Davranışsal Ekonomi Nedir?

Her alanda insan bilgi ve davranışlarının değiştiği son çeyrek milenyumda ekonomik karar ve davranışların tabiatına dair yaklaşımlar da dramatik değişimler geçirmiştir. İktisat bilimi ticaretin başladığı ilk sosyal ve ekonomik faaliyetlerden bu yana insanların en temel uğraşlarından olmuştur. İnsanlar , bireysel olarak veya kurumsal bazda gerçekleştirdikleri alışverişlerinde daima birtakım taktikleri uygulamaya çalışmışlardır. Bu taktikler de çoğunlukla insanların kararlarının temelinde aklın mı sezginin mi yoksa tamamen bilinçaltı dürtülerinin mi etkin olduğu soruları çerçevesinde şekillenmektedir.
Davranışsal ekonomi “Neo-klasik Ekonomi anlayışı” olarak bilinen ekonomik karar ve tercihlerin rasyonel temellere dayandığı tezine karşı ortaya çıkmıştır. Liberal ekonomi politikalarının da temelini oluşturan bu anlayışa gör insanlar her türden ekonomik faaliyetlerinde kendi yararları adına optimal kararları alırlar . Bunu yaparken bilinçli bir tutula kendileri için en makul ve mantıklı alım satımları gerçekleştirirler.
21. Yüzyılda psikoloji ve sinir bilimi alanında yapılan deneyler gösterdi ki insanoğlu günlük hayattaki karar ve tercihlerinin çoğunda büyük oranda bilişsel yanılgıların ve primitif dürtülerin etkisi altında hareket etmektedir. Micheal Porter isimli ekonomi profesörü davranışsal ekonomiye dair çıkardığı sonuçları şu başlıklar altında sıralayarak aslında bir bakıma insanların bilişsel anlamda yanılgılar içine düşmeye ne kadar eğilimli olduğunu göstermiştir
1- İnsanlar birçok kritik kararda bile bütün bilgileri değerlendirmeden önce verecekleri kararı kafalarında yaklaşık olarak belirlemiş oluyorlar.
2- İş dünyası insanları için pek çok konuya dair karar verirken objektif olmakta zorlanıyorlar, çünkü soyut kavramlarla baş etme konusunda yeterince başarılı değiller.
3- İnsanlar bir karar eşiğine geldiklerinde, hatalı olabilecekleri ihtimalini açık
bırakmak yerine, kararlarının doğru olduğunu onaylayan ipuçlarına bakıyorlar.
4- İnsanlar kararlarını doğrulamak duruma eleştirel yaklaşacaklarına, otorite saydıkları ya da bağlı oldukları grubun arzularına teslim oluyorlar.
5- İnsanlar hatalarından olması gerektiği gibi ders çıkarmıyorlar, çünkü insanlar
Benlik imajı sıkıntısı yaşıyor. Başarısızlıklarını aklamak ve meşru göstermek için savunma mekanizmaları geliştiriyorlar. Bu noktada bilinenin aksine nispeten daha zeki veya daha eğitimli insanların hatalardan ders çıkarma ya da hatalarını kabullenme hususunda daha zayıf oldukları görülmektedir.
Yukarıda yer verilen tespitlerin sadece ekonomi dünyası çalışanlarını değil tüm kesimleri kapsadığı, yapılan araştırmalarda bilhassa istihbarat, tıp ve siyaset dünyasında öne çıkan kişilerin bilişsel yanılmanın sonuçlarını ifade eden hatalar içinde olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Davranışsal ekonomi kavramı, kuantum fiziği, nöro-finans, kelebek etkisi gibi çeşitli yeni yaklaşımların farklı bir yüzü olarak öne çıkar. İnsan beyninin işleyiş sistemine dair ortaya çıkan bu neticeler birçok üniversite tarafından onlarca deneyle sınanarak daha şaşırtıcı bulgular elde edildi. Bütün bu neticeler insan hayatının en temel varlık alanlarından olan ekonomi bilimini de ciddi şekilde etkileyerek 21.yüzyılın ekonomi idarecileri ve uzmanlarının yeni bir ekonomi konsept olan “davranışsal ekonomi” ile tanıştırdı. Davranışsal ekonomiye dair çalışmalar , insanların sadece ekonomik faaliyetlerle ilgili zihinsel süreçlerini değil ; aynı zamanda halkla ilişkiler, personel yönetimi, siyaset ve algı mühendisliği gibi çokça alanı da etkiledi. Davranışsal ekonominin ortaya çıkardığı sonuç, görüşmelerde bilginin değil zihinsel psikolojik süreçlere hakimiyetin ikna ve karar tercihlerinde daha etkili olduğudur.

Davranışsal Ekonomi ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

Liberal ekonominin yakın zamana kadar temel aldığı başat bilimler, fizik, matematik, mühendislik ve kısmen de psikolojiydi. Davranışsal ekonomi ise psikoloji, sosyoloji, nöroloji gibi bilimlerin doneleri üzerine inşa edilmektedir. Fertlerin beyin ağlarındaki sinir aktiviteleri, çevresel şartlar, eğitim ve kültür gibi unsurlar biyolojik işleyişe odaklanan davranışsal ekonominin kritik noktasını teşkil eder.

Davranışsal Ekonominin Temelleri

Davranışsal ekonomi alnındaki çalışmalar geçtiğimiz asrın başına kadar gitse de bu alandaki etraflı ilk deneyler Nobel Ödüllü Psikolog Daniel Kahneman tarafından yapılmıştır. Daniel Kahneman ,bireylerin her biri kendi içinde farklılık gösteren karar alma risk yönetimi davranışlarını açıklamak için ekonomi ile bilişsel psikolojiyi birleştirmiş ve karar alma mekanizmasına yön veren iki ana nöral sistem olduğunu ileri sürmüştür:
a- Analitik ve rasyonel karar alma/yönetme süreci, bu sistem büyük oranda mantık temeline dayanıyor.
b- Sezgisel/duygusal karar alma ve risk yönetme sistem ise hisleri esas alıyor ve baskın duygular (korku, coşku, kaygı) altında harekete geçiyor ve hızla tüm sinirsel sisteme tek başına hükmedebiliyor.
Kahneman yaptığı deneylerle insanların baskı ve belirsizlik altında rasyonelliğin çok uzağında kararlar verdiğini ortaya koymuştur. Sonrasında davranışsal ekonomiyi, incelenen çok sayıda vaka üzerinden açıklayan Dan Ariely bu alandaki en tanınmış isimlerden biri olmuştur. Dan Ariely gerekse de Kahneman’ın davranışsal ekonomiye dair ortaya koydukları hayli dikkat çekicidir.
İnsanlar gün içerisinde herhangi bir karar veya tercihle karşı karşıya gelmeden önce sayısız uyaran etkisinde kalır ve tutum ve tercihlerinde kuvvetli bir şekilde bu uyaranların etkisi olur. Bu bakımdan bir baz istasyonunu hatırlatan insan zihni rasyoneliteden uzaklaşarak dürtüsel yapının etkisi altına girer. İlk etapta birçoğumuzun aklına dürtüselliğin ve bilinçaltı yönlendirmenin bu kadar etkili olma durumunun abartılı olabileceği gelebilir ancak davranışsal ekonomiye dair bulgular sayısız deneyle test edilerek var olan gerçekleri ortaya çıkarmıştır. Yapılan deneylerde aynı bireyin farklı zamanlarda yaptığı aynı ekonomik tercihler için bile çok farklı kararlar aldığı tespit edilmiştir. Bu durum mental muhasebenin değişken etkisini göstermektedir. Davranışsal ekonomi teorisine göre fertler herhangi bir şeye değer verirken veya onunla ilgili karar alırken “kategorize etme, geçmiş hatıraların etkisinde kalma, aşırı güven, uzman yanılgısı, aşırı iyimserlik, çerçeveleme” gibi bilişsel hataların etkisiyle verdiği ekonomik kararlarda yüksek risklere girmeye, mantıksız kayıplar yaşamaya başlar. Bu bahsi geçen durumlar çoğu zaman eğitim durumu fark etmeksizin alnında uzman sayılan profesyonelleri de etkiler. Bireysel psikoloji ekolünün kurucularından olan Alfred Adler, davranışsal ekonomi teorisinin temellerine katkı yapan isimlerden biridir. Adler’e göre bireyler verdikleri tüm kararlarda geçmiş deneyimlerin olumlu veya olumsuz etkisi altındadır. Davranışsal ekonomi, bireylerin risk analizi, karar almayı etkileyen değişkenler, tercihler arası rasyonellik gibi konuların deneysel olarak test eder. Bahsi geçen bu konularda bilişsel psikolojinin perspektifiyle bu davranışların ardındaki süreçler incelenir. Davranışsal ekonomik sahasındaki çalışmalar neticesinde iş dünyası için ekonomik ve finansal karar süreçleri yeniden yapılandırılır. Davranışsal ekonomiye göre karar alma süreçlerini etkileyen iki temel duygu vardır: Korku ve hırs. Karar almanın ortaya çıkardığı korku bireye hakim olmaya başladığında duygular hızlıca mantığın önüne geçer. Davranışsal ekonomi açısından ele alındığında geçmişten günümüze gerek ekonomistlerin gerekse de büyük sanat ve ilim erbaplarının öncülük ettiği çılgınlıklar hep dürtüsel yanılgıların eseri olarak gelişmiştir. Zaman ve mekan değişse de bireylerin psikolojik karar işleyiş süreçleri hep aynı kalmaktadır.
Davranışsal ekonomi yaklaşımı karar alma süreçlerini ve ikna mimarisini biyopsikolojik süreçlerin yanında yaşanılan çevre içindeki unsurlar dahilinde de değerlendirir. Yapılan testler ve araştırmalar bireylerin yatırım davranışları üzerinde çevresel unsurların düşünülenden daha etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Başlıca çevresel etkenlere baktığımızda:
1- Havanın açık ya da kapalı olması
2- Uyku kalitesindeki düşüşler
3- Aşırı nem ve sıcak hava dalgaları
4- Ayın döngüleri ve mevsimler
5- Elektromanyetik fırtınalar
6- Rüzgarın şiddeti

Yukarıda yaygın olarak etkileri tespit edilen faktörler tek tek bireylerin yanında kitle veya kurum bazında risk tercihlerini ve yatırımcı davranışlarını şekillendirmektedir. Kahneman ve diğer davranışsal finans teorisyenlerinin yaptığı araştırmalar ekonomik karar süreçlerinde duygusal zekanın da mühim bir değişken olduğunu göstermektedir. Duygusal zekanın beş temel yeterliliği aynı zamanda güçlü bir kişiliğin dışa vurumu olarak kabul edilir. Bu beş yeterlilik de sırayla; empati, sosyal zeka, içsel motivasyon, kendini/duygularını organize edebilme, öz bilinçtir.

Kaynakça:
http://www.truvainegi.com/2011/07/davranissal-ekonomi-behavioral.html
Soydal, Haldun, “Yeni Ekonomi-Kuantum Nöroekonomi”, Palet Yayınları, Konya, 2010.

Yazar: Erdal Uğur

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :