Dünyadaki En Büyük Salgınlar

Yaşadığımız yüzyıl itibari ile ulaşım oldukça kolay bir hal aldı ve dünyanın her yerine erişim oldukça erişebilir bir hal aldı. Son dönemlerde ortaya çıkan COVİD-19 ile insan neslini tehlike altına sokmuştur. Bu virüs pek çok devleti önlem dahi alamadan etkisi altına almıştır. Ulaşımın gelişmesi ile pandemi hastalıklarının giderek yükseldiği görülmektedir. Kara Veba Salgını 1347 – 1351 yıllarında 250 milyon insanın hayatını kaybettiği ve Avrupa ülkelerinde ekonomik ve siyasi alanda büyük çöküşlere sebep olmuştur. Çiçek, kolera ve veba gibi hastalıklarına tıp alanında gelişmelere rağmen çözüm bulunamamıştır. 80’lerin sonundan itibaren bulaşıcı hastalıklara yol açan gerip virüsleri ve korona virüsler ortaya çıkmıştır.

Justinianus Veba Salgını

541 yılında Roma İmparatorluğu zamanında ortaya çıkmıştır. Ticaret gemilerinde bulunan fareler yüzünden insanlara geçtiği düşünülmektedir. Özellikle Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’te görülmüştür. Tarihin en büyük salgın hastalıklarından biri olan bu salgın, yaklaşık 250 yıl boyunca devam etmiştir. Neredeyse Avrupa nüfusunun yarısı bu salgın hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir. Bu hastalık Yersinia pestis bakterisi yüzünden ortaya çıkmıştır. Bu hastalık ilk olarak Orta Asya’da ortaya çıkmıştır. Salgın ilk olarak Justinianus zamanında çıktığı için, salgının ismi Justinianus Veba Salgını olmuştur. Hatta Roma İmparatoru Justinianus da bu hastalığa yakalanmış ancak iyileşmiştir.

Kara Ölüm

İnsanlık tarihinin en ölümcül salgınlarından biri olan Kara Veba hastalığı Kara Ölüm olarak da adlandırılır. 100-200 milyon kadar insanın hayatını kaybetmesine sebep olan bir hastalık olmuştur. Bu hastalığını ortaya çıkaran bakteri yersinia pestis bakterisidir. Bu bakteri en fazla Bubonik Vebaya sebep olur. Görüldüğü yıllarda bu salgın sonucunda 200 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. Kara Veba hastalığı ilk kez Orta Asya ve Çin’de görülmüştür. Avrupa’ya ise Moğol ordusunun vebalı cesaretlerinin kent içlerine atılması sonucu bulaşmıştır. Vebadan sadece halk değil çok sayıda soylu da hayatını kaybetmiştir. Bu salgının en yaygın belirtisi kasıl bölgesindeki şişmelerdir. İlk kez 14. yüzyılda görülen bu hastalık 20. yüzyılda da benzer belirtiler ve bakteriler ile pire ve fareler ile taşındığı bilgisi verilmiştir. Bu salgının yapılan araştırmalar sonucu virüsün hayvansal değil insan kaynaklı olduğu kesinleşmiştir. Kara Veba hastalığın bakterisi olan Yersinia Pestis adındaki bakteri tamamen insan modeli bir bakteri olduğu belirtilmiştir.

İspanyol Gribi

1918 – 1920 yıllarında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt dalı İspanyol gribidir. Tarihte bilinen en büyük salgınlardan biri olan İspanyol gribi 16 ay içerisinde yaklaşık 60 milyon kadar insanın can kaybına sebep olmuştur. Aynı zamanda 600 milyon insan bulaşıcı hastalığa yakalanmıştır. Bu hastalık üç dalga şeklinde seyreder. İlk dalga daha ılımlı geçerken, ikinci ve üçüncü dalga ise daha şiddetli geçer. Bu hastalık ilk kez New Mexico’da 1918 yılında görülmüştür. Bu yılın Eylül ve Kasım ayları arasında en yüksek noktasına ulaşmıştır. Tüm dünya ülkesini etkileyen bu hastalık Osmanlı’yı da etkilemiştir. Bu hastalıktan hayatını kaybeden nüfusun yaklaşık %6’sı Hindistan’dadır. Çoğu bilge isim de bu hastalığa yakalanmıştır. Hatta Atatürk’te bu hastalık sırasında Samsun’a hareket etme hazırlıklarındayken bu hastalığa yakalanmış ve daha sonra da atlatmıştır. İspanyol gribi tüm dünyayı etkisi altına aldığı gibi İstanbul’u da kasıp kavuran bir hastalık olmuştur.

Hong-Kong Gribi

1968 – 1969 yılları arasında yaklaşık olarak bir milyon kişinin ölümüne sebep olan hastalık Hong Kong Gribi’dir. Bu hastalığın etkeni H3N2 virüsüdür ve aslında birden fazla alt virüsü bulunur. H2N2 virüsünün alerjik sapması sonucu H3N2 virüsü oluşmuştur. Hastalığın adının sebebi ise ilk kez Hong Kong’da görülmesidir. H2N2 virüsü yeni nesil kuş gribinin genlerini içerir. Bu sebeple Hong Kong gribi içerisinde de kuş gribi genleri bulunur. Hong Kong hastalığında ölüm oranının büyük çoğunluk 65 yaş üzeri kişilerdir. Hastalığın kendini gösterme süreci 5 ile 7 gün arasında değişmektedir. Hong Kong salgını ilk kez 1968 yılında görülmüştür. Adından da anlaşıldığı gibi ilk kez Hong Kong’da görülmüştür. Aynı yıl içerisinde bu hastalık Singapur ve Vietnam’a da sıçramış ve hastalık buralarda da hızla yayılmıştır. ABD’ye yayılması 1969 yılında yapılmıştır. Ölümler 6 ay içinde hızla artmıştır. ABD’deki salgın hızla artmış ve bir ay içinde de aşısı bulunmuştur. En fazla ise Hong Kong’da görülmüştür. Nüfusun yaklaşık %20’si salgına yakalanmıştır.

SARS

İlk olarak 2003 yılında Asya, Amerika ve Avrupa kıtasında ortaya çıkmıştır. Sebebi belli olmayan bu hastalık atipik bir pnömoni olarak gelişir. Virüs, 2-7 gün arasında ilk belirtilerini gösterir. İlk olarak yüksek ateş, titreme ve baş ağrısı belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın bulaşıcılığının ne zaman başladığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. SARS daha çok öksürük ile yayılır. Bunun yanında hasta insanların eşyalarını kullanmakta hastalığın bulaşmasına sebep olur. Bugüne kadar dünyada bu hastalıktan hayatını kaybeden insan sayısı 774’tür. Günümüzde kontrol altında olan bu hastalığın kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Aşı çalışmaları devam etmektedir. Günümüzde kontrol altına alınmaya çalışılan Covid-19 virüsüne oldukça benzeyen SARS hastalığına neden olan virüs bir korona virüs türüdür. Ancak SARS hastalığı Covid-19 kadar bulaşıcılığı yüksek bir hastalık değildir.

Batı Afrika Ebola Hastalığı

2013 yılında Gine de başlayan salgının ismi Batı Afrika Ebola salgınıdır. Bütün Batı Afrika ülkelerine yayılan bu hastalık yaklaşık olarak üç yıl devam etti. Ebola salgını kanamalı ateşli bir hastalık olup Haziran 2016 yılına kadar devam etmiştir. Bu ateşli salgında hayatını kaybedenlerin sayısı 11 bin kişiyi geçmiştir ve virüse yakalananların sayısı da 28 binden fazladır. Maddi yardım ve tıbbi yardım olarak pek çok kuruluş bu salgın için yardım göndermiştir. Aynı zamanda sınır tanımayan doktorlar ekibi de bu salgına büyük destek sağlamışlardır. 2013 yılında Gine’de ilk vakaya rastlanmış ve ilk zamanlar kimse fark etmemiştir. Bu sebeple kısa sürede büyük bir salgına dönüşmüştür. Gine’deki artan vakalar komşu ülkelerin de bu salgınla karşılaşmasına sebep olmuştur. Vakaların en yüksek olduğu zaman ilk vaka görüldükten 6 ay sonra olmuştur. En yüksek seviyeye ulaştıktan sonra büyük çabalar sonucu Ebola salgını düşüşe geçmiştir.

Kolera Hastalığı

Şiddetli ishal belirtisi bulunan, bağırsak enfeksiyonuna bağlı bir hastalık olan Kolera hastalığı 1817 yılında Japonya’da görülmüştür. 1912 ile 1913 yılları arasında Balkan Savaşları olduğunda ordu içerisinde çalışanlara Kolera salgını bulaşmış ve Osmanlı Devleti en büyük salgınını yaşamıştır. Kolera hastalığı pek çok insanın ölümüne sebep olan riskli bir hastalıktır. Günümüzde dahi bu hastalık görülmekte ve can kayıpları olmaktadır. Kolera hastalığının tedavisi oldukça basittir. Ağızdan sıvı tedavisi ile bu hastalıktan kurtulmak mümkündür. Hastaya sıvı takviye ederek kaybedilen suyu yerine koymak ve sıvı elektrolit dengesini korumak mümkündür. Kolera hastalığı ilk evrelerinde anti bakteriyel ilaç kullanarak da tedavi edilebilir. Bu ilaç ile dışkının yaklaşık olarak yarısının azalması ve ishalin durma noktasına gelmesine sebep olmaktadır. Kolera hastalığından korunmak için bir takım önlemler almak gerekir. En önemli olan şey temiz su tüketimidir. Su kaynağının temiz olmadığı düşünülen durumlarda suyu önce kaynayıp daha sonra soğutarak tüketmek gerekir. Dışkılamanın yapılacağı alanın mutlaka temiz olması gerekir. Aynı zamanda tüketilen yiyeceklerinde pişmemiz ve çiğ durumdaki gıdalar olmamasına özen göstermek gerekir.

Covid-19

Çin’in Vuhan kentinde Aralık ayında ortaya çıkan bulaşıcı hastalığın ismi Yeni Korona virüs Hastalığı (COVID-19)’dur. Bu hastalık solunum yollarına etki eden bir hastalıktır. En çok bilinen belirtisi yüksek ateş, şiddetli öksürük ve nefes darlığıdır. Bu virüsün tanımlandığı tarih 13 Ocak 2020’dir. Covid-19 hastalığının ilk görüldüğü yer Vuhan kentinin deniz ürünlerini sattığı hayvan pazarında görülmüştür. Daha sonra ise insandan insana bulaşma başlamıştır. İlk olarak Vuhan’ı daha sonra ise Çin’in tüm eyaletlerini etkisi altına almıştır. Daha sonra da tüm dünyaya yayılan bir hastalık olmuştur. Covid-19 hastalığının bilinen belirtileri olduğu gibi bilinmeyen bir kısım belirtileri olduğu da görülmektedir. Nefes darlığı, ateş ve öksürük en çok bilinen ve en sık rastlanan belirtiler arasında yer alır. Böbrek yetmezliği, zatürre, ağır solunum ve ölüm yetmezliği hastalığın ağır seyrettiği kişilerde karşılaşılabilecek durumlar arasında yer alır. Günümüzde halen devam etmekte olan bu pandemi, bugüne kadar 350 bine yakın kişinin yaşamını kaybetmesine neden olmuştur ve her geçen gün bu sayı artmaktadır.
Covid-19 hastalığından korunmak için ellerin temizliğine dikkat etmek gerekir. Elleri 20 saniye boyunca bol köpükle yıkamak gerekir. Elleri dışarıda herhangi bir yere temas ettikten sonra göz, ağız ve burunlara değdirmemek gerekir. Hasta insanlara dokunmamak ve yaklaşmamak gerekir. İnsanlar ile aradaki mesafe en az 1 metre olmalı ve bu mesafe korunmalıdır. Hastalığın çok olmasından dolayı hastanelere çok acil olmadıkça gidilmemelidir. Hapşırma ve öksürme durumlarında ağız ve burun peçete ile kapatılmalı, peçetenin bulunmadığı durumda ise dirsek içi ile kapatılmalıdır. Az pişmiş ve çiğ hayvanları tüketmemek gerekir. Bu önlemlere uyulduğu takdirde Covid-19 virüsünden korunmak mümkündür.

Kaynakça:
https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19
https://tr.wikipedia.org/wiki/Salg%C4%B1nlar_listesi
https://www.livescience.com/worst-epidemics-and-pandemics-in-history.html

Yazar: Can Baskın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar