağımızda birçok ülkede diyabet hızla yaygınlaşmıştır. Diyabetliler kandaki şekeri düşüren antidiyabetik ilaçlar kullanır. Kafestol (cafestol) glikozun kas hücrelerine glikoz geçmesini artırmakta, adeta antidiyabet ilaçlarının yaptığı işi yapmaktadır.
Kahvenin doğal ve hipoglisemik bir bileşeni olan cafestol’ün tip 2 diyabetin (T2D) gelişme riskini azaltmaya ve hastalığın tedavisi için kullanılmaya potansiyel aday olmasının sebebi budur.

Kahvedeki Cafestol ve Kahweol Konsantrasyonu

Cafestol ve kahweol adlı bileşenlerin konsantrasyonu kahvenin hangi türden olduğuna bağlıdır. Kahve bitkisinin türlerinden biri olan Coffea arabica’nın çekirdeklerinde kahweol ve kafestol’ün her ikisini de bulundurur. Coffea robusta ( Coffea canephora) türünün çekirdekleri ise C.arabica’da bulunandan biraz daha fazla cafestol, çok az da kahweol içerir.

Bir fincan kahvedeki cafestol miktarı kahvenin hazırlanma ya da demlenme biçimine göre değişir. Kahve kağıt filtreyle içime hazırlanıyorsa ( filtre kahve) cafestol ve kahweol filtre kağıdında tutulmaktadır. Dolayısıyla Türk kahvesi, Fransız press ( cafetiere) kahvesi, kaynatılarak hazırlanan İskandinav usulü kahve filtre kahvelerden daha yüksek oranda cafestol ile kahweol içerir. Espresso kahvelerdeki diterpen bileşiklerin konsantrasyonu filtre kahvelere göre daha orta düzeydedir. Ancak espresso kahveler az miktarda sunulduğu için kafeol ve kahweol’ün LDL tipi kolesterolü artırıcı etkisi önemsenmeyebilir.
Sıcaklığın içeceğiniz kahvedeki cafestol miktarı üzerinde fazla etkisi bulunmamaktadır.

Hangi Kahve Tercih Edilmeli?

Cafestol’ün kan serumundaki kötü kolesterolleri (LDL) yükseltme özelliği güçlüdür. Cafestol ve kahweol karışımının kolesterolü yükseltme etkisi daha fazladır. Her iki bileşen karaciğer enzimleri üzerinde de etkilidir, ancak etki mekanizmaları henüz tam anlaşılamamıştır. Kahve çekirdeklerindeki bu iki diterpenin anti karsinojenik etkisi olduğu da iddialar arasındadır. Kansere karşı koruyucu etkileri hayvanlar üzerinde yürütülen çalışmalarla desteklenmiştir.
Uzmanlara göre günlük olarak çok miktarda filtresiz ya da Fransız press kahve tüketmiyorsanız kolesterol yükselmesinden endişe edilmemeli. Bu nedenle kolesterol sorunu olanlar filtre kahveden ya da espresso’dan yana tercih yapabilir. Çarpıntı ve tansiyon yükselmesi endişesi taşıyanlar ise kafeinsiz kahvelere yönelebilir. Çünkü cafestol ve kahweol ( terpen grubu kahve yağları) kafeinsiz kahvelerde de doğal olarak bir miktar bulunuyor ve içenler diyabetle ilgili olumlu etkilerinden mahrum kalmıyor.

Kahve severler bu haberlerle sevinebilir, rahatlayabilir ve her zamanki gibi kahvelerinin keyfini çıkarabilir. Kahve sevmeyen ve içmeyenler de elbette kendini sağlıklı tutacak başka yollar bulabilir.

Kaynakça:
https://www.healthline.com
https://www.newfoodmagazine.com
https://onlinemedicineinfo.com

Yazar: Müşerref Özdaş

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :