Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

İnflamasyon ya da İltihaplanma Tam Olarak Nedir?

0 27

İnflamasyon ya da iltihaplanma (yangı) sağlıkla ilgili sık bahsedilen bir terimidir. Bunun nedeni, iltihaplanmanın birçok hastalık sürecini tetiklediğinin yaygın olarak kabul edilmesidir. Beyin sisi, depresyon, kabızlık, kalp hastalığı, obezite, diyabet, metabolik sendrom, romatoid artrit, gut, astım, sedef hastalığı ve diğer kronik rahatsızlıklar iltihaplanmayla ilgilidir. İltihap ya da inflamasyon, vücudun kendisini çeşitli zararlara karşı korumak için verdiği doğal bir tepki olarak düşünülebilir. Doğru türde iltihap, vücudun iyileşme sistemi için çok önemlidir ancak kronik iltihap bir sorun olabilir. Peki, iltihap tam olarak nedir?

İltihaplanma ya da inflamasyon, farkında olsa da olmasa da herkeste olur. İltihaplanma, bağışıklık sisteminin zarar görmüş hücrelerden, toksik bileşiklerden veya radyasyondan kaynaklanan zararlı uyaranlara verdiği tepkidir. İltihaplanma sağlık için hayati önem taşıyan bir savunma mekanizmasıdır. Genellikle, bir akut inflamatuar yanıt sırasında hücresel ve moleküler olaylar, olası yaralanma veya enfeksiyonu etkili bir şekilde en aza indirir. Bu hafifletme süreci, doku homeostazının (dengesinin) restorasyonuna ve akut iltihaplanmanın çözülmesine katkıda bulunur. Kontrolsüz akut iltihaplanma kronik hale gelebilir ve çeşitli kronik inflamatuar hastalıklara katkıda bulunabilir. Birçok insan, bağırsağın vücuttaki en büyük potansiyel iltihaplanma kaynağı olduğunun farkında değildir. Kronik iltihaplanma sönmesi zaman alan için için yanan bir ateş, zayıf bağırsak sağlığı ise bu iltihabın alevlerini ateşleyen çakmak olarak düşünülebilir. Bağırsakta başlayan şey, sonunda vücuttaki hemen hemen her organı etkileyebilir. Bağışıklığın, genel sağlığın ve refahın en üst düzeye çıkarılması için, iltihabın kontrol altına alınması çok önemlidir.

İnflamasyon ya da İltihaplanma Tam Olarak Nedir?İltihap Nasıl Oluşur?

İltihaplanma, iyileşme sürecinin ilk adımıdır. iltihaplanma, enfeksiyona veya yaralanmaya karşı lokal bağışıklık, vasküler ve iltihaplı hücre yanıtlarından kaynaklanan kızarıklık, şişme, ısı, ağrı ve doku işlev kaybı ile karakterizedir. İşlev kaybına örnek olarak iltihaplı bir eklemi düzgün hareket ettirememe, soğuk algınlığı veya grip sırasında koku kaybı veya bronşit durumunda nefes almanın zorlaşması sayılabilir.
Hücreler hasar gördüğünde şişmeye neden olan kimyasal haberciler gönderir, böylece rahatsız edici madde izole edilir ve daha fazla hücreye nüfuz etmesi önlenir. Kimyasal haberciler ayrıca bakteri ve ölü veya hasar görmüş hücrelerden kurtulmak için beyaz kan hücrelerini yaralanma bölgesine çağırırlar. Ortaya çıkan ürün iltihap ya da irindir.

İnflamasyon ya da İltihaplanma Türleri

İnflamasyonun biri “akut” diğeri “kronik” olarak adlandırılan iki çeşidi vardır.
Akut inflamasyon: Kişiler muhtemelen dizini bir yere vurduğunda veya parmağını kestiğinde ortaya çıkan akut iltihap tipine daha aşinadır. Bağışıklık sistemin ya da immün sistem, bölgeyi çevrelemek ve korumak için akyuvar (beyaz kan hücreleri) orduları göndererek gözle görülür kızarıklık, şişlik yaratır. Travmalardan başka mikrobiyal istila veya toksik bileşiklere bağlı doku hasarı da akut iltihaplanmaya neden olabilir. Akut inflamasyon hızla başlar, kısa sürede şiddetlenir ve semptomlar ( örneğin ayak bileği burkulması, selülit veya akut pnömoni) birkaç gün sürebilir. Subakut iltihaplanma, akut ve kronik iltihaplanma arasındaki dönemdir ve 2 ila 6 hafta sürebilir. Akut iltihaplanma, aşağıdaki gibi belirgin ve acil semptomlara neden olur:
-Kırmızılık
-Ağrı
-Sıcaklık
-Şişme
Kronik inflamasyon: Sigara dumanından kaynaklanan toksinler veya fazla yağ hücreleri (özellikle göbek bölgesindeki yağ) gibi vücuttaki diğer istenmeyen maddelere yanıt olarak kronik iltihaplanma ortaya çıkabilir. Kronik iltihaplanma, birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilen yavaş, uzun süreli iltihaplanma olarak da adlandırılır. Kronik iltihaplanmanın kapsamı, etkileri, yaralanma nedenine, vücudun hasarları onarma ve üstesinden gelme yeteneğine göre değişmektedir. Örneğin, atardamarların içindeki iltihaplanma, yağlı, kolesterol açısından zengin plak oluşumu olan İnflamasyon ya da İltihaplanma Tam Olarak Nedir?aterosklerozun başlamasına yardımcı olur. Vücut bu plağı anormal ve yabancı olarak algılayıp plağı akan kandan ayırmaya çalışır. Ama bu duvar bozulursa plak yırtılabilir. İçerik daha sonra kanla karışarak kan akışını engelleyen bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtılar kalp krizlerinin ve felçlerin çoğundan sorumludur.
Kronik iltihaplanma kademeli ve incelikli bir süreçtir. Belirtiler ortaya çıktığında şunlar görülebilir:
-Yorgunluk
-Baş ağrısı
-Kas ağrıları, eklem ağrısı, vücut ağrısı,
-Deri döküntüleri, egzama, dermatit ve sedef hastalığı
-Aşırı mukus, sık soğuk algınlığı ve grip,
-Sinüzit gibi diğer türlerde sık görülen enfeksiyonlar
-Kilo alımı veya kilo kaybı
-Fazla karın yağı
-Yüzün şişmesi
-Uykusuzluk
-Şişmiş lenf düğümleri
-Kabızlık, ishal ve ve asit reflü gibi diğer gastrointestinal sorunlar
-Depresyon, anksiyete ve duygudurum bozuklukları
-Kronik yorgunluk
Akut iltihaplanmanın aksine, bu belirtiler uzun süre devam eder veya zamanla gelir ve gider.

Kronik İnflamasyonla İlişkili Risk Faktörleri

İnsanların büyük bir kısmı diyet, stres ve uykusuzluktan kaynaklanan kronik iltihaplanma yaşar. Aşağıda belirtilen bazı razı risk faktörleri, düşük seviyeli bir inflamatuar (yangısal) yanıtı teşvik eder.
Yaş: Artan yaşla beraber çeşitli inflamatuar moleküllerde yükselme görülür. İnflamatuar moleküllerdeki yaşa bağlı artış, zaman içinde mitokondriyal disfonksiyon veya serbest radikal birikimine ve visseral vücut yağındaki artış gibi yaşa bağlı diğer faktörlere bağlı olabilir.
Obezite: Birçok çalışma, yağ dokusunun çok sayıda adipokin ve diğer inflamatuar aracıları salgılayan bir endokrin organ olduğunu bildirmiştir. Bazı raporlar, bir bireyin vücut kitle indeksiyle vücutlarında serbest bırakılan proinflamatuvar sitokinlerin miktarı ile orantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Metabolik sendrom bunu iyi karakterize eder.
Diyet: Doymuş yağ, trans yağlar veya rafine şeker bakımından zengin bir diyet, özellikle diyabetli veya aşırı kilolu bireylerde proinflamatuar moleküllerin daha yüksek üretimi ile ilişkilidir. Aşağıdaki gıdalardan zengin bir diyetin inflamatuar mediatörleri (aracıları) artırdığı gösterilmiştir:
-Rafine karbonhidratlar
-Şeker
-İşlenmiş gıdalar
-Fast food
-Endüstriyel tohum yağları
-Kızarmış yiyecekler ve bozulmuş, acılaşmış yağlar
-CAFO (konsantre hayvan besleme işlemi) hayvansal proteinler ve süt ürünleri (fazla miktarda iltihaplanma olabilen omega-6 yağları yüksektir)
Düşük Cinsiyet Hormonları: Araştırmalar testosteron ve östrojen gibi cinsiyet hormonlarının birçok proinflamatuar belirtecin üretimini ve salgılanmasını baskıladığını ve cinsiyet hormonlarının seviyelerinin korunmasıyla çeşitli enflamatuar hastalıkların riskinin azalabileceğini göstermektedir.
Stres ve Uyku Bozuklukları: Hem fiziksel hem de duygusal stres, inflamatuar sitokin salınımı ile ilişkilidir. Stres ayrıca uyku bozukluklarının da nedeni olabilir. Düzensiz uyku programına sahip kişilerde sürekli uyuyanlara göre kronik iltihaplanma olasılığı daha yüksek olduğundan uyku bozuklukları kronik iltihaplanma için bağımsız risk faktörlerinden biri olarak kabul edilir.
Sigara: Sigara içmek, anti-inflamatuar moleküllerin üretimini azaltır, vücuttaki atardamarların ve diğer sistemlerin iltihaplanmasını tetikler.

İnflamasyon ya da İltihaplanma Tam Olarak Nedir?Kronik İnflamasyon Aşağıdakilerden Kaynaklanabilir

-Akut inflamasyona neden olan ajanların ortadan kaldırılma başarısızlığı: Mycobacterium tuberculosis, protozoa, mantarlar ve konakçı savunmalarına direnebilen, uzun süre dokuda kalabilen diğer parazitler ve benzeri bulaşıcı organizmalar gibi akut inflamasyona neden olan etkenlerin ortadan kaldırılamaması, bunlara ek olarak ağır metalleri ortadan kaldırmada başarısızlık veya yetersizlik kronik iltihaplanmanın sebebi olabilir.
-Tekrarlayan akut inflamasyon atakları: Bazı durumlarda kronik iltihap, bağımsız bir yanıttır ve örneğin tüberküloz ve romatoid artrit gibi hastalıklar gibi akut iltihaplanmanın bir sonucu değildir. Romatoid artritte bağışıklık sistemi eklemlere saldırır. Eklem ağrısı, şişme, sertlik veya eklem fonksiyon kaybı, yorgunluk, uyuşma, karıncalanma ve sınırlı hareket açıklığı yaşanabilir.
-Karaciğer disfonksiyonu: Bu koşullarda vücuttaki patojenler ve toksinler temizlenememektedir.
-Yabancı, tahriş edici maddelere maruz kalma: Silika tozu gibi uzun süre solunabilen maddeler veya endüstriyel kimyasallar dâhil tahriş edici veya yabancı maddelere uzun süre maruz kalmak kronik inflamasyon nedeni olabilir. Bunun gibi kimyasallar çoğu kez vücuttaki enzimler yardımıyla parçalanamaz veya fagositoz ile ortadan kaldırılamaz. Bu, bağırsaklarda da geçerlidir. Pek çok insan, şişkinlik gibi basit kronik semptomların disbiyozda (faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin çoğaldığı bir bağırsak dengesizliği) anahtar bir faktör olduğunun, bağırsaklarda olanların vücudun tamamını, hatta beyni etkilediğinin farkında olmayabilir. Örneğin geçirgen bağırsak sorunu bir tanı değil süreçtir. Birçok hastalığın altta yatan patolojisi bununla açıklanır ancak henüz tedavisi bulunamamıştır. Bu, bağırsakların iç kısmını kaplayan hücreler arasında bulunan bağlantıların (sıkı bağlantılar olarak bilinir) daha gevşek hale geldiği ve tam olarak sindirilememiş, hala büyük olan moleküllerin bağırsak çeperinden geçebildiği bir sorundur. Bağışıklık sistemi geçmemesi gereken ama geçmiş olan bu parçacıklarla karşılaştığı zaman saldırır. Otoimmün hastalıklar bakımından genetik bir yatkınlığı bulunan bireylerde, bağışıklık sistemi üzerindeki artmış yük, otoimmün hastalığa dönüşen bir düzensizliğe yol açabilir.
-MTHFR mutasyonları: MTHFR, popülasyonun en az % 40’ında bulunan genetik bir mutasyondur. MTHFR veya Metilentetrahidrofolat Redüktaz, folik asidi metil folata (5MTHFR) dönüştüren bir enzimdir. Metil folat, kandaki birincil folat formudur ve Metilasyon adı verilen bir işlemle vücudun detoksifikasyon sürecinin önemli bir parçasıdır. MTHFR gen mutasyonları, metabolize edilmemiş folik asit tarafından yavaşlatıldığı için vücudun tüm toksinlerinin detoksifiye olmasına izin vermeyen blokajlar (tıkanıklıklar) yaratır. Vücudun folik asidi metil-folata dönüştürmesi zor olduğundan, metabolize edilmemiş folik asit vücutta ve toksinlerde bulunur. Uygun detoksifikasyon olmadan vücut toksinlere olumsuz bir şekilde tepki verme eğilimindedir. MTHFR mutasyonları bu nedenle inflamatuar hastalıkların temel nedenidir. Metilasyonun yaptığı en önemli işlerden biri, karaciğerin vücuttan atmaya hazırlaması için toksinleri işaretlemesidir. Vücut detoksifikasyona başladığında, karaciğer bu işaretli toksinleri arar ve bunları ortadan kaldırmak için metabolize eder. Bu mutasyonlar nedeniyle ortaya çıkan metilasyon seviyesindeki eksiklik, toksinlerin yeterince uzaklaştırılmasını önler, bu nedenle birikmiş olan toksinler iltihaplanmaya neden olur, bu kronik iltihap çeşitli iltihaplı hastalıklara ve otoimmün reaksiyonlara dönüşür. İnflamasyonu ve detoksifikasyonu azaltmak, otoimmün hastalıkların semptomlarını azaltabilir, aynı zamanda bağışıklık sistemini destekler, vitaminlerin, antioksidanların ve eser metallerin vücutta daha etkili çalışmasını sağlar.

Kronik İnflamasyonla İlişkili Durumlarİnflamasyon ya da İltihaplanma Tam Olarak Nedir?

Kronik inflamatuar hastalıklar, dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir. İltihaplanma birçok hastalığa katkıda bulunan bir faktör olsa da kronik iltihapla ilişkili en yaygın durumlar şunlardır:
-Kaygı ve depresyon
-Akne, egzama ve sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıkları
-Alerjiler
-Gıda ve kimyasal duyarlılık
-Astım
-Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)
-Bağışıklık zorlukları
-Diyabet
-Yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve inme
-Artrit
-Otoimmün hastalıklar
-Ülseratif kolit
-Romatoid artrit
-Sistemik lupus eritematoz
-Multipl Skleroz
-Alzheimer ve diğer demans türleri
-Kanser

Komplikasyonlar

Kronik iltihap sessizce ilerlemesine rağmen, çoğu kronik hastalığın nedenidir, bireylerin sağlığı ve uzun ömürlülüğü için büyük bir tehdit oluşturur. İnflamasyon ya da iltihaplanma, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara büyük katkıda bulunur:
Kardiyovasküler hastalıklar: Birçok klinik çalışma, hsCRP gibi iltihap belirteçleri ve kardiyovasküler hastalıklar arasında güçlü ve tutarlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Ayrıca ateroskleroz, kronik düşük dereceli iltihaplanmanın tüm özelliklerine sahip proinflamatuar bir durumdur ve miyokardiyal enfarktüs, inme ve diğerleri gibi kardiyovasküler olayların artmasına neden olur.
Kanser: Kronik düşük seviyeli iltihaplanmanın böbrek, prostat, yumurtalık, hepatoselüler, pankreas, kolorektal, akciğer ve mezotelyoma gibi kanser türlerinde payı var gibi görünmektedir.
Diyabet: Makrofajlar gibi bağışıklık hücreleri, diyabetik bireylerde proinflamatuar molekülleri serbest bırakalar pankreas dokularına sızar. Dolaşımdaki ve hücresel biyobelirteçler diyabetin kronik bir enflamatuar hastalık olduğunu ortaya koymaktadır. Diyabete ya da şeker hastalığına bağlı kronik komplikasyonlar mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonları içerir. Diyabet sadece felç (inme) ve kalp krizi gibi makrovasküler komplikasyon riskini arttırmakla kalmaz aynı zamanda diyabetik retinopati, nöropati ve nefropati gibi mikrovasküler komplikasyonları da artırır.
Romatoid artrit: Genetik olarak duyarlı bir konakçıda, sigara ve enfeksiyonlar gibi çeşitli çevresel faktörlerin neden olduğu kronik iltihaplanma, eklemlerde lokal bir iltihaplanma tepkisine, bağışıklık hücrelerinin infiltrasyonuna ve sitokinlerin salınmasına neden olan sistemik bir otoimmün tepkiye yol açar. Romatoid artritte yeterli tedavi yapılmadığında sinovyumdaki kronik inflamasyon kalıcılı hale gelebilir, hastalığın gidişatı kötüleşebilir.
Alerjik astım: Alerjik astım sorunu olan kişilerin solunum yolları bazı alerjenlerden çok etkilenir. Alerjenler vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemi aşırı tepki verir, solunum yollarının etrafındaki kaslar kasılır. Solunum yolları iltihaplanır ve zamanla kalın mukus ile kaplanır. Alerjik astım karmaşık, kronik inflamatuar bir bozukluktur.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH): Obstrüktif akciğer hastalığı, solunan irritanlara kronik inflamatuar bir yanıt olarak gelişir ve uzun süreli solunum problemleriyle karakterize edilir.
Alzheimer hastalığı: Yaşlı yetişkinlerde kronik düşük seviyeli iltihaplanma, bilişsel gerileme ve bunama ile bağlantılıdır.
Kronik böbrek hastalığı (KBH): Düşük seviyeli iltihaplanma, kronik böbrek hastalıklarının ortak özelliğidir. Kandaki birkaç pro-inflamatuar molekülün tutulmasına yol açabilir, KBH ve ölüm oranının ilerlemesine katkıda bulunur. Amiloidoz, ciddi böbrek komplikasyonlarına yol açabilen altta yatan kronik iltihabın bir sonucu olabilir.
İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH): Sindirim sisteminin bir grup kronik inflamatuar hastalığıdır. Kalın bağırsak ve rektum mukozasında uzun süreli iltihaplanma ve ülserlere neden olan ülseratif kolit veya ağız, yemek borusu, mide ve anüs gibi etkilenen dokulara dağılan sindirim sistemi mukozasının iltihaplanması ile karakterize Crohn hastalığı şeklinde gelişebilir.
Duygudurum bozuklukları: Araştırmacılar depresif belirtilerle yorgunluk, ağrı arasında ilişki olduğunu bulmuşlardır. Bir çalışmada araştırmacılar inflamasyon, yorgunluk, ağrı ve depresyon arasında ortak bir bağlantı olabileceği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, bu duygudurum bozukluklarının çoğu kötü bağırsak sağlığıyla bağlantılıdır.

İnflamasyon Nasıl Teşhis Edilir?

Doktorlar belirtilere bağlı olarak tanı koymak için aşağıdaki testlerden herhangi birinin yapılmasını isteyebilir. Vücuttaki iltihaplanmanın teşhis edilmesine yardım eden belirteçler anormal seviyeler bir şeyin yanlış olduğunu gösterse de neyin yanlış gittiğini göstermez.
Kan Testleri
Serum protein elektroforezinin (SPE) kronik inflamasyonu doğruladığı düşünülmektedir. Herhangi bir sorunu belirlemek için kanın sıvı kısmındaki belirli proteinleri ölçer.
C-reaktif protein (CRP): Enflamasyona yanıt olarak karaciğerde doğal olarak üretilir. Birkaç enflamatuar durum nedeniyle kanda yüksek düzeyde CRP oluşabilir. Bu test iltihaplanma için çok hassas olsa da, akut ve kronik iltihaplanma arasında ayrım yapmaya yardımcı olmaz çünkü CRP her ikisinde de yükselir. Bir litre kan başına 1 ila 3 miligram arasındaki bir CRP seviyesi genellikle düşük ancak kronik bir iltihaplanma seviyesine işaret eder. Bazı semptomlarla birlikte yüksek CRP seviyeleri doktorun tanı koymasını kolaylaştırabilir.
Eritrosit sedimantasyon hızı (ESH): Bu test kırmızı kan hücrelerinin bir tüp kan içinde çökme oranını ölçerek inflamasyonu dolaylı olarak ölçer. Ne kadar çabuk çökerse inflamasyon olasılığı o kadar fazladır.
Plazma viskozitesi: Bu test, kan kalınlığını ya da koyuluğunu ölçer. İltihaplanma veya enfeksiyon plazmayı kalınlaştırabilir.
Diğer kan testleri: Doktorlar iltihabın virüsler veya bakterilerden kaynaklandığını düşünüyorsa başka özel testler de isteyebilir.

Diğer Tanı Testleri

Belirli semptomlar varsa (örneğin, yüzün bir tarafında uyuşma veya kronik ishal ) doktorlar vücudun veya beynin belirli bölümlerini kontrol etmek için bir görüntüleme testi isteyebilir. MR’lar ve X-ışınları yaygın olarak kullanılır. İnflamatuar gastrointestinal rahatsızlıkları teşhis edebilmek için doktorlar sindirim sisteminin iç kısımlarını görmek için kolonoskopi, sigmoidoskopi ve üst endoskopi gibi prosedürler uygulayabilir.

Kaynakça:
https://welladjusted.co/wellness/what-is-inflammation-exactly/
https://www.health.harvard.edu/heart-disease-overview/ask-the-doctor-what-is-inflammation
https://tur.smarthealthywomenmagazine.com/5-signs-your-inflammation-isnt-344244

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku