MÖ V. Yüzyıl İle MS XVII. Yüzyıl Arası Hristiyan Felsefesi

Felsefe tarihinin bu döneminde en dikkat çeken nokta Orta Çağ ile Yeni Çağ arasında kalmasıdır. Bu dönemde felsefe özellikle dini konularda kendini göstermiş olup zaman zaman din ile çatışmış zaman zaman ise filozoflar kilise babaları olarak kabul görmüştür. İlk olarak karşımıza çıkan Hıristiyan felsefesi ise kendi içinde Patristik dönem ve Skolastik dönem olmak üzere ikiye ayrılmıştır:

Patristik dönem, daha çok filozofların kilise babaları olarak adlandırılırlar. Bu dönem daha çok MS 2.yy’dan MS.8.yy’a kadar devam eder. Filozoflar dogmatik bir inanç yerine, dini akılsal açıklamalarla temellendirirler.

Skolastik döneme baktığımızda ise karşımıza daha iç karartıcı bir tablo çıkmaktadır. Bilimin ve felsefenin önem kaybettiği, dinin daha çok okullaşma yoluyla daha ön plana çıktığı görülmektedir. Felsefe bilimle, sanatla, ahlakla değil de din ile temellendirilir.

Hristiyan Felsefesinin Önemli Filozofları

Anselmus, Aqinalı Thomos, Augustinus, Tertullion, Wiiliam’dır.

Anselmus: İnancın akıl ile birlikte olduğunu ve inancın ön planda olduğu düşüncesiyle Anselmus felsefe tarihinde ‘anlamak için inanıyorum’ sözüyle bilinir. Akıl ve inanç temellendirmesiyle Anselmus, daha otoriter bir bakış açısına sahip olmuş ve evreni, doğayı ve varlığı anlamlandırmanın yolunun inançtan geçtiğini savunmuştur. Aynı zamanda fikirlerinden de belli olduğu üzere Teizmi savunan Anselmus’a göre Tanrı’yı reddetmek büyük bir eksikliği ve boşluğu kabul etmektir. Eğer Tanrı var olmasaydı bir çok varlık da olmayacaktı.

Aqinalı Thomas: Orta Çağ felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan filozof Aristoteles ve Platonun felsefi görüşlerinden son derece etkilenmiştir. Hatta Farabi’nin zorunlu varlık anlayışının bir benzeri de Thomas felsefesinde yer alır. Aqinalı Thomas’a göre varlıklar 2’ye ayrılır. Zorunlu varlıklar ve zorunsuz varlıklar. Tanrı zorunlu varlıktır. Diğer tüm varlıklar ise zorunsuz varlıklardır. Yani Tanrı var olması kaçınılmaz ve zorunludur. Tanrı kendisi dışında hiç bir varlığa ihtiyaç duymaz. Oysa insanlar, gezegenler ve var olan tüm varlıklar Tanrı varlığına ihtiyaç duyar ve kendiliğinden var olması mümkün değildir.

Augustiunus: Hristiyanlığın en büyük savunucusu olan filozof, aynı zamanda geçmiş filozoflardan farklı ve yeni bir ufuk açmıştır. Augustinus felsefesinde Hıristiyanlık mutlu olabilmek için en büyük yoldur. Hıristiyanlık dinine bağlılığı felsefi görüşlerine de yansıyan Agustinus’a göre, birey ruh ve gövdeden oluşur. Ruh ne kadar iyi ve donanımlıysa beden de o oranda canlı ve dinamik olur.

Tertullion: Dogmatik değerlerin sorgulama ve akıldan çok daha üstün olduğunu savunur. Afrika asıllı Tertullion feslefeyle çatışan ve felsefenin srgulmalarına direnen filozoflardan biridir ,

Okhamlı Wiiliam: Nominalis filozof direk Tanrı varlığından bahsetmek mümkün değildir der. Ona göre materyalist bir bakış açısıyla baktığımızda Tanrı bi madde değildir ve soyutlamalar yoluyla ancak Tanrı vardır fikrine ulaşabiliriz. Kavramların ve adlandırmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulayan William’a göre, ancak Tanrının ilahi güçlerinin farkına vararak ve bunlar üzerinden akıl yürüterek Tanrı’nın var olduğunu bilebiliriz.

Yazar: Soner İnce

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :