Uyku Hastalığı ve Tripanozoma

Uyku hastalığı, dünyadaki en fazla bitkinlik yaratan ve tedavisi en güç hastalıklardan birisidir. Etmeni Tripanozoma adlı bir protozoondur. İnfekte bireylerden sağlıklı bireylere kan emici çeçe sinekleriyle taşınır. Tripanozoma önce konağın kanında çoğalır sonra sinir sistemine yayılır. Hastalığın ilk belirtileri ateş ve halsizliktir, sonra gün boyu uyuklama hali ve geceleri uykusuzluk ortaya çıkar. Uyku hali zamanla öyle artar ki hasta yemek yemek için bile uyanamaz duruma gelir ve sonunda ölür.
Tripanozomalar ölüme yol açmadan evvel haftalarca konağın kan dolaşımında var olduğu halde, eksonların değişik düzenlenmeleri sayesinde milyonlarca değişik antikor üreten bağışıklık sistemi, bu etmene karşı yeterince etkin bir cevap oluşturamaz; bunun nedeni, bu süreç içinde tripanosoma genlerinde de benzer şekilde yeniden düzenlenmelerin meydana gelmesidir. Bütün organizmalar gibi tripanozomaların da hücre membranları üzerinde proteinler bulunur.
Ancak çoğu organizmanın aksine her bir tripanozoma yüzeyinde tek çeşit protein taşır. Yine de bağışıklık sistemi, her bir tripanozomanın antijenine bağlanabilecek bir ya da daha fazla sayıda antikora sahiptir. Bu sayede birkaç gün içinde antikor cevabı eksiksiz olarak ortaya çıkmaya başlar; ayrıca makrofajlar, öldürücü hücreler ve komplemansistem kanalları istilacı organizmaları yok etmek üzere, antikor cevabı ile uyum içinde faaliyete geçer. Fakat, infeksiyonun beşinci gününde bütün canlı tripanozomalar yüzey proteinlerini değiştirirler.
Tripanozoma genomu yüzlerce hatta binlerce- yüzey proteini genine sahiptir ve yaklaşık her beş günde bir yeni bir gen dizisi genomdaki aktif bölgeye geçerek faaliyete başlar. Her bir tripanozoma üzerindeki yeni yüzey proteini pek çok çeşit proteinden biri olacaktır, böylece infeksiyon sırasında sadece birkaç tip olan tripanozoma antijen çeşitleri her beş gün içinde yenilenerek kısa zamanda büyük bir sayıya ulaşır. Bunun sonucu organizmada başlamış ve gelişmekte olan özgün bağışıklık cevabı devre dışı kalır ve daha geniş bir antijen çeşitliliğine karşı yeni bir cevap en baştan işe başlar. Bu aşamadaki parazitelere tamamen değişik özgünlükteki yeni bir lenfosit seti bağlanır ve böylece yeni devreye giren bakir B ve T hücrelerinin aktive olduğu, bölünmeye başladığı, antikor ürettiği vb. bir süreç baştan başlar.
Ancak bağışıklık sistemi savaşı kazanmaya yüz tutsa da yüzey-protein genlerı yeniden değişecektir. Sonunda vücudun bağışıklık sistemi yenik düşer. Bundan sonra tripanozomalardaki gen transpozisyonları (gen yeniden düzenlenmeleri) tamamen kontrol altında bulunan bir olay haline gelir. Aktif gen bölgesine geçen genler oldukça yaygın olarak görülmektedir ve hastalığın gelişim sürecinde pek çok araştırıcının düşündüğünden çok daha önemli olabilir

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :