XIV. yüzyıl şairlerinden biri olan Şeyhoğlu, “Şeyhoğlu” mahlasının yanında bazı şiirlerinde “İbni Şeyhî” mahlasını da kullanmıştır. Bunların dışında Marzuban-nâme isimli eserinin iki yerinde “Sadrüddîn” mahlası da bulunmaktadır. Hurşîd- nâme isimli eserinde bildirdiğine göre asıl adı Mustafa’dır. Süleyman Şah döneminde Germiyanoğlulları Beyliğinin sarayında nişancılık ve defterdarlık yapmış, daha sonra Yıldırım Bayezid’ın yanına geçerek sarayda bulunmuştur.
Şeyhoğlu, Hurşîd-nâme adlı eserinde Türkçenin edebi eserler yolu ile işlenmediği için soğuk, tatsız tuzsuz, lezzetsiz ve yavan bir dil olduğunu ve Türkçenin gelişmesi için emek sarf ettiğini bildirmiştir. Eserlerinde farklı bir üslup kullanmıştır. Türkçenin cümle yapısına uygun olmayan “-ki” bağlacı ile yapılmış cümlelere daha az yer vererek üslubuna akıcılık katmıştır. Hurşîd-nâme manzum; Marzuban-nâme ve Kabus-nâme tercümeleri ile Kenzü’l-Küberâ ve Mehekkü’l-Ulemâ adlı eserleri ise mensurdur. Şeyhoğlu Mustafa, Hurşîd-nâme isimli eserini (mesnevi) Süleyman Şah adına yazmaya başlamış olsa da Şah’ın ölümünden sonra eseri Yıldırım Bayezid’e sunmuştur. Hurşid-name’ye önce Şebistân-ı Uşşâk adını vermiş, daha sonra bunun kabul görmemesi üzerine Hurşîd-nâme’de karar kılmıştır. 7903 beyti bulan Hurşid-name, mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün kalıbı ile kaleme alınmıştır. Bu eserde Siyavuş’un kızı Hurşîd ile Ferahşâd arasında geçen aşk öyküsünü anlatmıştır. Hurşid-name’nin kahramanları Arap, Türk, Fars ve Moğol tarihindeki şahıslardır ve şair eserini yazarken İslam tarihindeki olaylardan faydalanmıştır. Ayrıca eserde, âdet ve örfler ile saray teşrifatına dair bilgilere yer vermiştir. Masal unsurlarından yararlandığı eserinde kahramanlar kendi ağızlarından konuşmuştur. Hurşid-name’de 19 gazel ile bir tercî’-i ben vardır. 19 gazelde 9 ayrı aruz kalıbı kullanmıştır. Hurşid-name’de şiir görüşlerini anlatmış, Türk dili hakkında neler düşündüğünü ifade etmiş, Türk dlinin işlenmesi gerektiğinden dem vurmuştur. Halkın Türkçe konuşmasından dolayı Tğrkçe yazdığını söylemiştir.
Farsça bir eser olan Marzuban-name, asıl itibarıyla Marzubân bin Rüstem’e aittir. Şeyhoğlu Mustafa, mensur hikaye ve masalların bulunduğu eseri Türkçeye çevirmiş, Kelile ve Dimne’ye benzeterek yeniden yazmıştır.
Kabus-name’yi Farsçadan Türkçeye tercüme etmiştir. Bu eser dokuz bölümden oluşmaktadır. Ahlak ve siyaset kitabıdır.
Kenzü’l Kübera ve Mehkkü’l Ulema, bir siyaset ve ahlak kitabıdır. Fuat Köprülü ve Orhan Şaik Gökyay’a göre Necmeddîn-i Râzî’nin Mirsâdü’l-İbâd adlı eserinden tercümedir. Mensurdur. Şair, eseri çevirirken zengineleştirmiştir, yani telif-tercümedir. Bu eser Kutadgu Bilig’den sonra ikinci siyasetnamedir.
Şeyhoğlu Mustafa’nın divanı yoktur. Hurşidname’de 23’ü gazel olmak üzere 36 manzume bulunmaktadır.

Kaynakça:
Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Mine Mengi, Akçağ Yayınları

Yazar: Korhan Altunyay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here