Demeler

Belirli bir ortamdaki geyik farelerinin ya da bodur meşelerinin tümü ya da bir göldeki levrek ya da suda koşanlarının tümü gibi küçük lokal popülasyonların her biri birer demedir. Bir demenin üyeleri genellikle diğer bir demenin üyelerine göre birbirlerine daha çok benzerdirler. Bu benzerliğin en az iki nedeni vardır:
(1) Bir demenin bireyleri genetik olarak daha yakın akrabalardır, çünkü farklı demelerin bireyleri arasındakine göre aynı demenin üyeleri arasında daha sık çiftleşmeler meydana gelir
(2) Bir demenin bireyleri birbirlerine daha çok benzeyen çevresel etmenlere ve dolayısıyla yaklaşık aynı seçilim baskılarına maruz kalırlar.
Demeleri popülasyonun birbirinden kesik olarak ayrılmamış kalıcı olmayan birimleri olarak görebiliriz. Bir çiftliğin ağaçlık kısmındaki geyik farelerinin kendi aralarındaki çiftleşmeleri komşu bir ağaçlıktaki farelerle olandan daha fazla olsa da her zaman iki farklı ağaçlıktaki fareler arasında çiftleşmeler olacaktır. Aynı şekilde belirli bir kırmızı meşe ağacının dişi organları aynı alandaki ağaçlardan polen alması olası olmasına karşın bazen komşu bir koruluktaki ağaçtan da polen alacaklardır ve korulukların kendileri kalıcı ekolojik daimi özelliklerden olmayıp ayrı ve belirgin olarak komşu koruluklar birkaç yıl sonunda birleşebilir ya da tek bir koruluk iki ya da daha fazla küçük koruluğa bölünebilir. Ekolojik özelliklerdeki bu tür değişimler, geyik faresi ve kırmızı meşe ağaçlarının demelerinde de değişimlere neden olacaktır. O halde demeler, genellikle benzer diğer birimlerle (demelerle) iç içe giren geçici popülasyon birimleridir.

Türler

Benzer demeler arasında geçişler olduğuna dikkat edin. Bazen komşu geyik faresi demeleri arasında üreme olmasını beklememize karşın geyik faresi ile ev faresi veyahut siyah sıçanlar ya da sincaplarla geyik faresi arasında üreme olmasını beklemeyiz. Aynı ağaçlık alanda bulunmalarına karşın kırmızı meşe ile akça ağaç arasında ya da kırmızı meşe ile iğne meşesi arasında üreme olmasını beklemeyiz. Kısaca, popülasyon demelerden daha büyük, birbirlerinden belirgin olarak farklı ve her zaman demelerden daha sürekli olan birimlerdir. Böylesi bir popülasyon birimi, geyik faresinin tüm demelerini, başka biri ise bodur meşenin tüm demelerini kapsar. Bu geniş birimler tür olarak bilinir. Bitki ve hayvanların doğal olarak çok sayıda ayrı ve farklı çeşitlere ayrıldığı yüzyıllardan beri bilinmektedir. Bu demek değildir ki herhangi bir türün tüm bireyleri tamamen aynıdırlar, durum bilakis tam tersidir. Aynı türe ait herhangi iki birey değişik yollarla birbirinden ayırt edilebilirler. Fakat tek bir türün tüm üyeleri kesin ve biyolojik olarak önemli özellikler paylaşırlar ve grup olarak bir tür, benzer diğer gruplardan genetik olarak ayrıdırlar. Doğada bulunan böylesi gruplar, herhangi bir şekilde bazı kabilelerce çok önceden tanımlanmışlardır. Harward Üniversitesi’nden Ernest Mayr, Yeni Gine’de 136 farklı ismimle anılan ve daha sonraları biyologlar tarafından 137 türden oluştuğu gösterilen lokal bir kuş grubunun olduğunu kayıt edilmiştir. Uzun zamandan beri tür denebilen farklı canlı gruplarının bulunmasına karşın tür kavramı, tarihsel süreç içerisinde çok kez değişmiştir. Biyolog olmayanlar ve hatta bir zamanlar popüler biyologlarca da yaygın olarak savunulan düşüncelerden biri şudur: Her bir tür bazı ideal formlarla temsil edilen değişmez varlıklardır, bir türe ait gerçek bireylerin tümü aşağı yukarı aynıdırlar. Bir tür içinde görülen bireysel varyasyonların bu ideal özelliklerin tam olmayan oluşumları sonucu olduğu varsayılır. Bu statik tipolojik kavram, evrim hakkında öğrendiklerimizin tümü ile çelişir. Modern anlamda bir tür, ortak bir gen havuzunu paylaşan ve üreme açısından diğer benzer gruplardan izole olan ve genetik olarak ayırt edilebilen doğal popülasyonlar (demeler) grubudur. Farklı bir şekilde söylersek bir tür, içinde etkin gen akışının (genetik madde alışverişinin) olduğu ya da olabildiği en geniş popülasyon birimidir. Buradaki anahtar kelime “etkin” kelimesidir; üyeleri çiftleşen, fakat kısır bireyler veren iki türün neden tek tür olarak sınıflandırılmadığına daha sonra değineceğiz. Modern tür kavramının iki popülasyonun ayrı türler olarak nitelendirilebilmeleri için birbirlerinden ne kadar farklı olmaları gerektiği konusunda bir şey belirtmediğine dikkat ediniz. Çoğu türlerin oldukça belirgin anatomik, fizyolojik ya da davranışsal karakterlere dayanılarak ayırt edilebildiğini ve biyologların tür belirlemede sıklıkla bu karakterlere güvendiklerini de itiraf edelim. Ancak yaşayan türler için son kriter her zaman üremedir, fiili ya da potansiyel gen akışı olup olmadığıdır. Eğer dış görünüş itibarıyla hemen hemen aynı olan iki popülasyon arasında tam bir içsel eşeysel izolasyon varsa -bunlar arasında gen akışı hiç olmuyorsa- aralarında büyük benzerlikler olmasına karşın bu popülasyonlar farklı türlere aittir. Diğer yandan eğer iki popülasyon belirgin farklılıklar gösteriyor; fakat aralarında etkili gen akışı bulunurlarsa bu iki popülasyon aynı türe aittir. Anatomik, fizyolojik ya da davranışsal karakterler yalnızca üreme bakımından izole popülasyonların tanımlanmasında bir ipucu olarak iş görürler. Bunlar kendi başına bir popülasyonun bir tür oluşturup oluşturmadığını belirleyemezler.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here