Lenfatik Sistem Anatomisi

 Eğer kılcalları arteriyol ucundan terkeden suyun yaklaşık yüzde 99’u venül ucunda geri emiliyorsa, geri kalan yüzde 1 ne olmaktadır? Bu sıvı, kana, kan kılcallarına doğrudan geri emilme dışında bir yolla geri dönebilir mi? Cevap evettir. Omurgalılar, maddeleri dokulardan kana geri döndüren özel bir lenf damarları sistemine sahiptirler. Kan kılcalları gibi, vücudun büyük bir kısmına yayılmış olan lenf kılcallarının bir ucu kapalıdır. Bunların duvarları da, kan kılcallarında olduğu gibi tek tabakalı endotelyumdan oluşur. Doku sıvısı lenf kılcallarına geçer (bu noktada artık lenf olarak adlandırılır) ve kılcallarda yavaşça akarak küçük lenf verilerine iletilir. Bu venler birleşip giderek genişleyen venleri oluştururlar. En sonunda, iki çok büyük lenf kanalı, göğüs kafesinin üst kısmında, kalbin yakınında kan dolaşımı sisteminin venlerine açılırlar.
Lenf arterleri mevcut değildir. Her ne kadar lenf kılcallarının duvarları kan kılcallarınınkine benzerse de, bunların geçirgenlik özellikleri farklıdır. Lenf genellikle, kandakilerle aynı tipte olan proteinlerin küçük derişimlerini içerir. Bu proteinler, lenf kılcallarının duvarını kolaylıkla geçerler. Lenfatik sistem, sürekli olarak doku sıvısından kana küçük miktarlarda protein taşır; fakat doku sıvısının protein derişimi normalde azalmaz.
Bu durumda, her ne kadar kan kılcalları proteinlere geçirgen değilse de, kan kılcallarından az miktarda bir protein çıkışı olmalıdır. Duvarları proteinlere çok geçirgen olan lenf damarları, bu proteinleri kana geri döndürürler. Kan ve doku sıvısı arasındaki normal ozmotik dengenin korunması çok önemlidir. Bazı koşullarda büyük lenf damarları tıkanabilir. Bu durumda doku sıvısının protein derişimi sürekli olarak artar ve bu sıvıyla kan arasındaki ozmotik derişim farkı giderek azalır. Bunun anlamı, giderek daha az sıvının kan kılcalları tarafından emilmesidir. Sonuç ciddi bir ödemdir.
Lenfatik sistem, doku sıvısı fazlasını ve proteinleri kana geri döndürmenin yanında birçok başka işlevler de görür. Örneğin, bağırsaklarda emilen yağın büyük kısmı, kan kılcallarından çok, lenf damarları tarafından alınır. Böylece, yağların absorpsiyonu, kan kılcalları tarafından alınan şekerlerin ve amino asitlerininkinden farklıdır.
Lenf yumruları memelilerin ve bazı kuşların lenfatik sisteminde yer alırlarken, birçok aşağı omurgalılarda bulunmazlar. Bu yumrular bir bağ dokusu ağından oluşmuşlardır ve bu ağın gözeneklerinde fagositik hücereler yerleşmişlerdir. Bunlar süzgeç gibi görev görürler ve B ve T hücrelerinin yerleştiği bölgelerdir. Bu hücreler, buradan geçen sıvıyı enfeksiyon etkenleri açısından denetlerler. Lenf, yumrular içinden geçerken, ölü hücreler, hücre parçacıkları ve işgalci baktereiler gibi partiküller fagosite edilirler. Fagositik hücrelerin imha edemediği toz ve kurum gibi sindirilemez partiküller yumruların içinde depolanır. Yumrular özellikle bir enfeksiyon sırasında aktif olduklarından, genellikle şişerler ve ağrı yaparlar. Çene altındaki lenf yumrularında bir boğaz enfeksiyonu sırasında olduğu gibi.
Lenfatik sistem, kan dolaşımı sisteminin arteriyel kısmına bağlantılı olmadığından, lenfin kalp tarafından oluşturulan basınçla hareket ettirilmediği gayet açıktır. Lenfin hareketi, kanın venler içindeki hareketi gibi, iskelet kaslarının kasılarak lenf damarlarını sıkıştırmaları ve lenfi tek yönlü kapakçıklardan geçecek şekilde ileri doğru itmeleri sonucunda gerçekleşir. Bu mekanizma, insan da dahil tüm memeliler için geçerliyken, birçok diğer omurgalılarda, büyük lenf damarları boyunca yerleşmiş pompalar gibi iş gören lenf kalpleri bulunur. Lenf kalbi olan hayvanların çoğunda lenf damarlarında kapakçık bulunmaz.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :