Sınıflandırma Hiyerarşisi ve Nomenklatür

Bir milyondan fazla hayvan, 325.000’den fazla bitki türü bilinmektedir ve çok daha fazlası henüz saptanamamıştır. Bu çok geniş organik çeşitlilik ile çalışmak için açıkça türleri mantıklı ve anlamlı olarak sınıflandırabilecek bir sisteme ihtiyacımız vardır. Çok sayıda farklı sınıflandırma şekli olasıdır. Örneğin, çiçekli bitkileri renklerine göre sınıflandırabiliriz. Beyaz çiçekli türlerin tümünü bir grup, kırmızı çiçekli türlerin tümünü ikinci bir grup, sarı çiçekli türlerin tümünü üçüncü bir grup ya da benzerlerini yapabiliriz.
Bu tip bir sistem kullanışlıdır ve gerçekten, evrimsel eğilimleri belirleme amaçlanmadan önce, sınıflandırmaya genel bir baz sağlamıştır. Fakat, bu tür kategorilerin sunduğu bilgiler örneğin çiçek renkleri ile kesinlikle farklı organizmaları ayırmayı başaramayan bir çeşit rastlantısal bilgilerdir.Günümüzde biyolojide kullanılan sınıflandırma sistemi, kesin bir şekilde organizmaların evrimsel geçmişini ortaya çıkarma çabasıdır; böylece, çoğunlukla organizmaların yerleştirildiği değişik taksonomik grupları (taksonlar), bilenlere bunların pek çok özellikleri hakkında bilgi sunulmasını sağlar.

Sınıflandırma Hiyerarşisi

Dünyada yaşayan tüm insanları, yaşadıkları yeri esas olarak sınıflandırmak zorunda olduğunuzu düşünün. Dünya popülasyonunu olasılıkla ülke bazında gruplara ayırma ile işe başlayacaksınız. Bu alt gruplara ayırma, Birleşik Devletler’de yaşayanları Fransa ve Arjantin’de yaşayanlardan ayırır. Ancak bu alt gruplar, halen daha alt gruplara ayrılması gereken geniş gruplar bırakır. Ondan sonra, Birleşik Devletler’deki popülasyonu büyük bir olasılıkla eyaletlere, sonra şehir, kasaba ya da köylerine, sonra caddelere ve son olarak ev numaralarına göre alt gruplara ayıracaksınız. Kanada, Meksika, İngiltere, Avustralya ve diğer tüm ülkeler için aynı şeyi yapabilirsiniz (Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gibi, bu ülkelerdeki eyalet, şehir gibi siyasi alt grupları kullanarak). Bu size, her bireyi, hiyeraşik olarak düzenlemiş bir kategoriler sistemine yerleştirme imkanı verir. Bu hiyeraşik sistemde, her bir seviyenin iç içe olduğuna ve her bir seviyenin kısmen kendisinden üstteki tüm seviyelerle belirlendiğine dikkat edin. Dolayısıyla, ülke Birleşik Devletler olarak belirlenince, Meksika’nın bir eyaleti ya da Kanada’nın bir ili hariç tutulmaktadır. Aynı şekilde, eyalet Pensilvanya olarak tanımlanmışsa, New York ya da Kaliforniya’daki bir şehri hariç tutulmaktadır.
Aynı prensipler, filogenetik akrabalık bazında canlıların sınıflandırılmasına uygulanır. Burada da bir kategori hiyerarşisi kullanılır. Bu hiyerarşideki her alt grup (takson), hiyerarşik sıralamada bir alt seviyede bulunan bir ya da daha fazla grubu içeren kollektif bir birimdir. Böylece, bir cins, yakın akraba türlerin bir grubudur. Herhangi bir cinsin türlerinin, birbirlerine diğer bir cinsteki türlere göre daha yakın akraba olduklarına ve herhangi bir familyanın cinslerinin diğer bir familyanın cinslerine göre daha yakın akraba olduklarına inanılır.
Şu anki kullanımda birbirine benzeyen hiyerarşik sınıflandırma sistemleri çok sayıda ülkenin doğa bilimcileri tarafından kullanılmaktadır. Yürürlükteki sistem, yaygın olarak hem bitki hem de hayvanların sınıflandırmasını yapan, İsveçli, büyük doğa bilimci Carolus Linnaeus (1707-1778)`un çalışmaları ile başlamıştır.
Linnaeus; alemleri, sınıfları , takımları, cinsleri ve türleri sınıflandırmada kullanmıştır. Filum ve familya kategorisi Linnaeus’dan sonra eklenmiştir. Linne’nin sistemini dayandırdığı mantık, ister istemez bugün kullanılmakta olunan filogenetik sistemden farklıdır. Linne, Darwin’den bir yüzyıl sonra yayınladı ve herhangi bir evrim kavramına da sahip değildi. Dolayısıyla, türleri, bir yaratıcının ürünleri olan değişmez varlıklar olarak düşünüyordu. Linne, morfolojilerini öncelikle göz önüne alarak organizmaları yalnızca benzerliklerine göre gurupluyordu; sonuçları bugün edinilenlere benzerdi. Çünkü morfolojik karakterler evrimin ürünleri olduklarından, bize, evrimsel ilişkiler hakkında çok şey söylerler. Ancak, konvergenslerle ilgilendiğinde Linne’nin sistemi, çağdaş filogenetik sistemin sonuçlarından çok farklı sonuçlar doğurur.

Nomenklatür

Günümüz türlerini isimlendirme sistemi de Linnaeus’tan kalmadır. Linne’den önce, türlerin oluşturulmasında tek düzelik az olmuştur. Türlerden bazıları tek sözcük ile, bazıları iki sözcük ve bazıları da uzun tanımlardan oluşan isim gruplarına sahiptiler.
Örneğin, Linnaeus’tan önce, karanfilin ismi dianthus floribus solitariis, squamis calycinis subovatis brevissimis, corollis crenatis ve bal arısının ismi Apis pubescens, thorace subgriseo, abdomine fusco, pedibus pasticis glabris utrinque margine ciliatis idi. Linnaeus, her bir türe iki kelimeden oluşan bir isim vererek bunları basitleştirdi. İlk kelime cins ismi, ikinci kelime ise türe özgü olan özel bir isimdir. Böylece yukarıda değinilen türlerden karanfil Dianthus caryophyllus ve bal arısı Apis mellifera haline gelmiştir. Dianthus cinsine dahil diğer türlerin isimlerinde aynı kelime bulunur; fakat her biri kendi özel ismine (Dianthus prolifer, Dianthus barbatus, Dianthus deltoides) sahiptir. Hiçbir zaman iki ayrı tür, aynı isme sahip olamaz. İsimlerin, her zaman Latince (ya da Latinceleştirmiş) ve büyük harfle başlayarak yazılan bir cins ismi ve küçük harfle yazılan bir tür ismi içerdiğine dikkat ediniz. Her iki isim, adet olduğu gibi italik (daktilo ya da elle yazıldığında altı çizgili) yazılır. Şimdiki kurallara göre, herhangi bir türün doğru ismi, genellikle geçerli olarak verilmiş en eski ismidir.
Aynı Latince bilimsel isimler tüm dünyada kullanılmaktadır. Kullanıştaki bu düzen, her bilim insanının diğer bilim adamlarının tartıştığı türü tam olarak bilmesini sağlar. Bu, sadece bir tür için, ayrı ayrı her dilde ortak bir isim kullanılmasını güvenceye alma değil, aynı zamanda, tek bir dilde bir türe iki ya da üç ismin verildiği durumlarda da anlaşma için bir güvence sağlar.
Örneğin, Bidens frondosa bitkisi, şu İngilizce isimlerinin tümü için aynı şeyi ifade eder: beggar-ticks (dilenci kenesi), stictigth, bur morigold (su keneviri), devil’s bootjack (şeytan çizme çekeceği), pitchfork weed (saman tırmığı otu) ve ragless (ışınsız su keneviri).

Kaynakça:
https://www.britannica.com

Yazar: Taner Bakan

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :