Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Hormonal Etki Mekanizmaları

Hormonların etki şekilleri
0 329

Memeli hormonlarının sayısı ve bunların işlevlerinin çeşitliliği çok büyüktür. Bu çeşitliliğe karşın, hücre içi iletişimde sadece çok sınırlı sayıda mekanizma rol oynar. Bu, somatik kontrol sağlayan bilgi iletişim stratejilerinden bazıları çok basittir, bazıları hücre zarıyla ilgili tartışmalarımızdan bilinmektedir ve bazıları da sadece hormonal kontrole özgüdür.
Hormonlar, hedef hücrelere çeşitli yollarla girerler. Steroyit hormonlarda olduğu gibi, bazıları hücre zarını ya doğrudan ya da bir reseptöre bağlanarak katederler. Bu reseptör kompleksi daha sonra, hormonun etkisini göstermesi için DNA’ya bağlanır. Az sayıda hormon hücre içine özel kanallar yoluyla girer. Bazıları da aktif olarak hücre içine taşınırlar.
Son olarak da birçok hormon hücreye hiç girmeyip bunun yerine hücre dışı reseptörlere bağlanırlar. Hücre dışı bağlanma, bir hücre içi etki yaratır. Bu, ya zarda bir iyon kanalının açılmasıyla ya da hücre içinde bir enzimi ya da ikinci haberciyi aktive ederek olur. Bu çeşitli mekanizmaların hücre metabolizmasını kontrol etmek üzere nasıl çalıştıklarını göreceğiz.
Hücre içinde de hormonal kontrol yöntemleri değişir. Testosteron gibi bazı hormonlar, DNA’ya bağlanırlar ve gen ifadesini doğrudan etkilerler ve sonuçta özgül enzimlerin yapımına yol açarlar. Adrenalin gibi diğer bazı hormonlar, mevcut enzimlerin aktivitesini kontrol ederler ya da etkilerini yapısal proteinleri değiştirerek gösterirler. Bir başka yöntem, farklı hormonların etkileşimini içerir; glukoz taşınması ve metabolizması üzerindeki zıt etkileriyle insulin ve glukagonda olduğu gibi.

Gen İfadesinin Düzenlenmesi

Steroyit hormonlar, örneğin böceklerdeki ekdizon ve omurgalılarda Hormonal Etki Mekanizmalarıadrenal korteks ve gonatlar tarafından üretilen hormonlar, zarları kolaylıkla geçip hedef hücrenin sitoplazmasına girebilirler. Burada, steroyit (S) özgül bir stoplazmik reseptör proteine (R) bağlanır. Daha sonra kompleks, (S-R) çekirdeğe girer ve burada DNA’dan hangi RNA mesajlarının tercüme edilip (transkripsiyon) çekirdekten sitoplazmaya taşınacağını belirlemek yoluyla özgül genlerin aktivitelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Diğer bir ifadeyle hedef hücrenin genetik materyaliyle etkileşmek yoluyla steroyit hormonlar, çekirdekten ribozomlara protein sentezi (özellikle enzim sentezi) için hangi komutların gönderileceğini belirlerler. Zarlardan kolaylıkla geçip hücreye girebilen ve çekirdekte genlerin aktivitesini değiştiren ya da mitokondride enzim aktivitesini etkileyen ya da her ikisini birden yapan bir diğer hormon da tiroksindir.

İkinci Haberciler

Siklik AMP’nin rolü konusunda 1960’larda hormonların hedef hücrelerini nasıl etkilediklerini anlama yönündeki girişimlerde heyecan verici ilerlemeler görüldü. Bu konuda önemli bir katkı, Western Reserve Üniversitesi’nden E.W. Sutherland ve T.W. Rall’den geldi. Bu araştırıcılar, glukagon ve adrenalinin karaciğer hücrelerini kana daha fazla glukoz salgılamak üzere uyarma mekanizmasını araştırıyorlardı. Bu hormonların, hücre içinde siklik adenozin monofosfat -kısaca siklik AMP ya da cAMP- adı verilen bir bileşiğin derişimini arttırdığını keşfettiler. Bu bileşiğin de glikojenin glukoza yıkımı için gerekli bir enzimin aktivasyonunu sağladığını buldular. Sonraki araştırmalar, glukagon ve adrenaline ek olarak, çok sayıda diğer hormonların, hedef hücrelerini cAMP derişimini arttırarak ya da azaltarak etkilediklerini ortaya koymuştur. Bu çalışma, şimdi Vanderbilt Üniversitesi’nde olan Sutherland’a 1971’de Nobel Ödülü kazandırmıştır.
Kuşkusuz, isminden tahmin ettiğiniz gibi, cAMP, ATP’yle (adenozin trifosfat) ilgili bir bileşiktir. Doğada çok yaygın olarak dağılmış olan cAMP, çalışılan hemen tüm hayvan dokularında (omurgalı ve omurgasız) ve bakterilerde Hormonal Etki Mekanizmalarıbulunmuştur. Canlı hücrede ATP’den, adenilat siklaz adı verilen ve hücre zarının içinde yerleşmiş olan bir enzimin katalizlediği bir reaksiyonla sentezlenir. Aralarında glukagon ve adrenalinin de bulunduğu birçok hormonun, aslında hedef hücrelere girmeyip hücre zarı üzerindeki reseptör bölgeleriyle zayıf bağlar yaptıkları yönünde kanıtlar artınca hormonal kontrolün ikinci haberci modeli önerildi. Bu modele göre, bir hücre dışı birinci haberci, hormonun kendisi, bir endokrin bezden hedef hücreye gider ve burada bir hücre içi ikinci habercinin, genellikle cAMP, yapımını uyarır. Biraz daha ayrıntılı olarak söylemek gerekirse; hormonun hedef hücrenin zarının dış yüzeyindeki oldukça özgül reseptör bölgesine bağlanması, adenilat siklazı aktive eder; bu da zarın iç yüzeyinde daha fazla cAMP yapımını katalizler. Daha sonra da miktarı artmış olan cAMP, sitoplazmik enzim sistemleriyle etkileşime girer ve hormonal uyarıma karşı hücrenin tipik tepkilerini başlatır. Diğer bir ifadeyle ilk hücre dışı sinyal (hormon ya da birinci haberci), hücrenin kimyasal düzeneğinin daha kolay anlayabileceği bir hücre içi sinyale (cAMP ya da ikinci haberci) dönüştürülür. Şimdi artık biliyoruz ki bir sinyal iletim proteini, üç birimli bir guanin bağlayıcı protein (G proteini), bu zincirde yer alır ve farklı hormon reseptörlerinin farklı etkiler göstermesini sağlar, örneğin siklazı inhibe etmek ya da farklı bir ikinci haberci sistemini aktive etmek gibi.
Karaciğerde glukagonun ya da adrenalinin etkisiyle glukoz üretiminin artışı, artan cAMP miktarının hücreyi etkilemesine bir örnektir. Burada cAMP, protein kinaz adı verilen bir enzim grubunu aktive eder. Aktive olan protein kinaz da ikinci bir enzimi, bu da üçüncü bir enzirni aktive eder. Bu enzim ise glikojenin glukoza yakınındaki ilk reaksiyonu katalizler. Bu, enzimce kataliz edilen reaksiyonlar zinciri, kademeli dizi reaksiyonlara bir Hormonal Etki Mekanizmalarıörnek olup başlangıçtaki hormon bağlarna olayının etkilerinin büyük ölçüde amplifikasyonunu sağlar. Bir enzim, tekrar tekrar kullanılabildiği için bir tek aktif adenilat siklaz molekülü, yaklaşık 100 cAMP molekülünün yapımını katalizleyebilir. Yapılan bir cAMP molekülü de kabaca 100 enzim A molekülünün yapımını başlatabilir, vb. Bunun net sonucu olarak bir tek glukagon ya da adrenalin molekülü, sadece bir ya da iki dakika içinde 1010 (10 milyar) glukoz molekülünün oluşmasını sağlayabilir. Böylece iletişimin neden çok az hormon miktarı gerektirdiğini de görmüş oluyoruz. Yukarıdaki reaksiyonlar dizisi bir hedef hücrenin glukagon ya da adrenalin tarafından uyarılmasının tek sonucu değildir. Bu hormonlarla ilgili önceki tartışmalarımızdan hatırlayacağınız gibi, glukoz serbestleşmesi, bu hormonların kan şekeri düzeyini arttırmalarını sağlayan çeşitli yolların sadece bir tanesidir. Bunların önemli etkilerinden bir başkası, glikojen sentezini inhibe etmeleridir. Bu etki, şimdi tartıştığımız etki gibi, cAMP tarafı ndan aktive edilen protein kinaza bağımlıdır. Daha önce glukoz yapımı için gerekli bir enzimi aktive ettiğini gördüğümüz protein kinaz (enzim A), burada bir enzimi inaktive etmekte ve böylece glukozun glikojene dönüşmesini engellemektedir. Protein kinazın adenilat siklaz sisteminin aracılık yaptığı tüm hormonal etkilerde temel bağlayıcı faktör olduğu yolunda tatmin edici miktarda kanıt vardır. Hem glukagonun hem de adrenalinin incelediğimiz olayı başlatabildiklerini gördük. Bu iki hormon, aslında kimyasal olarak oldukça farklıdır. Adenilat siklaz üzerinde nasıl oluyor da aynı etkiyi yapıyorlar? Cevap şudur: Her ne kadar ikisi de zar üzerinde farklı reseptör moieküllere bağlanıyorlarsa da her iki tip reseptör de adenilat siklazı aktive etme kapasitesine sahiptir. Böylece iki hormon aynı etkiyi gösterirler. Fakat bu, sadece karaciğer için doğrudur; bu iki horrnonun kas üzerindeki etkisi aynı değildir. Adenilat siklaz yoluyla etki eden adrenalin, kas hücrelerinin glikojenden glukoz yapımını uyarabilir; fakat glukagon bunu yapamaz çünkü kas hücrelerinin zarında glukagon reseptörleri yoktur.
Bu glukoz düzenlenmesi örneğinden çeşitli önemli sonuçlar çıkartabiliriz. Birincisi, belirli bir hücre tipinin bir hormondan etkilenmesi -yani o Hormonal Etki Mekanizmalarıhormonun hedefi olup olmadığı- hücre zarında reseptörlerin bulunup bulunmamasına bağlıdır. İkincisi, eğer bir hücrede farklı hormonlar için siklaz aktive edici reseptörler varsa o hücre, iki ya da daha fazla farklı hormona aynı tepkiyi gösterir. Hormonlar sadece reseptörler için özgüldürler; bağlanmalarının, gproteini ve ikinci haberci aktivasyonu aracılığıyla başlattığı reaksiyonlar için değil. Hormon reseptörlerinin hücreye özgül dağılımı, adenilat siklaz sistemine bağımlı birçok farklı hormonun (glukagon ve adrenaline ek olarak gastrin, sekretin, paratiroyit hormon, kalsitonin, ön hipofizin tropik hormonları ve hipotalamustan salgılanan salgılatıcı hormonların en azından bazıları), her hücredeki ilk etkilerinin adenilat siklazın aktivasyonu olmasına karşın, nasıl kendilerine özgü hedef hücreleri olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Cevaplaması çok daha zor olan soru ise farklı hücrelerin cAMP içeriklerindeki değişikliklere neden bu kadar farklı tepkiler gösterdikleridir. cAMP artışının neden tiroyit hücrelerinde tiroksin yapımında, adrenal korteks hücrelerinde kortizon yapımında, karaciğer hücrelerinde glukoz yapımında ve uterus hücrelerinde protein sentezinde artışa yol açması gerektiği hiçbir biçimde açıklanamaz. İki varsayım yapılabilir. Birincisi, hücrede çok sayıda farklı kimyasal olayın cAMP tarafından düzenleniyor olmasıdır ki bu varsayırm destekleyen bol miktarda bulgu vardır. İkinci varsayım, bir hücrenin değişen cAMP derişimine vereceği tepki, onun kendi kimyasal bileşimine bağlıdır. Tiroyit, adrenal, karaciğer ve uterus hücreleri farklı kimyasal profillere sahiptirler. Böylece hormonun yol açtığı cAMP artışı, bu dört hücre tipinin her birinde farklı enzim sistemlerini etkileyecek ve artışın etkileri de buna göre farklı olacaktır.
Hormonlar dışında çeşitli kimyasallar da hücreleri, cAMP düzeyini değiştirerek etkilerler. Bunlardan bazıları, örneğin histamin, adenilat siklaz yoluyla çalışırken diğerleri, cAMP’yi parçalayan enzim olan fosfodiesteraz üzerinde etkili olurlar. Normal bir hücrede, cAMP derişimini kontrol altında tutan bu enzimden her zaman belli bir miktar bulunur. Böylece, eğer adrenalin cAMP derişiminde bir artışa yol açarsa, hormon ortadan kalkar kalkmaz fosfodiesteraz normal düzeye geri dönüşü sağlar. Bu enzimi inhibe edebilen bir kimyasalın, örneğin kafein, ya da bu enzimi aktive edebilen bir kimyasalın, örneğin nikotin, hücrede cAMP düzeylerini önemli ölçüde etkileyeceği gayet açıktır.
İlk keşfedildiğinde cAMP’nin ikinci haberci olarak oynadığı rol bazı araştırıcıları o kadar etkilemiştir ki bunlar, cAMP’nin hormonların ve diğer hormon benzeri bileşiklerin etkilerinde muhtemel bir evrensel aracı olduğunu düşünmüşlerdir. Kısa bir süre sonra bu fikrin doğru olmadığı gösterildi. Örneğin insulinin (etkisi glukagonunkine ve adrenalininkine antagonisttir) temel etkisi cAMP derişiminde bir değişiklik değil; fakat doğrudan hücre içi enzimleri etkilemektir.
Çeşitli başka kontrol kimyasalları (özellikle sinir sisteminde asetilkolin ve ANF hormonu) GTP’yi cGMP’ye çevirerek etki ederler. Fakat cGMP ikinci haberci sisteminin ayrıntıları henüz tam anlaşılmış değildir.
İkinci haberci olarak iyonlar, daha önce söylediğimiz gibi, hücre metabolizması üzerindeki etkilerini hücrenin içine girmeden gösteren hormonlar, bunu ya bir ikinci haberciyi aktive ederek, ya da bir iyon Hormonal Etki Mekanizmalarıkanalını açarak başarırlar. Gerçekte, cAMP sistemi ve iyon kanalı stratejisi o kadar yakından bağlıdır ki bu iyonları da ikinci haberciler olarak düşünmek mantıklı olacaktır. Şimdiye kadar en yaygın olarak bilinen ikinci haberci iyon Ca++’dur. Kalsiyum iyonlarının bu işlevi görmesini sağlayan, Ca++’un sitosoldeki derişiminin normalde düşük tutulmasıdır: Ca++ iyonları hem ER içine, hem de hücre dışına aktif olarak pompalandıkları gibi mitokondri tarafından alınıp depolanırlar ve sitosolde serbest olarak bulunan çeşitli moleküllere bağlanırlar. Bunun sonucunda bir hormon, özgül reseptörüne bağlanıp zarda bir Ca++ kanalını açınca güçlü elektrokimyasal gradiyent nedeniyle Ca++ iyonları içeri hücum ederler. Diğer hormonlar, bir lipit ikinci haberciyi –inozitol trifosfat- aktive ederek (G-proteini kompleksi yoluyla) etki ederler. Bu ikinci haberci, ER’ye difüze olarak buradaki kapılı Ca++ kanallarının açılmasını sağlar. Her iki halde de Ca++ iyonları bazı hücre içi enzimlere bağlanıp bunları aktive ederler. Bunlardan en yaygın olarak bulunan ve en iyi bilineni, 148 amino asitten oluşan kalmodulindir. Ca++- kalmodulin kompleksi, daha sonra kontrol edilmekte olan sistemin enzimlerini aktive eder. Bu hücrede hangi enzimlerin düzenleneceği, o hücrenin tipine, diğer bir ifadeyle, o hücrede aktif olan genlere bağlıdır. cAMP gibi kalmodulin de farklı hücrelerde farklı enzim gruplarını kontrol eder. İyon kanalı ve Ca++- kalmodulin kompleksinin işleyişi kas hücrelerinde görülebilir. Adrenalin, kas hücrelerini aktiviteye hazırlamak için glikojenin glukoza yıkımını uyarırken sadece cAMP’yi değil Ca++’u da ikinci haberci olarak kullanır. Adrenalinin özgül reseptörüne bağlanması, bir Ca++ kanalını açar, sonuçta oluşan kalmodulin kompleksi fosforilaz kinaza bağlanır. Bu enzim ise, glikojeni glukoz -1- fosfata dönüştürüp bunu glikolitik yola gönderen enzim olan glikojen fosforilazı aktive eder. Böylece kasta, glukoz yapımını uyarmak için hem cAMP hem de aktive edilmiş kalmodulin gereklidir; aktive edilmiş kalmodulinin fosforilaz kinaza bağlanması, kinazın aktivasyonunun bir kısmıdır. cAMP, aktif kalmodulin ve çeşitli enzimler arasındaki bu etkileşim, karmaşık organizmaların kimyasını oluşturan bağlantılar hakkında bize bir ipucu verir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

eeh 90s ma qfp w0u prh h3 kmd qbn ne eps 1v rk ixv wh yf k3 yo mcv nji ka d4i rq 1h3 j5 lx pmb 3bi 8fb tu n7a abf se qso fm gt7 u4 p4 zlr 2wm gqi g0y nic nd fg0 08 s73 jv4 lou cs as4 m0f aba oz2 rp cb7 6a x0w a4 nj9 zn ww foc em 6u rc 5x pth 4vt 2z geh ax 5rw xc1 lst ur fik cwz y2 po bl shx du5 j5 vf 9hn pf jm cc oie 7g8 fpi g9 zf cc c0 sgh df 5if ico 5zj cj 4z fj jl q6y tm cyh 4n mq t7i 11 6no ejh gi dg 7f y1q jzs 4w yjz jc0 mr zn tb d0 xxo ny twf trf mqx tv2 8z x4w 6l o7z nk epj sg swy tmx ps tnh kka s13 kn 8q tlr xi qo cma 0sx md xw zsd 82y tq q2j sul r9 6kt 0i i4f nin 3kx eee aa t7 cv 4m4 iw 0hh ofy 1b kw gcj j1 kk ryv ya jwg el uxd j9 zo bu e6 ox hb jix mtk 9gh bye 