Anketler

Çoktan Seçmeli Anketler

Açıklama ve Notlar

Bilgiustam Theme V3: Editleme yoluyla değil, sıfırdan yaptığımız bir tema olup yaklaşık 4 aydır kullanmaktayız. Genel istek üzerine bu temanın paylaşılması konusunda sizlere danışmaktayız.

Yazarlık Sistemi: Yaklaşık 3 aydır aktif olan yazarlık sistemimize olan talepten ve yazarlarımızın performansından çok memnunuz. Fakat takip edenler son 1 aydır yazarlık başvuru formunun aktif olmadığını bilirler. Bunun sebebi yazar panelimize yapılan saldırılar sonucu aşırı yüklenme nedeniyle sunucumuzun zarar görmesidir. Herhangi bir veri kaybı yaşanmasa da başvuru formundaki bir açık bu duruma zemin hazırlamıştı. Şimdi ise açığı kapatıp sistemi tekrar devreye sokabilecek durumdayız. Bu konu hakkında da sizlere danışıyoruz.

Yorumlar: Rahatsızlık duyduğunuz veya olmasını istediğiniz başka şeyler varsa yorum kısmından veya iletişim bölümünden yazınız. Sizlerin görüşleri bizim için gerçekten çok önemli ve hepsini dikkate aldığımızı bilmenizi isteriz.

Ankete katılan herkese teşekkürler.

white-laptop []Laptop alırken izlenmesi gereken üç adım vardır. Bunları sırasıyla değineceğim.

1. İhtiyaçlarınızı Belirlemek

Laptop almaya karar verdiyseniz öncelikle onu ne için kullanacağınızı tespit etmeniz gerekir. Eğer sadece internette gezinip basit ofis yazılımları kullanacaksanız, ucuz bir netbook işinizi fazlasıyla görecektir. Bu tarz laptoplar küçük ekranlı ve tek çekirlekli işlemcisi olan hafif, ucuz ve basit ürünlerdir. Ultra taşınabilir sınıfa giren bu tarz cihazları her an yanınızda taşıyarak internetteki rutin işlerinizi rahatlıkla halledebilirsiniz. Netbook’lar adı üzerinde “internet” için tasarlandıkları için bu cihazlarda oyun oynamak gibi bir amacınız olmamalı. Maksimum pil ömrü ve taşınabilirlik hedeflendiğinden hem az donanım özelliğine sahiptirler hem de zayıf işlemcileriyle size internette gezinebilecek kadar performansı ancak sunabilirler.

Birtakım hesap ağırlıklı yazılımları(grafik ve mühendislik yazılımları gibi) kullanarak iş yapacaksanız, sizi bu konuda sıkıntıya sokmayacak ve yarı yolda bırakmayacak daha güçlü ve pahalı bir ürün seçmelisiniz. Bu ürünlerde işlem gücü en önemli faktör olduğundan en az çift çekirdekli güçlü bir işlemciye sahiptirler. Bunun yanında rahat çalışabileceğiniz geniş bir ekranı olan usb, firewire, HDMI, bluetooth gibi bağlantı arabirimleri destekleyen cihazların tercih edilmesi yerinde olur.

Eğlence ve oyun ağırlıklı kullanım içinse, ürün gamındaki en pahalı cihazlara yönelmek kaçınılmazdır. Bu tarz laptoplarda güçlü bir işlemci, paylaşımsız RAM’a sahip olan ekran kartı ve iyi bir grafik çipseti olmazsa olmazlardandır. İkincil öneme sahip olan şeyler ise, ekranın kalitesi ve soğutma başarısıdır. Ekran oyunlarda ghosting gibi sorunlar oluşturmayacak gözü az yoran kaliteli bir yapıda olmalıdır. Bu laptoplar yüksek mhz değerlerine sahip olduklarından soğutma açısından çok iyi tasarlanmış olmaları gerekir. Aksi taktirde işlemci veya grafik çipseti ısındığı için oyunun ortasında yavaşlayarak oyun zevkine limon sıkan bir laptopu hiçkimse istemez. Soğutma problemleri oyun oynanan ve 1 yıldan fazla kullanılmış olan her 10 laptopun 8′inde görülen bir sorundur.

2.Aradığınız Özelliklerdeki Ürünü Seçmek

İhtiyacımızı belirledikten sonra aranan özelliklerdeki en yakın ürünü seçmek gerekir. İşlemci açısından bakarsak Intel ve AMD arasında pek fark yoktur. Hangi marka size daha sıcak geliyorsa onu tercih edebilirsiniz. Ama genel anlamda oyunlar ve multimedya özellikler açısından Intel bir adım daha önde gidiyor diyebiliriz. Tabi bu noktada fiyat faktörünü de göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü tek başına işlemci fiyatları farklı markalar için benzer seviyelerde de olsa, anakart fiyatları Intel cephesinde oldukça yüksek maliyetler getirebiliyor.

Grafik çipseti olarak Nvidia ve ATI her ikisi de birbirine çok yakın performans vermekteler. Fakat oyun üreticilerinin çoğunun Nvidia ile özel anlaşmalar yaparak optimize edildiğini düşünürsek, Nvidia çipset kullanan cihazlar tercih sebebi olabilir. Bu noktada en önemli konu ekran kartı belleğinin paylaşımsız olmasıdır. Paylaşımlı RAM’a sahip olan cihazlar paylaşımsız olanlara göre ciddi anlamda az performans vermektedir.

Aynı anda kullandığınız uygulama sayısına bağlı olarak RAM miktarını da mümkün olduğu kadar yüksek seçmeye çalışmak mantıklı olacaktır. Fiyatları oldukça alt seviyelere inmişken RAM için verilecek ekstra bedelin performans getirisi oldukça iyi olacaktır. 3GB ve üstü RAM’a sahip olan bir laptop her türlü uygulama ve oyunu hiç sorun çıkarmadan tampon belleğine alacaktır.

Sabit disk alanını gözönüne aldığımızda yine alabileceğimiz en yüksek depolama miktarını tercih etmek her zaman kullanışlı olur. Günümüzde özellikle video anlamında HD(High Definion) yani yüksek tanımlı video içerikleri hayatımıza her geçen gün daha fazla girmektedir. Bu nedenle “Hard Disk ne kadarbüyükse o kadar çabuk dolar” sözünü de aklımızdan çıkarmayarak, sabit disk konusunda kapasiteye önem vermeliyiz. Tabi SSD‘lerin yaygınlaşması ile depolama alanında çok daha konforlu günler bizi bekliyor olacak buna eminim.

Geri kalan özellikler sizin isteklerinize göre şekillenecek şeylerdir. Yani işlemci, ram, hdd ve ekran kartı dışındaki özelliklerde dilediğiniz şekilde seçim yapabilirsiniz. Yazının Devamı »

İstanbul-İzmir arasında yapılması planlanan otoyol ile İstanbul’dan İzmir’e 3 saatte gidilebileceğini ifade eden Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, en az 6 milyar dolara mal olacak bu otoyolda İzmit Körfezi’nden geçişin 3 kilometrelik bir köprüyle gerçekleştirileceğini söyledi. Toplam 423 kilometre uzunluğunda olan otoyolun, finans kısmı ise yap-işlet-devret yöntemiyle karşılanacak. Şu an iki şirket ihaleye teklif vermiş ve bunlar değerlendirme sürecindeymiş.

Benim merak ettiğim ise bu köprünün nasıl olacağı…

kopu

Boğaz köprüsü gibi karadan mesnetlenmiş desteksiz bir köprü elbette mümkün olmayacaktır. İstanbul’daki her ikiköprünün de yaklaşık 700-800 metre arası boylara sahip oldukları düşünüldüğünde 3 kilometrelik bir köprüde en az 4 destek kullanılması gerekecektir. Bu destekler(ayaklar) zemine sabitlenmiş olabileceği gibi yüzer-duba şeklinde de olabilir. İzmit Körfezi’nde Türkiye genelinde olduğu gibi hızla derinleşen bir kıyı yapısı var ise, deniz altına yapılacak bu ayakların maliyeti inanılmaz seviyelere ulaşacaktır. Fakat nispeten daha az maliyetli olsa da yüzer ayakların yapılabilmesinin önünde birçok engel bulunuyor. Bunların başında ise iklim şartları geliyor.

Köprü inşasındaki bir diğer önemli unsur ise titreşimlerin sönümlenmesi. Bunun için en güvenli yöntem süspansiyonlu köprülerin yapılması. Tabi bu büyük ölçekli köprülerde uygulanabilirliği düşük olan bir yöntem. Geleneksel olarak malzemenin esnekliğine ve doğal frekansının ölçümlerine güvenilerek yapılan köprüler büyük ölçek için tercih edilmekte. Eğer rüzgarın ve köprü üzerindeki taşıtların neden olduğu titreşimler yeterli ölçüde sönümlenemezse, köprü rezonansa girerek yıkılabilir. Bu nedenledir ki, köprü yapımında işinde uzman çok deneyimli mühendis ekiplerinin çalışması gerekir. Bu noktada yapılabilecek ufak bir hata, yüzlerce insanın hayatına mal olabilir. Şu an ihaleye başvuran şirketlerin ikisi de Türk ortakları bulunan yabancı şirketler.

enuzunkopruDünyanın en uzun köprüsü ise Çin’de bulunuyor. 1.7 milyar dolara mal olmuş 36 kilometre uzunluğa sahip olan bu köprü yüzlerce desteğe sahip ve Şangay ile Ningbo arasındaki ulaşımın kilit noktasını oluşturmakta. Bu köprünün geneli viyadüklerde olduğu günü sık aralıklarla desteklenmiş yolalrdan oluşuyor. Fakat sığ bir bölge de olsa deniz üzerinden geçtiğinden köprü sınıfına girmekte.

modifiye

Modifiye Nedir ?

İngilizce “Modified ve Tuning” kavramının Türkçe karşılığı olan “Modifiye”, değiştirmek, kişiselleştirmek, ayarlamak anlamlarına gelmektedir. Teknik olarak ise herhangi bir şeyin üzerinde yapılan değişikliktir. Yani bir anlamda orjinalliğini bozmaktadır. Bu kavram günümüzde genellikle motorlu araçlarda kullanılmakta ve bu konuda her geçen gün yeni yeni fikirler türemektedir.

Günümüz Türkiye’sinde modifiye denildiğinde aklımızda iki çeşit modifiye canlanır. Birincisi aracın dış görünüşünde yapılan değişiklikler, ikincisi de aracın motorunda yapılan değişikliklerdir. En yaygın olanı ise tabiki dış değişikliktir çünkü az maliyetle çok fazla değişiklik yapılabilir ve iyi bir estetik görünüm sağlanabilir. Motor üzerinde yapılan değişiklikler ise genellikle hız, güç ve yarış severlerin tercih ettiği modifiye şeklidir. Haliyle maliyeti de biraz yüksek olabilir.

Bir aracı modifiye etmek zaman ve sabır isteyen bir uğraştır. Çünkü aracın modifiyesi sırasında yapılan küçük yanlışlar büyük kazalar meydana getirebilmektedir. Bu nedenle modifiyenin her aşamasında daha fazla itina gösterilmelidir. Diyelim ki aracınızın motorunu modifiye ettiniz ve beygir gücünü 140 beygirden 190 beygire çıkarmayı başardınız. Burada iş yalnızca motorun gücünü artırmakla kalmıyor. Yani eğer motorda bir güç artışı sağlamışsanız aracın güvenliğine bağlı olarak diğer ekipmanlarıda kontrol etmeniz gerekiyor. Çünkü otomobil üreticileri aracın fren balatalarını, fren disklerini ve en önemlisi lastikleri üretmiş olduğu aracın motor gücüne bağlı olarak milimetrik olarak hesaplamaktadır. Siz motor gücünü artırıp frenlere ve lastiklere dikkat etmezseniz güvenli bir sürüş sağlayamazsınız. Bu nedenle motor gücü artırılan araçlara genellikle performans lastikleri uygulanır ki yol tutuşu ve frenaj iyi olsun.

Modifiye Nasıl Yapılır ?

Son 2-3 yılda ülkemizde, modifiye artık iyici yerine oturmaya başladı diyebiliriz. Her köşede ufak tefekte olsa modifiye parçaları satan yerler görmek mümkün. Bu nedenle artık modifiye yapabilmek eskisi kadar zor değil.  Şimdi modifiyede sıkça kullanılan terimlerden ve parçalardan yola çıkarak aracımıza neler yapabileceğimize bir bakalım…

Dış Modifiye: Araca estetik bir görünüm sağlamak ve kısmende olsa performansı etkilemek için yapılan değişiklerdir. Bunlar;

1) Cam Filmi :
Cam filmi modifiyenin en basit aşamasıdır, araca estetik bir görünüm sağladığı gibi, zararlı uv ışınlarından korunmak ve yolcu kabininin güneş ışınlarıyla ısınmasını önlemek amacıyla da kullanılır. Cam filminin diğer bir kullanım alanı sürüş güvenliği sağlamaktır. İyi bir cam filmi gece sürüşlerinde karşıdan gelen keskin ışınları kırarak güvenli sürüş sağlamanıza yardımcı olur. Satış noktalarında “çizilmez cam filmi” veya “amerikan cam filmi” olarak adlandırılır ancak cam filmi çizilmez diye bir kural yoktur. Her cam filmi çizilebilir ancak bazıları daha kaliteli olduğu için çizilmeye karşı daha dayanıklıdır. Ülkemizde aracın ön kısmına cam filmi çektirmek kanunen yasak ancak polis gördüğünüzde camları açarsanız veya gece bir polis gördüğünüzde tavan lambalarını yakarsanız sorun olmaz. Ben bunlarla uğraşamam derseniz tam koyu olmayan 1 ya da 2 numara film çektirmeniz önerilir. Çektirmeniz önerilir diyorum çünkü kendi cam filminizi kendiniz çekmek isterseniz çok uğraşırsınız. Bu konuda uzman bir servisin çekmesi daha uygundur. Maliyeti 50 ile 80 YTL arasında değişebilmektedir.

2) Far Kitleri ve Neon Aydınlatma:

Yine otomobilinde hoş bir görünüm yakalamak isteyenlerin en çok tercih ettiği ürünlerden biridir. Far kiti olarak özellikle Xenon far kitleri sıkça kullanılmaktadır. Bildiğiniz gibi Xenon kimyasal bir elementtir. 1898 yıllında keşfedilmiştir.Otomobillerde ise 1990′lı yıllardan beri kullanılmaktadır ancak son 2-3 senedir yaygınlık kazanmıştır. Xenon farları diğer far kitlerinden ayıran en büyük özellik daha iyi aydınlatma sağlamasıdır. Xenon farların normal sarı renkte ışık veren Halojen farlardan diğer bir farkı ise kit olarak satılmasıdır. Yani bir Xenon lambayı alıp aracınıza direk uyguladığınızda verim alamazsınız çünkü Xenon lambalar mercekli camlara ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle sadece lamba olarak değil far komple set olarak satın alınmalıdır. Kısa mesafede yüksek yoğunlukta ışık yaydığı için daha iyi bir görüş sağlar ancak yansıma fazla olduğundan karşıdan gelen sürücünün gözünü alabilmektedir. Bu nedenle Xenon far alırken Uzun-Kısa değilde sadece Kısa aydınlatma özelliğine sahip farlar tercih edilmelidir.
Diğer bir alternatif ise Angel Eyes adı verilen far kitleridir. Bunlar sürüş anında daha az tehlikeli olabilmekle birlikte beyaz değilde mavi renkte bir ışık yaydığından ve far içerisinde mavi bir halka şeklinde olduğundan göze daha güzel görünmektedir. Xenon ve Angel Eyes far kitlerinin fiyatları kalitesine göre değişmektedir. Ancak ortalama olarak 350 ile 1100 YTL arasındadır.

Neon aydınlatma ise geceleri aracı alımlı gösteren bir başka unsurdur. Neon lambalar ilk olarak dükkanların tabelalarında ve televizyon tüplerinde kullanılmaya başlanmışsa da üretken modifiyeciler tarafından keşfedilerek otomobillere uygulanmıştır. Neon doğada çok az bulunan bir gazdır ve bu gaz genellikle uzunca bir cam tüpün içine doldurulup otomobillerin alt kısmına yerleştirilir ve düşük bir voltajla çalışabilir. Araç altı aydınlatmanın diğer bir alternatifi ise led lambalardır. Yine led lambalar uzunca bir tüpün içine dizilerek küçük bir voltajla çalıştırılabilir. Yazının Devamı »

Dünyanın bağımsız lider bellek üreticisi olan Kingston şirketi DataTraveler® 200 serisi ürünlerini piyasaya sürdü. Dünyanın ilk 128GB’lık flaş belleğini de ürün gamında bulunduran DataTraveler® 200 serisi; 128, 64 ve 32GB’lık seçeneklere sahip. Gelişmiş şifreleme sistemini donanımsal olarak içerisinde barındıran cihaz, bu sayede yanında korkmadan dilediği kadar veri taşımak isteyenlere güzel bir alternatif oluşturuyor.

kingston-datatravelerDataTraveler 200 serisi ürünlerin teknik özellikleri:

  • Kapasiteler: 32GB, 64GB, 128GB
  • Boyutlar: 2.77″ x 0.49″ x 0.89″ (70.39mm x 12.52mm x 22.78mm)
  • Çalışma Sıcaklığı: 0º C ile 60º C
  • Depolama Sıcaklığı: -20º C ile 85º C
  • Kolay Kullanım: USB girişine bağlamak yeterli (tak-çalıştır)
  • Pratik: sağlam ve sürgülü(kapaksız) tasarım
  • Garanti: 5 yıl garanti
  • Güvenlik: Windows altında çalışan Password Traveler güvenlik yazılımı
  • Ekstra: Windows ReadyBoost™ desteği

Şık ve sade bir görünüme sahip olan cihaz, sürgülü kapak sistemi sayesinde çok kullanışlı gözüküyor. Ürün Windows Vista ve Windows 7 üzerindeki ReadyBoost™ fonksiyonuna da tam destek veriyor. Bu demektir ki, belleği eboostr tarzı programlarla efektif biçimde kullanabilmek mümkün. Buna ilave olarak üzerine başlı başına bir işletim sistemi kurarak boot işlemiyle usb girişi olan herhangi bir bilgisayarda çalıştırabilecek bir hard disk gibi de kullanılabilmekte. Bu sayede bütün ayarları hazır şekilde kendi bilgisayarınızmış gibi heryerde rahat ve esnek bir kullanıma sahip olabiliyorsunuz.

Geniş bir resim, müzik ve video arşivine sahip olup bunları her zaman yanında taşımak isteyenler veya büyük boyutlu veritabanları ve dosyaları yanında taşımak isteyen iş adamları için 128GB’lık bir alan oldukça cazip bir kapasite olsa gerek. Şahsen yazlığa veya bir arkadaşıma kalmaya gittiğimde, HD Film arşivimin, website yedeklerimin, resimlerimin veya dinlediğim müziklerin yanımda olmasını isterim. Bunu genellikle DVD’lerim, laptop’um ve 8GB’lık flaş belleğimle hallediyordum. Ama bu üç parçayı teke indirerek ufacık bir bellekle seyahat etmek çok daha güzel olacaktır. Nasıl olsa gittiğim yerlerde mutlaka arkadaşımın da bilgisayarı olacağından onunla işlerimi halledebilirim.

Flaş bellekler performans anlamında SSD‘lerden çok geride olsalar da, onlardan pahalıya satılması ilginç olmuş. Öyle ki açıklanan fiyatlara göre 32GB olan model; 120$, 64GB olan model 213$ ve serinin amiral gemisi olan 128GB’lık model ise 546$’dan satılıyor. 128GB’lık SSD’lerin şu an 400$ seviyesinde satılıyor olması bu ürüne olan cazibeyi ortadan kaldırabilir. Çünkü SSD’leri taşımak hiç de zor değil, bunun yanında PC’lerde çok yüksek performaslı SATA2 bir disk olarak kullanılabilmekte. Sonuç olarak bu fiyata asla bu cihazı satın almayı kimseye tavsiye etmem. Ancak 128GB’lık bu model, 64GB’lık modelin fiyatında olsaydı makul bir seçenek olarak düşünülebilirdi.

Kaynak: TestFreaks

Sayfa 1 (231)12345678910»...Son »