Sanayi İnkılabı binlerce yıllık insanlık serüvenini bambaşka bir boyuta taşıdı. İnkılap sonrası, ziraat ve ticaret faaliyetlerine dayalı imparatorluklar yerini sanayi üretiminin ön plana çıktığı modern ulus devletlerine bıraktı. Her anlamda güçlenmek isteyen ülkeler yeni coğrafyaları sömürürken sadece ülkeleri değil insan emeğini de vahşice tüketmeye başladı. Bu yazımızın konusu, Japon iş dünyasındaki problemlerden biri olan ve Japonların milli katil diye andığı, aşırı çalışmaya bağlı ölüm, yani dünya dillerine de yerleşen ismiyle ”karoshi”.
Karoshi terimi, kullanımı ve literatürdeki yeri itibarıyla yeni olsa da kadim Japon kültürünün mühim bir unsurudur. Terim ilk olarak 1990’ larda uluslararası makalelerde varlığını duyurmuştur. Kelime, “ gönüllü olarak aşırı çalışmak” manasına gelen ‘karo’ kelimesiyle “ölmek” manasına gelen ‘Shinimasu’ kelimesinin birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Uluslararası yayınlarda ilk olarak 1990’ larda kendinden söz ettirse de Japonya’da karoshi durumu 1970’ lerden beri işverenlerin ve hükumet yetkililerinin gündemini meşgul etmektedir. Japon çalışan hakları savunucuları karoshiyi milli çapta bir katil olarak görmekteler zira resmi olmayan istatistiklere göre Japonya’da her yıl 10.000’e yakın kişi karoshi olarak tarif edilebilecek durumdan dolayı hayatını kaybetmektedir.

Karoshi Kavramının Ortaya Çıkması

Kavram uzun süredir işçi sağlığı ve iş güvenliği konulu yayınlarda yer alsa da kamuoyuna yansıması 1969 senesinde medyada yer almasıyla olur. Ülkenin en büyük sgazete şirketlerinden birinin nakliye departmanında çalışan 29 yaşındaki bir erkek işçinin aşırı çalışmaya bağlı olarak felç geçirip ölmesi üzerine eşinin açtığı dava ile s karoshi, ülke gündemine taşınmıştır.
Zamanla karoshi vakalarının yaygınlaşması ve medyada yer almasıyla ülkede sadece bu vakalarla ilgilenen tıbbi enstitüler kurulmuş terapi ve tedavi merkezleri açılmıştır. Tıbbı müdahale ve tedbirlerin yanında karoshinin sosyal ve kültürel boyutları olan bir mesele olduğunu belirtmekte fayda var. Karoshi, Japon hükumetinin yanı sıra Uluslararası İşçi Organizasyonu’ nun da gündeminde yer almaktadır. ILO, 2013 senesinde yayınladığı bir raporda karoshiyi “ağırlaştırılmış ağır bir iş yükü ve/veya en az 4 hafta, haftada 65 saat ve üzeri veya en az 8 hafta, haftada 60 saat veya üzeri çalışmaya bağlı olarak çalışanın ölmesi durumu” olarak tanımlamıştır. Karoshi sebebiyle ölüm vakalarında ölüme yol açan durumlar beyin felci, kalp yetmezliği, kalp krizi gibi durumlardır. Bu noktada karoshiyle alakalı olarak şu detayı de ilave etmekte fayda var. Karoshi nedeniyle ölümler anlık olarak gelişir.
Karoshinin Japonya’da yaygın olması ve 20. asrın ikinci yarısından itibaren artış göstererek milli çapta bir felakete dönüşmesi irdelenmesi gereken bir konudur. Karoshiye yol açan temel etken Japon kültüründe gönüllü ve biti tükenmeden çalışmaya yüklenen büyük anlamdır. Japon kültüründe birey için çalıştığı kuruma olan sadakati ne kadar da fedakarca çalıştığına bağlıdır. Kişilerin işverenlerine ve çalıştıkları müesseselere karşı sadakat ve fedakarlıkları o kadar yoğundu ki çalışanlar, hasta ve tatilde bile olsalar işveren mesaiye ihtiyaç duyduğunda koşa koşa işe gitmekte tereddüt etmezler.

İş ve tatil dengesinin Japon iş dünyasında çalışanlar tarafından yeterince bilinmemesi de karoshinin Japon kültüründeki yaygınlığının başlıca sebeplerindendir. Yapılan araştırmalar Japon çalışanların yüzde doksanının tatilin iş verimini ve birey sağlığını arttırıcı etkileri hakkında pek az bilgi sahibi olduklarını ortaya koymuştur. Karoshinin diğer daha etkili ve günümüzdeki yaygınlığının sebebi ise Japon siyasi ve ekonomik tarihiyle alakalıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra endüstri ve insan kaynağı büyük oranda tahrip olan Japonya’ nın insan kaynağı eksiliğini fazla mesailer vasıtasıyla gidermeye çalışması çok etkilidir. 21. asrın başı itibarıyla dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak gösterilen Japonya’da bu ihtişamlı büyümenin ardında hayatlarını bu uğurda tüketen insanların hikayesi vardır. Japonya herhangi bir sektörde çalışan bir işçinin hayat standartlarını müreffeh tutabilmesi aldığı fazla mesai ücretlerine bağlıdır. Japon hükümetinin de zımnen teşvik ettiği esnek ve rekabetçi ücretlendirme sistemi, düşük ücretle çalışan personeli fazla çalışmayı gerektiren mesai ücretlerine mahkum etmektedir. Buna ilaveten hükumetin çalışanların tatil hakkıyla alakalalı insani standartlar koymaması da karoshiyi teşvik eden diğer bir husustur. Son yıllarda ülke içinde ve dışında oluşan baskılara bağlı olarak Japon hükumeti ek istekli olmasa da bu konuda kanuni düzenlemeler yama yoluna gitmiştir. Karoshi vakalarından hayatını kaybedenler için işverenlere yüklü tazminat cezaları getirilerek yıllık izin hakkı arttırılmıştır. Yapılan bütün bu anti-karoshi düzenlemelere rağmen hala Japonya’ daki çalışma standartlarının insani olmaktan hayli uzak olduğu belirtilmektedir. Uluslararası Çalışma Organizasyonu (ILO) 2001’de yayınladığı raporunda, Japonya’da çalışanların %28’inin haftada 50 saat ve/veya daha fazla çalıştığı görülmektedir. Japonya’ nın elinde bulundurduğu bu rekor oranı (%28 ) sırasıyla % 5,3’ le Almanya, % 4,5’ le Finlandiya ,% 1,9‘ le İsveç ve % 1,4’ le Hollanda takip etmektedir. Bu gayri insani mesai saatlerinin çok daha vahim olduğuna yönelik iddialar da tartışma konusudur zira Japon hükumetinin bu istatistikleri kasıtlı olarak düşürdüğü kaydedilmektedir. Ağır ve stresli aşırı mesai saatlerinin yanında Japon çalışanların sahip oldukları serbest zamanın çalışma zamanından kısa olması bakımından Almanya, ABD, İngiltere, Fransa gibi sanayileşmiş ülkeler içinde tek olduğu görülmektedir.

Japonya’da karoshi, özel sektörde kamu sektörüne kadar tüm alanlarda hatta kişilerin kendi iş yerlerinde bile görüldüğü bilinmektedir. Hizmet grupları bakımından da hizmetten tarıma, sanayiye kadar tüm hizmet kollarında karoshiye rastlanmaktadır. Statüler bakımından ele alındığında da en alt seviyede işçiden en yüksek işverene kadar hemen hemen tüm pozisyonlarda karoshi vakalarına rastlandığı görülür. Cinsiyete göre karoshi kurbanlarının çoğunlukla erkeklerden oluştuğu ortaya çıkmaktadır.

Karoshiyle Mücadele için Alınması Tavsiye Edilen Tedbirler

İş sağlığı uzmanlarının karoshinin önlenmesine dair yaptıkları araştırmalardan çıkarılan bazı netice ve tavsiyeler şöyle sıralanabilir:
*Şirketler çalışanlarına ve birinci dereceden yakınları olan ailelerine tıbbi ve psikolojik destek vermeli. Çalışanların bu imkânlara erişmeleri önündeki engeller kaldırılarak kolaylaştırıcı tedbirler alınmalı.Çalışanlar düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçirilmeli.
*Çalışanlarla işverenleri ve amirleri arasında sağlıklı bir diyalog kanalı oluşturulmalı. Rehabilitasyon ve dayanışmayı arttıran iş yeri etkinliklerine yer verilmeli.
*İş yerlerinde oluşması muhtemel sağlık ve güvenlik tedbirleri için risk değerlendirme raporları doğrultusunda düzenlemeler yapılmalı. Bu noktada aşırı iş yükünün doğurduğu gerilimi ortadan kaldırmak için mesai saatleri azaltılmalı ve çalışan sayısı arttırılmalı.
*Çalışanlara fazla mesai ücretleri ödenerek, fazla mesainin ödenmemesinden kaynaklanan maddi yoksunluk azaltılmalı ve böylelikle aşırı çalışmaya olan ihtiyaç önlenmeli.
*Taşeronlaşmanın önüne geçilerek düşük ücretli çalışma ortadan kaldırılarak güvenceli çalışma imkanları sağlanmalı.
Yukarıda bahsi geçen hususlar sadece başlangıç mahiyetinde tedbir ve tavsiyelerdir. Karoshinin tam olarak önünün alınabilmesi süreç gerektiren ve ciddi kanuni düzenlemelerle mümkün olan bir durumdur. Karoshi konusunda gösterilen tüm duyarlılık ve tepkilere rağmen karoshinin gün geçtikçe daha yaygın ve tehlikeli bir hal almaya başladığı istatistiklerin ve gözlemcilerin ortak uyarıdır.

Kaynakça:
Aoki, Mizuho (2012) “Suicides Top 30,000 for 14th Straight Year”, (http://www.japantimes.co.jp/
news/2012/01/12/national/suicides-top-30000-for-14th-straight-year/) (31.10.2014).
Duncan, Meghan (2014) “Work Life in Japan”, (http://prezi.com/9qjg_r0blcwd/work-life-in-japan/)
(31.10.2014).

Not:Videonun dili alt yazı ayarları aracılığıyla Türkçeye çevrilebilmektedir.

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here