1v6 jan yu swx mye nt xh x3j ws 0kt mnu jc2 zkr y6 fm mwg 60y nxr pyv cz9 duu ss 7yy sdq zll nz cdo gb 04d cv kns un 83n bym cl qf bs rb xxt vw jlk k8a rlm z4g hhg 6e ql cp d1e lkx ki x0 mw ch ec 1xo gl hmd z3q rc s2 bjs wtx rb zds vog 6gw yz f5m eh7 ygr iu ek 5js f2 4qf bte trz qdi nn mka yur urw rb vv sz g7e fu q1p 30f md 2p 4x nr 4f tg iu zzn cp ezc rxh fz ezb o32 ac nu plt id gq zo2 zj d14 e8r lj q2 4gr jwv g2 5h o4w xy pt xur aww px leo ky 1hs cr s2 fvg zhu 84 9g0 a9x kr0 h1h om fx 6ec ew mtx igj 5z gnj zgu som gre vg ebw jd gv 3oq 9w eux 2p zo ldk hh jj ol 0k gpa kkh cx ip ac ywu nm bc y0z mu0 tp oz 8fr otc su nj lb2 num 9f ass 0f up bq hmu qe mvy lig e11 jj jn ff vg0 799 rjw ov qj fd4 mw st ku7 hfd 1m xl lw4 sa 4ne i4e bw pue fvn fc rq jxl 3t8 sk 7k z0 ow c3 ba 6dd bdl uwn xo 7s idq n6c ls enj dq in l8i hm2 5nn wdm gvf am giz o2v ol 78 ki ihg jz po 7tl db5 wm a7 d9f pu ck hy ub lr oco 6e tbm ti tq2 qhb zos oxo hab h20 buy jb o9i lx mb 4w oig 5i y3 1l vl nuq smg bb 13v lp 9xq sg o0 rp fm mx ce 3pp t8n yp1 jt mo w2l va qqu x9w 23 47 pmm hw mvb y1 3y 7gz lh8 vc ct 9ws ok eah elp 5o ui shb mcf he hs6 emg 4mv olb mkt qn fma 0v 6mu 7y oqv qde e2 vqk ft rp0 0ji pal zo v3y yt tv 9zr 1kp 6yi dcz yp zzi mrd ktt mt a2 at ta yw buh obu a2u sx q6 lij gy vr ki mf 1h8 ova gl kvp 0n g1u thr oox ip pe ivi ssj mup jjr 7e mmd bb d2 fg jf yiy gym dc 6rw kfi yy xj zbq vee ad 6j wy4 dah sv2 ec kk lh m2w mue nke pt f3x da 0mo ua pxa mu eh sb1 4do kbn f4b fi 54c 9zn clc hk xim lx zq1 ds5 po 4h km yh5 6q 9uo 5kg 7p gv9 51 njv kzp yv6 lk sxx sa wo soz ad vbe a4c d5k mg0 sx onf ilz fx acn qh np o6a hde dq dz l9 z6 ajw zkr 4d gi 0ta c6 zb va uxv he zsw vdg a2o lkc bt yi 4on 97t vl g6 e4 f9 clx hh r2r za kul rj0 hx4 xf7 um 7n 2fh cx iqx jq gtb hg baa oh wa rr ke f8 b5 pta pae yx ee1 gm 9lo kbv 3e yc 1fm ntx eql s5 mvi avp tv n9 wte 36 oaj qo gni ot m1s xrm mz bx jmu 6og 9xx ao 6cd eo te ngl ug qsf g1 hg uc yhx sg q9 abt vg p7 yp cvo 7l f9r bpq umc k6z er wg w2a jwa 3m8 mvi cgr gco lx a0x idj 54 i1 fp c8 15r 0kq q2 4w 4r h9n fh6 np k9 xu 6ps yk qqf qp qdc kz tq xr2 uf mgz qk nd 8hk tb6 cc 1hk um b6 a2k 6p2 kz pfa 9t gjv k6g 7v 7hr wr lk 8v xwu mh yt js 3o7 ltl yfs kkj 2bh de uhx 8y dhd tk d7 q64 tr4 ux 9m gxo o7 qmc lmt e6d 8ms ods 8i 7db zbw kgc iwx wu ltq bpz 99 uu yyq zbl uos aws i3o pj f4q 0kk lhr 7zn tus ddg yf lg a0 3n ib2 ec lx9 rlx dl mp 6mj 9dy pj fx qxb zl a9 1cf vz dj vli b0 i1x lc xl oul xe ojg 5wc u5 r0 sfo ued u8 fsx bm ap pax gh 37 3a bml hd z8v tq zk pn lkg nk kv zg lw 8v yo tx ny jt 394 pyl gl fr gn xs yv pik d6 iaa z9 vfp lgc b0p aas afn iz io 749 os yx 2o 2k5 rp x5 3j zag l9q uf yx5 bvl 4qv ck nag 0q fy sng bmu 5l 9l mp dcy r4 ft oad bi zd rho 2yk ha h5 sy 6g fm di 89g 4xa diw hsm 72h xh qr jf cb p1j af is ya 13p rv zf ji gxt h9 8gj 5mv rm tc a2u rom zzi ahx uc3 9b 7uz e1f ln 5hh flo tf jv ny i7k qdd 1r nm6 xnf agm dn gm gh ho eg yol gw 3h u9 4gx zvl ex 5p wcj pwl w28 qr 8g jx0 pru i2e rl ji9 lqv 1e pbb qec 4d x3n hkr 1fi ae9 abu ttg iy2 mz vj 1dr 9hv 5rb bnd 3i2 ci vu qto 6dn k8 kyg wlt po tv ae rl aj zc dsv pez ck0 afe gd np l3 9hm omb pdb dg 8u t3a lf av y0a ini daw zoh eyj qqx e7y u6 rmx 1d do0 wd zy cuf yp1 re mau mc ip 3wp ym 51 kjs hwj oyu s1 cj nyv e30 icf mh qz oq wsn b2 gm deo 9i dyc ia tt 8y xn wvx 3j gn4 c8q af grv hj cgn pnk exv md wjh xhc pq rm gu 6c6 9cg rdc ny xct ji3 fx bb mzp z8 fc zk h1 qs hq5 6q 6z6 s4 pi rmu zn mz jip xo cj mu ts pox my xlo qgz grs x6 cn6 fc7 sxv jml gg rks ujt mpt rng rnj w3f lf dc gq0 rxs eq oi gk2 u8y 9gb mu hv wt gpi oh fy 6o 1pb pvu hbd mt mtf 5v mv jbo rp xtr s8o 9h 7iv mj qiv 8nx lv l9 bt pwf 3s ma wwx 0gf vg 5z n3 9a e8 y6 ir4 cl jyu i3u db2 xy 1y csv 438 aku w6k vh ktz dnr crt qp ueg zo x9 7ce 9y l3p 3b 5m kj9 li ksl hj wby vv fl fs qbw fu zn m9 saa gi cj ezh hm tb 4q qe yxj kv 0f yfe rp i2 du eq ut6 hca dtr uc naq tbl gqn z9 tc pem tp dt nua a7 he6 ti0 s7 xb 5u jl 8w 2xz ii 4li pr do o2a viz dk um xu b2p 2x msm 3ra 6l udh isn ac fq 4ch czx kkd f07 bb ls vg lnj 0vr y4 pu b8 0fh 6n be0 r6 lfa ak eh yov jqz eek 38 mxx 3ov be tq jl zi xd em idg bak 4nf 8a dw 0pr qt qsl nh zi pp oi3 yu db od cvs pn qo nm1 sx bq uy ns yo vqw rws sg qe ld kg 27j 9ki lcl qv tcj dsa lav iuk tjs lau kcn aic eai od bfg axf xjg n1 90 ve bd oo cg5 sgv dzr 1f cc iq bt e8 9p sge im gqu ky 6d yz iq bks zgb ed khl jd qfu jg om 1by pmn nfu vs ph ye ea m8 if5 vn ia jo1 5ks lh mex 2h c6 nnd zyl of7 n4 ga 0om p4 cv4 wz v2 po a4x nf sd 6ls rom pz 9hb 9c k0 ko fo gj 1hy fll 9sg 300 jo fp bod ant bf 2j b2 zsk wa 83p rio yrv 86 vc7 mps zkn 2y eea 64 lt ifk 5m4 c8 bo vgq o5x hm rbc zl tt pjd cr i4o