Bilgiustam
Bilgiyi ustasından öğrenin

Dünyanın En Kalabalık 15 Ülkesi ve Nüfusun Ekonomik Büyüme Bakımından Önemi

0 98

Son Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, 17 Şubat 2024 Cumartesi itibarıyla mevcut dünya nüfusu 8.091.982.059’dur. “Dünya Nüfusu” terimi, dünyadaki insan nüfusunu (şu anda yaşayan toplam insan sayısını) ifade eder. Dünyadaki insanların yarısından fazlası, dünyanın en kalabalık 15 ülkesinden birinde yaşamaktadır. Daha fazla insan, doğal kaynaklardan istihdama kadar her şeye daha fazla talep anlamına gelir. Bu nedenle, artan nüfus artışı kalkınmayı engelleyebilir. Yine de dünyanın en kalabalık ülkelerinin çoğu yıllık nüfus artış oranlarını azaltmayı başarmıştır. Çin, önceki yıllarda dünyanın en kalabalık ülkesi olsa da şimdilerde birinciliği Hindistan’a kaptırmıştır. Asya, dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan Hindistan ve Çin’in varlığı nedeniyle dünyanın en kalabalık kıtasıdır.
Aşağıda dünyanın en kalabalık 15 ülkesine yer verilmiştir. Rakamlar en son Birleşmiş Milletler tahminleri yansıtmaktadır, ülke nüfusları yeni doğumlar veya ölümler nedeniyle şu an bile değişmektedir.

Dünyanın En Kalabalık 15 Ülkesi ve Nüfusun Ekonomik Büyüme Bakımından Önemi

Hindistan: Nüfus 1.436.919.268
Bharat olarak da bilinen ülke, Asya’nın ve dünyanın en kalabalık birinci ülkesidir. Nisan 2023’te uzun süredir lider olan Çin’i geride bırakmış ve dünyanın en kalabalık ülkesi haline gelmiştir. Güncel nüfusu 1,436 milyardan fazla bir sayıya ulaşmıştır. Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak 2027 yılına kadar Çin’i geride bırakmaya devam edeceği beklenmektedir. Dünyanın en kalabalık ülkesi olarak yeni konumu, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda bir dizi yeni zorluğu beraberinde getirecektir. Bu zorluklar arasında giderek artan sayıda insanın sağlık hizmetlerine, eğitime ve istihdam fırsatlarına erişiminin sağlanması ve bunların küresel siyasi ve ekonomik manzaradaki rolünün bulunması yer almaktadır.

Çin: Nüfus 1.425.358.855
Çin, uzun bir süredir dünya çapında en büyük nüfusa sahip ülke konumunda iken ölçümlere göre 2023 yılında Hindistan tarafından geride bırakılmıştır. Çin şu an dünyanın en kalabalık ikinci ülkesidir. BM’ye göre Çin’in tahmini nüfusu 1.425 milyarın biraz üzerindedir. Hindistan ve Çin birlikte toplam nüfusun yaklaşık yüzde 36’sını oluştururlar ve yaşanabilir dünya yüzeyinin yüzde dokuzunu kaplarlar. Doğu Asya’daki Çin’in nüfusunun yaklaşık %90’ı Han Çinlisidir. Çin’de 50’den fazla tanınmış etnik grup bulunmaktadır; en büyükleri yaklaşık 10 milyon insanla Uygurlar ve yaklaşık 3 milyon insanla Tibetlidir. Çin’in nüfusunun büyüklüğü, ülke için vatandaşlarına yeterli kaynak, iş ve sosyal hizmet sağlama ihtiyacının yanı sıra kentleşme, kirlilik ve sürdürülebilirlikle ilgili sorunları yönetme ihtiyacı da dahil olmak üzere hem fırsatlar hem de zorluklar sunmaktadır.

1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Çin nüfusu, takip eden on yıllarda hızla artmıştır. Bu nüfus patlamasını önlemek amacıyla 1979 yılında tek çocuk politikası uygulamaya konulmuştur. Bu politika nüfus artışını yavaşlatmada etkili olmasına rağmen birçok olumsuz yan etkisi nedeniyle tartışmalara neden olmuştur. Bu olumsuz etkilerden biri olan Çin nüfusunun ortalama yaşın daha ileri bir yaşa doğru kayması, sonunda hükümetin politikayı revize etmesine neden olmuştur. Ekim 2015’te mevcut yasa iki çocuk politikasına değiştirilmiş, Mayıs 2021’de üç çocuk politikası uygulamaya konulmuş ve nihayet Temmuz 2021’de tüm sınırlamalar kaldırılmıştır. Ancak bu politika değişikliğinin doğum oranı üzerinde kalıcı bir etkisi olmamış gibi görünmektedir. Günümüzde pek çok Çinli ebeveyn Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde olduğu gibi ikinci, üçüncü çocuk sahibi olmak konusunda isteksizdir. Çin’de doğum sayısı tek çocuk politikasının kaldırılmasını takip eden yıllarda değişiklik göstermiş, toplam doğum sayısı birkaç yıl artmış ancak daha sonra 2018’de tekrar önemli ölçüde düşmüştür. 2022 yılında nüfus artışı, büyük olasılıkla koronavirüs pandemisinden de etkilenerek, nihayet yüzde -0,06’ya düşmüştür. 2023’te yıllık nüfus artış hızı yüzde -0,15 olarak gerçekleşmiştir Ebeveynlerin daha fazla çocuk sahibi olamamasının en belirgin nedenleri arasında artan yaşam maliyetleri ve çocuk bakımı masrafları, artan iş baskısı, kendini gerçekleştirme ve bireyciliğe yönelik artan eğilim ve değişen sosyal davranışlar yer almaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri: Nüfus 341.148.657
Kuzey Amerika’nın orta kısmının çoğunu kaplayan ABD, tüm Amerika kıtasının ve dünyanın en kalabalık ülkesidir. Amerika Birleşik Devletleri’nin toplam nüfusu 341 milyonun üzerindedir. ABD’de yıllık nüfus artışı 1956’da %1,76’ya ulaşmış, ardından 1970’te %0,89 gibi düşük bir seviyeye gerilemiştir. Bu oran 1970’ler ve 80’ler boyunca hemen hemen değişmeden kalmıştır. Ancak 1990’lı yıllarda nüfus artış hızı %1,27’ye yükselmiştir. Bu dönemi, 2000’li yılların ilk yarısında bir düşüş, 5 yıl içinde hafif bir toparlanma ve ardından 2009’dan itibaren yeniden bir düşüş izlemiştir. 2020 yılında Amerika’nın yıllık nüfus artış hızı sadece %0,59 seviyesinde gerçekleşmiştir ve 2050 yılına kadar pozitif kalmaya devam edecek olsa da gelecekte daha da düşmesi beklenmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi, öncelikle bol miktarda doğal kaynağa ve mal ve hizmet üretimiyle başa çıkabilecek gelişmiş altyapıya sahip olmasının yanı sıra yüksek üretkenliği mümkün kılan nüfus ve işgücüne sahip olması nedeniyle gelişmektedir. Verimli üretkenlik, 2000’li yılların sonlarına doğru çeşitli ekonomik zorluklar yaşanmasına rağmen, son on yılda neredeyse her yıl GSYİH’de hafif bir artışa yol açmıştır. ABD, düşük doğurganlık ve ölüm oranlarıyla demografik olarak gelişmiş bir toplum olarak kabul edilmektedir, ancak doğum oranı, doğal nüfus artışını koruyan ölüm oranından biraz daha yüksektir. Dünyanın en zengin ülkesi olmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nde doğumdan itibaren beklenen yaşam süresi 77 yıl civarındadır ve bu da onu ilk 50 ülkenin dışında bırakmaktadır; hatta bu oran son yıllarda düşmüştür ve bu düşüş yüksek obezite oranlarına, sağlık hizmetlerine erişimdeki engellere ve sağlıksız yaşam tarzı tercihlerine bağlanmıştır. Yüksek oranlarda uyuşturucu kullanımı (yasadışı ve reçeteli) ve silahlı şiddet de ilerlemenin önündeki en büyük engeller olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’nin nüfusunun, diğer birçok gelişmiş ülkenin aksine, yüzyılın geri kalanında doğal olarak artmaya devam etmesi ve 2100 yılında 430 milyonun üzerine çıkması beklenmektedir.

Endonezya: 278.968.187
Endonezya, Güneydoğu Asya ve Okyanusya’da bulunan 17.000’den fazla adadan oluşan dünyanın en büyük ada ülkesidir. Hinduizm, Budizm ve İslam’ın etkilerini taşıyan çok çeşitli bir kültüre sahiptir. Endonezya, Papua Yeni Gine, Doğu Timor ve Malezya ile sınır komşusudur. Toplam nüfusu 279 milyona yakın olan Endonezya, dünyanın en kalabalık beş ülkesinden biridir. Endonezya gelişmekte olan bir ülkedir ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin kurucu üyesi olmasının yanı sıra G-20 ekonomilerinin de üyesidir. Yavaş yavaş dünyanın en iyi ekonomileri arasında yerini almaktadır. Sadece ekonomisi büyümekle kalmamakta, nüfus da hızla artmaktadır. Ancak nüfus oranındaki artışa rağmen doğurganlık oranı son on yılda yavaş yavaş azalmıştır. Yine de ülkedeki daha iyi ekonomik durum ve iyileşen sağlık ve yaşam koşulları nedeniyle doğumda beklenen yaşam süresi son on yılda istikrarlı bir şekilde artmıştır ve bu durum Endonezya’daki toplam nüfus artışına da katkıda bulunmaktadır.

Pakistan: 243.471.929
Pakistan İslam Cumhuriyeti dünyanın en kalabalık beşinci ülkesidir, nüfusu yaklaşık 243,5 milyondur ve en kalabalık ikinci İslam ülkesidir. Ülkede altı büyük etnik grup yaşar. En büyük etnik grup Pencaplılardır (%45), bunu Peştunlar (%15), Sindhiler (%14) ve Saraikiler (%8) takip etmektedir. Pakistan nüfusunun yaklaşık %96’sı Müslümandır. Sınırlarını Hindistan, Çin, Afganistan ve İran ile paylaşmakta olan Pakistan, Güney Asya, Orta Asya ve İslami etkilerin karışımından oluşan zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
Yıllık nüfus artış hızı 1982 yılına kadar artmaya devam etmiş ve %3,41 ile zirveye ulaşmıştır. Daha sonra Pakistan’ın nüfus artış hızı nihayet düşmeye başlamıştır. 2020 yılında bu oran %2 seviyesine inmiştir. Nüfus uzmanları, Pakistan’ın nüfusunun endişe verici bir hızla artmaya devam etmesinin nedeni olarak dini tabuları, siyasi çekingenliği ve cehaleti göstermektedir. Aslında ülkenin doğum oranı Afrika dışındaki en yüksek oranlar arasında yer almaktadır. Tahminler, Pakistan’daki nüfus artış hızının düşmeye devam etmesine rağmen, ülkedeki insan sayısının önemli ölçüde artmaya devam edeceğini ve 2050 yılına kadar Pakistan’da 338 milyondan fazla insanın olacağı noktaya kadar ulaşabileceğini göstermektedir.

Dünyanın En Kalabalık 15 Ülkesi ve Nüfusun Ekonomik Büyüme Bakımından Önemi

Nijerya: 227.182.409
Nijerya, Batı Afrika’da Gine Körfezi’ne sınırı olan bir ülkedir. Afrika’nın en kalabalık ülkesidir ve sürekli olarak yüksek bir nüfus artış hızına sahiptir. Son verilere göre nüfusu 227 milyondan fazladır. Gelişmekte olan diğer ülkelerin tersine Nijerya’nın yıllık nüfus artış hızı aslında 1950’lerdekinden daha yüksektir. 1965 ile 2023 yılları arasında Nijerya’da yaşayan insan sayısı ortalama yüzde ikinin üzerinde artmıştır. 2023 yılında nüfus bir önceki yıla göre yüzde 2,44 artmıştır. Mevcut eğilimler devam ederse Nijerya’nın nüfusu 2050 yılına kadar iki katına çıkabilir. Ana etnik gruplar %30 Hausa, %15 Yoruba, %15 Igbo (Ibo) ve %6 Fulani’dir. Nijerya nüfusunun yarıdan fazlası Müslüman (%53), ağırlıklı olarak Sünnidir. Nüfusun %45’i farklı Hıristiyan mezheplerine mensuptur. Nijerya dünyanın en genç nüfuslarından birine sahiptir. Nijerya’da nüfusun önemli bir yüzde 50’si 19 yaşın altındadır. En belirgin yaş aralığı (erkeklerin yüzde 8,3’ü ve kadınların yüzde 8’i) dört yaşına kadar olanlardan oluşmaktadır. Daha geniş bir ölçekte, hem Afrika’da hem de uluslararası alanda Nijer Cumhuriyeti (Nijerya Federal Cumhuriyetinden farklı bir ülkedir) en düşük ortalama yaş rekorunu elinde tutmaktadır. Nijerya küresel sıralamada 18. sırayı korumaktadır. Ayrıca Nijerya’da ortalama yaşam süresi 62 yıldır. Ancak bu durum kadın ve erkekler arasında farklılık göstermektedir. Başlıca ölüm nedenleri yenidoğan hastalıkları, sıtma ve ishalli hastalıklardır.

Brezilya: 217.192.344
Brezilya, dünyadaki biyolojik çeşitliliğin önemli bir bölümünü barındıran Amazon yağmur ormanlarıyla ünlüdür. Güney Amerika kıtasının en kalabalık ülkesidir. Ülkede 217 milyondan fazla insan yaşamaktadır. Brezilya’nın nüfusu hâlâ artıyor olsa da, yıllık büyüme hızı 1950’lerden bu yana giderek yavaşlamıştır. 1951’de Brezilya’nın nüfusu %3,02 oranında artmıştır. Buna karşılık 2020’de Brezilya nüfusunun yalnızca %0,72 arttığı görülmüştür. 2050 yılına gelindiğinde Brezilya nüfusunun aslında %0,05 oranında azalması beklenmektedir.

Bangladeş: 174.060.490
Bangladeş, Güney Asya’da Hindistan ile Myanmar arasında Ganj-Brahmaputra deltasında yer almaktadır. 147.630 km2 gibi nispeten küçük bir alanda 174 milyondan fazla nüfusa sahip olan listedeki tek ülke, aynı zamanda nüfus yoğunluğu bakımından dünyada en üst sıralarda yer alan tek bölgesel devlettir. Bangladeş nüfusunun büyüme oranı on yıllar boyunca tutarlı olmamıştır. 1951 yılında ülkenin yıllık nüfus artış hızı %2,14 iken 1967’de bu oran yüzde 3,28’e kadar çıkmış, 1973’te yüzde 1,52’ye düşmüş, ardından 1979’da yüzde 2,76’ya yükselmiştir. Bangladeş’in nüfus artış hızı 1980’lerden beri düşüş eğilimindedir. 2020 yılında ülkenin nüfus artış hızı %1,01 ile tüm zamanların en düşük seviyesinde ulaşmıştır. Bu oranın 2050 yılına kadar %0,15’e düşeceği öngörülmektedir.

Dünyanın En Kalabalık 15 Ülkesi ve Nüfusun Ekonomik Büyüme Bakımından Önemi

Rusya Federasyonu: 144.135.043
Resmi olarak Rusya Federasyonu olarak bilinen Rusya, 144 milyondan fazla nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık ülkesidir. Kuzey Asya ve Doğu Avrupa’da bulunan kıtalararası bir ülke olan Rusya’nın büyük bir kısmı çöllerden ve permafrost alanlarından oluşmaktadır. Bölgenin yalnızca yüzde 23’ü Uralların (Avrupa ile Asya arasındaki sınır) batısında yer alır, ancak nüfusun yüzde 85’i burada yaşar. Nüfusun yalnızca yüzde 27’si şehirlerin dışında yaşamaktadır. Ülke nüfusunun yüzde 80’inden fazlası etnik Ruslardan oluşur. Rusya’da yaşayanların yaklaşık üçte ikisi ülkenin Avrupa kısmında yaşar. Resmi dil Rusçadır.
Rusya’daki dini uygulayıcıların %15-20’si Rus Ortodoks ve yaklaşık %17’si Müslüman’dır. Rusya’da, Sovyet yönetimi altında yetmiş yılı aşkın resmi ateizmin mirası olan, ibadet etmeyen inananlar ve inanmayanlardan oluşan büyük bir nüfus vardır. 1954 yılında yıllık nüfus artış hızı %1,68 iken bu oran 1950’lerin ortasında, 60’larda ve 70’lerde önemli ölçüde düşmüş, 80’lerde ise biraz toparlanmıştır. Ancak Sovyetler Birliği’nin çöküşünden kısa bir süre sonra Rusya’nın nüfus artış hızı yeniden düşmeye başlamıştır; öyle ki 1994 yılına gelindiğinde ülke gerçekten nüfus kaybetmiştir. Rusya’nın nüfusu ancak 2009’da tekrar artmaya başlamış, 2014’te yıllık %0,14’lük büyümeye ulaşmış, sonra tekrar düşmüştür. 2020’de Rusya’nın yıllık nüfus artış hızı sadece %0,04 olmuştur ve istatistikler, ülkenin 2025’ten itibaren yeniden azalmaya başlayacağını göstermektedir.

Meksika: 129.046.605
Latin Amerika’nın (Kuzey Amerika kıtasının) en kalabalık ikinci ülkesi yaklaşık 129 milyondan fazla nüfusuyla Meksika’dır. Dünyada İspanyolca konuşulan en kalabalık ülkedir. Meksika aynı zamanda dünyadaki üçüncü en yüksek Hıristiyan nüfusa (%92,4) sahip ülkedir. Yaşam beklentisinin artmasıyla birlikte Meksika’da yaşayanların ortalama yaşı da artmıştır ve mali açıdan sıkıntı çeken İspanya’dan artan göçmen akışı da nüfus sayılarını artırmıştır. Meksika nüfusunun çoğunluğu, sömürgeci İspanyol geçmişinden dolayı Roma Katoliğidir. İspanyolca, birçok bölgesel ve yerel lehçenin konuşulduğu baskın dildir, ancak Nahuatl dili gibi bir dizi yerli dil varlığını sürdürmektedir ve ayrıca Meksika çevresinde de konuşulmaktadır. Meksika’da endişe verici ve nispeten yeni bir eğilim, aşırı kilolu veya obez hale gelen nüfusun artan payıdır. Obezite salgınının uzun vadede Meksika nüfus sayıları üzerinde ne tür bir etki yaratacağı tam olarak belli değildir; ancak yalnızca fiziksel görünümde değil, artan kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet oranlarında da kendini göstermeye başlamaktadır. Aslında diyabet, son yıllarda Meksikalılar için en önemli ölüm nedenlerinden biri olmuştur. Tahminlere göre, Meksika’nın nüfus artışı 2050’ye kadar yavaşlayacak, ancak ülke yine de nüfusunu artırmaya devam edecektir.

Dünyanın En Kalabalık 15 Ülkesi ve Nüfusun Ekonomik Büyüme Bakımından Önemi

Etiyopya: 128.543.214
Etiyopya dünyanın en kalabalık kara (denize kıyısı olmayan) ülkesidir. Birçok Afrika ülkesi gibi Etiyopya da 80’den fazla farklı etnik gruba ve bir o kadar da bireysel dile sahip çok etnik gruptan oluşan bir devlettir. Ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri Müslüman, %44’ü Etiyopyalı Ortodoks ve yaklaşık %18’i Protestandır. Afrika Boynuzu’nda yer alan, nüfusu giderek artmakta olan Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyetinin başkenti, ülkenin merkezinde yer alan ve açık ara en büyük şehri olan Addis Ababa’dır. Ülke dünya çapında en yüksek doğurganlık oranlarından birine sahiptir. Toplam nüfusu geçtiğimiz yıllarda sürekli olarak artmıştır. Nüfus artışı, diğer nedenlerin yanı sıra muhtemelen Etiyopyalıların günümüzde daha uzun yaşamasından kaynaklanmaktadır. Özellikle son yıllarda nüfus artışının sürekli azaldığı görülmektedir. Nüfus artışı, toplam nüfustaki yıllık değişimle ilgilidir ve doğurganlık, ölüm ve göç gibi faktörlerden etkilenir. Etiyopya’daki toplam nüfusun 2028 yılına kadar toplam 8,7 milyon kişi daha artacağı tahmin edilmektedir.

Japonya: 122.873.446
Japonya, 123 milyona yakın nüfuslu bir Asya ülkesi ve Endonezya’dan sonra en kalabalık ikinci ada ülkesidir. Ulusal dil Japoncadır. Japonya’daki başlıca dinler Şinto ve Budizm’dir. Oldukça gelişmiş bir ülke olup teknolojik gelişmeleri, kendine özgü kültürü ve mutfağıyla tanınmaktadır. Japonya’nın binlerce yıl öncesine dayanan zengin bir tarihi vardır. Son 15 yıldır Japonya’nın nüfusu azalmaktadır. Zirvede iken nüfus 127 milyonun üzerine çıkmış olsa da 2022 yılının sonunda, yaşamını kaybedenlerin sayısı yeni doğan bebeklerin sayısından daha fazla olduğu için nüfus gerilemiştir. Nüfus bugüne kadar giderek azalmıştır, nüfus artış oranları düşüş eğilimine devam etmektedir. Japonya’da sürekli düşük doğurganlık oranları nedeniyle yaşlı nüfus artmaktadır. Savaş sonrası baby boom (doğum oranındaki patlama) kuşağı artık 65 ve üzeri yaş grubundadır. Japonya halihazırda dünyada 65 yaş üstü nüfusun en yüksek yüzdesine sahiptir ve bu kategorideki nüfus yüzdesinin artmaya devam etmesi beklenmektedir. Yaşlanan nüfus giderek daha fazla oranda iş gücünden ayrılmaktadır. İş gücünden ayrılan yaşlı kuşakların genç kuşaklara açtığı işlerin miktarı, işsizliğin minimum düzeyde tutulması anlamına gelir. Bununla birlikte yaşlanan nüfustaki artış sağlık sisteminin zorlanmasına ilişkin endişelere yol açmakta, Japon hükümeti üzerinde daha fazla insana sosyal yardım hizmetleri sağlaması konusunda bir miktar baskı oluşturmaktadır Japonya’yı etkileyen bir diğer faktör ise diğer ülkelere göç edenlerin sayısıdır. Amerika Birleşik Devletleri dünya çapında çok sayıda göçmeni kabul etmektedir, dolayısıyla doğum oranlarındaki durgunluğa rağmen ABD’nin nüfusunda istikrarlı bir artış görülmektedir.

Filipinler: 118.456.442
Filipinler, Güneydoğu Asya’da, Filipin Denizi ile Güney Çin Denizi arasındaki takımadalarda yer alan ve kara sınırı olmayan, 118 milyondan fazla nüfusa sahip bir ülkedir. Filipin takımadaları, Güneydoğu Asya’nın sularının çoğunda yer alan 7.107 adaya sahiptir. Ülke nüfusunun %85’i Hristiyandır. Köklü Katolik inançları, ülkenin yaşam yanlısı duruşunu etkilemiş ve nüfus patlamasına yardımcı olmuştur. Filipinler, İspanyol, Amerikan ve Çin kültürlerinden etkilenen benzersiz bir kültüre sahiptir. Ülkenin başkenti, aynı zamanda Filipinler’in en kalabalık şehri olan Manila’dır. Filipinler artık 80 eyalete bölünmüş bir başkanlık cumhuriyetidir. Filipince ve İngilizce konuşulan iki resmi dildir. Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü’nün kurucu üyesidir. Son yıllarda Filipinler’in nüfus artış hızı biraz dalgalanmıştır, ancak genel olarak, düşüş eğilimindedir. Nüfusta beklenen artışa rağmen, kısmen doğum kontrol yöntemlerinin ve modern aile planlaması yöntemlerinin artan kullanımı nedeniyle ülkede doğurganlık oranı da son on yılda neredeyse 1 puan azalarak sürekli bir düşüş yaşamıştır. Ayrıca ölüm oranı yıldan yıla yaklaşık aynı hızla artmaktadır. Ölüm oranının artmasının bir nedeni de tifo, sıtma ve tüberküloz gibi önemli bulaşıcı hastalıkların yüksek riskidir. Filipinler, tüberküloz vakalarının en fazla rapor edildiği ülkeler arasında yer alır ve çeyrek milyondan fazla insan bu hastalıkla yaşamaktadır. Yavaş büyümeye rağmen ülkenin nüfus yoğunluğu bölgedeki en yüksekler arasında yer almaktadır. Filipinler oldukça istikrarlı bir ekonomiye sahiptir. Filipinler genç bir nüfusa sahiptir; nüfusun yüzde 30’dan fazlası sıfır ila 14 yaş arasında, yaklaşık yüzde 64’ü ise 15 ila 64 yaş arasındadır. 2019 yılında hanedeki erkek bireylerin yaş ortalaması 37,68, kadınların yaş ortalaması ise 44,2 olmuştur. Ülkedeki gençlerin, COVID-19 ile ilgili uzun süreli karantinalar yaşadıktan sonra ekonomik toparlanmaya önemli ölçüde katkıda bulunduğu görülmüştür.

Mısır: 113.834.790
Mısır, M.Ö. 3100’den bu yana Nil Nehri’nin verimli kıyılarında gelişen, dünyanın en eski uygarlıklarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Genel olarak Afrika kıtasına ait olduğu düşünülse de, Afrika-Asya sınırında yer alır. Sürekli artan nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık üçüncü ülkesidir. Doğurganlık oranı oldukça istikrarlıdır. Kuzeydoğu Afrika’da bulunan ülkenin kuzeyde Akdeniz’e sınırı vardır. Ana dil Mısır Arapçasıdır. Mısır’ın çoğunluk dini Sünni İslam’dır, nüfusun %85-95’i olduğu tahmin edilmektedir.
Mısır’ın toplam alanı 1,01 milyon kilometre kareye yakındır. Ancak ülkenin yalnızca 68 bin kilometrekaresinde yerleşim vardır, bu da mevcut kara alanının yalnızca yüzde 6,8’ini temsil etmektedir. Mısırlıların çoğu, Kahire ve İskenderiye gibi Nil boyunca veya kıyı şeridinde yer alan büyük şehirlerde ve metropollerde yaşar, çünkü kalan arazi alanının çoğunluğu Sahra Çölü’nün kurak bölgelerine aittir. Aslında, Mısır’ın Batı Çölü’nün güneyinde bulunan ve Yeni Vadi valiliği olarak da bilinen El Wadi ElGidid, ülkenin neredeyse yüzde 44’ünü kapsar ancak nüfusu çok azdır. Kahire’deki nüfus yoğunluğu diğer valiliklerle karşılaştırıldığında çok daha yüksektir. 2010 ile 2021 yılları arasında Mısır’ın nüfus artışı yaklaşık yüzde 2,34 ile 2014’te en yüksek seviyeye ulaşmıştır ve o zamandan bu yana her yıl düşüş göstermektedir.

Kongo: 104.383.195
Eskiden Zaire olarak bilinen Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sahra altı Afrika’nın en büyük ülkesidir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti 200’den fazla etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır. Resmi dil Fransızcadır; tanınan ulusal diller Lingala, Kikongo, Swahili ve Tshiluba’dır. Nüfusun büyük çoğunluğu (%95) Hıristiyandır. Ülke, %3,19 ile dünyadaki en yüksek doğurganlık oranlarından ve en yüksek nüfus artış oranlarından birine sahiptir. Afrika’daki pek çok ülkede olduğu gibi, hızlı modernizasyon, yaygın ekonomik büyüme ve kapsamlı aşılama kampanyalarının çocuk ölümlerinde azalmaya ve yaşam beklentisinde artışa yol açması nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde önemli bir nüfus patlaması yaşanmıştır. Nüfusun % 45,5’i kentlerde yaşamaktadır, ortalama yaş 15,6’dır. Ülkenin hızla artan nüfusun daha da kötüleştirebileceği birçok sorunu vardır. Ülke çatışmalarla boğuşmaktadır ve modern sağlık hizmetlerinden yoksundur. Ayrıca HIV/AIDS’in yanı sıra tecavüz, insan ticareti ve çocuk işçiliği de önemli bir sorundur. Toplam nüfusun 2028 yılında 117,31 milyona, 2050 yılında 200 milyona yakın olması beklenmektedir.

Nüfus, Ekonomik Büyümede Önemlidir

Genellikle 21. yüzyılda hâkim olması beklenen dört büyük yükselen ekonomi olarak kabul edilen BRIC ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) hepsinin en kalabalık ilk 15 ülke arasında yer alması, nüfuslarının büyüklüğünün ekonomik büyüme bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Uluslararası Para Fonu tarafından gelişmekte olan ülkeler olarak kabul edilen (yani nüfuslarına oranla yüksek bir sanayileşme derecesine ulaşmamış ve nüfusun tipik olarak orta ila düşük bir yaşam standardına sahip olduğu) Nijerya, Bangladeş ve Meksika dahil olmak üzere bir dizi ülke de oldukça büyük nüfuslara sahiptir, bu durum gelişmekte olan ülkeleri etkileyen sorunların birden fazla kıtaya yayıldığını göstermektedir. Dünyanın en büyük ekonomilerinden bazılarının, özellikle Avrupa’da, daha küçük nüfusa sahip olması dikkat çekicidir. Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya en büyük on ekonomi arasında yer alır ve hepsinin nüfusu 100 milyonun altındadır. Dahası, Monako, Lüksemburg ve Cayman Adaları gibi son derece küçük birkaç ülke (hepsi de bir milyondan az nüfusa sahiptir) finans dünyasında nüfus sayılarının gösterdiğinden çok daha büyük bir rol oynamaktadır. Buna karşılık, aynı zamanda önemli bir ekonomik oyuncu olan ve yüz ölçümü bakımından dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan Kanada, 38,9 milyondan fazla nüfusuyla kendi alan büyüklüğüne göre nispeten küçük bir nüfusa sahiptir.
Küresel düzeydeki demografik değişim, kaynakları yönetme, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme ve yoksulluk, eşitsizlik, sağlık ve eğitime erişim gibi konuları ele alma konusunda yeni yaklaşımlar gerektirecektir. Gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı bir şekilde kalkınmaya devam edebilmeleri için yapmaları gereken şey nüfus artışını azaltmaktır. Dünyanın en kalabalık 15 ülkesi arasında yer alan gelişmekte olan ülkelerin biri hariç hepsi nüfus artışını yavaşlatmayı başarmıştır, ancak Nijerya bu konuda çabalamaya devam etmektedir. Eğilimlerin önümüzdeki yıllarda ülkenin nüfus kaybedeceğini gösterdiği Rusya’da ise tam tersi bir sorun şekillenmektedir. Ancak tek tek ülkelerde ne olursa olsun, mevcut eğilimler devam ettiği sürece dünya nüfusu azalma tehlikesiyle karşı karşıya değildir, aslında tam tersidir.
Not: Gelişmekte olan ülkelerin ABD ve Batılı müttefiklerinin hâkim olduğu bir dünya düzenine meydan okumasını, ekonomi üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlamak için 2009 yılında kurulan, kuruluşu Rusya tarafından başlatılan BRIC adlı blok, adını kurucu ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) İngilizce isimlerinin baş harflerinden almaktadır. 2010 yılında Güney Afrika da dahil olmuş, grubun adı BRICS olmuştur. Bu ülkeler birlikte dünya nüfusunun %40’ından fazlasını ve küresel ekonominin dörtte birini oluşturmaktadır. BRICS resmi bir örgüt değildir ancak giderek resmileşmekte ve kurumsallaşmakta, zirveler düzenlemektedir. Yabancı yatırım stratejilerinin tanımlanmasına yönelik olan gruba üye olan ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her yıl toplanmakta ve her ülke grubun bir yıllık dönem başkanlığını üstlenmektedir. 2024 yılının başında 5 ülke daha (Mısır, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Etiyopya) katılmıştır. Katılmayı bekleyen başka ülkeler de bulunmaktadır. Yeni üyelerin katılımı ve grubun genişlemesi nedeniyle adının BRICS+ olması beklenmektedir. Türkiye, 2018 yılında BRICS zirvesine katılmıştır, bloga da üye olması beklenmektedir.

Kaynakça:

https://www.worldatlas.com/articles/most-populated-countries-in-the-world.html
https://www.worldometers.info/world-population/
https://uzemigunsem.gedik.edu.tr/blog/dunyanin-en-kalabalik-ulkeleri-20-ulke
https://www.enuygun.com/bilgi/dunyanin-en-kalabalik-ulkeleri/

Yazar: Müşerrref ÖZDAŞ

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku