Tarihçi, bir bilim insanı olarak geçmişteki toplumların her türlü olayları, kaynaklar yoluyla günümüze ulaştırmakla görevlidir. Bir eser üretmek için kullanacağı kaynakları tenkit süzgecinden geçirmelidir. ”Gerçek, hiçbir zaman göründüğü gibi değildir” anlayışı ile hareket etmeli ve; Bu kaynağı oluşturan kim? Gerçekten bu kaynaktaki bilgilere sahip mi? Anlattıklarının ne kadar yakınında veya uzağında?Kaynağı meydana getiren ne kadar güvenilir? Gibi birçok sorular sorulabilir. Örnek olarak; Evliya Çelebi, yazmış olduğu ”Seyahatname” adlı eserinde, Osmanlı Devleti’nin içinde ve dşında 17. yüzyıl dönemiyle ilgili oldukça bilgi vermiştir. Bu bilgilerin bir kısmını bizzat gidip gördüğünü ve gördüklerini de yazdığını, ancak bazılarını da hiç gitmediği halde ya dönemindeki kaynaklardan okuyarak ya da başkalarından duyduklarını, dinlediklerini yazdığını biliyoruz. Hatta bazı bilgileri abarttığını, bazılarını da uydurduğunu biliyoruz.

Kullanmış olduğu kaynaklar, o dönem hakkında bilgi verir. Bu kaynaklar yazılı ve sözlü olarak ikiye ayrılır:

Yazılı Kaynaklar: Kitaplar, kitabeler, ferman ve beratlar, paralar, antlaşma metinleri, mezar taşları, kadı sicilleri, mektuplar, gazeteler gibi birçok obje yer alır.
Yazısız Kaynaklar ise; Mimari yapılar, mağara duvar resimleri, çanak-çömlek/kap-kacak gibi evsel malzemeler, heykeller, kabartmalar, hayvan fosilleri ve efsaneler gibi unsurları bünyesinde barındırır.

Önemli bir not olarak; Kaynaklar çok eski devirlere ait olabileceği gibi yakın dönemlere ait olanlar bile kaynak niteliği taşıyabilirler. Örnek; 16. yüzyılda yazılmış bir kadı sicili ile, 1900’lü yıllarda kaleme alınan hatırat kaynak niteliği taşır.
Birinci el kaynaklar: Olayın gerçekleştiği dönemden kalan kaynak ”Ana Kaynak” veya ”Birinci El Kaynak” olarak adlandırılır.
Birinci el kaynak, gerçekten olayın ya tam içinden veya en azından, yakınından bilgi veriyorsa bu kaynak birinci el kaynaktır.
Esas olan kaynak; olayın geçtiği zaman, mekan ve şahıs olarak içinde yer alıyor veya en azından, yakınında bulunuyor olmasıdır.
Örnek 1: Katip Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan Keşfü’z-Zünun adlı Arapça biblografik eseri birinci el kaynak olarak kabul edilir.

Örnek 2: 1831 yılından yayınlanmaya başlayan Takvim-i Vekayi adlı ilk gazete birinci el kaynak özelliğindedir.
Uyarı: Tarihçi Ahmet Cevdet Paşa, 12 ciltlik Tarih-i Cevdet adlı eserini yazmıştır. Bu eser Hz Adem’den başlar kendi dönemine kadar sürer. Kendisinden önceki dönemler başka tarihçiler tarafından yazılmıştır. Kendisi 1774 yılından sonraki dönemden başlayarak; ya başkasından görerek ya da bizzat görerek yazmıştır. Dolayısıyla kendisinden önce yazılan kısımları birinci el kaynak olarak değerlendirmemek gerekir.

Birinci el kaynak tanımını çok iyi kavramak gerekir. Bazen birinci el kaynak olmayan bir eser, yeri geldiğinde hemen birinci el kaynağa dönüşüvermektedir. Örneğin Halil İnalcık’ın bütün eserleri birinci el kaynaklardan yararlanılarak yazılmıştır; dolayısıyla birinci el kaynak değildir. Ancak Halil İnalcık ile ilgili yapılacak bir araştırmada, onun bütün yazdıkları kendisi hakkında bize bilgi veren bir birinci el kaynağa dönüşecektir. Bu Cevdet Paşa örneğinde de geçerlidir.

İkinci ve üçüncü el kaynaklar: Daha çok birinci el kaynaktan esinlenilerek meydana getirilmiş kaynaklardır.Olayın gerçekleştiği zamandan sonra ve devrin kaynaklarından (birinci el kaynak) oluşturulur.İkinci el kaynak, yazarı ne kadar tanınmış veya işinin ehli olsa da, yazdığı eser, birinci el veya diğer başka kaynaklara dayalı olarak, onlardan yararlanarak yazılmış ise bu, her halukârda ikinci el kaynaktır.Bütün araştırma, inceleme yazıları, genel olarak ikinci el kaynak grubuna girmektedir.
Üçüncü el kaynaklar, temelde, diğer kaynaklar hakkında bilgi vermektedir. Bu eserler, birinci el kaynakların veya ikinci el kaynakların neler olduğunu ya da bunlara nasıl ulaşlabileceğini anlatmaktadır. Örnek olarak; Bursalı Mehmet Tahir’in Osmanlı Müellifleri ile Franz Babinger’in Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri sayılabilir.Sonuç: Tarihçi, kaynakları eleştiri süzgecinden geçirip sofraya koymalıdır. Araştırmacı, karşısına çıkan ilk bilgiyi değil, kendisini doğru bilgiye götürecek kaynağı kullanması gerekir.
Her kaynaktaki bilgiyi tenkit etmelidir.
Kaynaklar arasında derecelendirme yapmalıdır.

Kaynakça:
Muhittin Tuş, ”Tarihçi ve Kaynak”, Tarih İçin Metodoloji.
İbrahim Şirin, ”Tarih Tenkidi”, Tarih İçin Metodoloji.

Yazar:Mesut Baydu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here