Angiospermlerin ilk temsilcileri Kretase’nin başlarınca ortaya çıkmıştır. Kretase’nin sonlarına doğru çok geniş bir yayılış gösteren bu grup, Senozoyikte baskın kara florası haline gelmiştir. Baskınlığını günümüzde de sürdürmektedir. Gimnospermlerin üreme yapılarının kozalaklardan (ya da benzer yapılar) oluştuğunu ve sonradan tohuma dönüşen tohum taslaklarının kozalak pullarının yüzeylerinde çıplak olarak oluştuklarını görmüştük. Bunun aksine, angiospermlerde üreme yapılarını çiçekler oluşturur. Tohum taslakları karpel adı verilen ve değişime uğramış yapraklar tarafından kuşatılmıştır.

Genel olarak bir çiçek, değişime uğramış yapraklar taşıyan kısa bir gövde olarak yorumlanmaktadır. Tipik bir çiçeğin değişime uğramış yaprakları, çiçek sapının genişlemiş ucunda (reseptakulum) dört halka halinde bulunur: Sepaller tomurcuk hâlinde iken çiçeğin diğer kısımlarını örterek onları korurlar. Bunlar genellikle küçük, yeşil ve yapraksıdır; ancak, bazı türlerde büyük ve göz alıcı renklidirler. Sepallerin tümüne birden kaliks denir. Sepallerin iç kısmında, birlikte, korollayı oluşturan petaller bulunur. Kaliks ve korolla, birlikte, periantı oluştururlar. Böceklerle, kuşlarla ve diğer hayvanlarla tozlaşan bitkilerin çiçeklerinde petaller genellikle gösterişli renklidir; ancak rüzgarla tozlaşan bitkilerde, genellikle küçüktür ya da hatta kaybolmuştur. Korollanın oluşturduğu halkanın hemen iç kısmında erkek üreme organlarını oluşturan stamenler bulunur. Yani bunlar mikrosporları oluşturan sporofillerdir. Her bir stamen, filament adı verilen bir sap ve anter olarak isimlendirilen ve de uç kısmında polen oluşturan oval bir yapıdan oluşur. Çiçeğin merkezinde dişi üreme organı olan pistil (bazı türlerde her çiçekte birden fazla pistil bulunur) yer alır. Her bir pistil, kaide kısmında bir ovaryum, ovaryumdan çıkan ve stilüs denen ince bir sap (bazı türlerde birden fazla) ve stigma olarak isimlendirilen genişlemiş bir uçtan oluşur. Pistil, çiçekte karpelleri oluşturan bir ya da daha fazla sporofilden kökenlenir. Çiçek organlarının dördüne birden (sepaller, petaller, stamenler ve pistiller) sahip olan çiçeklere tam çiçekler, bunlardan biri ya da daha fazlasının bulunmadığı çiçeklere de, eksik çiçekler denir. Ovaryumun içinde, ovaryumun çeperine kısa saplarla bağlanmış ve tohum taslakları olarak isimlendirilen, bir ya da birden fazla (herbir karpel için en az bir) sporangiyum bulunur. Her bir tohum taslağında mayoz bölünme ile dört haployit megaspor oluşur. Bunlardan üçü kısa bir süre sonra kaybolur. Daha sonra, geri kalan tek magaspor birçok defa mitoz geçirerek yedi hücreden oluşmuş bir yapı oluşturur. Bunlar arasında, diğerlerinden çok daha büyük ve iki çekirdekli olanına kutup çekirdeği denir. Yedi hücre ve sekiz çekirdekten oluşan bu haployit yapı, çok indirgenmiş bir dişi gametofittir (genellikle embriyo kesesi olarak isimlendirilir). Mikropilin bulunduğu uca yakın bölgede yerleşmiş hücrelerden biri, yumurta hücresi olarak görev yapar.
Her bir anterde dört sporangiyum bulunur. Bunların her birinde çok sayıda hücre mayoz geçirerek çok sayıda haployit mikrospor üretir. Her bir mikrosporun çeper kalınlaşır ve çekirdek, mitoz bölünme ile bir adet jeneratif çekirdek ve bir adet tüp çekirdeği oluşturur.

Oluşan kalın çeperli ve iki çekirdekli yapı bir polen danesini bir erkek gametofit oluşturur. Olgun sporangiyum kenarlardan yırtılınca polen danesi, anter tarafından serbest bırakılır.

Bir polen tanesi, bir pistilin genellikle pütürlü ve yapışkan olan stigması üzerine düştüğünde (ya da biriktiğinde) orada çimlenir. Bunun sonucu, bir polen tüpü büyümeye başlar ve polen danesinin iki çekirdeği tüpe girer. Generatif çekirdek (bir plazma zarı ile çevrili olan ve bu nedenle, gerçekte sitoplazması bulunmasa bile teknik olarak bir hücre olan) bölünerek iki sperm hücresi oluşturur. Polen tübü, stigma ve stilüs dokularının içerisinde ilerleyerek ovaryuma girer. Polen tüpü tohum taslağına ulaşınca mikropile girer ve daha sonra iki sperm çekirdeğini dişi gametofitin (embriyo kesesi) içine boşaltır. Sperm hücrelerinden biri yumurta hücresini dölleyerek zigotu oluşturur. Oluşan zigot sporofit bir embriyoya dönüşür. Döllenme oluşuncaya kadar dişi gametofitte ki iki kutup hücresi birleşerek diployit bir kaynaşmış çekirdek meydana getirir. Sperm hücrelerinden ikincisi bununla birleşerek triployit çekirdek oluşturur. Bu çekirdek bir dizi bölünme geçirerek endosperm
adı verilen triployit bir doku oluşturur.

Endosperm, embriyo için bir besin kaynağı olarak iş görür. Döllenmeden sonra, çamda olduğu gibi, tohum taslağı olgunlaşarak, tohum kabuğu, beli doku ve embriyodan oluşan bir tohuma dönüşür.

Ovaryumla kuşatılmış olması nedeniyle angiosperm tohumu, çam tohumundan farklılık gösterir. Ovaryum, çoğunlukla boyutlarını büyük ölçüde arttırarak meyveye dönüşür. Bazen, reseptakulum (çiçek tablası ) gibi ovaryumla ilişkili yapılar da meyveye katından Olgun meyve, bezelyelerdeki gibi (baklanın meyveye oluşturduğu) açılarak tohumları saçar. Ya da, domatesler, balkabağı, elmalar, şeftaliler ve palamutta olduğu gibi, olgun meyva tohumlar onun içinden bitkiden ayrılabilir. Meyva, tohumları, tamamen olgunlaşıncaya değin gelişmelerinin erken dönemlerinde yalnızca kurumalarını önlemekle kalmayıp çeşitli şekillerde dağılmalarını da sağlar; meyvenin cezbettiği bir hayvan meyveyi, başka yerlere taşır ya da hem meyveyi hem de tohumlu yer ve daha sonra tohumları zarar görmeksizin dışkısıyla serbest bırakır.

Kaynakça:
Biological Science – James L. Gould, William T. Keeton

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here