Kromozomal Olmayan Simpatrik Türleşme

Büyük kromozomal kapsamayan türleşmelerin çoğu, esas olarak allopatrik (bir coğrafik izolasyon periyodu gerektiren) olmasına karşın poliployidi ya da diğer büyük çaplı kromozomal yeniden düzenlenmeler olmaksızın da simpatrik türleşmelerin olabileceğine ilişkin kanıtlar artmaktadır. Üreme izolasyonu bu tip simpatrik türleşme için esas olan tek unsurdur, fakat üreme izolasyonu diğer hususlarca da etkilenir. Örneğin, habitat tercihindeki küçük değişimler, izolasyon mekanizmalarının gelişiminde coğrafi ayrılma olmaksızın meydana getirebilir.
Dolayısıyla mineral kalıntıları içeren toprağa uyum yapmış bir yonca türü poliployidi ile değil, çiçeklenme zamanının farklı olmasıyla türediği türden üreme için izole olur. Ağaç zıpzıpı Enchenopa Binotata gibi eklembacaklılarda çok belirgin olarak kendini gösteren, diğer bir coğrafi izolasyon alternatifi konak özgüllüğü ile ilişkilidir. Bu böcekler sıklıkla beslendikleri bitki üstünde çiftleştiklerinden belirli bir konak bitki türüne uyum yapmış böcek alttürleri kendi aralarında üreme eğilimindedirler. Bu senaryoya uygun olarak seçilim, kesin olarak konak bitki türü üzerinde üreyen bireyler lehine işleyecektir. Sonuç olarak, farklı konak bitkilere uyum sağlamış ağaç zıpzıplarının izole olmasını sağlayarak içsel izolasyon mekanizmaları gelişebilir. Gerçekten ağaç zıpzıplarında (Enchenopa Binotata), konak özgüllüğü gerçek coğrafik izolasyon olmaksızın üreme izolasyonu yaratabileceğinden simpatrik türleşme mümkün olabilir.
Simpatrik türleşme ile ilişkili olabilecek diğer mekanizma eşeysel tanıma olarak bilinen davranışla ilgili olgudur. Çok sayıda türün bir eşeyinin üyeleri, genç iken ebeveyn ya da kardeşleri tarafından gösterilen belirli bir özelliği ya da özellik setini otomatik olarak ezberlerler. Bu özellikler görsel, işitsel ya da kimyasal (koku) olabilir. Ezberleme, bu bireylerin daha sonra büyük bir kesinlikte uygun eşlerini ayırt etme yeteneği kazandırır. Kuşlarda eşeysel tanımanın devamlılık etkisi Klaus Immelmann’ın zebra ispinozları ve Bengalese ispinozları ile yaptığı deneylerde gösterilmiştir. Bu iki türün bireyleri fizyolojik olarak aralarında üreme yeteneğindedirler, fakat her tür kendi bireylerine bunu yapmamalarını büyük bir kesinlikle öğretir. Immelmann’ın deneylerinde, Bengalese ebeveynlerce yetiştirilen erkek zebra ispinozları, tercih etme şansı verildiğinde dişi Bengalese ispinozlarına benzer şekilde kur yaparlar. Bu durumda, gençlerin taklit ettikleri ebeveyn öğretilen özelliklerin birinde bir mutasyon gösterirse (örneğin, parlak renkli göz beneği ya da kur yapma şarkısına yeni özelliklerin oluşması gibi) ve eğer genç, daha sonra aynı mutasyonu gösteren çiftlerin yer bulabilme yeteneğinde ise mutant bireylerin birbirleriyle çiftleşmeleri olasıdır. Sonuçta kendileri dışında türün diğer üyeleri üreyemeyen bir popülasyonun oluşması oluşabilir. Öyleyse kuşlarda tanımaya dayalı sabit üreme izolasyonu, popülasyonları şekillendirmede önemli bir rol oynayabilir. En azından simpatrik türleşme başlangıcına ilişkin yeni bulunan bir örnek, tanımanın üreme izolasyonuna yol açan bir çeşit habitat tercihini nasıl yaratabileceğini göstermektedir. Resimkanatlı meyve sineği Rhagoletis Pomonella yumurtalarını bırakmak için alıç ağacını arar ve yumurtalarını alıç ağacının meyvesine bırakır. Larva meyve üzerinde beslenir, pupalaşır, çıkar ve yaşam döngüsü böyle devam eder. Yaşamının bazı evrelerinde sinekler, alıcın kokusunu öğrenir ve besine bağımlı bu öğrenme davranışını, yeni uygun bir konağa yerleşmede kullanılır. Princeton Universitesinden Jelf Feder larvaların alıç ağacına çok iyi uyum yaptığını (herhangi diğer bir çeşit meyvede olanın iki katı kadar büyüyüp ve pupalaşacak şekilde) göstermiştir. Ancak alıcın kokusuyla sinek larvalarını arayıp bulan, bunlara yumurtalarını bırakan ve sinek larvalarının % 90 kadarının ölümüne neden olan, sinek larvalarına özelleşmiş iki parazitik arı türü vardır.
Yaklaşık 150 yıl kadar önce, Amerika Bileşik Devletleri’nin kuzeydoğusundaki Hudson Vadisi’nde, topraklar ayrılarak büyük ticari elma bahçeleri kurulmuştur, alıçlar azalmış ve bunun sonucu (büyük bir olasılıkla kazara) birkaç Rhagoletis sineği yumurtalarını elma meyvelerine bırakmaya başlamıştır. Elmaları tanıma işi sonraki döle aktarılmış ve bu şekilde yaklaşık tam bir üreme izolasyonu oluşturmuştur. Elma meyveleri üzerine bırakılan Rhagoletis yumurtalarının yarısı bile larvaya gelişse bunlar arıların parazitliğinden daha az etkilemiş olacaklardır. Sadece arıların elmalar üzerinde onları aramamaları sonucu değil, aynı zamanda meyvaların daha önce oluşması ve (dolayısıyla parazitlerin en yoğun olduğu sezondan önce larvalar pupa evresine geçebilir) ve elma ağaçlarını sinek larvalarının arıların ulaşamayacakları bir yuva oluşturmalarına izin verecek kadar büyük olması bunu sağlamıştır. Sonuç, alıçla karşılaştırıldığında altı kat daha fazla sayıda larva, ergin sinek verilebilmektedir.
Yaklaşık aynı zamanda, Rhagoletis’in diğer bir alt grubu vişneleri istila etmeye başlamış, fakat bu soy ölmüştür. Sineklerin yoğunlaştığı vişne bahçeleri tasfiye edildikçe her iki grubun teknik olarak ayrı tür olup olmadıkları henüz açık değildir. Fakat, simpatrik türleşmeye giden bu yolda kalıtsal bir engelin bulunmadığı açıktır.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :