Ön hipofiz ile diğer endokrin bezler arasındaki hassas dengeli geribildirim etkileşimi, düzenleyiciyi yönlendiren tek faktör değildir. Durum, zaman zaman değiştirilebilmelidir. Örneğin birçok hayvanda yıllık üreme döngüsü vardır ve yine bitkilerde olduğu gibi, gün uzunluğu genellikle kritik başlatıcıdır. Farz edin ki bir hayvan, ilkbaharda günlerin uzamasını algılıyor ve gonatları daha fazla eşey hormonu salgılıyor. Nasıl oluyor da bu hayvanın uyarıyı -günlerin uzaması- algılaması, bunun endokrin bezlerini etkiliyebiliyor? Uyarının algılanması sinir sistemiyle ilgilidir ve ne ön hipofize ne de gonatlar gibi endokrin bezlere sinirsel bir bağlantı vardır. Sinir dokusu, hormon üretme yeteneğine sahiptir. Kimyasal termostatın uygun biçimde “ayarlanmasıyla” ilgili sinirsel bilgilerin toplanmasını ve entegre edilmesini sağlayan esas kontrol merkezi hipotalamustur.
Bu bilgileri alan hipotalamusun suprakiasmatik çekirdeği ise vücudumuzun günlük aktivitelerini düzenleyen ritimleri yaratır.

Aralarında hiçbir doğrudan fiziksel bağlantı bulunmamasına karşın hipotalamustan salgılanan hormonlar, ön hipofizin hormon salgılamasını düzenlerler. Hipotalamustaki nörosekretorik hücreler hormon sentezleyip bunu kendi aksonları boyunca sapta yer alan kılcal damar ağlarına iletirler. Sapın kan dolaşımı ile ön hipofiz arasında olağandışı bir bağlantı vardır. Sapa gelen arterler, kılcallara ayrılır ve bunlar da sonunda hipotalamusu terkeden çeşitli venleri oluşturmak üzere birleşirler. Fakat venlerin çoğunluğunun aksine bunlar, doğrudan venöz sistemin daha geniş bir dalıyla birleşmezler. Bunun yerine aşağı doğru, ön hipofize ilerleyip burada ikinci bir kılcal damar ağı oluştururlar. Böylece, saptaki kılcallar içine salgılanan hormonlar, ön hipofizdeki kılcallara iletilirler.
Vücudumuzda dolaşımın birbirini izleyen biçimde yerleşmiş iki kılcal damar ağının bağımlı olduğu yerlerle karşılaşmıştık. Isı alışverişinin yapıldığı testis kılcallları, böbrek nefronları (burada ağlardan biri glornerulusu oluştururken diğeri tubulleri sarmalar) ve hepatik portal sistem (burada bağlardan biri bağırsak duvarının içinde diğeri karaciğerdedir) böyle bölgelerdir. Bu yerlerin her birinde özel dolaşım tipi, önemli bir işlevsel düzenleme sağlar. Örneğin hepatik portal sistemde, birinci kılcal ağda kana geçen birçok madde, ikinci kılcal ağda kandan uzaklaştırılır. Hipotalamus ile ön hipofizi birbirine bağlayan taşıyıcı sistem de görünürde benzer biçimde işlev görür. Böylece, vücudun iki temel kontrol sistemi -sinir ve endokrin- arasındaki ilişki daha kolay anlaşılabilir hale gelir.
Hipotalamus, salgılatıcı hormonlar adı verilen çeşitli özel peptit hormonlar sentezler. Bu hormonlar, taşıyıcı damarlar aracılığıyla doğrudan ön hipofize iletilirler ve buranın salgı aktivitesini düzenlerler. Böylece TSH salgılatıcı hormon (TRH) -sadece üç amino asit uzunluğunda bir peptit- TSH’nın salgılanmasını sağlar; LH salgılatıcı hormon (on amino asit uzunluğunda) LH düzeyini kontrol eder; kortikotropik salgılatıcı hormon, ACTH salgılanmasını; büyüme hormonu salgılatıcı hormon, büyüme hormonu salgılanmasını sağlar, vb. Hipotalamus hormonlarının az bir kısmı, uyarıcı olmaktan çok inhibe edicidir. Örneğin prolaktin inhibe edici hormon, ön hipofizden prolaktin salgılanmasını inhibe eder. Sinirsel ve hormonal kontroller, entegre bir kontrol sisteminin kısımlarıdır.
Hipotetik hayvanımızda, değişen gün uzunluğunun algılanmasıyla başlatılan tepkilerin sırası şimdi yeniden oluşturulabilir. Hayvan, ışığı duyu organlarıyla fark eder; duyu organlarından beyinin hipotalamusuna sinir impulsları iletilir; hipotalamus, kana gonadotropik saldırıcı hormon (GnRH) salgılar; bu hormon, ön hipofizi uyararak gonadotropik hormonları salgılamasını arttırır; gonadotropik hormonlar gonatları uyarıp daha fazla eşey hormonu salgılatırlar ve eşey hormonları hayvanı çiftleşme mevsiminin aktivitelerine fizyolojik olarak hazırlarlar.
Hipotalamus, sadece sinir sisteminden endokrin sisteme iletilen bilgiler için giriş noktası değildir. Aynı zamanda, endokrin sistemden kaynaklanan geribildirim bilgilerinin en önemli iletim noktalarından biridir. Daha önce tartıştığımız tiroksindeki artışın ön hipofiz üzerinde yarattığı negatif geribildirim örneğini yeniden ele alalım.
Tiroksin, muhtemelen, bir dereceye kadar negatif geribildirim etkisini doğrudan hipofiz üzerinde TSH salgılamasını önleyerek göstermektedir; fakat daha büyük oranda, hipotalamusun TSH-salgılatıcı hormon salgılamasını inhibe ederek dolaylı olarak etki etmektedir. Benzer biçimde, diğer hormonların da negatif geribildirim etkileri hipotalamus aracılığıyla olmaktadır.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here