Kan Plazmasında Neler Bulunur?

İnsan Kanı

Kan, hayvan vücudundaki dokuların en önemli ve en olağanüstü olanlarından bir tanesidir. Kanın hücre içi sıvı ana maddesine plazma adı verilir. Omurgalıların plazması içinde asılı olarak bulunan üç büyük hücre tipi ve katı bileşenler bulunur; kırmızı kan korpüskülleri ya da eritrositler, beyaz kan hücreleri ya da lökosider, hücre parçacıkları olarak bulunan disk şeklinde küçük cisimler olan kan pulcukları. Eğer kanın tümü, pıhtılaşması önlenerek bir test tüpünde dik olarak bekletilirse, hücreler ve kan pulcukları yavaşça dibe çökecek ve sıvı plazma üstte kalacaktır. Hücrelerin ve kan pulcuklarının özgül ağırlığı plazmanınkinden çok yüksek değildir ve normal dolaşım sırasındaki çalkalanmalar, dolaşım sistemi içinde birbirlerinden ayrılmalarını önlemek için yeterlidir. Normalde, hücreler ve kan pulcukları tüm kan hacminin yaklaşık yüzde 40-50’sini, plazma ise diğer yüzde 50-60’ını oluşturur.

Plazmanın Bileşimi

Plazmanın temel çözücüsü, hiç kuşkusuz, hacminin kabaca yüzde 90’nını oluşturan sudur. Su içinde çok çeşitli maddeler çözünmüştür. Bunların nisbi derişimi, organizmanın durumuna ve incelenen sistemin oranına göre değişir. Kolaylık olsun diye bu çözünen maddeleri altı kategoriye ayıralım: inorganik iyonlar ve tuzlar; plazma proteinleri, organik besinler, azotlu atık ürünler, taşınan özel ürünler, çözünmüş gazlar

1. İnorganik İyonlar ve Tuzlar

Plazmadaki temel inorganik katyonlar (artı yüklü iyonlar) sodyum (Na+), kalsiyum (Ca++), potasyum (K+) ve magnezyumdur (Mg++). Belli başlı inorganik anyonlar (eksi yüklü iyonlar) ise klor (Cf), bikarbonat (HCO3), fosfat (HPO4– ve H2PO4) ve sülfattır (SO4). Bunlardan en bol bulunanlar kloritler ve bikarbonattır. İnorganik iyonlar ve tuzlar (artı ve eksi yüklü iyonlardan oluşan iyonik bileşikler) birlikte memelilerin plazmasının ağırlık olarak yaklaşık yüzde 0.9’unu oluştururlar. Bu miktarın 2/3’sinden fazlası sodyum klorür yani bildiğimiz sofra tuzudur.
Herbir iyonun derişimi oransal olarak değişmez kalır. Çünkü başta böbrekler ve diğer boşaltım organları olmak üzere çeşitli sistemler ve aynı zamanda birçok hormon tarafından bunların derişimi düzenlenir. Bu değişmezlik ve bu denge korunması, organizmanın normal işlevi için gereklidir.
Örneğin sodyum klörür (NaC1) ve sodyum bikarbonat (NaHCO3) derişimlerinde meydana gelen küçük sapmalar, hücreler üzerinde ciddi etkiler yaratır. Çünkü bu bileşikler (plazma proteinleriyle birlikte), plazma ile hücrelerin içinde bulunduğu sıvı arasındaki ozmotik dengenin belirlenmesinde yardımcı olurlar. Çözünmüş maddelerin toplam derişimi değişmese bile, plazmadaki iyonların derişimlerinde ki sapmalar, doku sıvısında da sapmalara yol açar ve ciddi bozukluklar yaratabilir. Örneğin sinirler ve kaslar, K+ ve Ca++ derişimlerindeki değişmelere karşı son derece duyarlıdırlar. Benzer biçimde, hücre zarlarının bütünlüğü, hücre içi sıvıdaki Ca++, Mg++, K+ ve Na+’un dengede olmasına bağlıdır. Bazı iyonların derişimi, aynı zamanda vücut sıvılarının pH’sının belirlenmesinde de çok önemlidir ve pH’da (normalde plazmada hafifçe alkalidir) meydana gelecek küçük kaymalar bile organizmayı öldürebilir.

2. Plazma Proteinler

Ağırlık olarak plazmanın yüzde 7-9’unu oluşturan plazma proteinleri, üç tiptir: fibrinojen, albuminler ve globulinler. Bu proteinlerin büyük kısmı karaciğerde sentezlenir. Globulinlerin bazıları ise lenfoyit dokuda ya da dolaşımdaki B hücrelerinde sentezlenir. Proteinlerin plazmanın ozmotik basıncını belirlemedeki önemi ve bunun sonucu olarak, kılcal damar ağındaki madde değişimindeki etkileri ve vücuttaki genel su dengesindeki önemleri açıktır.
Bu proteinler aynı zamanda, plazmanın pH’sının değişmez tutulmasına yardımcı olurlar ve yine plazmanın vizkozitesini (vizkozite, bir sıvıdaki iç sürtünmenin, yani birbirleri üzerinde kayan moleküllerin arasındaki sürtünmenin, birimidir) sabit tutarlar. Kalp, normal kan basıncını, ancak kanın vizkozitesi normale yakınsa koruyabilir.
Şiddetli kanamalardan sonra, acil önlem olarak dolaşım sistemine bir izotonik tuz çözeltisi enjekte etmek, kan hacmini normale döndürüp kan basıncını da bir dereceye kadar yükseltebilir; fakat basıncı normal düzeyine kadar yükseltemez, çünkü tuz çözeltisinin vizkozitesi düşüktür.
Plazma proteinlerinin başka işlevleri de vardır: bazı hormonlara yağ asitlerine ve diğer lipitlere, bazı vitaminlere ve çeşitli minerallere bağlanarak, bunların kanda taşınmalarını büyük ölçüde kolaylaştırır. Buna ek olarak, fibrinojen ve bazı globulinler, kanın pıhtılaşmasında işlev görürler. Diğer globülinler bağışıklık tepkisinde rol oynarlar.

3. Organik Besinler

Kandaki organik besinler, glukoz, yağlar, fosfolipitler, amino asitler ve laktik asittir. Bunlardan bazıları bağırsaktan alınırlar, bazıları da karaciğer ve yağ depoları gibi depo bölgelerinden kana girerler. Laktik asit, özellike kaslarda, bir glikoliz ürünüdür. Kan tarafından karaciğere taşınır ve orada tekrar karbonhidratların sentezinde kullanılır ve bir kısmı da karbondioksit ve suya kadar okside edilir.
Plazmada bulunan bir diğer madde kolesteroldür. Bir dereceye kadar, bir enerji kaynağı olarak metabolize edilebilir ve hücre zarını sağlamlaştırıcı bir bileşendir. Fakat en önemli rolü, diğer birçok önemli steroyitler, örneğin, safra asitleri ve steroyit hormonlar, için öncül madde olmasıdır.

4. Azotlu Atıklar

Plazma, aynı zamanda, azotlu atık maddeleri, oluşturuldukları yerlerden, böbrek gibi boşaltım organlarına taşır. Memelilerde bu atıklar, esas olarak üre, az miktarda da amonyak ve ürik asit biçimindedir.

5. Özel Ürünler

Plazma tarafından taşınan özel ürünler arasında, hormonlar, ayrı bir öneme sahiptirler. Endokrin dokular tarafından sentezlenen bu maddeler, önemli düzenleyici kimyasallardır.

6. Çözünmüş Gazlar

Üç temel gaz, plazmada çözünmüş olarak bulunur. Bunlardan biri, azot olup akciğerlerden kana difüze olur, fizyolojik olarak rolü yoktur ve derine dalıcı memeliler dışında önemsizdir. Diğer iki gaz, oksijen ve karbondioksit, çok önemlidir. Aslında, omurgalılarda oksijenin büyük kısmı ve karbondioksitin bir bölümü kırmızı kan küreciklerinde taşınır. Böylece, bunların plazmada sadece küçük bir miktarı kalır.

Kaynakça:
www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :