Kuşlar Sınıfı (Aves)

Triyas döneminin sonlarında ya da Jura döneminin başlarında sürüngenlerin Thecodont soyundan gelen en az iki soyu uçma yeteneği kazanmışlardır. Bu soylardan birisi olan Pterosaurus, vücut ile oldukça uzun olan kol ve 4. parmak arasında gerilmiş geniş bir deriden oluşan kanatlara sahip hayvanları kapsar. Bazı türlerin kanat genişliği 8 m’ye kadar ulaşabilir. Bir süre yaygın olarak bulunan Pterosaurus türlerinin soyları daha sonra tükenmiştir. Diğer çeşit sürüngenlerin ise kanatları tamamen farklı şekilde gelişmiştir. Pullardan köken alan uzun tüyler, şekil değiştiren ön kollara bağlanmıştır. Bu canlılar, sonunda, sürüngenlerden farklı bir grup (Ayes = kuşlar) olarak sınıflandırılacak kadar değişmişlerdir. Fakat araştırmacıların tümü, kuşları ayrı bir sınıf olarak kabul etmezler. Bazıları onları yaşayan dinozorlar olarak sürüngenler sınıfına dahil ederken; bazıları da kuşları ve dinozorları kapsayan yeni bir sınıf oluşturmuşlardır. Jura döneminin ortalarından kalan en eski kuş fosili (Archaeopteryx), dişleri ve eklemli uzun kuyrukları ile hâlâ sürüngenlerin birçok özelliğini göstermektedir. Diş yerine gagaya ve ufak bir atasal kuyruk kemiğine sahip günümüz kuşları bu özelliklere sahip değildirler (bugün yaşayan kuşların kuyrukları sadece tüylerden oluşmaktadır).
Kanatların yanı sıra, kuşlar, kendi aktif yaşamları için gerekli olan daha birçok uyum yapmışlardır. Bunların en önemlisi sıcakkanlı (endoterm) olmalarıdır. Sıcakkanlılık için gerekli metabolik etkinliği sağlamaya yardımcı olmak amacıyla, bir anatomik özellik olarak, kalp tamamı ile birbirinden ayrılmış 4 odacıklı hale gelmiştir. Isı kaybına karşı vücut tüyleri tarafından sağlanan yalıtım, vücut sıcaklığının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Bugün yaşayan kuşların ayaklarındakiler dışında, pulların tümü tüylere dönüşmüştür.
Uçuş için gerekli olan diğer uyumlar arasında, içi boş kemikler ile akciğerlere bağlanmış geniş bir hava kesesi sistemi bulunmaktadır. Kuşlar, ayrıca, çok gelişmiş görme, işitme ve denge duyularına sahiptirler.
Yumurtadan yeni çıkmış genç kuşlar genellikle vücut sıcaklıklarını düzenleyemezler ve uçamazlar. Birçok türde bu kuşlar, tüysüz, kör ve yardıma muhtaçtırlar. Bu nedenle birçok kuşta özenle yapılmış yuvalar ve ebeveyn tarafından gösterilen bakım davranışları gelişmiştir.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :