Ödem Nedir? Ödem Bir Hastalık mıdır? Ödem Çeşitleri Nelerdir?

Vücut dokularında bulunan su miktarında görülen artışa ödem denir. Özellikle deri altı ile kaslarda bulunan doku aralıklarında, akciğer, akciğer ve iç karın zarları gibi seröz boşlukların içinde serbest sıvının toplanması, burada ödemin tespitini mümkün hale getirir. Bu şekilde ödem, klinikte hücre dışı ile damar dışında görülen sıvı miktarının artışını belirtir. Seröz boşluklarında görülen sıvı toplanması ve bununla birlikte olan ödemlere “anazarka” ismi verilir. Cilt altı ödemi, cildin şiş ve aynı zamanda gergin durumuyla fark edilir, bacak alt tarafındaki kemik çıkıntısı üstünde cilde parmakla bastırılarak bir süre beklenirse oradaki doku aralıklarında görülen sıvının itilmesiyle birlikte, parmak kaldırıldıktan sonra orada bir çukurluk kalır. Böyle ödem aşikar duruma gelmeden önce hücre dışında görülen sıvı ile vücut ağırlığı hızla artar. Bu artış vücut ağırlığının yüzde 10’unu geçerse parmakla bastırıldığı takdirde çukurluk oluştuğu görülür.

Normal zamanlarda da doku aralıklarında görülen ve artışı ile ödemi meydana getiren sıvı, vücutta dolaşan kandan oluşur. Bunun için ödem sıvısı terkip yönüyle kan plasmasına yakındır. Bikarbonat, klor ve sodyum gibi elektrolitler, üre, glikoz, amino asitler ve kreatinin ihtiva eder. Protein içeriği ise ödeme yol açan etkene göre değişir.

Ödem Nasıl Meydana Gelir?

Ödem lokalize ve yaygın halde görülür. Yaygın haldeki ödemlerin meydana gelme mekanizmasını iki farklı gruba ayırabiliriz:

1. Böbreklerin su ve tuzu az ıtrah etmeleri neticesinde plasmada biriken tuz ve suyun doku aralıklarına ve dokulara geçmesiyle ortaya çıkan ödemler.

2. Dokular ile plasma arasında molekülleri ve suyu hareket ettiren güçler dengesinde meydana gelen değişiklikler sonucunda doku aralıklarında tuz ve su toplanmasından kaynaklanan ödemler.

Normalde kılcaldamarların atardamar (arter) kısmına suyu plasma ve doku arasında iki yönlü hareket ettiren kuvvetler özellikle plasma tarafı lehine fazlalık gösterirler. Bu kuvvetin etkisiyle su ve suyla birlikte birçok kristalloitler kısmen geçirgen zar olan kılcaldamar duvarından vücuttaki doku aralıklarına sızar. Kılcaldamarların toplardamar (venöz) ucunda denge, doku lehine farklılık arz eder ve kılcaldamarlardan süzülüp gelmiş olan moleküller ve su damarlara döner. Böylece doku aralıklarında kalan maddeler lenf sıvısını meydana getirir ve dokudan lenf damarlarıyla uzaklaşırlar. Su ve elektrolit alışverişinde etkisi olan faktörler ve emilme-süzülme olayını düzenleyen kuvvetler şöyledir:

1. Kılcaldamarlarda görülen kan basıncı: Tansiyona diğer bir ifadeyle sistemik kan basıncından dolayı azalıp çoğalabilir. Kan basıncı miktarı değişmezse küçük atardamarların kasılması da kılcaldamarlarda görülen kan basıncı ile kan akımının azalmasına neden olur.

2. Plasma kolloitlerinin yani dağılmış durumdaki moleküllerde ve maddelerde görülen osmotik basınç: Buna aynı zamanda onkotik basınç ismi de verilir. Molekülleri daha büyük olan proteinler kılcal damar çevresinden geçemez ve yüzde 95’i damar içinde durarak plasma ve hücreler arasının basınçları arasındaki fark meydana getirir. Bu fark sıvı alış verişini sağlayan başlıca etkendir. Kapiller basıncı geçtiği zaman dokulara sıvı geçişi, onkotik basınç galip geldiği zaman ise sıvının dokulardan damara geçişi söz konusudur. Plasmada görülen proteinin azalması sıvının damar dışına çıkışının artmasına ve doku aralıkları sıvısının artmasına ve böylece de ödeme sebep olur.

3. Hücrelerarası sıvıda bulunan kolloit osmotik basıncı: Genellikle plasma protein içeriği doku sıvısındakine göre 20 kat fazladır.

4. Doku aralıklarında görülen mekanik basınç: Damarda hariçten sıvıyı alacak doku aralıklarının hacmi limitlidir. Bu hacim limit belli miktardan daha çok sıvı toplanmasına kesinlikle izin vermez. Ama çok defa vücudunda ödem meydana gelmiş olan insanlarda doku aralıklarının direnci azalacağından, ödemin yeniden meydana gelmesi de kolay olur.

Dokuların alışverişinde işte bu 4 faktörden başka, ayrıca lenf akımının da etkisi vardır. Çünkü hücreler arası sıvı miktarı biraz da lenf drenajına bağlıdır.

Böbrekte görülen süzülme bozuklukları emilmedeki buna uygun bir değişmeyle birlikte değil ise vücuttaki suyun önemli derecede artış ya da azalışına neden olur. Bu durumda vücuttaki toplam suyun ayarlanmasının yapıldığı asıl organ olarak bilinen böbreğin hastalıklarında çoğu ödemlerin meydana çıkması doğaldır.

Ödem Türleri Nelerdir?

Ödemler, meydana gelme mekanizmalarına göre farklı sınıflara ayrılabilir:

1. Kapillerde bulunan hidrostatik basıncın çoğalmasına bağlı olarak görülen ödemler: Normalden fazla süre ayakta durmak, tümörler, tromboflebit, damar balonlaşmaları benzeri nedenlerle toplardamarların baskı altında olması ödeme sebep olur.

2. Kapillerin neden olduğu geçirgenlik çoğalmasına (doku sıvısının içinde basınç çoğalmasına) bağlı olarak görülen ödemler: Genellikle proteinlerin geçişine izin vermeyen kapiller duvarları kimyâsal ısı, bakteri, mekanik sebeplerden dolayı proteinleri daha çok geçirir duruma gelirse damar dışı sıvı içine proteinler geçerek buradaki doku sıvısının basıncını yükseltir. Doku sıvısında basıncın artması ile doku dışına sıvı kaçmasını beraberinde getireceğinden burada ödem husule gelir. İlaç alerjileri, yanma ve donma, böcek sokmaları sonrasında görülen ödemler bu tür ödemlerdendir.

3. Plasma basıncının düşmesinden kaynaklanan ödemler: Uzun süre devam eden açlık ve böbreklerde protein azalmasının fazla olduğu böbrek semptomlarında basıncı azalan plazmadan dokular arası sıvıya hızlı su kaçışı görülür.

4. Dokuda görülen mekanik direncinin düşmesine bağlı olanlar: Kısa zamanda çok kilo kaybedenlerde ve yaşlılarda ortaya çıkan ödemler bunlardandır.

5. Lenfa drenajının dejenere olmasına bağlı ortaya çıkan ödem türü: Lenf damarlarının çeşitli kanser hücrelerince işgali, parazitlerle tıkanması, iltihaplanması gibi durumlarda meydana çıkar. Ödem tıkanan bu lenf damarları kitlesinin akımını sağladığı yerde sınırlıdır. Bunlardan en ilginç olanı lenf damarlarının tıpta “Filaria Bancrofti” adı verilen parazitle tıkanması sonucunda ortaya çıkan ödemdir. Buna “fil hastalığı” ismi verilir ve etkilediği organı aşırı büyük boyutlara vardırmasıyla bilinir.

6. Böbrek etkisinin en başta geldiği ödemler: Bu ödemlerde, böbreğin normal şartlarda ıtrah edebileceğinden çok daha fazla tuz elde edilmesi, böbreğin tuz ıtrah görevinin bozulması ya da hormonal nedenlerle böbreğin tüpçüklerinden normalden fazla tuz emilmesi ödeme neden olur.

7. Birkaç etkenin beraber rol oynadığı türde ödemler:

8. Nedeni bilinmeyen ödemler:

Ödem, Bir Hastalık mıdır?

Bu bilgilerden anlaşılabileceği üzere, aslında ödem bir hastalık değildir, hastalığı gösteren bir belirtidir. Ödem görüldüğü anda mutlaka nedeni araştırılmalı ve uzman bir hekim tarafından tedavi edilmelidir.

Kaynakça:

Türkiye Gazetesi Sağlık Ansiklopedisi
Yeni Rehber Ansiklopedisi

Yazar: Murat Güven

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :