Yeryüzündeki Beş Gizemli Ada

Güzel, ilginç ve hatta tuhaf! Yeryüzündeki en gizemli adaları tanımlamak için bu kelimeler uygun olabilir. Ada denilince aklınıza deniz, kum, güneş, bozulmamış plajlar ve Hindistan cevizi ağaçları gelse de dünya üzerindeki bazı adalar bunlardan oldukça farklıdır. Eğer ada denildiğinde tropik bir cennet hayalinden vazgeçmeye hazırsanız, aşağıda yeryüzünde bulunan en gizemli ve alışılmadık adalardan bazılarını açıklayacağız.

Biliyor Muydunuz?

Dünya üzerinde yaşayan her altı kişiden birinin bir adada yaşamakta olduğu tahmin edilmektedir.

1) Easter (Paskalya) Adası:

8168_moaisPaskalya adasında bulunan ortalama 14 feet (4.5 metre) uzunluğunda ve ortalama 14 ton ağırlığındaki devasa heykelleri görmek sizi büyüleyecektir. “Moai” olarak bilinen bu devasa antik heykeller volkanik kayalardan oyulmuştur. Bu heykellerin amacı ve kökenleri günümüze kadar halen gizemini korumaktadır. Paskalya Adası Şili ve Tahiti arasında yer almaktadır. Moai heykellerinin oluşturulması sırasında, bu adada “Rapa Nui” halkı yaşamakta idi. Yıllar boyunca hem arkeologlar hem de ziyaretçiler Paskalya adasının yerlilerinin neden bu heykelleri inşa ettikleri hakkında fikir yürüttüler. Bazı kişiler bu insan benzeri görünüme sahip heykellerin eski kabile şeflerini temsil ettiklerine inanıyor.

Daha ilginç bir teori ise, bu heykellerin Rapa Nui halkına ve diğer eski kültürlere bilgi, ilim getiren antik uzaylıların birer tasviri olabileceği fikridir. Garip olabilir ancak ada üzerinde bir değil, iki değil tam 887 tane dev heykel yerleştirilmiştir. Pek çok kişi bu büyüklükte bu kadar çok heykeli Rapa Nui halkının yapması ve taşıması oldukça zordur. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Moai heykellerini uzaylıların yaptığına inanıyor musunuz? Belki de Paskalya adasına gidip heykelleri kendiniz kontrol etmelisiniz.

2) Seychelles (Seyşeller):

8168_coco_de_mer_lSeyşeller Afrika’nın doğu kıyısında, Hint Okyanusu’ nda bulunan 115 adadan oluşan bir gruptur. Bu adalar inanılmaz yaban hayatları ile ünlüdür ve Seyşeller’ in en az yarısı milli parklar olarak korunmaktadır. Ancak bu adaları özel kılan bir yönleri daha var. Bu adalar Coco-de-mer (deniz hindistan cevizi) adı verilen dünyanın en büyük tohum ve yaprağını üreten dev bir bitkiye ev sahipliği yapıyor. İlk kaşifler bu bitkinin büyüklüğü ve aynı zamanda kadınsı bir şekle de sahip olan normalden oldukça büyük tohumu karşısında oldukça şaşırmışlardır. Kaşifler bu bitkinin Adem’ in düşmesine sebep olan bitki olduğuna ve adanın da bu nedenle cennet bahçesi olduğuna inanmaktadır.

“Coco-de-mer” bitkisi haricinde Seyşeller dünyanın en küçük kurbağası ve en ağır kara kaplumbağası da dahil olmak üzere pek çok egzotik türe ev sahipliği yapmaktadır. 600 kilogramlık kaplumbağalara ev sahipliği yapan dört mercan adasından oluşan Aldabra Atoll ve “Coco-de-mer” ağaçlarını bulabileceğiniz Vallee de Mai Doğal Koruma Bölgesi UNESCO tarafından “Dünya Mirası” İlan edilmiş iki bölgesidir.

Bu adaların sakinleri Afrika, Avrupa, Çin ve Hintli kaşiflerin torunlarıdır. Bu nedenle burada kültür tüm bu bireysel kültürlerin çeşitli birleşmesidir. Zengin kültürü, egzotik flora ve faunası, coco-de-mer bitkileri ve cennet bahçesi olduğu efsanesi nedeniyle Seyşeller’ i ziyaret etmelisiniz.

3) Surtsey Adası:

8168_surtseySurtsey adasına bir gezi zamanda seyahat gibi, insan faaliyetleri tarafından kirletilmemiş bir dünya ve burada hayat çok kısa bir süre önce başlamıştır. Bunun nedeni Surtsey adasının 50 yaşından az yeni doğmuş bir ada olmasıdır. Surtsey adası İzlanda’ nın en güney noktasındadır ve 1963 yılı öncesinde var olmamaktaydı. Ancak bir su altı volkanının patlaması ile ada oluşmaya başlamıştır. Volkanik aktivite 1967 yılına kadar devam etti ve böylece bölgede 2.7 km ² lik bir arazi oluşmuştur. Ancak dalgalar erozyon ile 2002 yılında bu araziyi 1.4 km ² büyüklüğüne kadar küçültmüştür. Ancak adayı inceleyen bilim adamları adanın yakın tarihte yok olmayacağı ön görümünde bulunmaktadır.

Mikroorganizmalar, böcekler, kuşlar, bitkiler hatta fokların bu yeni oluşmuş adada yaşamlarını sürdürdükleri artık görülebilmektedir. Dünya üzerinde yeni oluşan topraklarda hayatın nasıl kök saldığının incelenmesi için harika bir çalışma bölgesidir.

4) Bebekler Adası (The Island of the Dolls):

Pediofobi (oyuncak bebek fobisi) olmasanız bile, Meksika’ da bulunan ağaçlardan sarkan yüzlerce oyuncak bebek ile bu ada yeterince tüyler ürpertici! Hala korkmadınız mı? Adanın ürkütücü geçmişine baktığımızda korkacaksınız!

Bu ada bir zamanlar Don Julián Santana adında yerel bir çiftçiye ait imiş. Don Julián Santana 1950 yılında, yerel kanalda küçük bir kızın boğulmasına tanık olmuş ve onu kurtarmayı başaramamıştır. Daha sonra, o kıza ait olduğuna karar verdiği kanaldaki suda yüzen bir oyuncak bebek bulundu. Çiftçi oyuncak bebeği sudan aldı ve genç kızın ruhuna duyduğu saygıyı göstermek için onu bir ağaca astı. Ancak bu çiftçi genç kızın hayaletinin artık buraya musallat olduğuna inanmaya başladı. Bu nedenle korkan çiftçi daha fazla oyuncak bebeği ağaçlara asarak bu hayaletten kurtulmaya çalışmaktaydı. Gelecek 50 yıl boyunca, Santana bu uygulamaya devam etti ve 1.500 ‘den fazla oyuncak bebek topladı. 2001 yılında bir kalp krizi nedeniyle öldü. Şu anda kuzeni Anastasio adada yaşamaya başlamıştır ve adayı bir turist merkezi haline getirmiştir. Anastasio da o küçük kızın ruhunun hala bu adada bulunduğunu ve bu nedenle asılı bebekleri kaldırmadığını söylemektedir. Hatta geceleri bu bebeklerin hayata döndüklerini ve birbirlerine fısıldadıklarını iddia ediyor. Bir turist kandırmacası mı yoksa gerçek bir hayalet öyküsü mü olduğuna siz karar verin!

5) Gaiola Adası:

8168_gaiolaİtalya, Napoli kıyılarında birbirine bir köprü ile bağlanmış iki küçük adadan oluşan Gaiola adası yer almaktadır. Bu güzel ada taş evleri ve sokakları ile tam o eski İtalyan cazibesine sahiptir. Ancak lanetli olduğuna inanılan bu güzel ada artık tamamen terk edilmiştir. Bu lanetin geçmişi 1920’lere kadar uzanmaktadır. Bu adada yaşayan İsviçreli Hans Braun’ un ölü bedeni bir halıya sarılmış olarak bulunmuştur. Bir kaç ay sonra Hans Braun’ un eşi adayı çevreleyen sularda boğulmuştur. Adada daha sonraki ikamet eden kişi olan Alman Otto Grunback ise villasında bir kalp krizine yenik düşmüştür. Adanın bir sonraki sahibi olan farmasötik sanayici Maurice-Yves Sandoz ise akıl sağlığını kaybetmiş İsviçre’de bir akıl hastanesine yatırılmıştır ancak daha sonra intihar etmiştir. Daha sonra adayı satın alan Alman çelik patronu Baron Karl Paul Langheim, ekonomik krize girmiştir. Ondan sonra bu adayı satın alan multimilyoner Paul Getty’nin torunu kaçırılmıştır.

Adanın son sahibi olan Gianpasquale Grappone, sigorta dolandırıcılığı suçlamasıyla itham edilmiş ve 2009 yılında cezaevine gönderilmiştir. Lanetli olduğuna inanılan adaya o zamandan beri adaya sadece bazı yüzücüler ve maceracılar gelmektedir. Bunun dışında ada tamamen terk edilmiştir.
Kaynakça:
http://www.buzzle.com/articles/most-mysterious-islands-on-earth.html

Yazar: Tülay Arsoy