Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

0 100

Karbonhidratlar sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra sağlıklı, güçlü bir mikrobiyomun da önemli bir parçasıdır. Karbonhidratlar vücudun birincil enerji kaynağıdır, protein ve yağın yanı sıra insan diyetindeki üç temel organik besin maddesinden biridir. İnsan vücudunda yiyeceklerden alınan karbonhidratlar (sakkaritler olarak da adlandırılır) yapıtaşlarına ayrılır. Karbonhidratlar dört gruba ayrılır:Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları
Monosakkaritler: Karbonhidratların en basit şekli oldukları için daha yaygın olarak basit şekerler olarak bilinirler. Yaygın monosakkaritler arasında suda çözünebilen glikoz, fruktoz ve galaktoz bulunur.
Disakkaritler: Bir araya getirilen iki monosakkarit, bir disakkarit oluşturur. Bu şekerler de suda çözünürler, monosakkarit muadili gibidirler. Yaygın disakkaritler arasında laktoz, sükroz ve maltoz bulunur. Bir karbonhidrat birden fazla birimden oluştuğunda artık sindirim sürecinde onu parçalamak için bir enzime ihtiyaç duyulmaktadır.
Oligosakkaritler: Disakkaritler birbirine bağlanmış 2 monosakkarit birimi iken, bir oligosakkarit, 3-10 monosakkarit biriminden oluşan herhangi bir karbonhidrattır. Yaygın oligosakkaritler arasında inülin, rafinoz ve stakiyoz bulunur.
Polisakkaritler: Gıdalarda en çok bulunan karbonhidrat polisakkaritlerdir. Kompleks (karmaşık yapılı) karbonhidratlar olan bu karbonhidratların zincirleri çok uzundur. 10 birim monosakaritten daha uzun herhangi bir karbonhidrat, bir polisakkarit olarak kabul edilir. Polisakkaritlerin yaygın örnekleri arasında nişasta, selüloz ve glikojen bulunur.

Monosakkaritlerin sindirilmesi gerekmez, sindirim sisteminden emilip kana geçebilirler ancak diğer şeker türlerinin sindirilmesi gerekir. Sindirim olayı enzimlerle gerçekleşir. Karbonhidratları etkili bir şekilde metabolize etme yeteneği, genetik yapıdan günlük olarak ne kadar egzersiz ve uyku uyunduğuna kadar bir dizi faktöre bağlıdır.

Bir yemekten sonra kişi kendini şişkin, yorgun hissediyorsa veya canı şekerli yiyecekler istediyse (kişi doğru yiyecekleri yiyor olsa bile), bunun nedeni vücudun karbonhidratları tam anlamıyla parçalayamaması olabilir. Belirli karbonhidratların vücutta verimli bir şekilde parçalanamamasına karbonhidrat intoleransı denir. Birçok gastrointestinal bozukluk (hepsi olmasa da) vücudun belirli karbonhidratlara karşı toleranssız olmasını içerir. Bu durum karbonhidratların kişi için kötü olduğunu değil, vücudun onları uygun şekilde sindirmek için gereken enzim(ler)den yoksun olduğunu gösterir.

Karbonhdidrat çeşidi fazla olsa da bunların hepsinin sorun yaratması olası değildir. Bunlardan birinin veya muhtemelen ikisinin sorun yaratması daha olasıdır. Bu nedenle, hangi belirli karbonhidratların bireysel tetikleyiciler olduğu konusunun netleştirilmesine yardımcı olması için bir diyetisyen ile çalışmak çok önemlidir. Bir doktor ya da diyetisyenden doğru teşhis ve rehberlik almak, durumu mümkün olan en az sayıda kısıtlamayla yönetmek için gerekli bilgi ve eğitimin sağlanması için gereklidir. Bu, sağlıklı bir mikrobiyomu güçlendirmek ve sürdürmek için son derece önemli olan daha çeşitli bir diyete sahip olmayı sağlar.

Karbonhidrat İntoleransının Belirtileri

Kişiler hoşgörüsüz oldukları karbonhidratları yediğinde uygun şekilde sindirilmediğinde, ishal, şişkinlik, kramp, karın ağrısı ve gaz gibi Gİ (Gastrointestinal) semptomlar yaşayabilir. Bu semptomlar İBS’nin semptomlarını da yansıtır, bu nedenle bilgili bir doktor tarafından değerlendirilmediği takdirde bu intoleransların bazıları gözden kaçabilir. İshal, sindirilmeyen karbonhidratların bağırsaklara su çekerek acil, genellikle sulu bir bağırsak hareketine neden olmasıyla ortaya çıkar. Karbonhidrat kalın bağırsağa ulaşırsa, kolon bakterileri karbonhidratları fermente eder ve gaz üretir. Bu, alt karın şişkinliği, gerginlik ve karın ağrısı yaşanmasına neden olabilir.

Karbonhidrat İntoleransının Nedenleri

Bazen bu intoleransların kesin bir nedenini belirlemek zor olabilir ancak genel olarak, bunların doğuştan (konjenital), birincil veya ikincil nitelikte olabileceği ve her zaman gerekli bir sindirim enziminde bir eksiklik içerdiği bilinmektedir.
Konjenital: Bu tür hoşgörüsüzlük, doğumda mevcut olan bir enzim kusurundan kaynaklanır. Bir kişinin doğuştan karbonhidrat intoleransı varsa, semptomlar ancak diyet yoluyla yönetilebilir. Şu anda kişinin Gİ yolunun gerekli sindirim enzimini daha iyi üretmesine yardımcı olacak hiçbir tedavi mevcut değildir.
Birincil (Edinilmiş): Birincil eksiklik, zamanla gelişen bir enzimatik kusurdan kaynaklanır. Bunun en yaygın örneği laktoz intoleransıdır.
Pek çok insan, çocukken süt ve/veya süt ürünlerini tolere edebildiğini fark eder ancak yaşlandıkça, aynı yiyecekleri yeme/içme ile ilgili olarak daha fazla Gİ semptomları yaşamaya başlar. Laktaz enziminin zamanla azaldığı iyi bilinmektedir. Yenidoğanlarda laktaz seviyeleri yüksektir, bu da sütün sindirilmesine izin verir, sütten kesme sonrası dönemde seviyeler düşer, daha büyük çocukları ve yetişkinleri önemli miktarda laktozu sindiremez hale getirir. Bir kişi 30 yaşına geldiğinde süt ürünlerini hiç tolere edemeyecekleri bir noktada olabilir. Birincil koşullarla, vücudun enzimleri üretme yeteneğini geliştirecek hiçbir tedavi yoktur ancak semptomlar diyetle kontrol edilebilir.Karbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları
İkincil: Bu tür karbonhidrat intoleransı, altta yatan bir birincil hastalığa veya Gİ (Gastrointestinal) yolun veya sindirim yolunun (en yaygın olarak ince bağırsak) bir sorununa ikincil olarak gelişir.
Enzimlerin yetersiz üretimine neden olarak kas dokusunda yağ birikmesine ve birikmesine neden olan çölyak hastalığı (tropikal olmayan sprue) ve tropikal sprue gibi sindirim bozuklukları, protein eksikliği, kemoterapi ve radyoterapiyi içeren kanser tedavisi nedenler arasında yer alır. Semptomların yoğunluğu ve şiddeti enzim eksikliğinin büyüklüğüne bağlıdır, yani enzim eksikliği ne kadar fazlaysa semptom o kadar şiddetlidir. Semptomlar genellikle, hafif şişkinlik hissinden ishale kadar değişebilen, hoşgörüsüzlük oluşturan karbonhidratın alınmasından sonraki iki saat içinde belirir. Bunun nedeni, gaz üretimi, gaz, kramp ve şişkinlikten sorumlu olan bağırsaktaki bakteriler tarafından sindirilmemiş şekerlerin fermantasyonudur. Büyüyen çocuklarda başlıca semptomlar ishal ve kilo alamamaktır. Doğada genellikle sulu (ozmotik tip) olan ishal, diğer besin maddelerinin emilmeden önce bağırsaktan dışarı atılmasından sorumludur ve bu da yetersiz beslenmeye neden olur. Altta yatan hastalıktan kurtulmayı genellikle bir zamanlar eksik olan enzimin ve aktivitesinin artışı ve karbonhidrat intoleransının iyileşmesi takip eder.
İkincil (sekonder) karbonhidrat intoleransına neden olabilen diğer bazı yaygın birincil sindirim yolu bozuklukları/hastalıkları arasında İBS ve SİBO da yer alır.
İBS: Araştırmalar, İBS’li (İrritabl Bağırsak Sendromu) kişilerin büyük olasılıkla FODMAP kategorisindekiler olmak üzere bir tür karbonhidrat intoleransına sahip olduğunu göstermektedir. İBS’nin ( hassas bağırsak semptomu veya spastik kolon adlarıyla da bilinir) tüm formları (İBS-C, İBS-D ve İBS-M) bağırsakta disbiyoz oluşturabilir. Disbiyoz, bağırsak florasındaki (mikrobiyomundaki) denge değişiklikleri sonucu gelişir ve daha sonra ikincil karbonhidrat intoleransına yol açabilen bağırsak astarına zarar verebilir.
SİBO: SİBO, İnce bağırsaklarda aşırı bakteriyel büyüme anlamına gelir ve kalın bağırsaktaki bakterilerin ince bağırsağa taşmasıyla oluşur. Bakterilerin aşırı büyümesi, bağırsağın astarına zarar vererek aynı zamanda enzimatik aktiviteye de zarar verebilir. SİBO’nun neden olduğu yaygın ikincil karbonhidrat intoleransları, sükraz-izomaltaz eksikliği ve fruktoz intoleransını içerir.

Spesifik Hoşgörüsüzlükler

Aslında bir kişide karbonhidrat intoleransı varsa, bu tüm karbonhidratlara karşı toleranssız olduğu anlamına gelmez. Kişi muhtemelen birine veya bazen birkaçına karşı hoşgörüsüzdür. Karbonhidrat intoleransı FODMAP ve Non-FODMAP (FODMAP dışı) kategorilerine ayrılabilir.
FODMAP İntoleransları
Yakın zamanlarda, İBS ve karbonhidratla ilişkili semptomları olan hastalarda FODMAP’lerin rolünü değerlendirilmeye yönelik ilgi yeniden canlanmıştır. FODMAP, fermente edilebilir oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve polioller (şeker alkolleri) anlamına gelir. FODMAP’ler çeşitli meyvelerde, sebzelerde, bakliyatlarda, süt ürünlerinde, yapay tatlandırıcılarda ve buğdayda bulunan fermente edilebilir kısa zincirli karbonhidratlardır. Bu karbonhidratlar arasında olan fruktoz elma, mango, karpuz ve kuru meyveler gibi bazı meyvelerde, yüksek fruktozlu mısır şurubunda ve balda bulunur. Laktoz süt ve süt ürünlerinde, fruktanlar buğday, sarımsak ve soğanda, galaktanlar fasulye, bakla, barbunya, börülce, soya fasulyesi, nohut, mercimek, bezelye gibi baklagillerde, polioller (sorbitol, mannitol gibi yapay tatlandırıcılarda da bulunan şeker alkolleri ) ise şeftali, avokado, erik, kiraz, kayısı gibi meyvelerde, mantar ve karnabahar gibi bazı sebzelerde bulunur.
Not: Fruktanlar fruktoz şekerinin polimeridir, hidrolizleri sonucunda fruktoz ortaya çıkar, galaktanlar ise galaktoz şekerinin polimeridir, hidrolize olduklarında (parçalandıklarında) galaktoz oluşur. Sorbitol’ün bir türevi olan mannitol, sakkarozdan daha (% 50 fazla) tatlıdır, tatlandırıcılarda (bazen ilaç olarak ) kullanılır. Hem sorbitol hem de mannitol doğal olarak meyvelerde ve sebzelerde de bulunur.
FODMAP hoşgörüsüzlükleri ya da intoleransları laktoz, fruktoz ve sorbitole karşı gelişebilir.
Laktoz İntoleransı
Süt, ayran, yoğurt, çökelek, peynir, kefir, tereyağı gibi süt ürünlerinde doğal olarak süt şekeri ya da diğer adıyla laktoz bulunur. Bu şekerin sindirilememesine laktoz intoleransı denir.
Bu intolerans, süt şekerini sindirilebilir hale getirmek için parçalayan laktaz adı verilen doğal enzimin eksikliğinden kaynaklanır. Sindirilmeyen süt şekeri (laktoz) gaz üretimine, şişkinliğe, ishale ve mide rahatsızlığına (mide bulantısına, gurultuya) neden olabilir. İshal, kolon lümeninde laktoz, glukoz ve galaktozun ozmotik etkilerinden kaynaklanırken, laktozun fermantasyonu ile üretilen kısa zincirli yağ asitleri gaza neden olur. Avrupa kökenli bireylerin yaklaşık %20’sinde laktaz eksikliği vardır, Afrika, Asya ve Akdeniz kökenlilerde daha sık görülür. Bununla birlikte, Kuzeybatı Avrupa kökenli beyazların %80 ila 85’i yaşamları boyunca laktaz üretir, bu nedenle süt ve süt ürünlerini sindirebilir.
Fruktoz İntoleransı
Genellikle (ticari anlamda) şeker pancarı, mısır ve şeker kamışından elde edilen fruktoz tüm doğal şekerlerin en tatlısıdır. Fruktoz, monosakkarit olarak veya glikoz ile fruktozun bire bir moleküler oranda birleşmesiyle oluşan bir disakkarit olan sakkaroz içinde bulunabilir. Fruktoz intoleransı, fruktozun genetik (kalıtsal) enzim eksikliğinden dolayı yetersiz sindiriminden kaynaklanır. Sütten kesilen bebeklere içeriğinde fruktoz olan gıdalar verilmeye başlandığında intolerans belirtileri (bulantı, karında gerginlik, ağrı, ishal, kusma, şekerli gıdayı ya da meyveyi reddetme, terleme, nöbet geçirme gibi nörolojik problemler, uyuşukluk, yorgunluk, gelişim bozukluğu) gözlenir. Yetişkinliğe kadar farkına varılmayabilir.
Sorbitol İntoleransı
Düşük moleküler ağırlıklı poliollerin bir sınıfı olan şeker alkolleri, doğal olarak oluşabilir veya şekerlerin hidrojenasyonu ile elde edilebilir. Çeşitli meyvelerde bulunan bir şeker alkolü olan sorbitol (D-glusitol), şeker ikamelerinin üretiminde giderek daha fazla kullanılmaktadır. Rosaceae familyasının bazı meyvelerinde (elma, armut, kiraz, kayısı, şeftali ve kuru erik) az miktarda sorbitol bulunur. Çoğu sorbitol (glüsitol) alımı ek kaynaklardan gelir. Bazı şekersiz tatlı gıdalardaki (örneğin, şekersiz sakız, şeker, nane, reçel, diyet içecekleri, çikolata) sorbitol içeriği önemli olabilir. Sorbitol ayrıca, humektan (nem tutucu, nem çekici), kıvam artırıcı (koyulaştırıcı), stabilizör ya da stabilizatör (dengeleyici) , plastikleştirici (yumuşatıcı) ve emülgatör ( emülsiyonlaştırıcı ya da sütsüleştirici) olarak rolü de dahil olmak üzere fonksiyonel özelliklerin benzersiz kombinasyonu nedeniyle gıdalarda tatlandırma dışındaki amaçlar için bir katkı maddesi olarak da kullanılır. İnce bağırsakta sorbitol emilimi diğer FODMAP’lerde olduğu gibi zayıftır. Yüksek doz ve konsantrasyonlarda sorbitolün (E420) müshil olduğu iyi bilinmektedir.
Not: Sorbitolün gastrointestinal semptomlarda suçlanmasına ilişkin doğrulanmış tanı kriterleri mevcut olmasa da şimdilik, klinik şüphe ve sorbitol eliminasyonuna verilen yanıt, eldeki en iyi araçlar olmaya devam etmektedir.

Non-FODMAP (FODMAP Dışı) İntoleranslarKarbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

“FODMAP” terimi tek başına sükrozdan çok daha fazla kısa zincirli şekeri kapsar. Bu nedenle sükroz ya da sakkaroz intoleransı non-FODMAP kapsamına alınır.
Sükroz (Sakkaroz) İntoleransı
Sükroz , glikoz ve fruktozdan (1 glikoz + 1 fruktoz) oluşur, ticari olarak şeker kamışı şekeri veya normal sofra şekeri olarak bilinir. Bu disakkariti (çift şeker) oluşturan moleküller arasındaki bağın parçalanması ve sindirilmesi için sükraz enzimine ihtiyaç vardır. Sükroz intoleransının konjenital izomaltaz eksikliği (CSID) ve IBS ile ilişkili sakaroz intoleransı olmak üzere iki kategorisi vardır. Genellikle kalıtsal (otozomal resesif yani çekinik) olan sükroz şekerine karşı olan intolerans özel olarak“Sükraz-İzomaltaz Eksikliği” adını alır. Sükroz şekeri, sükraz enzim tarafından uygun şekilde parçalanmaz (sindirilemez) ve bu nedenle ince bağırsakta emilmez, bağırsak bakterileri tarafından fermente edildiği kalın bağırsağa gider ve fermantasyonun bir yan ürünü olarak hidrojen veya metan gazı üretilir. Bu fermantasyon, aşırı miktarda gaz, şişkinlik, kramp, karın ağrısı, kusma ve kabızlık/ishal gibi rahatsızlık verici semptomlara neden olabilir. Tanı gecikmesi çocuklarda gelişim bozukluğuna sebep olur. Tanıdan sonra diyetle ve enzim desteğinin verilmesiyle düzelme sağlanabilir.
Alışılagelmiş Batı diyetinde üç ana sükroz (sakkaroz) şekeri kaynağı vardır. Bunlar:
1-Yemek pişirirken veya pişirirken yiyeceklere eklenen sofra şekeri
2-Şekerli içecekler, konserve meyveler, makarna sosları gibi işlenmiş gıdalara eklenen sakkaroz
3-Gıdalarda (akçaağaç şurubu, meyve ve sebzeler gibi) doğal olarak oluşan sakkaroz.

Not: Bu üç kategoriye giren birçok yiyecek başka FODMAP’ler de içerir. Örneğin, makarna sosu ilave şeker nedeniyle sakkaroz bakımından yüksek olduğu kadar soğan, sarımsak ilavesinden dolayı fruktanlar bakımından da yüksek olabilir.

Düşük Sakkarozlu Gıdalar

Meyveler: Kiraz, karpuz, ahududu, böğürtlen, erik, kivi, üzüm, avokado
Sebzeler: Tüm sebzeler tipik olarak sakkaroz bakımından düşüktür ancak mercimek, yeşil bezelye ve soya fasulyesi gibi baklagillerde sakkaroz daha yüksektir.
Süt ve Sütten yapılan Ürünler: Şeker ilavesiz süt, şekersiz süt ikameleri (badem veya soya sütü gibi), sade yoğurtta sakkaroz şekeri düşüktür.
Diğer yiyecekler: Sakkaroz bir şekerdir, bu nedenle yumurta, et, kümes hayvanları ve balık gibi protein bakımından yüksek gıdalar doğal olarak çok az sakkaroz içerir veya hiç içermez.
Not: Yukarıda belirtilen gıdaların bazıları sakkaroz bakımından düşük ancak başka bir FODMAP bakımından yüksek olabilir.

Düşük Sakkarozlu veya Sakkaroz İçermeyen Diyet

Düşük sakkarozlu veya sakkaroz içermeyen bir diyet yemenin kesinlikle sağlıklı unsurları vardır. Sakkaroz bazen gıda olarak kabul edilen birçok işlenmiş gıdada ve unlu mamullerde bulunur. Bununla birlikte, “sağlıklı”, sadece beslenmeden çok daha fazlasını kapsayan geniş bir sıfattır. Herhangi bir kişi sofra şekeri düşük besleyici bir diyet izleyebilir ancak yüksek stres seviyeleri, uyku eksikliği veya büyük ölçüde hareketsiz bir yaşam tarzı gibi hayatlarının diğer yönlerinde sağlıksız davranışlara sahip olabilir. Gereksiz yere sakkaroz kısıtlamasına girişmemek, bunun yaşam tarzı ve semptomlar için uygun olup olmadığını görmek için aile hekimine veya FODMAP eğitimli bir diyetisyene danışmak önemlidir.

İntolerans ve Alerji Aynı Şey Değildir

Bir kişinin gıda alerjisi varsa yaşamı boyunca o gıdadan kaçınması önerilir. Alerji aynı zamanda vücudun o besinin karbonhidrat içeriğine değil, o besinin protein içeriğine verdiği olumsuz tepkiyi de içerir. Bir kişinin belirli bir gıdaya (özellikle karbonhidratlara) karşı intoleransı varsa, bu genellikle vücudunun onu sindirmekte zorlandığı ve bu nedenle semptomların başlamasını önlemek için ölçülü olarak yenmesi gerektiği anlamına gelir. Bazen (eğer tahammülsüzlük çok yüksekse) kişinin sorun yaşadığı besini diyetinden çıkarması gerekir. Genellikle, kişinin yiyeceği denemesi ve bireysel tolerans düzeyini belirlemesi yolu izlenir.

Karbonhidrat İntoleransının TeşhisiKarbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

Karbonhidrat intoleranslarını teşhis etmek için kullanılan evrensel bir yöntem yoktur. Bunun yerine, teşhise yardımcı olmak için kullanılan birkaç yöntem vardır ve doktor kişinin özel durumuna göre hangi yöntemi kullanmanın daha iyi olacağına karar verecektir. En sık kullanılan tanı yöntemi, diyetteki karbonhidrata meydan okuyarak desteklenen kapsamlı bir klinik öyküdür. Karbonhidrata meydan okumak ile kastedilen şey şüpheli karbonhidratın diyetten bir süreliğine çıkarılmasının ardından semptom üretip üretmediğini görmek için kademeli olarak beslenmeye yeniden dahil edilmesidir. Bu genellikle bir kişiye hoşgörüsüzlük (intolerans) teşhisi konması için yeterli kanıttır. Bireyin değerlendirilen veya araştırılan karbonhidratı sindirme yeteneğini belirlemek için kullanılan laboratuvar koşullarındaki oral tolerans testlerinde çalışılan spesifik karbonhidrat ağızdan sıvı halde verilir ve sindirimini değerlendirmek için bir dizi kan testi yapılır.
Tanıyı doğrulamak için hidrojen nefes testleri de kullanılabilir. Bu testler nefesteki karbonhidratları tespit edebilir. Laktoz, fruktoz, sakaroz veya sorbitolün alınmasından sonra, hidrojen ve metan konsantrasyonları, 4 saat boyunca her 30 dakikada bir solunan havada örneklenir. Nefes testinde hangisi tespit edilirse o karbonhidratın düzgün bir şekilde parçalanmadığı veya sindirilmediği kanıtlanır. Hangi karbonhidrata karşı intolerans olduğu doğrulanırsa o karbonhidratı içeren (laktoz veya fruktoz gibi) gıda maddeleri azaltılarak semptomların azalmasına yardımcı olunabilir. SİBO’yu aramak için bir laktuloz hidrojen nefes testi yapılabilir ve anormalse, bireyler diyet değişikliklerine, bir antibiyotiğe veya probiyotiklere yanıt verebilir.
Disakkaridaz ölçümü, şüphelenilen bir sindirim enzimi eksikliğini teşhis etmek için altın standart olarak bilinir ancak diğer teşhis seçeneklerine kıyasla invaziv (kesme, delme gibi cerrahi gerektiren işlemler) ve pahalıdır. Ölçüm, ince bağırsağın endoskopik biyopsisini içerir. Bağırsak mukozasındaki gerçek enzimatik aktiviteyi ölçer. Ancak yine de, bu prosedür yerine önceki iki seçenek tercih edilir çünkü onlar daha uygun maliyetli ve daha az invazivdir.

Karbonhidrat İntoleransının Tedavisi

Belirli bir karbonhidrat intoleransını tedavi etmenin farklı yolları vardır ancak ilk olarak, intoleransın nedenine (yani doğuştan mı, birincil mi yoksa ikincil mi olduğu olduğuna) bağlıdır.
Konjenital: Yukarıda bahsedildiği gibi, bu tür intoleransların tedavisi, bu bireylerin gerçek sindirim enzimatik aktivitelerini artırmalarına yardımcı olacak mevcut bir tedavi olmadığı için, sadece diyet kısıtlamasını veya rahatsız edici karbonhidrattan kaçınmayı kapsar.
Birincil: Diyetle yönetim bu intoleranslar için de geçerlidir. Semptomatik rahatlama, hoşgörüsüzlüğe neden olan karbonhidrattan kaçınılarak (eliminasyon) veya sindirim enzimlerinin yokluğu ticari olarak mevcut enzimlerle değiştirilerek elde edilebilir, örneğin laktoz intoleransı olan hastalar ve çocuklar süt ürünlerinden kaçınmalıdır, bebekler ise soya bazlı mama tüketmeli veya laktaz enzimleri içeren süt içmelidir.
İkincil: Bu intoleransları tedavi etmenin ilk adımı, intoleransın altında yatan nedeni belirlemektir. Bu süreç bazen uzun olabileceğinden, diyetisyen altta mevcut olan hastalıkları (bağırsak bozuklukları veya protein eksikliği gibi) düzeltene kadar şüpheli besinlerden kaçınma yoluyla intoleransı ya da semptomlarını yönetmek için hastayla birlikte çalışabilir. Bu yapıldıktan sonra bir meydan okuma aşaması ile kişinin bu karbonhidrata karşı hala hoşgörüsüz olup olmadığı ve hoşgörüsüzlük varsa ne derecede olduğu ortaya çıkabilir.

Probiyotikler, Prebiyotikler, Sindirim EnzimleriKarbonhidrat İntoleransı, Belirtiler ve Mücadele Yolları

Probiyotik takviyesine ek olarak kefir ve lahana turşusu da dahil olmak üzere fermente gıdalar bağırsak sağlığını ve vücudun karbonhidratları daha verimli bir şekilde parçalama yeteneğini iyileştirebilir. Ek olarak, sindirim enzimleri karbonhidrat metabolizmasına yardımcı olmak için mükemmel bir seçenektir. Kemik suyu, bağırsaklar için en iyileştirici gıdalardan biridir, detoksifikasyona ve genel sindirimin daha iyi olmasına yardımcı olabilir.
Sonuç olarak, karbonhidrat intoleransları dünyası çok geniştir. Enzim eksikliğinin nedenleri bilinmediği için karbonhidrat intoleransı önlenemez. Bununla birlikte bu hastalık, rahatsız edici şekerden kaçınılan iyi bir diyetle kontrol edilebilir. Karbonhidrat intoleransı olabileceğinden şüphelenenlerin bunu bir doktorla konuşması önerilir.
Not: Bu makale, bir doktorun tıbbi tavsiyesinin yerini alması için yazılmamıştır. Karbonhidrat intoleransı ile ilgili belirtiler yaşayanlar, doktora veya diyetisyene başvurmalıdır.

Kaynakça:
https://www.diyetkolik.com/karbonhidrat-intoleransinizin-olup-olmadigini-nasil-anlarsiniz
https://www.gidabilimi.com/tr/forum3/43-makaleler/2028-karbonhidrat-i-ntoleransi
https://gutivate.com/blog/cho-intolerances
https://f45challenge.com/carbohydrate-intolerance-symptoms-to-look-for-and-ways-to-combat
https://fodmapfriendly.com/blogpost/sucroseintolerance/

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.