Yıkıcı faktörler işe karışmaz ise, süksesyon eninde sonunda, öncekilerden çok daha kararlı bir evreye ulaşır. Önemli türlerin populasyonları, ölüm ve doğumları dengeleyerek, kararlı, aynı şekilde enerji akışı ve biyokütle de toplam primer verimliliğin toplam solunumla eşit hale getirilmesi ile dengeye ulaşır. Bu kommünite evresi “klimaks kommünite” diye adlandırılır. Daha önceki süksesyon evrelerine göre, çevresini, kendisine zarar verecek bir şekilde değiştirmeye daha az eğilimlidir. Gerçekte, daha kompleks organizasyonu, daha büyük organik yapısı ve daha dengeli metabolizması, kendini sürdürebilecek fiziksel çevresini tamponlayabilmesini mümkün kılar. Sonuç olarak, iklim, coğrafya ve diğer önemli çevresel faktörler aynı kaldığı sürece, asırlar boyu diğer bir evre ile yer değiştirmeksizin aynen kalabilir.
Bununla birlikte, bir klimaks kommünitenin statik olmadığı vurgulanmalıdır; yavaş yavaş değişmektedir, fiziksel ya da biyotik olarak çevrede büyük değişmeler olduğunda, hızlı değişecektir. Örneğin, 60 yıl önce, Kuzeydoğu Amerika klimaks ormanlarında kestane ağaçları en yaygın ağaç türü idi; fakat bir mantar hastalığı yüzünden neredeyse tamamen yok olmuşlar ve bugün bölgenin klimaks ormanlarında yerlerini başka bir türe bırakmışlardır. Zaman ölçeği dışında, klimaks ile süksesyonun diğer evreleri arasında kesin bir ayrım olmayabilir.
Çağımızda bazı Amerikalı ekologlar arasında yaygın olan bir görüşe göre; Bir bölge için yalnızca bir tip klimaks kommünite vardır, diğer konnnünitelerin baskın olduğu alanlar, kararlı ve uzun ömürlü görünseler bile henüz Klimaksa ulaşmamıştır. Böylece Kuzeydoğu Amerika’nı n genellikle kayın ağacı, akçaağaç ormanı Kanada’da ise beyaz-ladin-balzam göknarı ormanı klimaks olarak düşünülmektedir.
Monoklimaks hipotezi olarak isimlendirilen bu hipotezin taraftarları bitki kommünitelerini tanımlanabilmeye, sınıflandırmaya ve kategorize edilmeye uygun, özgün varlıklar olarak kabul ederler. Bununla birlikte, çağdaş ekologların çoğu bu görüşü reddetmektedir.
Söylediğimiz gibi, herhangi bir kommüniteyi karakterize eden türlerin bir araya gelmesi, lokal çevresel koşulların bir ürünüdür. Sıcaklık, nem, toprak özellikleri, topografik özellikler, rüzgar durumu ve bunun gibi çevresel koşullar, zaman ve mekan olarak sürekli değiştiğinden, vejestasyonda sürekli değişir. Kommüniteler arasındaki sınırlar nadiren belirlidir; çünkü kommüniteleri oluşturan çeşitli türlerin dağılımları birbirleriyle uygunluk içinde değildir. Eğer bir gözlemci, Birleşik Devletlerde Missisippi nehri boyunca, hangi türün nerede bulunduğunu dikkatle kaydetseydi, farklı türlerin, birbirleriyle pek ilişkili olmadan farklı yerlerde yok olduğunu ya da ortaya çıktığını görebilirdi. Küçük değişiklikler ard arda olabilir ve kommünitede ani değişikliklerin olduğu yer farkedilmeyebilir; bu nedenle kilometreler sonra, gözlemci kendisini, dolaşmaya başladığı ilk kommüniteden tamamen farklı bir tür kompozisyonundaki kommünitede bulabilir.
Belirli bir yerde lokal fizyolojik koşulların, biyotik faktörlerin, tür dağılımının ve şans faktörünün kombinasyonlarıyla özgül olan kommünitelerin, göreceli değişen bir sürekliliğin parçaları olduğu, farklı yerlerdeki klimaks kommüniteler arasında yalnızca yaklaşık benzerliklerin olabileceğini gösterir. Bu nedenle, herhangi bir bölge için kesin bir klimaks yoktur. Bu görüşe göre, klimaks yalnızca bireysel alanlar ve çevresel koşullarla ilişkili olarak anlam taşır. Belirli bir alandaki klimaks, teorik bölgesel klimakslara dayandırılarak değil, o anda hangi populasyonların birbiriyle yer değiştirdiklerini ve hangilerinin kararlı bir durumda olduklarını gözlemleyerek belirlenmelidir.
Bileşenlerindeki değişikliklerin değişen çevresel koşullarıyla ilişkisinin nasıl olduğunu anlamak için, büyük bir bölgenin tüm klimaks kommünitelerini tek bir bölgesel klimaksa uydurmak yerine, her bir lokal klimaks arasındaki gradiyentlerin çalışılması daha verimli olacaktır

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here