Son zamanlarda toplumların içerisindeki hızlı yaşam temposu, insanların günlük hayatta zaman sıkıntısı çekmesine neden oldu. Bu nedenle kişiler çoğunlukla, yapmak istedikleri işlere yeterli zaman ayırabilmek için, uyku saatlerini azaltmaya başladı. Fakat bu konuda yapılan çalışmalara göre, yetersiz uyku kişinin gün içerisindeki verimini düşürdüğü için, uyku saatlerini azaltmak uygun bir strateji olmayabilir.

Yeni araştırma sonuçları, yetersiz uykunun beyin işlevleri üzerinde ciddi etkileri olduğunu gösterdi. Uyku; görsel öğrenme ve hafızayı pekiştirme konularında anahtar bir role sahip olabilir. Çünkü uyku eksikliği çeken kişiler, hafıza kayıpları yaşar. Bu kişilerin beyninde nöronlar arasındaki iletişim geçici olarak bozulur.

Kronik uyku bozukluğu, beyinde geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Pennsylvania Üniversitesi’nde hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışmada, uzun süren uyanıklığın nöronların hasara uğramasına yol açtığı görüldü. Nöronlardaki bu hasar, kalıcı olabilir. Kısa süreli uyku, beyin hacminin küçülmesiyle de bağlantılı olabilir. Diğer çalışmalar ise, derin uyku sırasında sentezlenen kimyasalların beyin de dahil olmak üzere tüm vücudu onarmak için gerekli olduğunu gösterdi.

Günlük aktiviteler sırasında beyin, işitsel ve görsel binlerce uyarana maruz kalır ve elde ettiği bütün bu bilgiyi işlemesi olanaksızdır. Hafızaya ulaşma ve çok sayıda etiketleme işlemi, gece uyku sırasında gerçekleştirilir. Bu durum, kütüphaneye gitmeye benzetilebilir. Masada bulunan bütün kitapların günün sonunda kataloglanması gibi, beyin de uyku sırasında bilgiyi sınıflandırır. Bu nedenle, sadece 4 ya da 5 saat uykuyla idare etmeye çalışan kişiler hafıza testlerinde zayıf performans gösterirler.

Geceleri yedi ya da sekiz saatten az uyumak; bilişsel aktivitelerin bozulması, hafıza kaybı ve hatta Alzheimer hastalığı ile sonuçlanır. Hafızanın yaratılmasıyla ilişkili kimyasallardan biri olan asetilkolin, uyku ve rüya ile ilişkilidir. Beyinde asetilkolin sentezleyen hücreler hasara uğradığında, Alzheimer hastalığı gelişmeye başlar ve kişi rüya göremez.

Uyuduğumuzda, beynimizin de uyumaya başladığını düşünebiliriz. Fakat beynin bazı bölgeleri geceleri, gündüze kıyasla birkaç kat daha fazla aktiftir. Bu bölgelerden biri, glymphatic sistem adı verilen ve yeni keşfedilen beynin boşaltım sistemidir. Bu sistem, beyni toksinlerden temizler ve bu toksinlerin geri dönüşümünü sağlar. Uyku sırasında amyloid plakların gelişimiyle ilişkili bir protein, beynin boşaltım sistemi ile aktif şekilde geri dönüştürülür. Yetersiz uykunun sonucunda bu proteinin yıkılamaması, beyinde amyloid plaklarının oluşmasına neden olur. Bu nedenle kronik uyku düzensizliği Alzheimer hastalığına yakalanma riskini arttırır.

Beynin boşaltım sistemi nasıl çalışır? Sağlıklı gönüllülerin beyin tarama sonuçlarında araştırmacılar; beynin atıkları lenf damarlarıyla uzaklaştırdığına dair bir kanıt buldular. Bu durumda, lenf damarları beyin ve bağışıklık sistemi arasında bir bağlantı görevi yapıyor olabilir.

Lenf damarları, vücudun dolaşım sisteminin parçasıdır. Vücudun büyük bir bölümünde kan damarlarıyla birlikte bulunur. Bağışıklık sistemi hücrelerini ve atıkları içeren renksiz bir sıvı olan lenfi, lenf bezlerine taşırlar. Kan damarları beyaz kan hücreleri organlara taşır, lenf sistemi ise organlardan hücreleri alarak tekrar dolaşıma katılmalarını sağlar. Bu süreç, bağışıklık sisteminin organın patojenler tarafından saldırıya uğrayıp uğramadığını ya da hasar görüp görmediğini anlamasını sağlar.

1816 yılında İtalyan bir anatomi uzmanı, beynin yüzeyinde lenf damarlarının olduğunu rapor etti. Fakat iki yüzyıl boyunca, bu bilgi göz ardı edildi. 2015 yılında, fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, beyinde lenf sistemi olduğuna dair kanıtlar bulundu. Bu çalışmadan sonra, otopsi yapılan insan beyin dokusunda da kan damarları ve lenf damarları birlikte bulundu. İnsan olmayan primatların otopsisinden de benzer sonuçların elde edilmesi, lenf sisteminin memeli beyninin yaygın bir özelliği olduğunu gösterir. Bu sonuçlar, beyin ve bağışıklık sistemi arasında daha detaylı bir ilişkiyi ortaya çıkarır. Gelecekte yapılacak araştırmalarda bu sistemin, multiple skleroz ve diğer sinir sistemi hastalıklarında daha farklı çalışıp çalışmadığı araştırılacaktır. Belki de, altında yatan mekanizmaları henüz bilmediğimiz nörolojik hastalıklar, beynin boşaltım sistemindeki bir bozukluktan kaynaklı olabilir.

Sağlıklı bir uyku düzeni, beynin boşaltım sisteminin doğru şekilde çalışmasını sağlayarak, nörolojik hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Bu nedenle uyku kalitesi, hafızayı korunmanın yanı sıra, hastalık riskini de azaltarak uzun dönemde de faydalı etkiler sağlar.

Kaynakça:
https://www.nih.gov/news-events/news-releases/nih-researchers-uncover-drain-pipes-our-brains
https://www.aarp.org/health/brain-health/info-2014/sleep-for-brain-health.html

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here