“Hamile kalmak için ideal yaş budur.” diye kesin bir yaş sınırı konulamaz.  Bununla birlikte 35 yaşından sonra hamile kalmanın birçok riske sebep olacağı yönünde düşünceler ağır basmaktadır.

Kaç Kadın 40’lı Yaşlarda Yeni doğan Bebek Sahibidir?

Yapılan istatistiki çalışmalarda şaşırtıcı olan nokta, 40’lı yaşlarında olduğu halde henüz bebek sahibi olmayan kadınların sayısı değil, son on yılda bu oranlarının artmakta olmasıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda 40 yaş ve üstü kadınlardaki hamilelik oranları, geçen yılların verilerine göre en üst seviyelerde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada 40 ile 45 yaş aralığındaki her 1000 kadından yaklaşık 11 kadın, bebek sahibi olurken 46 ve üstü yaşlar için bu sayı biraz daha düşüktür.
Genel olarak doğum oranı düşse bile bu yaş kategorisi, trendi zorlamaktadır. Bu durum, 40 yaş grubu anneleri erken çocuk sahibi olan annelerin doğum alanlarında, doğum öncesi gruplarında ve ebeveynlik

çevrelerinde bulunmasının olası olduğu anlamına gelir.

Hamile Kalma Olasılığı Nedir?

40’lı yaşlarda hamileliğin önündeki en büyük engellerden biri de doğurganlıktır. Elbette 40’lı yaşlarında gebe kalmakta hiçbir sorunu olmayan kadınlar vardır, fakat istatistiksel olarak bakıldığında hamile kalınması ve hamile kalmaya çalışılması yaş ilerledikçe doğurganlık tedavilerine ihtiyaç duyma olasılığını yükseltmektedir. 35 yaş üstü kadınların yaklaşık üçte biri, doğum uzmanından yardım alarak doğum şanslarını yükseltmiştir ve doktora gidenlerin sayısı yaşla birlikte artış göstermektedir. Ayrıca kadınlar arasında 40’lı yaşlarının başında gebe kalmaya çalışan kadınların yarısı da yine aynı şekilde bir doktordan yardım almaktadır. Ve babanın yaşının hamileliğin sağlığını etkilediğini bilmekte önemli bir ayrıntıdır.
Birçok insan için doğurganlık tedavileri çok şey ifade edebilir. Bu tedaviler, oral ilaçlar kullanırken düzenli olarak donör yumurta kullanmak ve tüp bebek ile gebe kalmaya çalışmak olarak sayılabilir. Genel olarak bakıldığında 35 yaşından sonra, 6 aylık iyi zamanlanmış ilişki ile doğum kontrolü olmadan gebe kalınmadıysa bir doğum uzmanının yardımına başvurulması tavsiye edilir.
Bu konuda özellikle ilgilenilen alanlardan biri yumurtaların temini ve kalitesidir. Yumurta sayısı ve adı geçen yumurtaların sağlığı, yaşlandıkça azalır. Yumurtaların ne kadar iyi tutulduğunu yapacağı testlerle doktor görebilir ve bu yapılacak diğer doğurganlık testinin bir parçasıdır. 30’lu yaşlarda doğurganlık tedavileri yardımı olmadan hamile kalma şansı, herhangi bir döngüde yaklaşık yüzde 75’tir. Bu sayı 40’lı yaşların başlarında yüzde 50 civarında ve 43 yaşına gelindiğinde sadece yüzde 2’ye düşmektedir.

İkiz Olma Şansı Nedir?

Kırklı yaştaki kadınların gebeliklerinde ikizler de dâhil olmak üzere çoğul bebek sahibi olmak çoğunlukla yaşanan bir durumdur. Bu durum doğurganlık tedavilerine bağlansa da doğurganlık ilaçları veya tedavileri kullanmadan bile çoğul gebelik oranlarında doğal bir artış vardır. Bu durum 40’lı yaşlarda hamileliği planlayanların akıllarında tutması gereken bir detaydır.

Riskler Nelerdir?

Her hamilelik, düşük riski taşır ve bu risk yaşla birlikte artar. 40’lı yaşlarındaki bu riskin bir kısmı, anne adayının yaşamının bu noktasında kronik bir durum geçirme ihtimalinin öncekinden daha fazla olması ile ilgilidir. Diyabet, yüksek tansiyon veya tiroit hastalığı gibi kronik bir durum gebeliği zorlaştırabilir ve ölü doğum da dâhil olmak üzere düşük ve gebelik kaybı risklerini artırabilir. İleri yaş gebelikte doğum öncesi bakımın çok önemli olmasının nedenlerinden biri de budur.
Hamilelikten önce doktor ile görüşülüp, kronik bir durumu kontrol altına alarak bu riskleri en aza indirilebilir ve hangi ilaçların hamilelikle uyumlu olacağını görmek için bir ilaç incelemesi de alınabilir. Eğer herhangi bir kronik hastalık söz konusu ise, hamile kalınmadan önce kişi hamilelik döneminde kullanılabilir ilaçlara geçiş yapmak için doktoruyla görüşmelidir. Bu yaşlardaki hamilikte genetik sorunlardan kaynaklanan düşük riskleri vardır ve yaş ilerledikçe genetik bir sorun yaşama oranı yükseldiğinden düşük riski de yükselir.
40’lı yaşlardaki gebelik potansiyel olarak daha karmaşıktır, ancak ne kadar sağlıklı olunursa komplikasyon yaşama olasılığı o kadar düşüktür. Doğru olan her şeyi yapan sağlıklı kadınlar bile hamilelikte komplikasyonlar yaşayabilirler.
40’lı yaşlardaki bir hamilelikten kaynaklanan komplikasyonlar, aşağıda sıralanan risklerde artışa sebep olabilir;
•Düşük tehlikesi
•Erken doğum
•Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi)
•Gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti)
•Bebekte düşük doğum ağırlığı
•Sezaryen doğum
Anne adayının doğum öncesinde istikrarlı olarak doktor kontrolünde olması bazı riskleri hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda erken doğum ortaya çıkarsa bir komplikasyonun tespit edilmesine yardımcı olabilir. Bir komplikasyon başladığında bu durum, hamileliğin ve bebeğin sağlığı için çok önemlidir. Çünkü komplikasyonları önleyen veya geciktiren ek tıbbi tedavi için zaman kazandırabilir. Örnek olarak erken doğum riski önceden fark edildiği taktirde anne adayının erken doğum yapması durdurulabilir. Ya da erken doğması gerekiyorsa bebeğin akciğerlerinin olgunlaşmasını hızlandıracak tedavilerin uygulanmasına fırsat bulunabilir. Ayrıca bir komplikasyon riskinin artmasının, kesinlikle bir komplikasyon yaşayacağının söylenmesi ile aynı şey olmadığının fark edilmesi de son derece önemlidir.

Gebeliğin Genetik Sorunları

Genetik testler her yaştan hamile kadınlar için giderek daha fazla yaygınlaşmaktadır. 40’lı yaşlarında genetik tarama ve testler daha da öne çıkan bir test şeklidir. Ulusal Down Sendromu Derneğine göre, 40 yaşında bir kadın, Down sendromlu bir bebeği doğum yapma ihtimalinin 100’de birine sahiptir. Bu sayı, 49’lu yaşlarda yüzde 10 veya 10’da bir oranına yükselmektedir.
Doğum öncesi genetik taramalar yapılmalı ve test sonuçları, bebeğin annenin yaşına göre genetik bir problemle doğma olasılığını anlatacak şekilde olmalıdır. Tarama, kan testlerinin Down sendromlu bir çocuğa sahip olma riskinin bu hamilelik için, 200’de bir olduğunu gösterebilir. Bu olumsuz bir tarama olarak kabul edilir, çünkü gerçek risk istatistiksel riskinden daha iyidir. (bu oran 40 yaşında bir kadın için 100’de birdir).
Şayet; test bu gebeliğin Down sendromlu bir bebekle sonuçlanma ihtimalinin yüzde 80 olduğunu söylerse, bu pozitif bir test olarak kabul edilir. Bu, Down sendromlu bir bebeği doğurma riskinin istatistiksel riskinden daha yüksek olduğu anlamına gelir. Genetik tarama, bebeğin genetik bir problemi olduğunu kesin olarak söylemez, sadece yaş grubuyla karşılaştırıldığında riskleri hesaplar.
Genetik tarama bazı aileler için harikadır çünkü anne veya bebeğe prosedürden dolayı risk teşkil etmez. Genetik testlerin aile için daha uygun olup olmadığına karar verilmesine yardımcı olabilir ve bebeğin genetiğinin doğru bir resmini ve teşhisini sağlar. 4 lü tarama testleri, bebek için amniyosentez veya koryon villus örneklemesinden (CVS) olası bir risk olup olmadığı tespitini sağlar.

Düşük ve Erken Doğum

Düşük riski yaşayabileceğini düşünme ya da bebeği alma düşüncesi gibi benzer haberler annenin daha fazla komplikasyona maruz kalma riskini yükseltebilir. İyi haberlerden biri, eğer bu annenin ilk bebeği değilse, düşük ve erken doğum riskinin ilk bebeğini 40 yaşından daha büyük yaşlarda alan bir anneden daha az olmasıdır.40’lı yaşlarda hamilelik ve doğumu daha karmaşık hale getiren şey, büyük ölçüde annenin sağlığıdır. Her ne kadar kronik koşullar sadece bulmacanın bir parçası olsa da kronik hastalığı olan bir kadının, komplikasyon yaşamayan bir kadına göre problem yaşaması daha olasıdır.
İleri yaştaki anneler için, normal doğum veya sezaryen doğum gibi bazı sonuçların risklerini de artırabileceğine dair bir inanç vardır. Bu, doktor veya ebe ile konuşulması gereken bir detaydır. Ayrıca annenin tutumu da önemlidir. Aynı yaşlardaki olumlu hamilelik örnekleri, bu hamilelik için hedeflerin hatırlanmasında yardımcı olabilir.
Gebeliğe bağlı komplikasyonlar veya devam eden gebelik konusundaki endişelerden dolayı uyarılma olasılığı daha yüksektir. 20’li yılların sonlarında bir kadının sezaryen doğum oranı yüzde 26 civarındadır ve bu sayı 40 yaşın üzerindeki kadınlar için yüzde 52’ye çıkar. Bu, kesinlikle sezaryen olunacağı anlamına gelmez. Büyük olasılıkla, anne ve bebeğin sağlığı, uygulayıcı seçimi, şans faktörü ve yapılan seçimlerle alakalı gelişecektir.

Hamilelik Sonrası Bebeğin Sağlığı

Çoğu insanın endişe ettiği ana şey bebeğin sağlığıdır. 40’lı yaşlardaki bir hamilelikten doğan bir bebeğin bazı komplikasyonları olması daha muhtemel olmaktadır. Burada olgun annenin dikkati, istikrarlı yapılan kontroller ve modern teknolojiyle, bu bebeklerin büyük çoğunluğu sağlıklı doğar. Yine, bir komplikasyon riskinin arttırılması, o komplikasyonun garanti altına alınması ile aynı şey olmadığını unutmamak önemlidir.
40’lı yaşlarda hamile kalmak ve bir bebek sahibi olmak konusunda aşılması gereken bazı zorluklar olsa da anne bu konuda yalnız olmadığını bilmelidir. Bu yaşta bebeği olan kadınların sayısı her geçen gün artmaktadır. Doğum öncesi doğru bakım ile sağlıklı bir bebek sahibi olma şansı hala yüksek orandadır. Anne bunlara tüm kalbiyle inanarak olabildiğince hamileliğinin tadını çıkarmalıdır.

Kaynakça:
Bayrampour H, Heaman M, Duncan KA, Tough S. İleri anne yaşı ve risk algısı: Nitel bir çalışma. BMC Gebelik Doğum.
Lisonkova S, Janssen PA, SB SB, Lee SK, Dahlgren L. Anne yaşının olumsuz doğum sonuçları üzerine etkisi
thoughtco

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here