Günümüzde düşük tansiyon veya hipotansiyon, genellikle büyük bir problem olarak görülmemektedir.

Bununla birlikte, şiddetli hipotansiyon altta yatan farklı bir hastalığa işaret edebilir. Ciddi kalp rahatsızlıklarına ve organ yetmezliğine yol açabilir, çünkü oksijen ve besinler önemli organlara ulaşamayabilir. Hipotansiyon, yaşamı tehdit eden ani şoka bağlı gelen bir durumdur. Türkiye Kalp Vakfı’na göre kişinin belirtileri düşük tansiyonu işaret ediyor ise bu durum bir sorun değildir. Düşük tansiyona sahip olmak, tehlikeli bir şekilde oluşabilecek yüksek tansiyon riskini azalttığı için genellikle bir avantaj olarak kabul edilmektedir.

Kan basıncı nedir?

Kalp, vücuda sürekli olarak kan pompalayan bir kastır. Oksijeni düşük olan kan, oksijeni aldığı akciğerlere doğru pompalar. Kan basıncı manşonu doğru boyutta olmalıdır. Kalp, kaslarımızı ve hücrelerimizi tedarik etmek için vücudumuzun etrafındaki bu oksijenden zengin kanı pompalar. Kan pompalanması kan basıncını arttırır.

*Kan basıncı ölçüleri iki farklı basınç tipini içerir:

1)Kalp kasıldığında sistolik basınç tansiyonudur. Kalbin sol tarafı bastığında, kasılmanın maksimum gücü anında ölçülür.

2)Diyastolik basınç, kalp dinlendiğinde ve açıldığında kalp atışları arasında ölçülen kan basıncıdır.

Tansiyon ölçümü, hem sistolik hem de diyastolik basınçları ölçer. Rakamlar genellikle daha büyük bir sayı ile görülür, bu da sistolik basınç ve daha az sayıda diyastolik basınçtır. Bir kişinin kan basıncı 120’ye 80 veya 120/80 ise, sistolik basınç 120 ve diyastolik basınç da 80’dir.

Kan basıncı seviyeleri, gün boyunca 30 veya 40’a kadar dalgalanma gösterebilir. Uyurken veya dinlenirken kan basıncı en düşük seviyededir. Fiziksel aktivite, yüksek stres ve kaygı seviyeleri, tansiyonun yükselmesine neden olur. Kan basıncı her seferinde benzer koşullar altında alınmalıdır, böylece okumalar kıyaslandığında, aynı fiziksel aktivite durumuna yorum yapılabilir.

*Belirtileri

Düşük tansiyonu olan birçok insanın belirtileri yoktur. Hormon dengesizliği, aşırı beslenme veya kronik bir hastalık hipotansiyonu tetikleyebilir. Baş dönmesi, düşük tansiyonun sık görülen bir belirtisidir.

Ortak belirtiler şunlardır:

*Bulanık görme

*Soğuk, nemli, soluk cilt

*Depresyon

*Baş dönmesi, bayılma ve mide bulantısı

*Yorgunluk ve zayıflık

*Çarpıntı

*Hızlı, sığ solunum

*Susuzluk.

Hipotansiyon ciddi değilse ve altta yatan bir durum yoksa, tedavi gerekmez. Şiddetli derecede düşükse veya normalden önemli ölçüde düşükse, beyne ve diğer hayati organlara kan ve oksijen beslemesi yetersiz olabilir. Bu durumda, hastanın tıbbi yardıma ihtiyacı olacaktır. Ağır hipotansiyon, altta yatan bir probleme işaret eder.

*Nedenleri

Kan basıncı birkaç nedenden dolayı düşük olabilir.

Kalp hastalığı

Düşük kalp hızı, kalp kapakçık problemleri, kalp krizi ve kalp yetmezliği çok düşük kan basıncına neden olabilir, çünkü kalp, basıncını yükseltmek için yeterli miktarda kan pompalayamaz. Durma, oturma veya yatma pozisyonundan ayakta durma gibi bir değişiklik, kan basıncında bir düşüşe neden olabilir, ancak bu durum hızlı bir şekilde normal seviyelere döner. Bu durum yaşlı insanlarda daha yaygındır. Diyabet de beraberinde sinir sisteminde hasara yol açmaktadır.

Bazen, tansiyon yemek yedikten sonra düşer, bu da hafif uyuşma, baş dönmesi ve baygınlığa neden olur. Yaşlı insanlar arasında, özellikle yüksek tansiyon, diyabet veya parkinson hastalığı olanlarda daha yaygın görülmektedir. Yemek yedikten sonra bağırsakların sindirim için daha fazla kan kaynağına ihtiyacı vardır. Kalp daha hızlı atmakta ve kan basıncını korumak için vücudun diğer bölgelerindeki kan damarları daralmaktadır. Yaşla birlikte, bu süreç daha az etkili olur. Problemi en aza indirmek için yemekten sonra yatmak, karbonhidrat alımını azaltmak ve sık olarak daha küçük öğünler yemek durumu normalleştirmek adına yardımcı olabilir.

Banyo yaparken kan basıncı düşebilmektedir. İdrar yaparken veya bağırsaklarda hareketlenme olurken sinirler uyarılır ve bu da vücutta basınç seviyelerini yükseltir. Yutkunma ve öksürük, vagus sinirinin uyarılmasından dolayı baygınlığa da yol açabilir.

Düşük tansiyona yol açabilen tanınmış bazı ilaçlar şunlardır: Viagra, aspirin. Viagra olarak da bilinen Sildenafil, özellikle yaşlı kimseler için risk taşımaktadır. Bu gibi ilaçlar kan damarlarını genişletir ve bu da kan basıncını ve beyne kan akışını azaltır, baş dönmesine ve bayılmaya yol açar.
Ameliyat sırasında, kasıtlı olarak kan basıncını düşürmek kan kaybını azaltabilir. Tiroid bezi, kalp hızı ve kan basıncı dahil olmak üzere bir dizi işlevi kontrol etmeye yardımcı olan hormonları üretir ve depolar. Böbreküstü bezleri stres seviyesini düzenler. Bu bezlerden herhangi biriyle ilgili sorunlar hipotansiyona yol açabilir. Kişi belli bir süre sabit bir yerde beklediğinde, bacaklarda kan toplanır. Kalp normal kan basıncını korumak için ayarlanır, ancak bazı insanlarda vücut bu sinyalleri doğru ayarlayamaz. Sonuç olarak, kalp atış hızı düşer, kan basıncında bir düşüşe neden olur, bu da baş dönmesi, mide bulantısı ve bayılma ile sonuçlanır.

Gebelik

Kan basıncı genellikle hamilelik sırasında düşer çünkü dolaşım sistemi gebelik sırasında genişler. Sistolik basınç tipik olarak yaklaşık 5 ila 10 puan arasında düşer. Bu gebelikten kaynaklı normal bir durum olarak kabul edilmektedir. Beslenme problemi olan insanlar anormal yavaşlıkta kalp hızına ve düşük kan basıncına sahiptir. Bu durum düzensiz kalp atışlarına ve muhtemelen kalp yetmezliğine yol açabilen elektrolit dengesizliklerine yol açar ve bunlar ciddi hipotansiyona neden olabilir. Hipotansiyon farklı şok türlerine bağlıdır. Şiddetli iç veya dış kanama, kan hacminin düşmesine neden olarak ciddi ve potansiyel olarak tehlikeli hipotansiyon ve şoka neden olur. Ciddi yanıklar da şok ve hipotansiyona yol açabilir. Vücuttaki bir enfeksiyondan bakteriler kan dolaşımını istila edebilir. Buna septisemi denir. Septik şok, kan basıncında yaşamı tehdit eden bir düşüşe neden olabilir. Bu durum ishal, kusma, ısı ve aşırı egzersizden de kaynaklanabilir. Vücut, fazla su kaybettiğinde de, baş dönmesine ve güçsüzlüğe yol açabilir. Sıvı ya da kan seviyelerindeki düşüş şoka yol açabilir. Vücuttaki sıvı hacminde ciddi bir düşüş, kalbin kanı düzgün bir şekilde pompalayamadığı ve yaşamı tehdit eden hipotansiyona neden olduğu anlamına gelir.

Tansiyon aleti, tansiyonu ölçmek için standart bir cihazdır. Şişirilebilir bir torba üst kolun etrafına sarılarak hasta oturma pozisyonundadır. Poşet şişirildiğinde kan akışını kısıtlar. Bir cıva veya mekanik manometre, basıncı ölçer. Doğru poşet boyutunu kullanmak önemlidir. Yanlış boyut yanlış bir okuma verebilir. Manşon tamamen tıkanana kadar poşet şişirilir, daha sonra basınç yavaşça serbest bırakılır. Sesin başladığı noktada kaydedilen basınç sistolik kan basıncıdır.
Hiç ses duyulmayana kadar manşet daha fazla söner. Bu noktada kaydedilen basınç diyastolik kan basıncıdır. Bir dijital tansiyon aleti, basıncı ölçmek için elektrik sensörleri kullanır. Sorunun sürdürülebilir olup olmadığını anlamak için okuma tekrarlanmalıdır. Hastanın tıbbi geçmişini sorması ve diğer tanısal testleri yapması kişinin kalp sorunu, hormonal problemi, anemi vb. olup olmadığı sorulmalıdır. Düşük tansiyonun önlenmesi, basit yaşam tarzı değişiklikleri ile de gerçekleştirilebilir. Örneğin;

*oturma, yatma ya da yavaş hareketler

*yastığın başını 4 cm yükseltmek

*sık sık küçük öğün yemek

*bol sıvı tüketmel

*ani duruş ve pozisyon değiştirmemek

*aşırı alkol alımından kaçınmak ve gün içinde kafeinli içecekler içmek

Hipotansiyonu olan ve hiçbir semptomu olmayan veya çok hafif olan kişiler de tedavi gerekmemektedir. Altta yatan bir sorunun belirtileri varsa, hasta ilgili bir uzmana yönlendirilmelidir.
Aniden ayağa kalktığında bayılma hissi veren bazı yaşlı kişiler, atardamarları daraltmak için reçeteli ilaç kullanabilirler. Düşük tansiyon muhtemelen bir ilaca bağlıysa, doz değiştirilebilir veya başka bir ilaç kullanılabilir.

Artan tuz ve sıvı alımı hipotansiyon belirtilerini artırabilir. Tuz seviyeleri, tuz tabletleri alınarak veya yiyeceklere daha fazla tuz eklenerek artırılabilir. Sıvılar kan hacmini arttırır. Bu da kan basıncı seviyelerini etkileyebilir. Hasta önemli değişiklikler yapmadan önce tıbbi yardım almalıdır.

Yazar: Osman Uçar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here