Hem kuşlar hem de memeliler, kısmen sıcakkanlı olan sürüngenlerdendir ve her ikisi de oldukça başarılı organizma gruplarını oluşturmuşlardır. Fakat bu iki grup aynı sürüngen atadan evrimleşmemiştir.
Memelilerin oluşmasını sağlayan soy, sürüngenlerin ana gövdesinden Permiyen döneminin ilk zamanlarında ayrılırken kuşların oluşmasını sağlayan soy, büyük bir olasılıkla Triyas döneminde dinozorlara giden koldan ayrılmıştır.
Memelilerin bizzat kendilerinin Permiyen döneminde bulunmadıkları açıktır. Ancak bu dönemde, memelilere çok benzeyen, hatta vücutları kıllarla kaplı olan Therapsid denen sürüngenler görülmüştür. Therapsid sürüngenlerin tümüyle ne zaman ortadan kalktığını ve memelilerin ne zaman başladığını söylemek olanaksızdır. Sürüngenlerden memelilere ani bir değişimi ve bu sınıfın ilk temsilcisinin ortaya çıkışını kanıtlayan çarpıcı bir buluntu yoktur.
Memeliler sıcakkanlıdır ve 4 odacıklı bir kalbe sahiptirler. Göğüs bölgesinin üst kısmını (akciğerlerin bulunduğu kısım) vücudun diğer bölümlerinden ayıran ve diyafram adı verilen kaslı bir yapı bulunur. Diyaframın aşağıya doğru çekilmesi havanın içeri girmesine ve böylece solunumun daha etkin yapılmasına yardımcı olur. Vücut genellikle ısı yalıtımını sağlayan bir kıl örtüsüyle kaplanmıştır.
Üyeler karın tarafından çıkar ve vücudun yerden yukarı kaldırılmasını sağlar. Alt çene yalnız bir kemikten oluşur (birçok sürüngendeki 6 ya da daha fazla kemikli çene ile karşılaştırınız) ve dişler birçok değişik görev için farklılaşır. Orta kulakta üç kemik vardır (kuşlarda ve sürüngenlerdeki bir kemik ile karşılaştırınız). Beyin, sürüngenlerdekinden çok daha büyüktür ve davranışları deneyim kazandırmakla kolaylıkla değiştirebilir. Yumurtlamazlar (Monotremata= yumurtlayan memeliler hariç), embriyonik gelişim ananın uterusunda gerçekleşir ve yavru, canlı olarak doğurulur (bu üreme özelliği, seyrek de olsa diğer bazı omurgalılarda, örneğin doğuran balıklarda da görülür). Doğumdan sonra yavrular ananın meme bezlerinden salgılanan sütle beslenirler.
Yukarıda da belirtildiği gibi memeli sınıfının diğer üyelerinden oldukça farklı küçük bir grup (Monotremata) memeli de bulunmaktadır. Bunlar süt salgılamalarına karşın yumurtlarlar. Diğer birçok yönden sürüngen özelliklerini, memeli özelliklerini ve kendilerine özgü bazı özellikleri birlikte garip bir şekilde taşırlar. Bu canlıların memeli soyundan çok erken bir dönemde ayrıldığı ve memelilerin atası olmadıkları açıktır. Bazı biyologlar bu memelilerin sürüngen benzeri memeliler yerine memeli benzeri sürüngenler olarak kabul edilmesinin gerektiğine inanırlar. Bugün yaşayan Monotremata örnekleri Echidna (ya da dikenli karıncayiyen) ve ördek gagalı Platypus’tur. Bunların her ikisi de Avustralya’da bulunur ve Echidna temsilcileri ayrıca Yeni Gine’de de mevcuttur.
Memelilerin evrimi, çok erken bir dönemde plasentalılar ve keseliler olarak ikiye ayrılma ile sona ermiştir. Bu ikisi arasındaki en tipik fark, keselilerin embriyosunun oransal olarak daha kısa bir süre uterusta kalması ve gelişimini ananın karnına bağlı olan bir kese içerisinde süt bezlerine yapışarak tamamlamasıdır. Buna karşılık plasentalı embriyoları gelişimlerini uterusta tamamlarlar. Bugün yaşayan plasentalı memeliler yaklaşık 17 takım halinde sınıflandırılmışlardır. Bunların içerdiği türlerin birçoğu hemen hemen herkes tarafından tanınmaktadır.
Insectivora: Köstebekler ve cüce fareler.
Chiroptera: Yarasalar.
Primata: Lemurlar, maymunlar, insan benzeri maymunlar ve insanlar
Edentata: Tembel hayvanlar, karınca yiyenler, armadillolar
Lagomorpha: Tavşanlar, Amerikan tavşanları, pikalar
Rodentia: Sıçanlar, fareler, sincaplar, goferler, kunduzlar, oklu kirpiler
Odontoceta: Dişli balinalar, gerçek yunuslar, liman yunusları
Mysticeta: Balinalar
Carnivora: Kediler, köpekler, ayılar, rakunlar, sansarlar, kokarcalar, minkler, porsuklar, su samurları, sırtlanlar, ayı balıkları, morslar
Proboscidea: Filler
Perissodactyla: Bir tırnaklı toynakhlar (toynaklı hayvanlar): atlar, zebralar, tapirler ve gergedanlar.
Artıodactyla: Çift tırnaklı toynaklılar: domuzlar, su aygırları, develer, geyikler, zürafalar, antiloplar, sığırlar, koyunlar, keçiler, bizonlar
Plasentalı memelilerin bilinen en eski fosili Jura döneminden kalmıştır. Bunlar küçük ve belki de öncelikle böceklerle beslenen canlılardı. Mezozoyik döneminin sonuna kadar, bu canlılar, faunanın oransal olarak önemsiz bir grubu olarak kalmışlardır. Günümüz takımlarından bu eski gruba en yakın olan Insectivora’dır. Sönozoyik çağının başlangıcına rastlayan tarihlerde, dinozorların yok olması ile boş kalan birçok alan ilkin Insectivora’nın geniş bir yayılış göstermesiyle doldurulmuştur. Günümüzü de kapsayan Sönozoyik dönemi, Memeliler Çağı olarak adlandırılmaktadır.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here