Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Salgınlar Hayatı Nasıl Değiştiriyor

0 124

Sınırları kapayıp, vatandaşları eve kapatmadan önce, pek çok dünya lideri dünyayı kasıp kavuran virüsleri hafife alıyor. Bulaşıcı hastalıklar alanında çalışanlar, böyle bir salgının olacağından haberdar olabiliyorlar. Milyonlarca insanı öldürebilecek bir olayı düşündüğümüz zaman salgınlar, en büyük risktir. Ölü sayısı bakımından da salgın, geçmişteki büyük savaşlarla yarışabilir. Ekonomi durur. İnsanlığa maliyeti inanılmaz boyutta olur ve ortaya çıkacak sorunlardan hiçbir ülke kaçamaz.Salgınlar Hayatı Nasıl Değiştiriyor

Doğada bilmediğimiz yaklaşık 1,5 milyon virüs var. Şu an bunlardan herhangi biri insanlığa geçiyor olabilir. Bir virüs hayvandan insana geçiyorsa buna zoonotik virüs denir. Yıllardır bu tür virüsler gitgide daha çok salgına sebep oluyor. Epey ölümcül olanlar var ama çok daha ölümcül ve bulaşıcı virüslerin olduğu tahmin ediliyor. Bunlar için ne ilacımız ne de aşımız var. Asıl risk onlar.

2002’de Sars Virüsü ile de aynı şey oldu. Tüm dünyaya yayılıp, yüzlerce kişiyi öldüren yeni Tip 1 Corona Virüsü. 2012’de Mers virüsü ile de aynısı yaşandı. O da yüzlerce kişiyi öldüren yeni Tip 1 Korona virüsüydü. Bu salgınlar tüm dünyayı kısa bir süreliğine ayağa kaldırdı. Ama uzmanların endişesi dinmedi. Sars, Mers gibi hastalıklar konu olunca hazırlıksız yakalanma riskimiz var. Peki onca virüsün içinden neden bu 100 yıldan fazladır görmediğimiz bir salgına sebep oldu? Peki ya böyle bir salgın nasıl sona erer?

Virüsler dünyadaki ilk canlılardandır ama bizim gibi hayatta değiller. Üremek için canlı hücreleri ele geçirmeleri gerekir. Tek amaçları da yok olmayıp kendilerini kopyalamak. Bu virüsün resmi adı Sars-cov-2. Covid 19 ’sa sebep olduğu hastalığın adı. Anlamı 2019 Korona Virüs Hastalığıdır. Corona taç demektir. Virüsün adı taca benzeyen dikenlerinden gelir. Hapşırık, öksürük, konuştuğumuzda çıkan damlacıklarla yayılır ve gözümüzden burnumuzdan ve ağzımızdan bize bulaşabilir. Ayrıca virüs pek çok yüzeyde saatlerce hayatta kalabilir. İnsanlarda bunlara elini sürüp yüzlerine dokunarak kendilerine bulaştırabilir. Ortalama bir insanın saatte 20 defa yaptığı bir şeyle yani. Vücuda girince bu dikenler anahtar görevi görür ve insan hücrelerinin dışında bulunan proteinlere kenetlenirler.

Virüs içeri girdiği zaman, hücreye kendisini üretme talimatları verir. Potansiyel olarak daha fazla hücreyi ele geçirir. Bu da ateş, öksürük halsizlik gibi belirtiler doğurur. Hep bununla kalmaz. Araştırmalar devam ediyor. Size bulaşmış olsa da hiçbir belirti göstermeden hastalığı yayabilirsiniz veya grip olduğunuzu sanabilirsiniz. Bu koronavirüsü aldatıcı yapan da budur. En büyük hastalıkların genel sebebi HIV gibi sessiz ve yavaş İlerleyen virüsler ve çok hızlı ilerleyip öksürük ateş gibi semptomlar sebebiyle başka hastalıklarla karıştırılan virüslerdir. Koronavirüslü biri normal hayatına devam edince birkaç insana daha bulaştırabilir. Bunların her biri de farklı insanlara bulaştırır ve böyle devam eder. Bu yüzden vakaların sayısı misliyle artmaktadır. Birkaç günde oran iki katına çıkar. Bu insanların büyük bir bölümü de ağır akciğer enfeksiyonu oluşur ve belirli insan grupları daha büyük risk altındadır. Amerika Birleşik Devletleri örneğinde hastaneye kaldırılanların ¾’ünde en azından bir kronik rahatsızlık vardır. Akciğer hastalığı, kalp hastalığı ve şeker hastalığı gibi. Değerler ülkeden ülkeye değişir. Yaşlandıkça ölüm tehlikesi artmaktadır. Bilim insanlarının tam olarak anlamadığı bir sebepten ötürü erkekler daha büyük risk altında. Biyolojik bir faktörden ötürü de olabilir, sigara içen oranının fazlalığından da veya bazı çalışmaların gösterdiği üzere erkeklerin daha az el yıkamasından da…

Bu virüs insanlara bulaştığı bilinen, içinde 7 koronavirüs bulunan familyanın en yeni üyesi. Artık O da ünlü. Tıpkı MERS ve SARS gibi. Onlarda pek çok insan öldürmüştü. Ama bu dördü aslında daha başarılı virüsler. Nezle vakaların üçte birinin sebebidirler. Çünkü virüsler taşıyıcılarını çok hasta etmezse daha rahat yayılabilir. Yarasalara bakalım. Virüslerin onlara bir zararı olmadığı için virüsle doludurlar.Salgınlar Hayatı Nasıl Değiştiriyor

Ama insanlara bulaşınca yeni bir tür virüse dönüşebilirler. Bilim insanları 2002’de SARS’ta bunun yaşandığına inanıyor. Bu koronavirüs gibi SARS’da Çin’deki bir hayvan pazarından çıktı. Yeni bir Zoonotik virüs olduğu için ne tedavisi ne de aşısı vardı. Ama SARS bu koronavirüs kadar tehlikeli değildi. Sadece belirtisi olanlar bulaştırabiliyordu. Böylece hasta olanları karantinaya alarak hastalığı kontrol etmek daha kolaydı. SARS çok daha ölümcüldür yani virüsün yayılması çok daha zordu.

Sars gibi bir hastalık bulaştığı insanların %10’unu öldürür. Hastalığı atlatanlar da bağışıklık kazanır. Tekrar hasta olmazlar. Sonunda virüs sadece bağışıklığı olan insanları bulaşabilir. Sonuç olarak sars 29 ülkede 8000 insana bulaştı. 774’ü öldü. O zamandan beri Ecohealth Alliance grubu, Çin’in güneyindeki mağaralara gelip, yarasa yakalıyor, virüs taraması yapıyor. İnsanlara en rahat bulaşabilecek olanları kayıt altına alıyor. Virüsü bulduklarında bilgilendirme yapılıyor ve Çin hükümeti gelip insanların bu virüse maruz kalma riskini azaltmaya çalışılıyor. Şu ana kadar bir sürü virüs bulundu yüzlerce koronavirüste dahil. İnsan virüslerine benzerliğine göre yüksek ya da düşük riskli olan olarak kategorize ediyorlar. Birkaç sene önce yarasa koronavirüsü RaTG13 diye bir virüs keşfettiler. Düşük riskli olarak kategorize edildi. Bilim insanları kovid-19 un Genom dizilmesine yaptığında %90 6’sının bu yarasa virüsü ile birebir aynı olduğunu keşfettiler. Bilim insanları bu yarasa virüsünün insanları bulaşabilen bir virüse evirildiğine inanıyor. O sırada SARS’la bağlantılı virüsler bulmaya çalışılıyordu. Covid19 pek SARS’a benzemiyordu. İnsanlara bulaşabileceği düşünülmedi. Açık bir tehlike olarak görünmedi. Bir virüsün nasıl evirileceğini kesin olarak tahmin etmek imkansızdır. Yarasa da mutasyona uğramış olabileceğine inanılıyor. Bize geçmeden önce farklı bir türede geçmiş olabilir. Karıncayiyen, yılan gibi. Balık da olabilir. 100 sene önce böyle bir tesadüf Kansas’taki bir çiftlikte gerçekleşti. Uzmanlar hala emin değil ama 1918’de ki grip pandemisi, grip olan bir kuşla, grip olan bir insanın aynı domuzla etkileşimi ile çıkmış. Kuştaki grip insanları ulaşamıyordu. İnsandaki Grip de kuşlara ama domuzun bir hücresinde bu 2 virüs birleşti ve yine bir zoonotik virüs çıktı H1N1. Bu yeni virüs insanlara rahatlık da bulaşabiliyordu.

Bir hastalığın pandemi olabilmesi ve dünyaya birkaç ayda yayılıp milyonlarca ölüme sebep olması için bulaşıcılık ve ölümcüllük arasında olağanüstü bir denge kurulması gerekmektedir. Mevsimsel insan gribi ve kuş gribi 1918’ler de bileşmiş ve havada dolaşıyordu. Yani virüs havada asılı kalıyor ve İçine çeken herkese bulaşıyordu. Dünyadaki her 3 insandan birine ulaştığı tahmin ediliyor. Bulaştığı insanlarında %3-20 arasını öldürmüş. O zamanların tıbbi kayıtları yeterli değilmiş. Fakat bu çiçek hastalığının yanında hiçbir şey. Bulaştığı insanların %30’unu öldürdü. Ayrıca daha bulaşıcıydı. Bu virüs binlerce yıl insanlara korku saldı. Sadece 20’nci yüzyılda yüz milyon insanı öldürdü. Bir de Ebola var. Daha da ölümcülü. Fakat çok daha az insan öldürdü. Çünkü o kadar ölümcül ki, virüsü kapanlar çok rahatsızlanıp evde kaldıklarından dolayı başkalarına bulaştıramıyorve birçoğu hayatını kaybediyor. Virüslerin beklenmeyen bir özelliği de, çok belirtileri olan çok ölümcül olan bir virüsün pandemiye dönüşmemesi. Dönüşemiyor. Ebola’dan çok daha az ölümcül olan kızamık gibi bir hastalık senede milyonlarca insan öldürüyordu. Peki günümüz salgını nerede? Daha belli değil ama uzmanlar kızamıktan daha ölümcül, ama daha az bulaşıcı olması yönünde olduğunu belirtiyorlar. Ebola’dan çok daha az ölümcül ve çiçek hastalığına yaklaşamıyor bile. 1918 gribinin düşük tahminlerine yakın. Yani buna da şükür. Fakat dengesi yıkıcı olacak seviyede. Fakat tarihin tekerrür etmesi şart değil. Salgına son verebiliriz. Daha önce de yaptık. Yirminci yüzyılda antibiyotiği keşfettik Hıyarcıklı Veba ve diğer bakteriyel hastalıkların ölümcüllüğü oldukça azaldı. Fakat antibiyotik bu koronavirüse daha doğrusu hiçbir virüse etki etmiyor. HIV gibi bazı virüslere karşı ilaçlarımız var. Artık çok daha az bulaşıcı ve ölümcül. Virüse karşı güvenli ilaçların geliştirilmesi çok zordur. Bir virüsü yenmenin en iyi yöntemi, bağışıklık kazanmaktır. Bir virüs popülasyona yayıldığı zaman, hastalananların bazıları ölür ama diğerleri atlatır. Bağışıklık sistemleri virüs tanımayı ve ona karşı koymayı öğrenmiştir. Bu yeterince insanda olduğu zaman biri süt yayılması çok daha zorlaşır. Buna sürü bağışıklığı enfeksiyon hızı yavaşlar. Virüste biter. Fakat Covid-19’da, dünya toplumsal bağışıklığın doğal gelişimini beklerse milyonlarca insan ölür. Diğer koronavirüslere karşı da ömür boyu bağışıklık oluşmuyor. Covid-19’un durumunu daha bilmiyoruz. Yani bir aşı bulmamız daha da büyük önem taşıyor. Yeterince insan aşılanırsa toplumsal bağışıklığa giden güvenli hayat kurtaran bir kestirme olur. İlk aşı, çiçekle mücadele için yapılmıştı. 1980 yılında küresel bir aşılama seferberliği sayesinde çiçek insanlık tarihinde dünyada yok edilen ilk virüs oldu. Bu hastalıklarda artık eskisi kadar çok ölüme sebep olmuyor ama aşı geliştirmek çok zor bir iş. Biz beklerken virüs beklemeye ve öldürmeye devam ediyor. Şimdilik yavaşlatmak çok eski bir yöntem olan Karantina ile yapılacak tek çare. Hatta bu yöntem 700 yıl önce Kara Ölüm sırasında bulunmuştu. Virüsün yayılma ihtimalini azaltmak için kalabalıklardan kaçınıp insanlarla görüşmemek. 1918 gribinde Amerika’da bir şehir St. Louis, hemen buna başvurdu ve okullarla umumi alanları kapattı. Philadelphia ise bunu yapmadı ve büyük bir şenliğe izin verdi. İtalya’nın öğrendiği gibi çok fazla kişi aynı anda hasta olursa hastanelerin hayat kurtarması zorlaşır.

Yüz milyonlarca insan olayın geçmesini bekliyor. Başa çıkmanın yollarını arıyor. Ülkelerin sıkı bir ulusal tecride girerek bu artışı bastırması gerekiyor. Sonra vakti gelince de yavaş ve dikkatli ce tecritten çıkmalıyız. Güney Kore modeli bir örnek. Nisan başında salgını tecritsiz kontrol altına aldılar. Geniş Salgınlar Hayatı Nasıl Değiştiriyorkapsamlı testler yapıp pozitif vakaları geriye dönük izlediler. Diğer ülkelerin bunu yapabilmek için test sayılarını artırmaları gerek. Sorun şurada, dikkatli olmazsak bu büyük salgın çok uzun sürebilir. St. Louis örneğinde salgının az görüldüğü Kasım ayında şehir sosyal mesafe politikasını sonlandırmaya karar verdi. Ölüm oranı fırladı ve şehir yine tecride girdi. Böyle bir salgında aşıyı bulana kadar seçenekleriniz sınırlıdır. Çünkü virüs sizden önce başladı. Bu uzmanların hep korktuğu bir durum. Dünya Sağlık Örgütü’nün, dünyanın böyle bir salgını yönetmesi gerekli. Ama aslında çok küçük bir teşkilat gönüllülerinin katkılarıyla ayakta duruyorlar. Uçakları, kenarda bekleyen ekipleri falan yok. Gerekli aletleri yapmak için araştırma geliştirme bütçeleri yok. 2005’te Dünya Sağlık Örgütü, dünyanın böyle bir krize karşı nasıl hazırlanması gerektiğini gösteren bir plan hazırladı. Kurallar arasında ülkelerin salgınları saptayıp DSÖ’yü bilgilendirecek seviyeye gelmesi gerekliliği de vardı. 196 ülke bunu imzaladı ama çoğu kurallara uymadı. Herhangi bir boyutta salgın olunca hep keşke daha önce yatırım yapsaydık diye düşünüyoruz ve kaynakları başka önceliklerimize ayırıyoruz. Yeni bir DSÖ raporunda da belirtilmişti. “Çok hızlı yayılan, çok ölümcül solunum yoluyla bulaşan bir patojenle çıkacak olan bir salgın tehlikesi var. Dünya buna hazırlıklı değil.” İlk covid-19 vakasından 3 ay önce yayımlandı. Sağlık sistemimiz buna hazırlıklı değildi. Her yerdeki doktorlar ve hemşireler el yapımı maskeler kullanmak zorunda. Çin’de Covid-19 hastalığını ilk kapanların çoğunun hastalığı, hastaneden kaptığı görülüyor.

Dünyada savaş için çok para harcanıyor. Askeri bütçeler çok büyük, yeni silahlar yapılıyor. Bu da savaş gibi, önlemini almamız gereken bir konu aslında. Salgınların çıkmasına engel olmak için de önlemler almamız gerek. Çin’in belirli yerlerinde ve başka ülkelerde canlı hayvan pazarları hala popüler. Hayvan virüslerinin karışıp mutasyona uğrayıp insanlara geçmesi için fırsat sağlıyor. Bir salgın olduğunda daha hızlı harekete geçmeliyiz. Çin Covid-19’u kontrol altına almaya çalışmadan 3 hafta önce, Wuhan Merkez Hastanesi’ndeki 33 yaşındaki Doktor Li Wenliang diğer doktorlara guruplarından yazdı ve salgının haberini verdi. Birkaç gün sonra Wuhan polisi ona bir belge imzalattı. Düşüncesi konusunda ısrarcı olursa hukuki işlem başlayacağını söyleyen bir uyarı aldı. DSÖ 30 Ocak’ta kamu sağlığı krizi ilan edene kadar Dr. Li Wenliang, Covid-19’a muhtemelen yakalanmıştı. Bir hafta sonra hastalıktan öldü. Bundan 3 hafta sonra Çin’de 114000 kişinin hastalığı kaptığı tahmin ediliyor. Çin erken önlem almaya başlasaydı araştırmacılara göre vaka sayısı %95’e kadar daha az olabilirdi. Çin şubat ayında tecritte iken İtalya değil ve virüsünü bir sonraki merkezi haline geldi. İtalya mart ayında tecritteyken ABD değildi ve virüsün yeni merkezi oldu. Sonra da vakalar, tecridin zor sağlandığı ve sağlık sisteminin kötü olduğu daha yoksul ülkelerde çıkmaya başladı. Önlemlerimizi daha hızlı almalıyız. Tercihen virüsleri kaynağında yakalamalıyız. Tek kaynak ne Çin ne de Yarasalar. Bunlar yeni bir virüsün insanlara geçmesi muhtemel yerler. Hastalığın çıkabileceği Esas noktalar tropik ormanların sınırlarında yeni bir maden, kurulan bir nokta gibi yerler. İnsanlar taşınır yemek kaynağı olmadığından doğada avlanırlar. Tabii Güneydoğu Asya’da gitgide büyüyen Bir çiftlikte olabilir. Bölgedeki Yarasalar çiftlikteki domuzlara giriş bulaştırabilir. İşin aslı, dünyada insanların davranışları böyle salgınları kaçınılmaz boyuta getirdi. Ormanların azalması vahşi hayvanları insanlara yaklaştırıyor. Fabrika çiftçiliği hayvanları dip dibe getiriyor ve virüslere bize bulaşması iç fırsat tanıyor. Yayılmaları için de pek çok olarak sağlıyoruz. Fakat virüsler düşünebilseydi derslerini almaları gerekirdi. Amaçları çoğalmaksa bizi öldürmemeleri gerek. Bir virüs salgına sebep olduğu zaman insanlık virüsü yok etmek için bütün hünerlerini konuşturur daha hazırlıklı olmalıydık ama teknoloji bilim ve koordinasyon açısından bakarsak her zamankinden daha hazırlıklıyız. Yaşam başladığından beri bu yarışın içindeyiz. Daha bizi yenen bir virüs görmedik.

Kaynakça:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.