Karasal Hayvanlarda Boşaltım Sorunları

Tatlı sularda yaşayan hayvanların geliştirdikleri önlemlerden birisi, fazla suyun vücuda girmesini önlemek için, vücut yüzeyinin belirli bölümlerinde bulunan ve nispeten geçirgen olmayan bir zarla kaplı olmalarıdır. Bu nedenle, tatlı su hayvanları, karasal ortamda koloni oluşturmada, deniz hayvanlarına göre ön uyum açısından daha fazla avantaja sahiptiler. Bu kanıt, karaya geçişin doğrudan doğruya denizden değil, tatlı su basamağı aracılığı ile olduğu görüşünü kuvvete desteklemektedir.
Yaşam için karada en büyük tehlike kuraklıktır. Su, solunum yüzeylerinden ve genel vücut yüzeyinden buharlaşmayla, dışkı içinde eliminasyonla ve idrarla boşaltımla kaybedilir. Bu kaybedilen su, yaşamın devamı için mutlaka yerine konmalıdır. Bu su, su içme sayesinde, su içeren besinlerin yenmesiyle ve besinlerin oksidasyonuyla sağlanır (hücresel solunum ürünlerinden birinin su olduğunu hatırlayın).
Sucul hayvanlar için en yaygın boşaltım ürünü amonyaktır. Sınırsız su sağlamanın mümkün olmadığı karasal ortamlarda, son derece toksik bir madde olan amonyağın uzaklaştırılmasındaki güçlükten dolayı, karasal canlılar için, azotlu boşaltım ürünü olan amonyağın bu şekilde atılması elverişli olmaktan çok uzaktır. Bu nedenle amfibi ve memelilerde amonyak hızla, üreye dönüştürülür.
Üre, çok çözünebilen bir madde olmasına karşın, oransal olarak daha az toksiktir. Üre, atılmadan önce bir süre vücut içinde kalabilir. Bunu, karasal organizmaların bulunduğu ortamda, su azlığına karşı geliştirdikleri bir uyum olarak düşünebiliriz. Üre, karada yaşayan hayvanlar için amonyağa göre daha uygun bir boşaltım ürünü olmasına karşın, çok yüksek çözünürlüğe sahip olduğu için, bir miktar su ile birlikte atılma zorunluluğu vardır ve bir miktar suyu boşaltım ile birlikte götürdüğünden önemli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Ancak, eğer ürenin yerine çözünürlüğü çok az bir bileşik olan ürik asit atılırsa, hemen hemen hiç su kaybı olmaz.
Bu nedenle, birçok karasal hayvanın (sürüngenlerin büyük çoğunluğu, kuşlar, böcekler ve kara salyangozları) ürik asit ya da bunun tuzlarını atması şaşırtıcı değildir. Bu maddenin boşaltım ürünü olarak atılması, belki de sadece suyun tutulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ürik asit metabolizmasının evriminde önemli bir rol oynayan bir başka avantaj daha sağlar. Bu hayvanların hepsi nipeten geçirgen olmayan bir kabuk ya da zarla çevrili yumurtalar bırakırlar.
Eğer embriyolar boşaltım ürünü olarak amonyak atsalardı, hızla zehirleneceklerdi ve eğer üre meydana getirilirse yumurta içindeki ürenin derişimi, gelişimin bundan sonraki aşamasında kesinlikle zararlı hale gelecekti. Diğer yandan, ürik asit çok az çözündüğü için, hemen hemen katı hale gelerek çökelebilir ve atılmadan yumurta içinde toksik ya da ozmotik etki göstermeksizin depolanabilir. Bütün karasal hayvanlarda azot metabolizmasında, viviparlık (yavrularını doğuran) ile üre atılması arasında ilişki varken, yumurtlayan hayvanlarda da ürik asit atılımı ile bir ilişki söz konusudur.

Kaynakça:
www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :