İnsan olarak her birimizin kendine ait değer, his, fikirleri ve aynı zamanda hayata dair muhtelif durumlar karşısında mutlaka birtakım özgün değerlendirmelerimiz vardır. Her ne kadar demokratik rejimlerin ve esaslı hukuk sistemlerinin etkisiyle insanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği bir asırda yaşasak da birtakım konular başta olmak üzere toplumsal olarak dışlanacak olmanın verdiği korku nedeniyle o sırada toplumsal olarak makbul cevap ne ise bu doğrultuda cevaplar verme ve iyi veya kötü doğrultuda abartma eğilimindeyizdir.
Bu yazının konusu psikoloji, sosyoloji, tıp gibi alanlarda yapılan akademik çalışmalarda bireylere yöneltilen sorulara verilen gerçek olmayan cevaplardır. Literatürde ”toplumsal cazibe yanlılığı (Social desirability bias)” olarak geçen bu kavram, insan doğasının yaşanılan zamana göre şekillenen toplumsal bir varlık olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.
Toplumsal cazibe yanlılığı büyük oranda doğrudan hukuk ve ceza sistemi içerisinde olmayan/yazılı olmayan örf ve adetlerin insan üzerindeki etkisine güzel bir örnektir. Kişinin eğitim seviyesi ve benlik bilinci arttıkça, şayet toplumsal ortam da demokratik özellikler taşıyorsa bireyler verdikleri cevaplarda daha dürüst hale gelirler. Toplum demokratikleşip bireyin eğitim seviyesi arttıkça toplumsal cazibe yanlılığı azalmaktadır. Toplumsal cazibe yanılgısı o kadar güçlü etkiler taşır ki birtakım resmi kurumlar bu durumda oluşan yanlılığı ortadan kaldırmak için birtakım ilave testler

yapar.
Örneğin:
Alkol kullanıyor musunuz?
Herhangi bir müstehcen resme bakar mısınız?
Her Cuma, camiye gider misiniz?
Sizden yardım isteyen birine yardım eder misiniz?

Yukarıdaki soruları duruma ve mekana göre arttırmak mümkün. Burada vurgulanan husus herkesin bir şekilde dürtüsel olarak etkisinde kaldığı ancak idealleştirilmiş toplumsal değer yargılarından ötürü gizlenen veya abartılan durumların dürüstlüğümüz üzerindeki yansımasıdır.

Toplumsal cazibe yanlılığının kendini gösterdiği başlıca konular:
Gelir durumu
Öz güven eksikliği ve benlik saygısı
Cinsel eğilim ve ilgiler
Dini değer yargıları ve ibadet
İlaç ve uyuşturucu kullanımı
Hoşgörü ve muhafazakarlık
Vatanseverlik
Dış görünüş
Eğitim düzeyi ya da entelektüellik
Cömertlik
Fiziksel şiddet kullanımı
İllegal davranış veya fikirler

Toplumsal cazibe yanlılığının en çok tedirgin ettiği alan tıptır. Hasta veya danışanların tam olarak tedavi edilmelerine imkan sağlayacak bilgiler elde edilemediği sürece tedavinin yeterince etkili olmayacağı aşikardır. Bu konuda 2004 senesinde Arizona’da araştırmacı Connie Midey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, araştırmaya katılan 1500 kişiden yarısına yakını, birinci basamak tedavi hizmetleri alırken bilerek yalan söylemekteler. Yalan söyleyen hastaların çoğu içki ve uyuşturucu bağımlılığı olmasına rağmen bunu inkar etmişlerdir. Rönesans Tıp Araştırmaları’ Merkezinden Dr. Andrew Carroll, bu durumu şöyle açıklamaktadır:” Eğer hastalar yanlış yaptıklarını biliyorlarsa bize söylemezler, ancak bizler ne polis ne de savcıyız.” Yapılan bu araştırmada hastalar utanç veya yargılanma korkusu nedeniyle yalan söylediklerini belirtmişleridir. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde yalan söylemelerinin veya abartılı cevaplar vermelerinin otomatik olarak bilinçaltının etkisiyle gerçekleştiği görülmüştür. Uzmanlar bu durumda ortaya çıkan toplumsal cazibe yanlılığının psikolojik olarak kendimizi en iyi şekilde sunma eğilimimizden kaynaklanan dürtüsel bir davranış olduğunu belirtir. Zihnimiz kendisine karşı zaman zaman kötümser ve acımasız olsa da başkalarına karşı kendimizi sunduğumuzda ise öz raporlamayı büyük oranda sosyal tercih edilebilirliği arttıracak şekilde gerçekleştirmektedir.
Sosoyolog Erving Goffman, toplumsal cazibe yanlılığını açıklarken şunları söyler:” sosyal olarak makbul olan doğrultuda cevaplar vererek, makbul bir görüntü sergileyerek başkalarına bir mesaj ilettiğimize inanırız. İlettiğimiz bu mesaj da başkalarının bizim hakkımızdaki muhtemel olumsuz izlenimlerini maniple etmektir.” Toplumsal cazibe yanılgısına kapıldığımızda aslında umutsuzca yargılanacağımız korkusundan kaçmaya çalışıyoruz. Bu da zamanla bizleri artık klişeleşmiş cevapları hazırda bulunduran bireylere dönüştürüyor.
Akademik araştırmalarda, ekonomik planlama ve sunumlarda toplumsal cazibe yanlılığının elimine edilmesi önemli bir konudur. Araştırmacılar akademik sahada toplumsal cazibe yanlılığını aşmak için kimliksiz öz yönetim ve etkisizleştirilmiş yönetim metotlarını kullanır.
Kimliksiz öz yönetim metodunda deneğe kişisel bilgilerinin gizli tutulacağı inancı tam olarak benimsetilir. Böylelikle denek yargılanma ve ifşa edilerek kınanma korkusunu kısmen de olsa aşabildiği için rahat, doğal davranabilir. Bu yöntemde anket soruları posta ve sanal ortam vasıtasıyla gönderilebilir.
Etkisizleşmiş yönetimde anket soruları bilgisayar destekli bir şekilde herhangi bir canlı anketör olmadan cevaplandırılır. Bu durumda denek karşısında herhangi bir insan olmadığı için duygusal etkileşim dolayısıyla yargılanma ve kınanma korkusu yaşamadan cevap verebilir.

Toplumsal cazibe yanlılığının en çok etkilediği diğer alan da ticari Pazar araştırmadığıdır. Herhangi bir işletmenin s bir işe girişmeden önce pazar araştırması yapması sektör başarısı için hayati öneme sahiptir. Aynı şekilde tüketicilerin beklentilerine uygun ürünlerin tasarlanması ve kar marjını yükselterek rakiplerle daha etkin şekilde mücadele etmek için pazar araştırmaları oldukça önemli bir rol oynar. Araştırmacılar Pazar araştırmalarında toplumsal cazibe yanlılığını aşmak için başlıca şu ipuçlarını aktarırlar:

• Toplumsal cazibe yanlılığını kabul ederek işe başlayın ve araştırma tasarımlarınızı ona göre dizayn edin. Hassas sayılan konulardaki cevapların ciddi ön yargılar taşıyabileceğini göz önünde bulundurarak sonuçlarınızı değerlendirin.
• Katılımcıların dünyasına inmeye çalışın. Onların kendilerini daha rahat hissedebileceği ortamlarda sorularınızı yönelterek muhtemel yanlı cevapları minimize edin.
• Anketleri cevaplayanların isimlerinin gizli kalmasına olanak tanıyın ve mümkün oldukça anketleri bilişim sistemleri üzerinden kişilerin anonim kalmasını sağlayacak şekilde oluşturun ve yöneltin.
• Son ve en önemli ipuçlarından biri de soruları çerçeveleme tekniğiyle sormaktır. Bu teknikle soruları oluştururken soru odağını kişiden uzaklaştırdığınız için kişi daha rahat ve dürüst bir şekilde cevap verir. Örneğin “ Alır mısın” diye değil de “ Başka biri alır mı?” ; “Ne yaparsın?” diye değil “Başka biri ne yapardı?” şeklinde başka birinin yerine geçmişçesine maskeleyerek sosyal kınanma veya onaylanma endişesinden kurtarın.

Kaynakça:
http://www.iibdergisi.com/dergiayrinti/kulturun-etik-karar-verme-uzerindeki-etkisi-turkiye-ingiltere-ve-irandaki-muhasebe-ogrencileri-uzerine-bir-arastirma_548
https://tr.wikipedia.org/wiki/Toplumsal_cazibe_yanl%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1
http://healthland.time.com/2011/08/17/do-you-lie-to-your-doctor/

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here