İspanyol Rönesansının ressam, heykeltıraş ve mimarı olan El Greco, gelişmekte olan Venedik Cumhuriyeti’nin parçası olan Yunan adası Girit’te 1541 yılında doğdu. Küçük yaşta sanatçı olmayı seçti.

İlk eğitimini Bizans sanatının önde gelen merkezi olan Girit okulunda ikon ressamı olarak aldı. Resme ek olarak, eski Yunanistan klasiklerini ve Latin klasiklerini inceledi. Eğitim aldığı yer, Doğu ve Batı kültürlerinin uyumlu bir biçimde bir arada yaşadığı, 16. yüzyılda yaklaşık iki yüz ressamın aktif olduğu ve İtalyan modeline dayanan ressamların loncalar düzenlediği bir sanat etkinlik merkeziydi.

26 yaşındayken Venedik’e giderek ihtiyaç duyduğu zenginlik ve ilhamı buldu, Sadece Bizans sanatı değil, İtalyan Rönesansı tarafından da kuşatıldı. Zamanın en iyi ressamlarından biri olarak kabul edilen Titian’ın atölyesine katıldı. Karmaşık anlatıların nasıl tasvir edileceğini öğrenmek için Rönesans resminin unsurlarını, özellikle perspektif ve figüral yapıyı inceledi.

1570’de Roma’ya taşındı. Ressamların akademisine katılarak iki çırak ile birlikte bir stüdyo kurdu.

Roma’da sanatsal becerilerini geliştirdi ve eşsiz bir üslup oluşturmaya başladı. O zamanın popüler Rönesans tarzı üzerine geleneksel dini konuları yorumlamak için yeni yollar bularak kendini ortaya çıkarmaya çalıştı. Maniyeristlerde uyumlu orantı, denge, durağan güzellik ve natüralist mevcudiyet ideallerini reddeden inovasyonu buldu. Rönesans’ın çevik, uzun, romantikleştirilmiş figürlerini ve renk perspektiflerini, tuhaf irtifalarını ve Maniyeristlerin ateşli jestlerini, kendi üretken hayal gücü ve hayatın etkileyici görüşüyle süzdü. Yapay çarpıtma, gerçekçi olmayan renkler ile başardığı görsel gerilimi ve anlatı dramını tetikledi.

Sanatsal gelişim ve anlayışa olan merakı onu 1577’de İspanya’ya götürdü. Önce Madrid’e, daha sonra da ticari, tarihsel, dini ve sanatsal bir merkez olan Toledo’ya gitti. Genelde, onun arkadaşları tarafından El Greco, ‘Yunan’ olarak adlandırılmasının burada olduğu kabul edilir. Her zaman resimlerini Yunan harfleriyle tam ismiyle imzaladığı için, El Greco ismi derinden gurur duyduğu geçmişi vurguladı. Yerel kiliseler için iki büyük komisyon alarak istediği sanatsal saygıyı da edindi.

Kişiliğinin kişisel yönleri bilinmemekle birlikte, yaratılışına olan adanmışlığı, “ruhların kafamın içinde çılgınca fısıldadığı için,” diye yazdığını iddia ettiği açık bir şekilde açıktır. El Greco sadece dini konuları resmeden bir ressam değildi; o ruhani dünya içinde yaşayan dindar bir adamdı. Sanatı üzerindeki bu etki de derindi, çünkü sanatını daha yüksek bir ruh aleminin somut bir örneği olarak resmetti.

1585’te, daha büyük bir resim stüdyosuna ihtiyaç duyarak ortaçağ sarayı olan Marques de Villena’ya taşındı.

1597 ile 1607 yılları arasında en aktif komisyon dönemini, birkaç şapel ve manastır için aynı anda boyamak üzere sözleşmeli olarak görev yaptı.

El Greco’nun dramatik ve dışavurumcu tarzı çağdaşları tarafından şaşkınlıkla karşılandı, ancak 20. yüzyılda takdir gördü. Hem İfadecilik hem de Kübizm’in öncüsü olarak kabul edilirken, kişiliği ve eserleri Rainer Maria Rilke ve Nikos Kazantzakis gibi şairler ve yazarlar için bir ilham kaynağı oldu. Modern akademisyenler tarafından geleneksel okula ait olmayan bir sanatçı olarak karakterize edildi. O, en iyi, Batılı resim ile Bizans gelenekleri ile evlenen, fevkalade uzamış figürler ve genellikle fantastik veya fantazmagorik pigmentasyonlarıyla bilindi. Genelde resimlerini, Domenicos Theotokopoulos adı ile Yunan harfleriyle imzaladı.

Açıklamaktan ziyade dramatize etme eğilimi, ressamın çalışmalarını, renkteki cesur, gerçekçi olmayan seçimleri ile koyu, kalın ana hatların yanındaki vurguların yan yana dizilmesiyle belirginleşti. Bu sarsıcı kontrastlar, resimden izleyiciye duygusal bir aktarımla sonuçlandı.

Hayal gücü, görsel tarzı ve genel kompozisyon anlayışı ile El Greco’nun çalışmaları, sanatçıların geometrik şekiller ve birbirine kenetlenen düzlemlerle oynamak için bakış açısını gözden geçirmeye başladıkları bir hareket olan Kübizm’in gelişimi için bir temel oluşturdu.

1614 yılında Tavera Hastanesi’nde bir komisyon için çalışırken rahatsızlanarak hayata veda etti.

En önemli eserleri:

Sarrafların Tapınaktan Kovuluşu, Tutuklanış, Isa Tacirleri Tapınaktan Kovarken, Tövbekâr Magdalena, Toledo Manzarası, Laokon ve Oğulları, Toledo’ya Bakış, Kutsal Üçlü, Portre Etüdü, Lepanto’nun Zafer Allegorisi, Çobanların Duası, Çarmıh, İsa, , Son Akşam Yemeği, Haç Taşıyan Mesih, Tapınağın Saflaştırılması, St Sebastian, İsa Ölberg’de, Göğe Yükseliş, Louis-Fransa Kralı, Diriliş, Ziyaret, Pieta, Kont Orgaz’ın Mezarı, Aziz Martin ve Dilenci, Müjde, İsa’nın Vaftizi, Mesih’in Saptanması, Antonio De Covarrubias ve Leiva’nın Portresi, Diego De Covarrubias Portresi, Fray Felix Hortensio Paravicino’nun Portresi, Kurtarıcı, Giulio Clovio’nun Portresi, Aziz Bernardino, Aziz Francis Stigmata, Aziz John Baptist, Aziz Peter ve Paul, Bahçedeki Acı, Aziz Maurice Şehitliği…

Kaynakça:
http://www.theartstory.org

Yazar: Börte Büşra Yavuz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here