Helikobakter Pilori ve Oto-Bağışıklık Sistemi Hastalıkları ile İlişkisi

İdiyopatik Trombositopenik Purpura

İdiyopatik trombositopenik purpura (ITP), morarmaya yol açan trombositlerin (trombositler) otoimmün yıkımı ile karakterizedir. Bazı ITP vakalarında Helikobakter Pilori ‘nin nedensel bir ajan olduğunu gösteren önemli kanıtlar bulunmaktadır. ITP’li hastalarda Helikobakter Pilori enfeksiyonu prevalansı sağlıklı bireylere göre daha yüksektir. Helikobakter Pilori eradikasyonunu takiben ITP hastalarında trombosit sayısında anlamlı bir artış bulunmuştur ve bu etki birkaç raporda doğrulanmıştır.
Helikobakter Pilori ile ilişkili ITP’nin uzun süreli prognozu olumludur. Sekiz yıllık bir takip çalışmasında başarılı bir şekilde eradikasyondan sonra nüks görülmemiştir. Ayrıca mevcut Amerikan Hematoloji Derneği, Helikobakter Pilori ile enfekte olan ITP hastalarında eradikasyon tedavisi önermiştir.

Otoimmün Tiroid Hastalığı

Helikobakter Pilori enfeksiyonu Grave hastalığı riskini önemli ölçüde artırmaktadır, ancak bu Hashimoto tiroiditi için geçerli değildir. Tiroid nodülü olan normal tiroid fonksiyonu olan hastaların (tiroidin olağandışı büyümesi), tiroid nodülü olmayan hastalardan Helikobakter Pilori ile enfekte olma olasılığı daha yüksektir. Tiroid peroksidaz (TPO) ve tiroglobüline karşı otoantikorlar eradikasyon tedavisini kabul eden Helikobakter Pilori pozitif hastalarda anlamlı olarak düşmüştür, ancak tedavi edilmeyi reddedenlerde düşmemiştir. Ek olarak, Helikobakter Pilori enfeksiyonu hipotiroidizmli hastalarda tiroksin tedavisinin etkinliğini azaltmaktadır.

Romatoid Artrit

B hücreleri (bir tür beyaz kan hücresi) Helikobakter Pilori tarafından üretilen üreaz ile kronik olarak uyarıldığında, IgM romatoid faktör antikorları dâhil otoantikorlar üretme potansiyeli kazanabilmektedir. Romatoid artrit hastalarının peptik ülser gelişimi için artmış bir riski bulunmaktadır, ancak bunun doğrudan Helikobakter Pilori enfeksiyonu prevalansının artmasıyla mı yoksa steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçların (NSAID’ler) bol miktarda kullanımından mı kaynaklandığı açık değildir ve ayrıca ülsere yol açabilmektedir.
Helikobakter Pilori eradikasyonundan sonra, bazı çalışmalar iyileşme bulurken, bazıları artrit semptomlarında değişiklik olmadığını bildirmişlerdir. Günümüzde veriler çelişkilidir ve bu Helikobakter Pilori ile romatoid artrit arasındaki bağlantının zayıf olduğu görülmektedir.

Diğer Otoimmün Hastalıklar

Birkaç küçük çalışma Guillain-Barré sendromlu hastalarda daha yüksek Helikobakter Pilori bakteri yükü bulunmuştur. Akut inflamatuar demiyelinizan poliradikülonöropati (AIDP) tipi Guillain-Barré sendromu olan hastalarda dernekler özellikle güçlüdür. Sistemik skleroz hastalarında Helikobakter Pilori enfeksiyonunun varlığı daha kötü gastrointestinal, deri ve eklem semptomları ile ilişkilidir, bu da ilişkinin önemli olabileceğini düşündürmektedir. Bazı araştırmalar Helikobakter Pilori’nin Sistemik Lupus Eritematozustan (SLE) koruyabileceğini öne sürerken, diğer çalışmalar bu koşullar arasında bir ilişki bulamamıştır. Helikobakter Pilori enfeksiyonu, anti-aquaporin 4 (AQP4) antikor pozitif Nöromiyelit optica’nın gelişimi için risk faktörlerinden biri gibi görünmektedir ve Helikobakter Pilori’nin ortadan kaldırılması bu hastalıkta olası bir ek tedavi olabilmektedir.

Metabolik Sağlık

Kan şekeri ve kolesterol: Helikobakter Pilori enfeksiyonu yüksek kolesterol, yüksek HbA1c ve daha yüksek BMI ile ilişkilidir. Bununla birlikte, diğer çalışmalar böyle bir ilişki bulamamıştır ve Helikobakter Pilori’nin bu etkileri hala tartışma konusudur. Başarılı Helikobakter Pilori eradikasyonu bazı çalışmalarda açlık insülin, HbA1c ve HOMA-IR seviyelerini önemli ölçüde azaltmıştır. Bununla birlikte, Helikobakter Pilori eradikasyonunun ortalama HOMA-IR ve CRP seviyeleri veya HbA1c seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi olmadığını gösteren raporlar da bulunmaktadır. Helikobakter Pilori’nin BMI ve obezite üzerindeki etkileri belirsizdir.
Yapılan bir çalışma, Helikobakter Pilori’li yetişkinlerin daha yüksek BMI düzeylerine sahip olduğunu göstermiştir, bir başka çalışma ise Helikobakter Pilori’nin eradikasyonunun peptik ülser hastalığı olan hastalarda BMI ve obezite insidansını arttırdığını göstermiştir. Yine başka bir çalışma grubu bu enfeksiyonu ile BMI arasında bir ilişki olmadığını göstermiştir. Bununla birlikte Helikobakter Pilori ile obezite arasında anlamlı bir nedensellik ilişkisi olması muhtemel değildir.
Karaciğer yağlanması: Helikobakter Pilori enfeksiyonu, alkolsüz karaciğer yağlanması hastalığı, alkolsüz steatohepatit, karaciğer fibrozu ve siroz gelişimine katkıda bulunmaktadır. Farklı kökenlerden kaynaklanan karaciğer iltihabının kötüleşmesi, Helikobakter Pilori enfeksiyonu sırasında da ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bazı çalışmalar Helikobakter Pilori enfeksiyonunun karaciğer ve safra yollarında otoimmün hastalıklara neden olduğunu göstermiştir.
Diyabet: Tip 2 diyabetli hastalar Helikobakter Pilori enfeksiyonuna daha yatkındır. Bu ilişkiyi açıklayabilecek çeşitli faktörler bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Diyabetin neden olduğu bağışıklık bozukluğu, bireyin Helikobakter Pilori enfeksiyonuna duyarlılığını artırmaktadır
• Diyabetin neden olduğu gastrointestinal motilite ve asit sekresyonunun azaltılması, patojen kolonizasyonunu ve bağırsakta enfeksiyonu teşvik etmektedir
• Değiştirilmiş glikoz metabolizması mide zarında Helikobakter Pilori’yi teşvik eden kimyasal değişiklikler üretebilir kolonizasyonunu
• Diyabetli bireyler, düzenli olarak hastane ortamlarına katıldıkları için, sağlıklı meslektaşlarına göre patojenlere daha sık maruz kalma
Ayrıca diyabetli hastalar yaygın anti- Helikobakter Pilori tedavisine karşı daha dirençlidir ve tekrarlayan enfeksiyon riski daha yüksektir. Öte yandan, Helikobakter Pilori insülin direncine ve diyabet komplikasyonlarına katkıda bulunmaktadır. Helikobakter Pilori, oksidatif stresi artırarak ve kanın toplam antioksidan kapasitesini azaltarak diyabeti şiddetlendirmektedir. Helikobakter Pilori ayrıca kronik inflamasyonu indükleyerek ve insülini düzenleyen gastrointestinal hormonları etkileyerek insülin direncini artırmaktadır. Hastane tabanlı bir çalışmada, Helikobakter Pilori enfeksiyonu, 45 yaşın altındaki katılımcılarda azalmış insülin sekresyonu ve azalmış duyarlılık ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Japon hastaları üzerinde yapılan geniş bir çalışma, Helikobakter Pilori enfeksiyonu ile diyabetin öncüsü olan metabolik sendrom arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmalar, Helikobakter Pilori pozitif diyabetiklerde nefropati, nöropati ve retinopati gibi daha yüksek bir komplikasyon oranının olduğunu göstermektedir. Ayrıca Koroner kalp hastalığı da Helikobakter Pilori pozitif diyabetiklerde daha sıktır. Bununla birlikte, tip 2 ve tip 1 diyabetiklerde Helikobakter Pilori eradikasyonu glisemik kontrolü geliştirmemektedir. Son olarak, tip 2 diyabetliler eradikasyon başarısızlığı için daha yüksek risk altındadır. Bu nedenle, bazı çalışmalar, diyabetik hastalarda Helikobakter Pilori enfeksiyonunun tedavisini, enfeksiyonun kötüleşmesini önlemek için caydırmaktadır.
Kardiyovasküler hastalık: Kardiyovasküler hastalığı olan hastaların Helikobakter Pilori için test edilip edilmeyeceği ve tedavi edilip edilmeyeceği halen tartışma konusudur. Helikobakter Pilori enfeksiyonunun kardiyovasküler hastalık ile ilişkili olduğuna dair bir belirti bulunmaktadır, ancak çalışmalar derneğin nedenini ve mekanizmasını çevrelemektedir. Birçok çalışma Helikobakter Pilori enfeksiyonunu kolesterol düzeylerindeki değişikliklerle ilişkilendirmiştir. Çalışmalar, artmış LDL kolesterolün gastrik inflamasyonun derecesi ile ilişkili olduğunu ve eradikasyonunun kolesterol seviyelerini normalleştirdiğini göstermektedir.
Helikobakter Pilori enfeksiyonu da arterlerin sertleşmesi ile ilişkilidir ve bazı çalışmalarda periferik arter hastalığı riskini arttırmaktadır. Helikobakter Pilori ile ilişkili peptik ülser hastalığı uzun zamandır kardiyovasküler hastalık riskinde artış ile ilişkilendirilmektedir. Enfeksiyonu ile hiperhomosisteinemi (kanda anormal derecede yüksek homosistein düzeyi) adı verilen B12 vitamini eksikliği ile ilişkili bir durumla da bir ilişki bulunmuştur. Helikobakter Pilori prevalansı daha yüksek Genç akut miyokard enfarktüsü (AMI) mağdurlarında ve AMI’den ölen hastalarda enfeksiyonu bulunmuştur. Helikobakter Pilori enfeksiyonu da yüksek inme insidansı ile ilişkili bulunmuştur. Bazı çalışmalarda prematüre koroner arter hastalığı ile ilişkilidir, ancak diğerlerinde görülmemektedir.

Kaynakça:
msdmanuals.com
sinai.org
medlineplus.gov
uptodate.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar