Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Muhafazakarlık ve Muhafazakarlığın Temel Unsurları

0 7

Muhafazakarlık genel değişime karşı çıkma, yenileşmenin yanı sıra eskiyi savunma ve eski düzenin devam etmesi şeklinde bilinmektedir. Muhafazakarlık modernleşme ile birlikte modernleşmenin getirdiği kavramları ve yeniliklere karşı farklı söylemler getiren bir kavram olmuştur. Muhafazakarlık yeni oluşum ya da düşünce tarzına karşı farklı bir tavır sergilemektedir. Muhafazakarlık da geçmişe karşı köklü bir bağlılık vardır. Yanı muhafazakarlık da geçmişe yönelik bir bağlılık olurken aynı zamanda var olan yeniliklere karşı da farklı söylemler gerçekleştirmektedir. Yanı yeni olan bir kavram ile eski olan bir kavramı yorumlamaktadır. Muhafazakarlık da yeniliğe karşı bulunmaz. Muhafazakarlık kavramının içerisinde değişmeyen yapı taşları bulunmaktadır. Muhafazakarlık sahip olduğu yapı taşlarını yeniliklere karşı korumaya çalışmaktadır. Kendine özgü var olanları koruyarak ileri ki nesillere taşımayı hedeflemektedir.
Muhafazakarlık genel olarak tutuculuk ve katı kuralları olan bir düşünce olarak bilinmektedir. Yeniliğe kapalı olmak eskiye körü körüne bağlı olan düşünce akımı olarak yorumlanmaktadır. Gelenekçi bir yapısı olan muhafazakarlık toplumun her alanında farklı yorumlanabilmektedir. Siyasi olarak muhafazakârlık sağ ideoloji ile eş değer sayılmaktadır. Siyasi muhafazakarlığa göre var olan siyasi düşünce, hukuk kuralları değiştirilmeden katı sınırlar çerçevesinde devam ettirilmelidir. Yanı muhafazakarlık geleneksel kurumların devamlılığını istemektedir. Aile ve din acısından muhafazakarlık da bu kurumların var olan özelliklerini toplum içindeki var olan algısını değişmeden gelecek kuşaklara taşımayı hedeflemektedir. Aile ve din kurumları var olan sistemlerini korumak için siyaseti kullanmaktadır.
Muhafazakarlık ile ilgili yaşanan tartışmalardan biri de muhafazakalığın ideoloji mi yoksa bir tutum olduğudur. Muhafazakarlık yeniliklere karşı sürekli karşı çıkması ve yenilikleri kabul etmemesi onun bir tutum olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan muhafazakarlığı ideoloji olarak gören düşünürler muhafazakarlığı Aydınlanma Dönemi, Fransız İhtilali be Sanayi Devrimi açıklamaya çalışmaktadır. İdeoloji olarak savunanlara göre muhafazakarlık bu üç tarihsel süreç çerçevesinden gelişmiş ve şekillenmiştir.

Muhafazakarlığın Temel Unsurları

Muhafazakarlık kavramını incelerken ya da muhafazakarlık kavramını açıklarken bazı temel unsurların üzerinde durmak gerekmektedir. Muhafazakarlığın temelini üç olay oluşturmaktadır. Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi ve Aydınlanma Dönemi muhafazakarlığın oluşumu açıklamaktadır. Muhafazakarlık kavramı toplumun her alanı ile ilgilidir. Bir tutum, bir düşünce biçimi, bir yaşam tarzı olması yanında, toplumsal hareketlere getirdiği eleştiriler açısından da siyasi ve ideolojik bir yönü vardır.
Muhafazakarlığın temel unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Aile

Muhafazakarlık kavramı için aile kurumu önem arz etmektedir. Muhafazakarlık için toplumu bir arada tutan kurumlar önemlidir. Toplumu bir arada tutan kurumların başında da aile kurumu gelmektedir. Gelecek nesillerin yetiştirilmesi, gelenek-göreneklerin gelecek kuşaklara aktarılmasında aile kurumunun işlevi önemlidir. Aile toplum kurallarının geleceğe taşıyan ve geleneksel yapıyı korumaktadır. Muhafazakarlığın var olan düzene önem vermesi aile kurumuna da önem vermesini sağlamaktadır. Aile kurumu özellikle muhafazakar siyaseti benimseyen düşünürlerin de odak noktası olmuştur.
Muhafazakar toplum anlayışında geleneklerin nesillere aktarılması, toplumsal yapının bozulmadan devam etmesi gerekmektedir. Bu işlevleri üstlenen kurum da aile kurumudur. Aile kurumu işlevleri bakımından neslin devamlılığını sağlamaktadır. Bireyler aile ortamında sosyalleşmekte ve toplum için de nasıl davranılması gerektiğini öğrenmektedir. Bireyler toplumsal değerler ile yetişmekte ve topluma uygun toplumun dışına çıkmayan fertler olacaklardır. Muhafazakâr siyasette bireyleri edindikleri kimlikler önemlidir. Siyasetin devamlılığı için yanı var olan siyasi düzen ya da toplumsal düzen için bireylerin var olan özellikleri öğrenmesi gerekmektedir. Toplumda var olan düzeni bireylere aktaracak olan kurum da aile kurumu olduğu için muhafazakâr siyaset için de aile kurumu önemlidir. Aile bireylere istenilen kimleri kazandırarak toplumsallaşma sürecinde yaşanabilecek kaosun önüne geçerek bireyin ekonomik hayatın içinde kaybolmasını engel olur.
Muhafazakârlığın temel taşı olarak aile kurumunun gösterilmesi bir çok düşünürün ortak kararıdır. Toplumun temek taşı olarak birey değil de aile olduğunu belirten Bonald’a göre; toplum bir arada tutulmak isteniliyorsa aile kurumuna önem verilmesi gerektiğini savunmuştur. Bonald’un aile üzerine birçok araştırması bulunmaktadır. Aile üzerine yaptığı araştırmada aileyi toplumun değişmez bir parçası olarak görmekte ve aile kurumunun devletten farklı bağımsız bir konumu olduğunu da belirtmiştir. Bonald’ın temele aldığı aile ataerkil ailedir. Kuralların sabit ve değişmediği ataerkil ve Ortaçağ döneminde var olan aile yapısıdır. Bu dönemde var olan ailelerde değişim ya da yenilik söz konusu değildir. Otoriter tek kişide toplanmıştır. Baba figürü önem arz etmektedir. Kural koyucu ya da var olan düzeni baba korumaktadır. Bu durumda kuralların değişmesi söz konusu değildir. Böylece toplumun devamlılığı değişmeden sağlanmış olmaktadır. Aile kendi başına küçük bir toplumdur; tıpkı devletlerin aileleri korumak için var olan bir toplum olması gibi“Aile bireylerin üretimi ve gelişimi için var olan bir toplumdur.

Devlet

Muhafazakar düşünce de devlete saygı ön plandadır. Devlet toplumsal düzeni sağladığı ve otoriteyi koruduğu için devlete önem verilmektedir. Muhafazakar düşünceye göre devlet olmazsa toplumlar otorite boşluğundan dolayı bozulur ve dağılır. Bu nedenle muhafazakar düşünceye göre devlet çok önemlidir.
Muhafazakar düşünceye göre insanlar tek başına bir otorite ya da bir kural olmadan düzene giremezler. Çünkü insanlar bu konuda yetersizdir. İnsanların bu yetersizliklerini düzene koyacak onları doğruya yönlendirecek bir kuruma ihtiyaç vardır. Muhafazakarlığa göre bu kurum da devlettir. Devlet insanaları bir arada tutar ve bir düzen içerisinde devamlılığı sağlamaktadır. Devlet sadece insanları değil aynı zaman da devleti oluşturan diğer kurumlar arasında da bütünlüği ve birliği sağlamaktadır.
Fertlerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri için sosyalleşmesi gerekmektedir. Browson’a göre sosyal bir varlık olan bireyler tolum olmadan yaşayamaz. Yanı bireyin olduğu her yerde toplumsallaşma kaçınılmazdır. Toplumun ayakta kalması ve devamlılığının olması için de devlete ihtiyaç duyulmaktadır. Devletin de var olabilmesi için kendine yanı devlete itaat eden bireylere ihtiyaç vardır. Muhafazakarlığa göre devlet olması gereken ve saygı duyulması gereken bir kurumdur. Browson’un yanı sıra devletin olması gerektiğini savunana diğer bir düşünür Hegel’dir. Hegel devlet ile tanrıyı eşleştirmiştir. Yanı devlet tanrının dünyadaki yoludur. Hegel’e göre Tanrı’nın dünyadaki yolu olan devlet bireyin yetkinleşmesini sağlar.

Birey ve Toplum

Muhafazakâr anlayışa göre insanlar tek başına hayatlarını devam ettiremez. Belli bir noktadan sonra kendini idame ettirme konusunda başka bireylere yanı sosyalleşmeye ihtiyacı vardır. Yukarıda da belirtildiği gibi bireylerin hayatlarını devam ettirebilmeleri için bir rehbere ihtiyaç duyarlar. Muhafazakar anlayışa göre insanlar dünyaya geldikleri andan itibaren toplumsallaşmaya başlar ve toplum birey için anlam kazanmaya başlar. Muhafazakar anlayışa göre birey toplum geleceği için ve kendi geleceği için iyi olmak zorundadır.

Yazar: Nalan Solmaz

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.