Rüyaların Başlıca Özellikleri ve Rüya Sembolleri

Ertesi gün hatırlanmasa bile herkes rüya görür. Rüyalar temelde uyurken zihnin yarattığı hikâyeler ve imgelerdir. Rüyalar eğlenceli, rahatsız edici veya düpedüz tuhaf olabilir, kişiyi mutlu, üzgün veya korkmuş hissettirebilir, kafa karıştırıcı veya mükemmel derecede mantıklı görünebilirler. Rüyalar uyku sırasında herhangi bir zamanda olabilir fakat en canlı rüyalar beyin en aktif olduğunda, REM (hızlı göz hareketi) uykusu adı verilen bir aşamada görülür. REM uykusu gece sadece birkaç dakika sürer, ancak kişi uyudukça uzar. Gecenin ilerleyen saatlerinde 30 dakikadan fazla sürebilir. Bazı uzmanlar, bir gecede en az dört ila altı kez rüya görüldüğünü söylemektedir.

Neden Rüya Görüyoruz?

Neden rüya gördüğümüz konusunda birçok teori vardır ama kimse kesin olarak bilmemektedir. Bazı araştırmacılar, rüyaların hiçbir amacı veya anlamı olmadığını, diğerleri zihinsel, duygusal ve fiziksel sağlık için rüyalara ihtiyaç olduğunu söylemektedir. Çalışmalar, rüyaların sağlık ve esenlik için önemini incelemiştir. Bir çalışmada araştırmacılar insanları REM uykusuna girerken uyandırmıştır. Rüya görülmesine izin verilmeyenlerde kaygı, depresyon, konsantre olma zorluğu, koordinasyon eksikliği, kilo alımı, halüsinasyon eğilimi ve daha fazla gerilim bulunmuştur. Birçok uzman rüyalarda anıların birleştirildiğini, duyguların işlendiğini, rüyaların yaşamdaki sorunları çözmeye yardımcı olduğunu söylemektedir. Rahatsız edici bir düşünce ile yatağa gidilirse bir çözümle uyanılabilir veya en azından durum hakkında daha iyi hissedilebilir. Bazı rüyalar beynin düşünceleri ve günün olaylarını işlemesine yardımcı olabilir. Diğerleri sadece normal beyin aktivitesinin bir sonucu olabilir. Araştırmacılar hala tam olarak neden rüya görüldüğünü anlamaya çalışmaktadır.

Rüyaların Başlıca Özellikleri

Rüyaların özellikleri binlerce yıldır bilim insanlarını, araştırmacıları ve filozofları büyülemiştir. Bununla birlikte, tarihte oldukça yakın zamana kadar rüyalar ciddi bilimsel çalışmaların konusu haline gelmemiştir. En ünlü rüya araştırmacılarından biri, 1988’de yazmış olduğu kitabı The Dreaming Brain’de rüyaların beş temel özelliğini tanımlayan Amerikalı psikiyatrist J. Allan Hobson’dır. İşte rüyaların 5 temel özelliği:
1-Rüyalar Genellikle Yoğun Duygulara Sahiptir
Rüyaların en önemli özelliklerinden biri, rüyalarda yaşanan duyguların yoğun, acı verici ve şiddetli olabilmesidir. Bir baltalı katil tarafından çılgınca kovalanmak gibi yoğun korkular ya da kendini sahnede çıplak bulmak, halka açık alanda tuvaleti kullanmak gibi utanç verici durumlar hakkında rüyalar görülebilir. Bazı durumlarda, bu duygular o kadar yoğun hale gelebilir ki rüyayı kesebilir veya rüyayı görenin aniden uyanmasına neden olabilirler. Hobson’un rüya araştırmasına göre rüyalarda yoğunlaşan en yaygın üç duygu kaygı, korku ve sürprizdir.
2-Rüyalar Genellikle Düzensiz ve Mantıksızdır
Rüyada bilinçli beynin belirli kısımları kapanır ve fantastik düşünce süreçlerinin vahşice çalışmasına izin verilir. Rüyalar süreksizliklerle, belirsizliklerle ve tutarsızlıklarla doludur fakat bazen bu şeyler düpedüz tuhaf rüya içeriğine yol açabilir. Rüyaların ayırt edici özelliklerinden biri, çoğu zaman hiçbir anlam ifade etmemesi ve zaman, yer veya insanları içeren herhangi bir doğal yasaya uymamasıdır.
Rüyalardaki mantıksız içerikler arasında uçmak, zaman yolculuğu, ölmüş kişilerin görülmesi, hayvanların konuşması, insanların ve nesnelerin ani dönüşümleri, rüya ortamının ani değişimi sayılabilir.
3-Rüyaların İçeriği Sorgulanmadan Kabul Edilir
Rüyalarda meydana gelen garip olaylar ve mantıksız içerikler genellikle rüya görenin zihin tarafından sorgulanmadan kabul edilir. Rüya içeriğinin tartışmasız kabulü, içsel olarak oluşturulan duyguların ve algıların gücünden kaynaklanmaktadır. Eğer rüya uyandıktan sonra hatırlanırsa, rüyanın içeriği tuhaf veya hatta açıklanması zor olarak görülür. Rüya görülürken kişilerin mantıksal olarak yansıtma veya duyguların üstesinden gelme kapasitesi (lucid rüya görme konusunda eğitilmediyse) yoktur.
4-Rüyalar Genellikle Tuhaf Duyusal Deneyimler İçerir
Garip duyusal deneyimler, rüyaların bir başka önemli özelliğidir. Gerçekçi uçma, düşme hissi, ağır çekimde koşma hissi, hızlı hareket edememe ve vücut hareketlerini kontrol edememe rüyalar sırasında ortaya çıkan yaygın olarak bildirilen duyusal deneyimlerden sadece birkaçıdır. Bunlar uyanık yaşamdaki nadir deneyimler olmasına rağmen, rüyalarda oldukça yaygındır.
5-Rüyaları Hatırlamak Genellikle Zordur
Araştırmacılar, rüyaların neden kolayca unutulduğunu kesin olarak bilmemektedir. Belki de insanlar rüyaları unutmak için tasarlanmıştır çünkü eğer hepsi hatırlanırsa, rüyalar gerçek anılardan ayrılamayabilir. Ayrıca, rüyaları hatırlamak zor olabilir çünkü REM uykusu sırasında vücut anıları oluşturan beyindeki sistemleri kapatabilir. REM uykusu düşük serotonin seviyeleri ve yüksek asetilkolin seviyeleri ile karakterizedir, bu da rüyaların kısa süreli hafızada saklanmasını zorlaştırır. Aslında, rüya araştırmaları, uyandıktan sonra normal rüyaların yaklaşık % 95’inin unutulduğunu göstermektedir. Rüya deneyimi yoğunlaştırılarak ve bilinçli hatırlama bir alışkanlık haline getirilerek rüyaların hatırlanmasını geliştirmek mümkündür. Bu her zaman berrak (lucid)rüya tekniklerini uygulamak için bir öncüdür.
Sadece uyanmadan hemen önce, bazı beyin aktiviteleri tekrar açıldığında gerçekleşen rüyalar hatırlanabilir. Bazı araştırmacılar, aklın rüyaları unutmadığını, sadece onlara nasıl erişileceğinin bilinmediğini düşünmektedir. Rüyalar hafızada saklanabilir, hatırlanmayı bekleyebilir. Bu, insanların günün ilerleyen saatlerinde bir rüyayı neden aniden hatırladığını açıklayabilir. Hafızayı tetikleyen bir şey olduğunda hatırlama sağlanabilir.

Rüyalar Ne Anlama Geliyor?

Ünlü psikolog Sigmund Freud, rüyaların bilinçaltına açılan bir pencere olduğunu ve bir kişinin bilinçsiz arzularını, düşüncelerini, motivasyonlarını ortaya koyduğunu düşünmektedir. Freud’a göre rüyalar insanların toplum için kabul edilemez olan dürtüleri ve arzuları tatmin etmesinin bir yoludur.
Nasıl rüya görüldüğüne dair farklı görüşler olduğu gibi, rüyaların ne anlama geldiği konusunda da farklı görüşler vardır. Bazı uzmanlar, rüyaların gerçek duygular veya düşüncelerle hiçbir bağlantısı olmadığını söylemektedir. Bunlar sadece normal hayatla ilgili olmayan garip hikâyelerdir. Diğerleri rüyaların, özellikle tekrar tekrar görülenlerin kişinin kendi düşüncelerini ve duygularını (en derin arzularını, korkularını ve endişelerini) yansıtabileceğini düşünmektedir. Birçok insan bazı konularda en iyi fikirlerin rüya görürken ortaya çıktığını ifade etmektedir.
İnsanlar çoğu zaman kovalanmak, uçurumdan düşmek, halka açık alanlarda çıplak olmak gibi benzer rüyalar gördüklerini bildirir. Bu tür rüyalar muhtemelen gizli stres veya endişeden kaynaklanmaktadır. Rüyalar benzer olabilir fakat uzmanlar rüyanın arkasındaki anlamın her insana özgü olduğunu belirtmektedir. Uzmanlar, belirli bir rüya görüntüsü veya sembolü için özel bir anlam veren kitaplara veya “rüya tabirleri sözlüklerine” güvenilmemesini söylemektedir çünkü rüyanın arkasındaki sebep o kişiye özgüdür.

Rüya Sembolizmi

Herkes tuhaf rüyalar görebilir. Rüyalar kesinlikle mantıklı olmayan rastgele bir görüntü akışı gibi görünebilir fakat aslında kişiler kendini farklı ve çok daha yaratıcı bir şekilde ifade ediyor olabilir. Rüyalarda oluşturulan imgeler, hayal gücünün iç dünyada olanları gerçeklerin dış dünyasına bağlamasının doğal yoludur. İç dünyadan dış dünyaya olan bu bağlantılar sembol olarak da bilinir. “Sembol” kelimesi Yunanca bir kelime olan symbolon’den gelir. Bu, madeni para (sikke) gibi, tekrar bir araya getirildiğinde bir bütün oluşturabilecek iki parçaya ayrılmış fiziksel bir simgedir. Bir yapbozun parçaları gibi, bir symbolon’un parçaları da farklı bir symbolon’un parçalarına uymaz.
Dünyadaki her insan her gece 90 dakikadan iki saate kadar veya daha uzun bir süre boyunca, hatırlamasa da rüya görmektedir. Rüyalar her zaman basit bir hikâye anlatmaz, farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanlar benzer rüyalar gördüğünü bildirdiklerinde rüya araştırma alanı daha da büyüleyici hale gelmektedir. Rüyaların gerçekte ne anlama geldiğini açıklamanın en basit ve en güçlü yolu, rüya dilinin ve imgelerin sembolik önemini anlamaktır. Bir sembol genellikle başka bir şeyin basit bir temsili olarak görülse de, aslında dış dünyanın açıklanmasını sağlayan bir bağlantıdır. Genellikle gökyüzü düşünce ve fikirleri sembolize eder. Su, duyguları sembolize eder. Ateş ve ışık yaratıcılığı ve tutkuyu temsil eder. Herkes rüyalarında benzer temalar yaratma eğilimindedir. Örneğin kovalanmak, düşmek veya uçmak, çünkü bunlar insan davranışının doğal yönlerini yansıtmaktadır. Araştırmalarda aşağıdaki ortak rüya görüntüleri tespit edilmiştir fakat rüyalardaki semboller ve görüntüler için tek ve kesin bir anlam yoktur.
Kovalanmak: Bu en sık bildirilen rüyalardan biridir. Çoğunlukla rüyada hissedilen endişe o kadar canlıdır ki, onları hatırlamayı kolaylaştırır. Çoğu zaman, bu rüyaların nedeni aslında kovalanma korkusundan değil, kaçılan şeydir.
Su: Su sıklıkla duyguları veya bilinçsiz zihinleri temsil eder. Suyun kalitesi (berrak veya bulanık, sakin ve çalkantılı olması) sıklıkla duyguların ne kadar etkili bir şekilde yönetildiğine dair fikir verir.
Araçlar: Bir araba, uçak, tren veya gemi olsun, rüyadaki araçlar, hayatın ne yöne gittiğini ve devamı üzerinde ne kadar kontrol sahibi olunduğunu yansıtabilir. Araçlar kişiye bir geçiş yapma ve hedefe ulaşmayı öngörme gücü verebilir ya da karşı karşıya olunduğu düşünülen ve üzerinde çalışılması gereken engelleri vurgulayabilir.
Kişiler: Rüyada başka insanları görmek genellikle benliğin farklı yönlerinin bir yansımasıdır. Rüyalardaki insanlar geliştirilmesi gereken özelliklerle ilgili olabilir. Belirli insanlar, üzerinde çalışılması gereken mevcut ilişkiler veya kişilerarası konularla doğrudan ilişkilidir.
Okul veya Sınıf: Rüyalardaki insanların kendilerini bir okulda veya sınıfta bulmaları çok yaygın bir durumdur, çoğu zaman yapmaya hazır olmadıkları bir testle karşı karşıya kalırlar. Okul veya sınıf içinde karşılaşılan “ders” veya “test” sıklıkla geçmişten öğrenilmesi gereken bir konudur. Bu da, rüyaların genellikle okulu uzun zaman önce bitirmiş insanlar tarafından rapor edilmesinin bir nedenidir.
Felç: Çoğu insan rüya sırasında, vücudun aslında rüya sırasında gerçekleşen eylemleri fiziksel olarak gerçekleştirmesini önleyen bir felç formuyla karşılaşır, bu nedenle felç hakkında rüya görmek sıklıkla REM aşaması ile uykudan uyanış aşaması arasındaki örtüşmeyi temsil eder. Felç hakkında rüya görmek, rüyayı görenin uyanık yaşamlarında kontrol sahibi olmadığını hissettiğini de gösterebilir.
Ölüm: Ölüm genellikle olumsuz olarak algılansa da, çoğu zaman rüya gören için gerçekleşen dramatik değişimle (yeni bir şeye yer açmak için bir şeyin sonu) doğrudan ilgilidir.
Uçmak: Bir rüyada uçmak ve bunun ne kadar etkili ya da kötü bir şekilde yapıldığı, yaşamda ne kadar kontrol sahibi olunduğu ve hedeflere ulaşılıp ulaşılamayacağı ile ilgilidir. Yüksekte uçmak, akla gelebilecek en öforik rüyalardan biridir. Uçarken veya yere inerken güç hatları gibi engellere takılmak son derece sinir bozucu olabilir.
Düşmek: Düşmeyle ilgili tüm rüyalar korkutucu ve olumsuz değildir. Rüyayı gören bazı kişiler huzuru ve bir şeyin gitmesine izin verme eylemini gösteren bir tür yavaş düşmeyi rapor etmektedir. Çoğu zaman, kontrolsüz bir şekilde yüksek bir yerden düşmek, hayatta kontrolden çıkmış bir şeyin olduğunu gösterir.
Çıplaklık: Duygusal veya psikolojik maruziyet veya kırılganlık rüyalarda genellikle çıplaklık yoluyla ifade edilir. Ortaya çıkan vücut kısmı, rüyaların anlaşılmasına yardımcı olacak duygu hakkında daha fazla fikir verebilir.
Bebek: Rüyada bir bebeğin görülmesi genellikle yeni bir şeyi temsil eder. Bu yeni bir fikir, iş yerinde yeni bir proje, yeni bir gelişme veya uyanık hayatın belirli bir alanında büyüme potansiyeli olabilir.
Gıda: Gıda, enerjiyi, bilgiyi veya beslenmeyi sembolize eder ve doğrudan akıl, duygular ve maneviyatla ilgilidir. Gıda aynı zamanda yeni bilgi ve anlayışlar için “aç” olunabileceğini ortaya koyabilir.
Ev: Evler sık sık rüyayı görenin zihnini temsil eder. Farklı katlar veya odalar rüyayı görenlerin bireysel olarak farklı yönleri ve farklı bilinç dereceleri ile ilgili olabilir. Bodrum katı genellikle ihmal edilmiş olanları veya rüyayı görenin uyanık yaşamında neyin farkında olmadığını gösterirken, yatak odaları samimi düşünceler ve duygularla (rüyayı görenin özüne en yakın olan) ilişkilidir.
Cinsellik: Rüyalarda seks, cinsel ifade için bir çıkış olabilir. Ancak seks hakkındaki hayaller, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla olan yakın ilişkilerini ve yeni bilgilerin mecazi entegrasyonunu da sembolize edebilir.

Rüyalar Gerçekleşebilir mi?

Bazen rüyalar gerçekleşir veya gelecekteki bir olayı anlatır. Gerçek hayatta ortaya çıkan bir rüya görüldüğünde, uzmanlar bunun büyük olasılıkla tesadüften, kötü bellekten, bilgilerin bilinçsiz bir bağlantısından kaynaklandığını ifade etmektedir. Bazen rüyalar kişiyi belirli bir şekilde hareket etmeye motive edebilir, böylece geleceği değiştirebilir.

Kaynakça:

https://www.verywellmind.com/characteristics-of-dreams-2795936
https://www.webmd.com/sleep-disorders/dreaming-overview
https://www.huffpost.com/entry/meaning-of-dreams_b_4504512
https://www.ppd.com.tr/ruyalar-hakkinda-en-ilginc-13-gercek/

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar