1930’larda ortaya çıkan ve ana ilkelerinin 1934 yılında toplanan ‘Sovyet Yazarlar Birliği Birinci Kongresi’ inde saptandığı bilinen Toplumcu Gerçekçi anlayış, diğer yansıtmacı anlayışlardan toplumsal konularla ilgili gerçekleri yansıtması bakımından ayrılır. Toplumcu gerçekçilik terimi, ilk defa 23 Mayıs 1932’de Sovyet Rusya’da yayımlanan Literaturnaya Gazyetta (Edebiyat Gazetesi)’da Gronsky tarafından kullanılır. Marksist eleştiri, ekonomik şartları ve toplumdaki sınıf çatışmalarını temel alan ve olayları bu verilerle açıklayan bir eleştiri yöntemidir. Eleştirmen, yazarın toplumla ve toplumun yarattığı ekonomiyle ne türlü ilişkiler kurduğunu keşfetmeye çalışır. Yazarla toplumsallık arasında, toplumun şu anki durumuyla geçmişi arasında diyalektik bir ilişki vardır ve bu ilişki belli bir nedenselliğe dayanır.
Diyalektik, Marksist eleştirinin en önemli kavramlarından biridir. Edebiyat eseri biçim-öz birlikteliğine sahiptir ve biçim ile öz arasında diyalektik bir ilişki vardır. Eğer bir kuram insan kültürünün ekonomik realitelerini ön planda tutmuyorsa o kuram insan kültürünü yanlış anlıyor demektir. Marksizm için eğitim, felsefe, din, devlet, sanat, bilim, teknoloji, medya ve bütün sosyal ve politik hareketlerin arkasındaki niyet ekonomik gücü elde etmek ve sürdürmektir. Üstyapı önemli bir kavramdır ve sosyal, politik, ideolojik gerçeklikler üstyapısının üzerine kurulu olduğu temel ekonomidir. Marksist eleştiride ekonomik durum altyapıyı oluştururken din, edebiyat, sanat, felsefe, sosyolojik gibi diğer hususlar üst yapıyı oluşturur. Altyapı, yani ekonomi üstyapıyı doğrudan doğruya şekillendirir. Tarihsellik önemli bir argümandır. Marksistler, insanların sanat ürünlerini çözümleyebilmek için maddenin tarihinin bilinmesi gerektiğini belirtirler. Her insani olayın ve ürünün belirli maddi sebepleri vardır. İnsanla ilgili herşeyin Marksist açıdan değerlendirilmesi, bir ya da daha fazla toplumdaki sınıflar arasındaki ilişkilere odaklanır. Ardından ekonomik gücün dinamikleri ve dağılımı açısından bütün insani hareketleri açıklar. Gerçek savaş sahip olanlar ve olmayanlar arasında, yani dünyanın doğal, ekonomik ve insan kaynaklarını kontrol eden burjuvazi sınıfı ile madenlerde, fabrikalarda, tarlalarda veya tren yollarında beden gücü ile çalışan ve düşük standartlarda yaşayarak zenginlerin kasalarını dolduran proletarya, yani işçi sınıfı arasında yapılmaktadır. Buna göre işçi sınıfının ortaya çıkışı şu aşamalardan geçmiştir: ilkel toplum-kölelik-feodalizm-kapitalizm-sosyalizm-komünizm
Plehanov, Marks, Engels, Çernişevksi, Çehov, Belinski gibi şahsiyetler toplumcu gerçekçilikle ilgili fikir üretmişlerdir.

Kaynakça:
Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Cem Yayınevi

Yazar: Serpil Altunyay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here